Cam Arılar: Eski ve Yeninin Çatışması

Eski ve yeninin, teknoloji ve doğanın, geçmiş ve geleceğin çatışması. Zıtlıkların birbirleriyle dertleşmesi ve çözüm arayışı. Ernst Jünger'in "Cam Arılar" kitabını inceledik.

Namus ve haysiyet artık gülünç birer kelimeden ibaretti. “Yalnızlık” kelimesi yine tüm ağırlığıyla geceye sinmişti. Alçaklığın yalnızlaştırıcı bir etkisi vardır, tıpkı bir yıldızın yok olma tehdidiyle karşılaşması gibi.

Savaş edebiyata çok güçlü yansır.

Bunun birçok sebebi var. İnsanı hem rahatsız eder hem ilgisini cezbeder hem de yüksek düzeyde etkilenir. Etkilenmemesi elde değil ki. Sadece savaşın kendisi değil, öncesi ve sonrasıyla da bambaşka bir ortamın oluşmasına neden olur. Ölümün pençesinde yaşam, geride kalanların belirli ya da belirsiz yasları, ekonomik problemler… ve çok daha fazlasıyla apayrı bir “normalliğe” alıştırır insanları.

Üstelik bu savaşla çalkalanan dönemler, sadece kendi zamanını değil ötesini de büyük ölçüde etkiler ve etkilemeye devam eder. İşte bu nedenle savaşların edebiyattaki yansımaları çok fazladır. Ve anlattığı tamamen uydurma olsun ya da olmasın okuyana dokunmayı başarabilir.

Bu yazıda KR Kitap Kulübü’nün yedinci etkinliği kapsamında okuduğumuz Ernst Jünger’in 1957 yılında yazdığı “Cam Arılar”ı (Gläserne Bienen) inceleyeceğim. Bu eserin Jaguar Kitap’ın altkültür serisi Prospero Kitaplığı’nın üçüncü kitabı olarak çıktığını da hatırlatayım.

Jünger de savaştan etkilenen kalemlerden. Hatta etkilenme boyutu çok güçlü, zira bizzat yaşamış bir isim. Bir yazarın böyle bir deneyiminin kalemine yansımaması, bunun üzerine kafa yormaması küçük bir ihtimal.

Gelin yazarın hayatını inceleyerek başlayalım.

Savaşla İç İçe Geçen Bir Yaşam

Yazar 1895 tarihinde Almanya’nın Heidelberg adlı kasabasında doğmuş. Ancak tabii ki burada huzurlu ve basit bir yaşam geçirerek hayata gözlerini yummamış. 17 yaşında evden kaçarak Fransız Yabancı Lejyonu’na katılmış. Daha sonrasındaysa Alman ordusuna yazılarak I. Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katılmış.

El mahkûm diyerek gitmesinden ziyade savaşa dâhil olmak için yol aradığını söyleyebiliriz. Savaşı bizzat deneyimleyen, buna sert ve alaycı şekilde yaklaşan bir diğer yazar Kurt Vonnegut’ın aksine Jünger farklı bir açı sunuyor. Tam tersine Cam Arılar’da savaşı, süvari yaşamını özleyen bir asker var. Farklı bir noktadan kalemini salladığı kesin, savaşa daha yakın bir yerden.

GÖZ ATIN  Gölgeye Övgü, Kaybolan Bir Mirası Tekrar Hatırlatıyor

Harpla ilgili deneyimi bunlarla da sınırlı değil. II. Dünya Savaşı’na da yüzbaşı olarak katılmış. Çarpışmalarda birçok kez yaralanmış… Üstelik herhangi bir sonuca ulaşmasa bile Hitler’e karşı suikast girişiminde adı geçmiş. Ancak ceza almasa bile aynı yıl oğlu bir bahane öne sürülerek hapsedilmiş ve öldürülmüş.

103 yıllık uzun yaşamında savaş, ölüm ve acının yeri çok büyük.

Her geçen gün daha da mekanikleşerek tahmin edilebilir oldukları için kendinizi çoğu zaman insanların arasında yaşamıyor gibi hissediyordunuz. Yine de bazen geçmişin sesini duyardım; güneşin ilk ışıklarıyla birlikte trompetler kalbimizi titreterek çalar, atlar usul usul kişnemeye başlardı. Bunların hepsi artık geride kalmıştı.

Teknoloji ve Doğanın Savaşı

Biraz da kitabın anlattıklarına doğru yola çıkalım. Hikâye Richard adlı eskiden savaşta süvari olan ve tank denetçiliği yapmış bir askeri anlatıyor. Eserin geçtiği zaman diliminde artık askerliği bırakmış ve kendisini “yeni” dünyaya uyum sağlamaya çalışırken okuyoruz. Ne yazık ki pek başarılı olamıyor. Birçok becerisi olmasına rağmen istediği bir yere tutunamıyor ve işsiz olarak yaşamını idame ettirmeye çalışıyor.

Beş parasız kalıyor, kendisini çok seven karısının yanında mahcup hissediyor. Teknolojinin çok geliştiği dünyada uyumsuz, kayıp ve çökkün bir şekilde dolanırken görüyoruz. Teknoloji mesleğini ve işlevselliğini elinden alıyor. Süvarileri değersiz kılıyor ve bir kültürü yok ediyor.

Richard üzerinden Jünger de teknolojinin süvarileri ve insanı değersizleştirmesini odak noktası hâline getiriyor. Teknoloji her ne kadar birçok şeyi daha pratik yapsa bile, bu gerçekten mutluluğa mı hizmet ediyor? Günümüzde hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip Black Mirror’da olduğu gibi burada da “teknofobi” önemli bir yere sahip.

Diğer yandaysa insanlar tarafından âdeta ilah olarak görülen teknoloji dehası iş adamı Zapparoni var. Bu karakterin günümüzde birçok yansımasını görmek içten bile değil. Zapparoni’nin kendi adını verdiği, toplum üzerinde önemli etkiye sahip bir şirketi de var. Richard’a da eski askerlik arkadaşı aracılığıyla iş teklifi geliyor ve doğrudan Zapparoni’nin kişisel mülküne yola koyuluyor. Aslında hikâye asıl olarak da burada başlıyor. Teknoloji ve doğanın, geçmiş ve geleceğin, eski ve yeninin… iki zıttın kapışması.

GÖZ ATIN  Haftanın Kitabı #111 – Cam Arılar

Bu şirket devasa robotlar yerine küçük, çok detaylı, mühendislik ve teknoloji harikası robotlar yapmasıyla ünlü. O kadar ki kitaba da ismini veren cam arılar bunlardan birisi. Zira bu cam arılar minicik olmasına rağmen kusursuz bir şekilde işleyen inanılmaz bir sistemleri var. Hiç hata yapmadan doğal arılara kıyasla çok daha efektif çalışabiliyorlar. Bu robotlar bir yandan büyüleyici, diğer yandan çok tehlikeli görülebilir. Bir yandan kusursuz ve işlevsel, diğer yandan tekinsiz ve sahte algılanabilir. Nereden bakıldığına göre çok değişir.

Ernst Jünger

Anlatımı Üzerine

Kitabın anlatımı Richard’ın ağzından birinci şahıs anlatıcı ile aktarılmış. Bazen karakterin günlük olay akışından koparak çocukluktan askerlik günlerine kadar geçmişine yolculuğa çıkıyoruz. Bazense yaşadıkları üzerine çeşitli görüşlerde bulunuyor karakter. Yukarıda anlattığım çatışmaları kendisi de zihninde sık sık yaşıyor. Yani temelde eskinin ve yeninin çarpışmasına cevap arıyor. Kitapta teknoloji, savaş ve değişim gibi konular ana temaları oluşturuyor.

Romanda beğendiğim noktalardan birisi yazarın açıkça gördüğümüz üzere donanımı. Metinde kullandığını benzetmeler, birikimiyle kullandığı yedirmeler çok hoşuma gitti. Bilhassa bu kitapta mitolojik temelli yerleştirmelerin anlatıya edebî katkısının iyi ve yerinde olduğunu düşünüyorum.

Olumsuz noktaysa çok önemli bir unsur. Kitabın anlatım akışını zayıf buldum. Bunu açmam gerekirse, Richard’ın düşüncelerine, geçmişine geçişinin zamanlamasını beğenmediğim kısımlar oldu ve bu da benim için metnin etkileyiciliği üzerinde olumsuz etkiye neden oldu.

Bazen konuşma arasında Richard “kısa süreliğine” bambaşka düşüncelere dalıyor. İster istemez “Neden şimdi?” diye sorarken buldum kendimi. Karakterin geçmişini ve düşüncelerini anlatırken yer yer bunu metne yedirilmesinde problem olduğunu düşünüyorum.

Çevirmen, Editör ve Kapak

Romanın çevirmenliğini Mert Moralı üstlenmiş. Kendisi Dokuz Eylül Üniversitesi’nda Mütercim-Tercümanlık (İngilizce-Almanca) okumuş ve Boğaziçi Üniversitesi’nde çeviribilim bölümünde de yazılı çeviri alanında yüksek lisans yapmaktaymış. Editör koltuğunda da yer alan Gökhan Aksay yer alıyor ve düzeltiyi  Suat Kemal Angı yapıyor. Birlikte başarılı bir iş çıkarmışlar. Özenli çalışmalarına şapka çıkartıyorum.

GÖZ ATIN  "Soğuk Deri" Yeniden Okurlarla Buluşuyor

Kapak tasarımı konusuna gelirsek pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Daha önceden aynı yayınevinden çıkan Kanını Satan Adam’daki minimalist çalışmayı sevmiştim. Ancak şimdiye kadar Prospero Serisi’ndeki kitapların kapak tasarımları hoşuma gitmiyor. Tasarımsa Orsolya Bercsek’e aitmiş.

Son Olarak

Savaş sonrasında boşlukta bir adam. Yeni gerçekliğe uyum sağlamayıp eskiye ve savaşa, alıştığı normalliğe karşı özlemle dolmuş eski bir asker, süvari. Diğer yandan teknolojinin hızına yetişemeyen bir doğa. Süvarileri değersizleştiren ve hayatı “kolaylaştıran” yenilikler.

Cam Arılar eski ve yeninin, teknoloji ve doğanın, geçmiş ve geleceğin çatışması. Zıtlıkların birbirleriyle dertleşmesi ve çözüm arayışı. Harika bir eser olmasa bile bu konulara ilginiz varsa, çözümsüz sorulara cevap aramak isterseniz şans verebilirsiniz.

Keyifli okumalar.

1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Cam Arılar: Eski ve Yeninin Çatışması

Eski ve yeninin, teknoloji ve doğanın, geçmiş ve geleceğin çatışması. Zıtlıkların birbirleriyle dertleşmesi ve çözüm arayışı. Ernst Jünger’in “Cam Arılar” kitabını inceledik.

 

 

Başa dönün