Generation Zero: Özensiz Post Apokaliptik Macera

Robotlar, post apokaliptik dünyada hayatta kalmak, terk edilmişlik... Bunların hepsi ilgimizi çekiyor. Peki tüm bunları kapsayan "Generation Zero" aradığımız tadı verdi mi? Sizler için inceledik.

Sizlere bugün fragmanını izlediğimden beri çok beklediğim ancak beni büyük bir hayal kırıklığına uğratan bir oyunla ilgili görüşlerimi paylaşacağım. Generation Zero öyle bir oyun ki iki saatlik oyun deneyimim tek bir ekran görüntüsüne sığabilir.

Post Apokaliptik Dünyada Hayatta Kalmak

Generation Zero açık dünyalı distopik bir hayatta kalma oyunu. Hikâyesi aslında oldukça güzel. Evinize dönüyorsunuz ve ortalarda kimse yok. Mahalleniz terk edilmiş, evler, arabalar o kadar acele ile bırakılmış ki kimisinin kapısı açık, kimisininki kırık. Ve işin daha da ilginci etrafta sizi tehdit olarak gören robotlar dolaşıyor. Açıkçası oyun çıkmadan önce beni sadece bu hikâyenin bile etkileyeceğini düşünüyordum. Hayatta kalan kişi olarak gizemleri bir bir açığa çıkarmak, aklınızı kemiren soru işaretlerini çözmeden ölmemeye çalışmak muhteşem olurdu. Bu oyunda geçirdiğim iki saat sonrası ise robotlara kafa atacak hâle geldim!

Post apokaliptik türü günümüzün en ilgi çekici konularından biri. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra atom bombasının yıkıcı etkisinden esinlenen yazar ve çizerler bizleri kıyamet konusunda uyarmaya çalışıyorlar. Üstünde bulunduğumuz koca taş tek evimiz. Kıyamet bile bizi buradan ayıramıyor, sadece yaşantımızı fazlasıyla zorlaştırıyor. Savaşın bitmesinden onlarca yıl sonra hâlâ popülerleşmeye devam etmesinin nedeniyse artık birbirimizi çok kolay bir şekilde yok edecek teknolojiye sahip olmamız.

Atom bombaları eskinin teknolojileri, artık doğayı yeni oyuncaklarımız ile yok edebiliriz. Bunu oyun gibi görmekte de haksız değiliz zira post apokaliptik türü kitlelere oyunlar aracılığıyla da yayılıyor. En azından bu türde başı Amerika’nın çekmediğini görmek güzel. Türün en güzel kitap ve oyun serilerinden biri Rus eseri Metro serisi. Generation Zero‘yu yapan Avalanche Studios da İsveç’in soğuk havasını bu tür ile bizlere sunuyor.

Atmosfer ve Detaylar

İlk bahsetmemiz gereken şey oyunun doğası. Generation Zero böyle bir oyundan beklenecek kasvetli bir hava ve mimari ile karşılıyor bizleri. Estetik olarak doğanın yarattığı etkiyi fazlasıyla beğendim. Sizleri endişelendiriyor ancak ilerlemeniz için de küçük bir ışık tutuyor. Ancak sorun burada başlıyor. İlk girdiğiniz evlerde etrafı talan edecek, eşyalar ve notlar arayacaksınız. Bulacaksınız da. Başta bunlar size çok çekici gelecek. İkinci ev de öyle. Üçüncüden sonra biraz işkillenmeye başlayacaksınız. Dördüncüde ise lanet edebilirsiniz! Tüm evlerin mimarisi neredeyse birbirinin aynısı. Kasabalarda köylerde birkaç farklı binaya rastlayacaksınız elbette, okullar, kiliseler… Ancak bunlar azınlıkta kalıyor ve siz hikâyenin gidişatı için evlere girmek zorundasınız. Bir süre sonra başınız dönmeye başlayacak zira bu mimari ilerleme kaydedemediğinizi düşündürecek.

Burada oyunun görev sistemine girmek istiyorum. Sistem yeni mekanikler barındırmıyor ve fazlasıyla hantal. Hangi görevlerin anlatıyı ilerlettiği anlaşılmayabiliyor. Görevler sizi yönlendirme açısından da fazlasıyla zorlu. Bazen en basit bir görev bile sizi saatlerce uğraştırabiliyor.

Mekaniklerin hantallığıysa bir başka konu. Oyun ne yazık ki piyasaya fazlasıyla kusurlu bir hâlde sürüldü. Bu hataların bazıları zaten yapımcılar tarafından biliniyor ve söyleniyordu. Bazıları için de yama gelmiş bulunmakta. Ancak bu oyunda bir yamanın düzeltemeyeceği kadar fazla sorun bulunuyor.

Kısaca…

Sonuç olarak bu oyun sizden merak ve araştırma isteğinizi alıp, amaçsızca etrafı dolaşıp talan etmeye dönüştürüyor. Hiçbir şey başarmadan sadece etrafta öylesine dolaşmak istiyorsanız bu oyun tam size göre. Başta ilginç gelen hikâye ve robotlar da kısa bir süre içinde düş kırıklığına dönüşüyor.

Oyunu artıları ve eksileri ile incelemek isterdim ancak eksileri yıkıcı bir çoğunlukta. Generation Zero’yu sevmeyi çok istedim ancak yapımcılar güzel bir fikri hızlıca piyasaya sürmek adına hiç etmişler. İleride bunlar için bir ek paket gelir mi bilemiyorum ancak şu hâli ile oynanabilir değil.

Özellikle bilimkurguya ve çizgi romanlara bayılır. Çizgi romanlara girişi Dylan Dog, bilimkurguya aşkı ise Dune serisi ile başladı. 7 yaşından beri bilgisayarla ve elektronik aletlerle iç içe yaşamayı seçerek göbeğini büyüttü. Düşüncelerini başkalarıyla tartışmak adına Kayıp Rıhtım’da yazılar yazıyor. | İletişim: burakipek@kayiprihtim.com

Generation Zero: Özensiz Post Apokaliptik Macera

Robotlar, post apokaliptik dünyada hayatta kalmak, terk edilmişlik… Bunların hepsi ilgimizi çekiyor. Peki tüm bunları kapsayan “Generation Zero” aradığımız tadı verdi mi? Sizler için inceledik.

Başa dönün