Doctor Who 11. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Sonunda Gerçek Doctor Who Tadı

Malumunuz üzere Doctor Who bu sezon izleyicilerini, hayranlarını ziyadesiyle üzdü. Sezonun 7. bölümü ise sezon geneline yayılan sıkıntılı halin biraz olsun dışına çıkmayı başarabilen, aradığımız gerçek Doctor Who tadını bizlere sunabilen bir bölüm oldu. Bakalım bölümde neler güzel olmuş. Diğer altı bölümde eksik bırakılan ne imiş.

Doctor Who’da yeni başyazarların yaptığı en klasik hatalardan biri eski sezonları, eski bölümleri ve Doctor’ları yok saymak oluyor ne yazık ki. Bu durum Steven Moffat döneminde de böyle oldu, Chris Chibnall döneminde de böyle seyrediyordu hatta Chibnall şu ana kadar eski sezonlara ait tek bir uzaylı türünü bile kullanmadı. Fakat bu bölüm işi biraz değiştirdi. Kerblam’ın getirdiği paketin içerisinde Doctor Who hayranlarının Matt Smith ile özdeşleştirdiği fesin çıkması damaklarda hoş bir tat bıraktı. Yüzler güldü, mazi anıldı. Zannediyoruz ki eski Doctorlara yapılacak böyle ufak tefek alıntılar dizi izleyicilerinin ziyadesiyle hoşuna gidecektir. Hayranların ve bundan dolayı yapımcıların çok da memnun olmadığı bu sezonda Tennant ve Smith’in karşılıklı döktürdüğü bölümlere benzer bir şey göremeyeceğimiz açık gibi fakat bu ufak ufak değinmeler bile hayranları yeterince mutlu edebiliyor.

Bölüm Russel T. Davies sezonlarını andıran atlayıp zıplamalı bir macera temasına, Moffat dönemini andıran twistlere ve Chris Chibnall’ın başarılı bir şekilde yarattığı derinlikli karakterlere sahip. Bu da bölümü Doctor Who seven, alıştığı tatları tekrar almak isteyen insanların gözünde güzel bir noktada konumlandırıyor. Geçmişinde parlak bir bilimkurgu kariyeri olmayan Pete McTighe‘ın başarısı göz doldurur nitelikte. Umarım kendisinin yazdığı başka bölümler de görürüz.

Kerblam teslimat robotlarının ve mekanın tasarımı hiç de fena değildi. Chris Chibnall dönemine dair en övülesi şeyler, eski düşmanlara başvurmayarak evreni genişletmesi ve başarılı görsel yönetim muhtemelen. Cyberman, Dalek, Weeping Angels gibi alışıldık, hatta suyu çıkartılmış düşmanların gözükmeyişi gerçekten mutluluk verici. Koca evrende yeni yeni şeyler keşfetmemiz hatta Doctor’u bile şaşırtan şeylerle karşılaşmamız bizleri mutlu ediyor. Bu yeni yaratıkların tasarımları da gayet göze hoş geliyor. Kerblam teslimat robotları da yüzlerindeki ürkütücü gülümseme ile mekanik ses tonları ile dizi içerisinde işlevini gayet başarıyla yerine getiriyor.

Yol arkadaşlarının mesleklerinin devamlı işe yaraması da güzel bir unsur. Bu bölümde Ryan’ın eski mesleğinin işe yarıyor olması genel olarak pek sevilmeyen bir karakter olan Ryan’a sempati kazandırıyor. Yaz her zamanki gibi gayet ortalama, çok sevemiyor yahut çok sinir olamıyorsunuz. Graham gerçekten dizinin yol arkadaşı ihtiyacını tek başına karşılayabilecek bir karakter. Sempatik, eğlenceli, komik. Sezonun diğer bölümlerinde yakındığımız durumun da bir nebze önüne geçilmiş. Doctor biraz daha etkin, daha ön planda bölüm içerisinde. Umarım daha da ön plana geçecek, bizi daha da mutlu edecektir.

Bölümün değindiği, otomasyon sistemleri yüzünden insan gücünün ikincil plana atılması hadisesi bilimkurgu türünün uzun zamandır değindiği bir konu. Bu konu ile ilgilenenler için buna dayalı bir distopya olan Otomatik Piyano isimli kitabı tavsiye edebiliriz. Bölüm bu durumun altından görece başarılı bir şekilde kalkıyor. Mesajını son birkaç bölümün aksine fazla fazla göze sokmadan veriyor. Kötü adamımız empati kurulabilir bir nitelikte. Bölüm boyunca karakterler siyah veya beyaz olmaktan ziyade gri bir çizgi üzerinde seyrediyor.

Bölüm sonu twisti ise gerçekten çok Moffatvari idi. Yani ziyadesiyle afili gözükmekle beraber biraz derin bir bakış attığımızda sıkıntılı olduğunu fark edebiliyoruz. Söz gelimi bu insanlar baloncuklu naylonu patlatmak zorunda değiller, bu planı biraz sıkıntıya sokmuyor mu? Eylemden çok kısa bir süre sonra bu sıkıntının otomasyon kaynaklı değil de insan kaynaklı olduğu anlaşılmaz mı? Bu durum insanları daha zor duruma sokmaz mı? Şu kısım boşluklar biraz daha doldurulsa daha doyurucu bir son ile karşılaşırmışız.

Değinmeden geçmemek gerek, Doctor Who’nun bu sezonuna yayılmış ayrımcılık karşıtı tema bu sefer de robotlar üzerinden ortaya çıktı. Robofobi kavramı ortaya atıldı, Doctor öyle deme ama benim robot arkadaşlarım da var dedi. Keşke şu ayrımcılık karşıtı tavır birleşe birleşe sezon sonunda gayet başarılı ve vurucu bir ana öyküye zemin hazırlıyor olsa, diyoruz. Artık bundan çok ümitli olmasak da gönül istiyor böyle şeyler.

Yeni bölümü siz nasıl buldunuz? Görüşlerinizi bizlerle paylaşmayı unutmayın!

  • 9
    Shares
Etiketler:  




1991 yılında Manisa'da doğdu, Ege Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı okudu. Halen orada yüksek lisans yapıyor. Öyküler yazdı, öyküler yayınladı. Bilgisayarında iki öykü kitabı dosyası var. Bir ayağı Arthur C. Clarke'ta bir ayağı Ahmet H. Tanpınar'da. Bir gözü Tarkovski'de Bergman'da bir gözü Christopher Nolan'da.

Doctor Who 11. Sezon 7. Bölüm İncelemesi: Sonunda Gerçek Doctor Who Tadı

Malumunuz üzere Doctor Who bu sezon izleyicilerini, hayranlarını ziyadesiyle üzdü. Sezonun 7. bölümü ise sezon geneline yayılan sıkıntılı halin biraz olsun dışına çıkmayı başarabilen, aradığımız gerçek Doctor Who tadını bizlere sunabilen bir bölüm oldu. Bakalım bölümde neler güzel olmuş. Diğer altı bölümde eksik bırakılan ne imiş.

  • 9
    Shares

 

 

Başa dönün