in ,

Halloween Kills İncelemesi: Cadılar Bayramı Gerçekten Öldürür mü?

Halloween Kills incelemesi sizlerle. ‘Cadılar Bayramı Öldürür’ mü bilinmez ama klişeler ve zayıflıklar ölmekten beter eder.

Halloween Kills Cadılar Bayramı Öldürür

Halloween Kills incelemesi sizlerle. Cadılar Bayramı Öldürür olarak dilimize kazandırılan klasik serinin yeni filmi, sevilen karakterleri bir kez daha beyaz perdeye getirse de hatalar silsilesi yine eksik olmuyor. Ayrıntılı bir yazıya hazır olun.

Yaklaşık 3 yıl önce bugünlerde vizyona girmiş olan Halloween (2018), hem ilk filmden 40 yıl sonra geçenleri anlatmasıyla, hem şiddetin dozunu yukarılara çekmesiyle, hem de ülkemizin en değerli ve yetenekli oyuncularından Haluk Bilginer’i baş karakterlerinden biri olarak bulundurmasıyla ilgimizi çekmişti. Filme yönelik pek çok eleştiri gelmiş olsa da, 80’ler ve 90’larda çekilen Halloween filmlerinin bir kısmına göre daha başarılı olduğu bir gerçek. Bunun bu filmin başarısıyla mı ilgili olduğu, yoksa o dönemki filmlerin nispeten daha yetersiz bulunmasından dolayı mı olduğu ise tartışmaya pek tabii açık.

Gelelim serinin 12. ve 40 yıl sonrasındaki olayları konu edinen H40 serisinin 3. filmi olan Halloween Kills’e…

Halloween Kills: 40 Yıllık Mirasa Uygun Bir Yapım mı?

Hatırlanacağı üzere 1978 yapımı olan ilk film Laurie Strode’un içinde insaniyete dair zerre bir iz bulundurmayan katil Michael Myers’ın elinden kaçması ve Doktor Loomis’in defalarca vurup alt ettiğini sanmamıza rağmen Myers’ın ortalıktan kaybolmuş olmasıyla bitmişti. O zamandan bu yana Halloween’in pek çok devam ve bağımsız filmi çıktı. Biri birinin hikâyesini devam ettiriyorken bir başkası da bir diğerinde yaşananlar yaşanmamış gibi bir izlenim veriyordu. Kimileri ise tamamen kendi hikâyesine sahipti. Sonuç olarak, zaman içerisinde pek çok farklı zaman çizelgesi/olay örgüsü şeklinde yayınlanmasından mütevellit farklı izleme önerileri doğrultusunda izlenir oldular.

Halloween Kills İncelemesi: Cadılar Bayramı Öldürür

2018’deki devam filminde, Myers’ın Doktor Loomis ve polis ekipleri tarafından aynı gece içerisinde yakalanıp akıl hastanesine götürülmüş olduğunu ve burada 40 yıl geçirmiş olduğunu öğrenmiştik. Kendisi yine Michael’lığını yapıp transfer aracına bindirildikten sonra Doktor Loomis’ten sonraki doktoru olan Doktor Sartain (Bilginer) hariç herkesi öldürmüştü ve yine Haddonfield’da dehşet saçmıştı. Halloween Kills ile bu sefer öncekinden de daha vahşi, daha ne yaptığını bilen ve daha da cani bir katil olarak karşımızda olan Michael, Laurie’ye ve ailesine büyük zararlar vermişti ve en son alevler içerisinde kalmıştı. Cadılar Bayramı Öldürür ise, H40 Serisinin, yani 1978’deki orijinal Halloween ve 2018’deki filmin devam halkası niteliğinde. Yönetmenlik koltuğunda, 2018’deki filmin de yönetmenliğini yapan David Gordon Green bulunurken; bir önceki filmin yazarı Jeff Fradley’den farklı olarak bu filmin senaryosunu Scott Teems, Danny McBride ve yönetmen David Gordon Green paylaşıyor. Film, bir önceki filmin tam da kaldığı yerden, Laurie’nin hastaneye götürülüşü ve evine itfaiyelerin gidişinden başlıyor. Tamamı ise aynı gece içerisinde geçiyor.

Halloween Ends isimli 2022 yılında çıkması planlanan son halka (?) niteliğindeki filmin de bizlere sunulacağı bilgisi ise çoktan internetteki yerini almış vaziyette. Bu noktada bir parantez açmak istiyorum. Elbette yapım aşamasında olan filmlere ilişkin bilgiler internette yer edinebilir, bunda bir yanlış yok. Ne var ki, daha filmin vizyona çıkmadan bile devamının gelecek olacağını bilmek, insanlara biraz “Siz şimdi bunu izleyin, aksiyon olsun, kan dökülsün yine çok ama burada çok da majör/farklı bir olay dönmeyecek, bizden söylemesi…” demek gibi bir şey oluyor. Çünkü Halloween Kills ile aralarında bir sene olacak ve daha bu filmin gişesi bile tam belli değilken diğer film konusunda bu şekilde nete yakın olunması, insana “Ekip tamamen aklındakileri dökecek filme, geri bildirimlere çok takılmayacak sanki, biz burada sadece gidip izleyeceğiz etkisiz eleman gibi” hissiyatı veriyor. Belki de ben olaya çok duygusal bakıyorumdur, bilmiyorum…

Bu gibi bir adımda elbette seriye gösterilen yoğun ilginin büyük payı var. Bu büyük ilgininse pek çok sebebi…

Halloween Kills İncelemesi: Cadılar Bayramı Öldürür

İlki korku ve gerilim sinemasında önemli yerleri olan John Carpenter’ın ve Debra Hill’in yarattığı o ikonik atmosferin ve karakterlerin olduğu konusunda çoğumuz hemfikiriz. Jenerik müziği başta olmak üzere filmin müzikleri, Lampkin Lane, Haddonfield’ın o kendi halinde ama bir o kadar da korunmasız duran görüntüsü ve sıfır insaniyet barındıran Michael Myers’ın saçtığı dehşet gibi pek çok element, 1978’de çıkan ilk filmin korku janrasının en önemli örneklerinden biri olduğunu gösteriyor. Senaryo olarak çok güçlü olmasa bile türünün hakkını veren ve efsaneler arasında yerini alan bu filmin devam yapımlarının bu ilk filme göre yer yer zayıf, yer yer ise çoook zayıf olduğu noktalar var. Buna rağmen ilk filmin izinden yürümeleri bile insanlarda ister istemez bir merak uyandırabiliyor. Hikâyeye biraz bile aşina olanlar, sırf Michael Myers’ın yine nerelerden çıkıp insanların sonu olduğunu görmek için veya Laurie’nin bu dehşet verici katil karşısındaki cesurca duruşuna tanık olmak için filmlere ve çıkacak her türlü içeriğe göz atmak istiyor. Nitekim, Behavior Interactive tarafından 2016 yılında piyasaya sürülen, hayatta kalma ve korku oyunu Dead by Daylight, aynı sene içerisinde kurban ve katil listesine Laurie Strode ve Michael Myers’ı da ekleyerek serinin sıkı takipçilerine bir jest yapmış oldu. Bunun dışında Devil’s Due Publishing’in yayınlamış olduğu ’Laurie Strode’un İlk Ölümüisimli çizgi roman da hayran servisi olmasının da ötesinde H20 serisi için önemli bir parçayı oluşturuyor. Aynı yayınevinden çıkan Gece Dansı Serisi ve 30 Yıllık Terrör, Chaos! Comics’ten çıkan Halloween Serisi ve bu gibi çizgi romanlar da hayranlar için başka bir özlem giderme yolu oluyor. Carpenter ve Hill’in ortaya çıkarmış olduğu bu karakterize bütün hiç kuşku yok ki daha uzun yıllar ara ara adından söz ettirmeye devam edecek, filmlerin gidişatı ne olursa olsun.

Bu filmlere olan ilginin devamının bir başka sebebiyse, evrenin geçen onlarca seneye rağmen varlığını sürdürmesi. Burada sadece yeni filmlerin çekilmesinden bahsetmiyorum. Onca yıla rağmen halen aynı oyuncular filmde yer alabiliyor ve bu da sizin seriye olan hakimiyet hissinizi, tanıdıklığınızı ve bir o kadar da bağlılığınızı arttıran parametreler. Özellikle en vurucu olan noktası da 78 yapımı filmin üstünden en az 40 yıl geçmiş olmasına rağmen orada çocuk-genç olan oyuncuları bu yeni filmlerde yine karşınızda görebiliyorsunuz. Bu çok zor bir şey değil gibi gözükse de kimi zaman insanlar bu gibi aşırı uzamış serilerde ve bu kadar zaman sonra çekilecek filmlerde rol almak istemeyebiliyor. Oysa bazı oyuncular bu filmde yine toplanıyor; ilk filmde Laurie’nin bakıcılık yaptığı Lindsey’in, Myers’ın saldırısına uğrayan Hemşire Marion’un ve Şerif Leigh Brackett’ın yer almaları buna güzel birer örnek olarak gösterilebilir.

Halloween Filmleri denince akla gelen ilk isimlerden olan Laurie Strode’u şu ana dek çıkan altı filmde canlandırmış olan Jamie Lee Curtis’i ayrı tutmak elzem. Gerek 78 yapımı filmin devamı niteliğinde olan Halloween II’de, gerekse H20 olarak adlandırdığımız ilk film ve 20 yıl sonrasında yaşananları anlatan filmleri içeren seride, gerekse H40’taki filmlerde yer alan Curtis, yalnızca bu filmlerle anılmanın yanında hiç kuşkusuz korku janrasının en ikonik karakterlerinden biri olmuştur. Curtis, girdiği üç mülakattan sonra aldığı Laurie Strode rolünün adeta hayatını değiştirdiğini, onu bugünkü kişi yaptığını dile getirmekten de geri kalmıyor. Serinin zayıf filmlerini de yer yer eleştirmekten çekinmeyen Jamie Lee Curtis, yine de onun oyunculukta ilerlemesinde önemli mihenk taşlarından olan bu role ve bu filmler bütününe olan bağlılığını yine de her türlü korumaya devam ediyor.

Burada da çok alakasız da olsa La La Land’deki Mia Dolan’ın çok sevdiğim ve benimsediğim bir sözü aklıma geliyor: “İnsanlar başkalarının tutkulu olduğu şeyleri sever.” İşte Halloween filmleri de geçen bunca seneye, yapılan tonla eleştirilere rağmen izlenirliğini ekibin bu seriye olan tutkusuna ve bağlılığını korumasına borçlu diye düşünüyorum. Ne kadar mantık dışı şey olursa olsun, bunu sevdiği belli olan kişiler, bir şekilde takdiri hak ediyorlar. İşte bahsetmiş olduğum bu iki nokta ve belki de çoğaltılabilecek noktalar, filmi hazırlayan ekibin biraz daha ne yapacaklarını seyirciye göre belirlemektense bodoslama kendilerinin belirlediği şekilde hazırlamasına zemin hazırlıyor. Yine de bunun ne kadar efektif olduğu büyük oranda tartışmalı, çünkü ilk filmde yakalanan o frekanstan bir hayli uzaklaşmalar oldu, oluyor ve olacağa da benziyor.

Yeniden Halloween Kills’e dönelim.

Cadılar Bayramı filmi

Filmin başında itfaiyeciler Laurie Strode’un evindeki yangını söndürmeye giderken Laurie’nin kızı Karen ve torunu Allyson’ın da Laurie’nin zorlu ameliyatının geçmesini beklediğini görüyoruz. Bu esnada itfaiyeciler maalesef Michael Myers’ın gazabı ve vahşeti ile yüzleşiyorlar. Başta kasaba bundan habersiz şekilde Cadılar Bayramı kutlaması yaparken, alınan haberlerden sonra ortalık her geçen dakika karışıyor ve tüm halkı büyük bir endişe kaplıyor. Tam 40 yıl önce Myers’ın elinden kurtulan Tommy, Lonnie, Marion ve Lindsey, insanları yüreklendirip bu adamı topluca durdurmaları ve yok etmeleri gerektiğine ikna ediyor. Bu esnada film, ortalığın içinde bulunduğu kaos, yapılan yanlış hamleler, Laurie’nin ve Polis Memuru Hawkins’in riskli olan sağlık durumları sebebiyle elleri kolları bağlı oturması gibi pek çok koşul eşliğinde devam ediyor.

Önceki filmlerle birlikte Laurie için pek çok farklı hikâye ortaya çıkmıştı: İlk Halloween, Halloween II ve devamındaki kronolojik sıradaki filmlerin sonunda Laurie’nin bir araba kazasında ölmüş olduğu; ilk iki filmden sonra H20 ve Halloween Ressurrection’ın çıkmasıyla birlikte oluşan seride Laurie’nin aslında Michael Myers’ın sonradan kimliği değiştirilmiş ve Strode’ların evlat edinmiş olduğu öz kız kardeşi olduğu, bir erkek çocuk sahibi olduğu; ilk filmden ve kırk yıl sonrasını ele alan Halloween ve Halloween Kills’de ise iki kez evlenip boşanmış olduğu ve kızının küçük yaşta koruma altına alınmış olduğu gibi pek çok karakter geçmişi. Burada da belirttiğim üzere, bu üçü de birbirinden farklı olduğu için Myers’la Laurie’nin kardeş olduğunu her seri için kabul etmek de, Laurie’nin bir erkek çocuğu olduğuna dair net bir varsayımda bulunmak da yanlış olur. Her seri içerisinde kendi gerçekliğini bulunduran bir franchise söz konusu. Bu yüzden Cadılar Bayramı için de Cadılar Bayramı Öldürür için de Michael Myers’ın Laurie’nin peşinden gelişinin kız kardeşi olması ve bundan ötürü onu yok etmek istemesi şeklinde açıklanmaması gerekiyor. Michael, Laurie’ye korkunç derecede bir obsesyon geliştiriyor ve bunda hem doğduğu yer olan hem de kendisiyle yüzleşmesine sebebiyet veren evin emlakçılığını yapan ailenin bir mensubu olmasının payı var. Basit ve anlamsız gibi gözüken ama söz konusu Michael olunca biraz daha anlam kazanan bir mevzu.

Filmle ilgili değerlendirmeye gelecek olursak, önce filme dair olumlu bulduğum şeyleri paylaşmak istiyorum.

Halloween Kills Film Müzikleri: Duyduğunuz anda gerim gerim geren müziklere tam gaz devam.

Filmin güzel noktalarından bahsedecek olursak, ilk olarak müzikler demekte bir sakınca görmüyorum. Halloween’in o kendine özgü müthiş müziği, jeneriği zaten olmazsa olmazdı. Bu filmin de müzikleri oldukça başarılıydı. Şahsen aksini de beklediğimi söyleyemem. Müziklerin arkasında John Carpenter, oğlu Cody Carpenter ve Daniel Davies bulunmakta ve beklendiği gibi ortaya gerçekten güzel bir iş çıkarmışlar. Orijinali yaşatan ve bir o kadar da üstüne eklemiş olan, temiz bir bütün olmuş. Özellikle de müzikler filmlere daha çok ısınmanıza vesile olan bir parametre ise, bu filmin izlenilebilirliğini yükselten bir etki yapıyor. Sonuç olarak, Halloween Kills’in müzikleri de en az diğerleri kadar sizi çekiyor ve filmin artı puan hanesine yazılıyor.

Sinematografi

cadılar bayramı serisi

Halloween Kills macerasındaki görselliğin, çekimlerin ve efektlerin gerçekten de güzel olduğunu muhakkak belirtmek isterim. 2018 yapımı Cadılar Bayramı’nın da sinematografisinde imzası bulunan Michael Simmonds bu filmde de gayet güzel bir iş çıkarmış. Filmin çeşitli sahnelerinin ortaya sunuluşu gerçek anlamda o gergin, tekinsiz havayı, korkuyu ve tehlikeyi başarılı bir şekilde gözler önüne seriyor. O an Haddonfield’ın sokaklarında yürüyor ve her an bir yerden Michael Myers’ın çıkıp ödünüzü koparmasını bekliyorsunuz desem hiç de gerçek dışı olmaz. Bu tabiri ben de başkaları da pek çok kez kullanmıştır ama yine de söyleyeceğim: Filmin bazı sahnelerinden herhangi bir anda görüntü alırsanız muhteşem bir kare ve olası bir arka plan yakalamış olabilirsiniz. Michael’ın yangının içerisinden çıkışı, bardaki bazı anlar, Haddonfield sokakları, Cadılar Bayramı için süslenmiş dış ve iç mekânlar, Michael’ın etrafta sinsice dolaştığı bazı anlar ve sonlara doğru bazı yüzleşmeler sahiden de sinematografik açıdan göz dolduruyordu. Sanat yönetmeni Tom Jones, Jr. ve ekibi ayrıca teşekkürü hak ediyor. O tasarımlar, dizaynlar ve seçimler olmasa bunların pek bir anlamı olmazdı.

Kemerlerinizi bağlayın ve sıkı tutunun, 1978’e en sağlamından bir geri dönüş yapıyoruz!

Filmle ilgili özellikle de flashback sahnelerine övgüde bulunmak istiyorum. Gerçekten çok başarılı. O sahneleri izlerken “Acaba bunları tamamen önceden mi çektiler veya bir kısmını mı sadece?” diye düşünürken buldum kendimi. Ve hayır, hepsi de yeni çekilmiş sahnelermiş, orijinalini de asla aratmamışlar. Ekip bu açıdan da büyük bir alkışı hak ediyor. Teknoloji çağındayız ve elimizdeki cihazlar, yazılımlar, programlar ve daha pek çok şeyle bunları elbette yapabiliriz ama yine de insan bu kadar gerçekçi sahnelerin çekilmesini de bir yandan hayranlıkla karşılayabiliyor. Filmle ilgili mutlaka görülmesi gereken sahneler arasında olduğunun altını çiziyorum, pişman olmayacaksınız, hele ki bir Halloween hayranıysanız.

“Karen aslında tatlı bir insan olabiliyormuş…”

Karen

2018 yapımı Halloween’i izlerken acı çekme sebeplerimden biri olan Karen ve Karen-Laurie ilişkisi Halloween Kills filminde çok daha iyi denebilecek bir şekilde sunulduğu için daha mutlu hissettiğimi söyleyebilirim. Her ne kadar Laurie’nin yaşadığı travmalardan ötürü kızını zorluklara hazırlayarak yetiştirmesi ve sonrasında da Sosyal Hizmetler tarafından korumaya alınması gibi elementler olsa da onca yıla rağmen olan korkunç anlayışsız ve kaba tutumları, insanlara olan fevriliği pek çok izleyicinin de tepkisini çekmişti. Bu filmde ise bunları geride bırakmış, aksine her türlü şeyi kucaklamaya ve göğüslemeye, mücadele etmeye hazır bir Karen görüyoruz. Öte yandan efektiflik konusunda o kadar başarılı olamaması da biraz dramatik bir şey olarak yerini alıyor.

Bunlara ilave olarak, yukarılarda da belirttiğim gibi eski oyuncuları bu filmde de görebilmemiz, seriye hakim olduğumuz hissini yaratan pek çok görsel ve sözel detay filmin olumlu denebilecek özelliklerinden.

Cadılar Bayramı Öldürür Filminin Olumsuz Noktaları

Filmin olumsuz olarak eleştirilecek noktalarında sıra. Ne yazık ki göze batmanın da ötesinde negatif kısımları bulunmakta, bunu üzülerek söylemek durumunda hissediyorum.

Lampkin Lane, Haddonfield halkı, size sesleniyorum, kendinize gelin ve aklınızı kullanın!

Korku filmlerinin en tipik ögelerinden biri saçma davranışlarda bulunan ve çocukların bile yapmayacağı hataları yapan karakterlerdir. Onları izlerken kendinizi sinir krizi geçirirken veya gülerken bulursunuz. Ne var ki eğer tüm halk bu durumdaysa, kaos ve tehlike kaçınılmazdan da yakın demektir. İşte bu sefer ne gülebiliyor ne de sinir krizi geçirebiliyorsunuz, akıl tutulması hissiyatında buluyorsunuz kendinizi. Halloween Kills tam anlamıyla bir sirk ortamı sunuyor bize.

Bunu düşünürken “Ya abartıyor muyum acaba?” diyordum ama filmi tekrar tekrar düşündüğümde bu düşüncemin oldukça yerinde olduğunu bir kez daha anlıyorum. İnsan denilen varlık zaten doğası gereği sürü halinde hareket etmeye, panik yapmaya ve devamında hata yapmaya meyilliyken, bir de yıllar önce kasabasında yaşanan dehşet üstüne zerre akıllanmamış, acil durum planı yapmamış ve bir gıdım bile aklını çalıştıramayan insanlar görüyorsunuz. Sonra o insanlar kalkıp birden bire korku yerine cesaretle doluveriyor – tam bir içi boş özgüven ve topluluk delikanlılığı örneği – ve olmayacak işler yapmaya başlıyorlar. Yanlış kişilere zarar veriyor, yanlış stratejiler geliştirip her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırıyorlar ve hatta kendilerini öldürtüyorlar.

Michael Myers’ı daha önce görmemişler, onunla ilgili asla yeterince bilgilendirilmemişler, yaşattıklarına dair kulaktan dolma ve yüzeysel bilgiler edinmişler ve bu sebeple asla rasyonel bir plan geliştiremiyorlar. Ek olarak da panikleriyle başa çıkıp biraz olsun mantığın derin dehlizlerine atılmayı denemiyorlar bile. Bu da izleyicinin o esnada filmden hepten kopmasına, biraz bile ciddiye almamasına ve hatta karakterlerin başına gelecekleri asla umursamamalarına sebep oluyor. Bir film için belki de en talihsiz şeylerden biri.

Cadılar Bayramı Öldürür

Korkuyu tekinsizlik hissiyle vermek yerine dehşete, kanlı sahnelere ağırlık vererek yaratmaya çalışmak başarısızlığın ta kendisidir.

İddialı bir cümle oldu sanırım. Kimileriniz benimle hemfikir olmayabilir. Fakat oldum olası etrafı kan banyosuna, yüksek doz şiddete bulayıp o yolla insanları germeye, onlarda korku yaratmaya çalışmayı kolaya kaçmak olarak görmüşümdür. Oysa Michael Myers’ın olduğu bir filmde bunlara zaten ihtiyaç yok ki? Zerre insani duyguları, özellikleri bulundurmayan bir adamdan söz ediyoruz, gözünü kırpmadan adam öldürüyor. Bu bile gerilmek için yeterliyken fazlası Michael Myers’ın efsanesini ve eskiden yapmış olduğu şeyleri azımsamış olmak gibi bir şey oluyor, bu büyük bir hata değil de nedir?

Halloween (2018) için de benzer şeyler yapılmış olmasına rağmen Halloween Kills ondan daha da kanlı bir film olarak kayıtlara geçmiş durumda. Öyle ki, 6 yaşında kendi ablasını bıçaklayarak öldüren Michael, 15 yıl sonra Haddonfield’a geldiğinde bıçak kullanmak dışında ekstra atraksiyonlara girmezken son iki filmde akıl hastanesinde geçen yılların acısını çıkartmak istermişçesine eline ne geçerse hunharca kullanıyor. Hatta 1978’de, gençliğinde bile işini bitirip yoluna devam bu adam birden bire 60’lı yaşlarda, katletmekten zevk alan bir ölüm makinesine dönüşüyor. En başta insan geçen onca yılda bile bir şey yapmaya yapmaya hamlar, bir de yaşın getirisi ile hem güçten hem de hızdan düşer. Ancak Michael Myers bunca zaman İntihar Timi’nde veya en azılı suikastçılarla beraber tutulmuş, eğitilmiş bir edada hareket ediyor. Bu izleyicinin zekasıyla dalga geçmek mi yoksa filmlerin devamlılığı için gereken şartları sağlamış olmak mı diyeceğim, sanırım ikisi de.

Bunlara ek olarak, bunca yıl konuşmayı reddeden ve Laurie’ye olan takıntısı derinleşmiş bir adam, kalkıp başka insanları otuz milyon farklı yolla öldürüp bir de ölülerinin üstünde bile fantezi şiddet eylemlerinde mi bulunmanın derdinde olur yoksa Laurie’nin peşinde mi? Birden bire öldürmenin de üstüne ekstra aksiyonlarda bulunmaya başlamasındaki motivasyon nedir? “Bu adam saf kötülük ama, bunları yapması beklenir zaten!” diyerek açıklanıp üstü örtülebilecek, bu şekilde açıklanabilecek bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bu bütünüyle kolaya kaçmak, ilk filmin mirasına büyük bir haksızlık olur.

Evet, Laurie Strode bizim gözbebeğimiz ve savaşçımız ama yata yata da tüm film geçirilmez ki?!

halloween kills

Laurie 2018’deki filmde Michael ile yıllar önce olan hem dehşete düşürücü hem de cesurca karşılaşmıştı. Sonrasında yaşadığı travmaların yanında onunla olası yeni bir karşılaşma için işini şansına bırakmamış ve gerekli hazırlıkları yapmıştı. Ancak aldığı ağır yaralar sebebiyle Halloween Kills’de ciddi bir ameliyat geçiriyor ve her ne kadar kısa süre sonra ayağa kalkıp manevralar yapmaya kalksa da acıyla yeniden hasta yatağına geri dönüyor. Film boyunca tüm krizlerini de, hüzünlerini de, intikam isteğini de, iç yüzleşmelerini de orada yaşıyor. Film boyunca. Seyirciler tarafından pek bir sevilen (!) kızı Karen ve torunu Allyson filmde çok daha aktif rol almakta – ki onların da aktifliği bir yere kadar… Burada elbette Laurie’ye “Ameliyatlı yerin açılmış olabilir ama yatma, git dövüş, öldür!” diyecek değiliz. Ama madem Laurie bu kadar geri planda kalacaktı, bu filmde bulunmasının olay örgüsüne pek de bir katkısı olmayacaktı, o zaman bu ağırlıklı olarak hayran servisi için değil de nedir? “Buram buram hayran servisi kokan filmlerin bir başkası zaten, ne bekliyordun ki?” derseniz de, ben buna katılmıyorum. Sırf filmde Laurie’nin varlığı olsun diye o dişli karakteri birden bire filmin en etkisizlerinden biri haline getirmek karaktere yapılan bir haksızlık olur, seyirciye de. Evet, yine bir haksızlık meselesi. Hiç değilse film tek gece içerisinde ve özellikle de diğerinin kaldığı gece içerisinde gerçekleşmeseydi de Laurie’nin özlediğimiz birkaç şeyini görebilseydik keşke. O zaman tüm hevesimizi Halloween Ends’e saklıyor ve bu kez o efsanevi karşılaşmayı görmeyi diliyoruz.

Halloween Kills Finali de Neydi Öyle?

Halloween Kills filminin sonlarına doğru olan her şey hem karakterlerin akıllıca hareket edememesi hem de filmin bazı noktaları sağlam temellere oturtamamasıyla ilgili diye düşünüyorum. Michael’ın filmlerin hemen hemen hepsine defalarca kez öldürücü darbeler almasına, pek çok yolla öldürülmeye çalışılmasına rağmen ölmemesi zaten izleyiciyi de, filmdeki her bir karakteri de ifrit ederken bunu bu filmin gerçekliği olarak kabul etmek ve bu şekilde izlemek zorunda hissetmek insanda bıkkınlık yaratıyor.

Elbette her film evreninin kendi gerçekliği vardır. Fakat Halloween’deki bu yeni yapımlarla birlikte açılan bu devasa güç dengesizliği oldukça hatalı bir kurgunun ve senaryonun ürünü gibi. Öldü zannedilirken sayısız kere yeniden ayağa kalkması, hiçbir sıyrık almamışçasına hareket etmesi ve bunun sürekli bir döngü haline gelmesi can sıkıcı. Bunlara bir de bu durumu bildiği halde adama birkaç kere tırmık sallayıp sonrasında ona arkasını dönüp kızıyla ilgilenen anne mi eklersiniz, adama sürekli bıçakla ve silahla saldıran ama daha da ekstra bir yok etme yolu aramayan, denemeyen saf ötesi halk mı eklersiniz… İşte bunlar çocukların bile dalga geçeceği derecede senaryo hataları, mantık boşlukları, adeta birer kara delik. Michael Myers da tam bu gibi noktalarda adeta senaristlerin kendi kendilerini baltalaması sonucundan mıdır yoksa seyircilerin aklından geçenleri orada yapmak için yazılmış bir karakter olmasından mıdır bilinmez, akılsızların cevabını güzelce veriyor. Siz de bu esnada ekrana boş boş gözlerle bakarken buluyorsunuz kendinizi ve tüm salonu. Daha ne denir ki…?!

Halloween Kills

Tüm bunlar olurken Laurie’nin Hawkins’e “O fiziksel olarak zarara uğratılamaz, yok edilemez, o saf kötülüğün ta kendisi ve onu ancak iyilikle, maneviyatla yok edebiliriz, yok edebilirim…” temalı bir konuşma yapıyor. Adeta bir “Bakın bir türlü bu adam ölmüyor ama bunun bir sebebi vardı aslında bunca zaman tamam mı? Fiziken değil ruhen mahvedeceğiz onu,” muhabbetinde bulunması, bir kez daha izleyiciyle ya dalga geçildiğinin ya da dünyanın en özgün ve mantıklı senaryosu yazıldığı sanrısının bir kanıtı olsa gerek. Bir kez daha kolaya kaçılmış olduğu konusunda aynı fikirdeyizdir diye düşünüyorum.

Sonuç olarak…

Halloween Kills, hem Halloween Serisi’ni sevenler, hem de Cadılar Bayramı temasına uygun film arayanlar için uygun bir yapım olarak gösterilebilir. Ancak bunun dışında hem orijinaliyle, hem türüyle, hem de genel olarak sinemaya dair temellerle kıyaslandığında süslü bir pakete sahip ama oldukça zayıf bir film. Vakit geçirmek için izlenebilir ama fazla beklentiyle izlendiği takdirde kurdeşenler dökmenize sebep olabilir.

Dileriz ki tüm film ekibi bu durumu Halloween Ends ile değiştirir ve Carpenter’ın, Hill’in, film serisinin mirasına çok daha uygun, büyük bir saygı duruşu niteliğinde bir film ortaya çıkarırlar.

Sizler de Halloween Kills hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

Coşku Türkay

96, İzmir, kimyager. Her türden filmi, diziyi ve kitabı denemeye açık. Suç üzerine yapımlar, fantastik yapımlar ve dönem yapımları özellikle ilgisini çeker. Müzik, gezmek ve yaratıcı şeylerin parçası olmak hayatının vazgeçilmezlerindendir.

Kill Bill 3 Gelebilir: Quentin Tarantino Son Filmi emeklilik

Kill Bill 3 Hâlâ İhtimal Dahilinde: Quentin Tarantino Emeklilik Filmi Hakkında Konuştu

Ursula K. Le Guin Edebiyat Ödülü

Ursula K. Le Guin Anısına Edebiyat Ödülü Verilecek