Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları – Hâlâ mı Kehanetler, Yine mi Kayıp Çocuklar?

Fantastik Canavarlar: Grindelwald'ın Suçları'nı izledik. Harry Potter'ın büyülü dünyasına bu defa Paris'in puslu atmosferi eşliğinde konuk olduk. Bizi neler bekliyor, yapımı beğendik mi? Spoiler'sız bir ilk bakışla karşınızdayız.

Dün basın gösteriminden çıktıktan sonra bu yazı hakkında olası başlıkları aklımdan geçiriyordum: “Grindelwald’ın Suçları: Harry Potter Dünyasının Sırtına İnen Balta Darbesi” en eğlendiğim oldu. Umut kırmak, algılarla oynamamak, tık tuzağı izlenimi vermemek için başlıktan vazgeçtim.

Ama söyleyeceklerim konusunda, kendimi durduracak değilim. Film henüz vizyona girmediği için sürpriz bozanlardan (spoiler) olabildiğince kaçınacağım. Bu galiba benim için ilk defa iyi bir şey. Çünkü yazarken suratım daha az asılacak. Yine de filme umutlu girmek isteyenlerin bu yazıdan uzak durmasını öneriyorum.

Harry Potter kitapları bir şekilde sinemaya uyarlandı. 8 filmi öyle ya da böyle izledik. Kimisi iyi, kimisi kötü, bazısı da vasatı aşamayan işlerdi. Fakat yine de Harry Potter markasını bugünlere getiren kitaplar değil filmlerin üstün pazarlama başarısı oldu. Belki de bu sebeple Ölüm Yadigarları’ndan sadece 5 yıl sonra, bir daha Harry Potter işi yok, diyen Rowling aynı dünyaya yelken açmaya kalktı. Önce “Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar?” kitabının yazarı Newt Scamander’ın maceralarını konu alan bir üçleme olarak düşünüldü. Sonra olaya Albus DumbledoreGellert Grindelwald gibi Büyücülük Dünyası’nın önemli isimleri de katıldı. İş 5 filmlik bir seriye dönüştü. Böylece Rowling en az 10 yıl daha bizlere Potter dünyasından hikâyeler anlatmaya devam edebilecekti.

İlk film 2016’da vizyona girdi ve… yeni bir çağ, yeni karakterler, eski büyüler, değişik canavarlar derken kendisini izletmeyi başardı. Grindelwald rolünü de Johnny Depp’in canlandırması, filmi oldukça geniş kitlelere duyurmak konusunda yardımcı oldu. İkinci filmde Albus Dumbledore’un gençliği için Jude Law hamlesiyle de bu pazar iyice genişledi.

Peki nasıl bir filmle karşı karşıyayız?

Bir film iyidir ya da kötüdür. Bunun ‘bencesi’ olmaz. Güzelliği, sıkıcılığı, estetiği, kimlere hitap ettiği özneldir ama filmin kumaşı çoğu zaman kesin bir dille tanımlanabilir. Grindelwald’ın Suçları kötü bir film. Sıkı hayranlarını elbette mutlu edecek illüzyonları var. Ama bu oyunlar filmin başarısızlığını gizlemeye yetmiyor.

Eddie Redmayne’in canlandırdığı Newt Scamander’la Paris’te atıldığımız 134 dakikalık bir macera. Ne kadar kötü olabilir ki? Hogwarts, eski karakterler, özlediğimiz büyüler, tuhaf yaratıklar… Bunlar koca bir perde. Arkasında çok fazla soru işareti var.

2018 yılında bu kadar kötü bir kurgunun (çünkü kurgu bir çeşit zanaat ve siz en iyi şirketle çalışıyorsunuz) nasıl hazırlanmış olabileceğini merak ettim. Ya aralardan çok fazla sahne atıldı ve tasarlandığı ilk versiyondan çok uzak bir final çıktısı alındı, ya da temel prensiplerin bile üzerine düşmeyecek kadar başka meselelere odaklanılmıştı. Sahneler değişirken insanın aklı öyle karışıyor, izleyici filmden öyle kopuyor ki yeni sahneye odaklanana kadar her şey birbirine giriyor. Böyle dev bir prodüksiyon buna nasıl izin verir, büyük soru işareti.

Kurguyla birlikte beni en çok sıkan mesele senaryo oldu. Harry Potter filmlerinin aksine, yeni serinin senaryolarının tamamen J.K. Rowling’in kaleminden çıkacak olması, proje duyurulduğunda beni en mutlu eden kısımlardan olmuştu. İki filmin ardından şimdi görüyoruz ki… Rowling bu işe hiç girmese miydi acaba? Tuhaf bir şekilde filmdeki ikili ilişkileri anlamsız bir romantik komediye çevirme çabası nedendi, hiç anlamadım. Üstelik bunu birçok ortalama romantik komediden daha çiğ bir şekilde yapmak… İlişki taktikleri, bunların yanlış anlaşılmasından doğan ‘şaka’lar, uzun uzun sahneler… Neden? İnsan doğasına öyle aykırı ki bu konu hakkında daha fazla şaşıramayacağım.

Senaryodaki bir başka meseleyse filmin başı ve sonu dışında içinde pek bir aksiyon olmaması. Yani yaklaşık 100 dakikadan bahsediyoruz. Aksiyon derken hareketi kastediyorum. Olay içeren basit hareketler. Kulağa komik geliyor değil mi? Bazı yerlerde bu durum öyle abartılıyor ki iş şuna dönüyor: Bir karakter öne çıkıyor, birisi hakkında bir şeyler anlatıyor. Bir süre onu dinliyoruz. Sonra diğeri çıkıp yok aslında öyle değil, diyerek bir de o anlatıyor. Bulanık, kopuk görüntülerle de bu anlatılar destekleniyor. Film değil de düşünselinde rastgele sahneler izliyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu da evrenini ve karakterlerini her ne kadar severseniz sevin, yapımdan sıkılmanıza sebep oluyor. Yıllar önce, Potter dünyasında geçen bir film izleyeceksin ve bunun önemli kısmında canın sıkılacak, deseler, gülerdim herhalde. Şimdi de gülüyorum, ama bu sefer kendime.

Hikâyenin başarısız kurgusundan, öykü anlatımının zayıflığından bahsettik. Peki yazının başında söylediğim Potter dünyasını sırtından vurma olayı ne? Sürprizleri kaçırmamak için burada biraz belirsiz konuşacağım. Harry Potter’da mekânların ve karakterlerin kökleri oldukça güçlüdür. Öykü bu sert kayaların üzerine inşa edilmiştir. Potter’ı bir fenomene çeviren, her zaman buz dağının altında daha fazlası olduğunu bize hissettiren de bu başarıydı. Peki Fantastik Canavarlar 2, bu dünyaya ne yapıyor? Onun altını bir kunduz gibi kazıyor ve yerini evren çökmesin diye abur cubur şeylerle dolduruyor. Büyücülük Dünyası yeni çağını insanlara anlatırken her saniye ayrı bir depremle karşı karşıya kalıyor. Potter kitaplarından bildiğimiz harikalar, üzerine yüklediğimiz ve belki de bu yüzden sevdiğimiz güçlü anlamlar, şimdi, “Ha o muymuş, bu ne ya?!” dedirtecek sebeplere bağlanıyor. Güçlü köklerin yerine kulağa şaka gibi gelen zararlı otlar yerleştiriliyor. Bir insan kendi kurduğu evrene bunu neden yapar, anlamakta güçlük çekiyorum.

Senaryo hakkında son bir paragraf daha, diyerek kendimi sınırlamak istedim. Çünkü yazdıkça yazası geliyor insanın. Sorduğum bir diğer soru da, “Neden yeni hiçbir şey yok?” oldu. Bakın biz yedi kitap ve sekiz film boyunca kehanet meselesini iyice işlemiştik. Hâlâ mı kehanetler? Hâlâ mı dev rastlantılar? Hâlâ mı ‘o karakter aslında şuymuş’lar? Sonsuz olasılığın olduğu, binbir malzemeli Potter dünyası neden kendi klişelerinden kurtulmak konusunda bu kadar korkak ve aciz? Cevabını içten içe bildiğim bu sorulara yanıt vermek istemiyorum.

Peki filmde hiç mi doğru şeyler yok?

Yazının en zor kısmı burası. Newt’in ağabeyi Theseus Scamander en beğendiğim karakterlerden birisi oldu. Motivasyonu, acıları, gelişimi mevcut. Callum Turner da bu konuda başarılı bir performans çıkarmış. Filmin tartışmalı ismi Johnny Depp’in de oyunculuğunu sevdiğimi söylemeliyim. Mekân tasarımları, kostümler, canavarlardan bazıları ve elbette Hogwarts

Filmi IMAX’te üç boyutlu ve alt yazılı izledik. 3D olayı beni üzse de galiba bu konuda artık yapabileceğimiz bir şey yok. Görseller ve sesler çağın gereğini fazlasıyla yakalıyor. Senaryo, hikâye ve kurgu gibi ufak detaylar da sırıtmasa sanki her şey yolunda olacaktı.

Filmden önce çok konuşulan ve kulağa ilk başta mantıksız gelen kimi meseleler, mantıksızlığını koruyor. Film bu gibi dertlerini muhtemelen Twitter’da J.K. Rowling’in atacağı Tweet’lerle açıklamayı tercih etmiş(????)

Yapıma dair savunma cümlelerinden birisi de, “Bunun bir geçiş filmi olduğu” yönündeydi. Öyle mi? Kitap ya da film için en çok güldüğüm şey geçiş filmi/kitabı bahanesi oluyor. Hikâye başından sonuna kadar, kendi hikâyesini anlatmakla yükümlüdür. Ara durak muamelesi görsün diye milyon dolarlar harcanmamalı. “Bu öylesine bir film oldu ama görün sonrakiler harika olacak,” diyebilmek için film mi yapılır? Yapılıyor.

İzliyoruz. Üzülüyoruz. Serinin devamına dair umutla bakamıyoruz.

  • 22
    Shares




Genel Yayın Yönetmeni
1993 İstanbul. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa ve orta metraj film projelerinde yer aldı. Öyküleri kimi dergi ve fanzinlerde yayımlandı. 2013'ten beri üç arkadaşıyla birlikte Marşandiz Fanzin'in makinistliğini yapmaya devam ediyor. İlk öykü kitabı "Ölü Dalgıcın Sonbaharı" ise Eylül 2018'de yayımlandı.

Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları – Hâlâ mı Kehanetler, Yine mi Kayıp Çocuklar? için 2 yorum

  1. Nemo dedi ki:

    Seri filmlerinde yapılan şu savunma şekli çıldırtıyor. Burada şöyle ama 5 film sonra o boşluğu dolduracak… Her türlü eksik ve yapılan hata aynı bahaneyle kapatılıyor. Bir başka savunma şekliyse, “ay çok komik büyülü şakacıklar falan ehü.”

    Sanırım bazı hayranlar için bir geçiş filmi olacak. Yeni seriye karşı soğukluğa geçiş.

    Eline sağlık.


  2. Potter dünyasını sırtından vurmak gerçekten bu film için yapılabilecek en güzel yorum olmuş. Rowling iyice saçmalamaya başladı. Keşke şu Wizarding World işine hiç girişmeseydi de yıllardır okuduğumuz bildiğimiz karakterlere yaptığı saçmalıklara maruz kalmasaydık.


Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları – Hâlâ mı Kehanetler, Yine mi Kayıp Çocuklar?

Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları’nı izledik. Harry Potter’ın büyülü dünyasına bu defa Paris’in puslu atmosferi eşliğinde konuk olduk. Bizi neler bekliyor, yapımı beğendik mi? Spoiler’sız bir ilk bakışla karşınızdayız.

  • 22
    Shares

 

 

Başa dönün