in ,

Her Kötü Geceden Sonra: Çağımızın Hayaleti Aramızda Dolaşıyor

Baran Güzel’in Everest Yayınları’ndan yayımlanan ilk öykü kitabı Her Kötü Geceden Sonra incelemesi sizlerle. Çağın hayaletini odanıza davet etmeye hazır olun.

Her Kötü Geceden Sonra - Baran Güzel

İnsanın her kötü geceden sonra söyleyecek sözü olmayabiliyor. Bazı karanlık geceler kişiyi bilhassa susmaya itiyor. Ama bazen de konuşmak gerekir. Yarayı kanatıp tüm zehirden kurtulmak. Baran Güzel’in ilk öykü kitabı Ekim 2020 Everest Yayınları çıkışlı Her Kötü Geceden Sonra, zehrin dışarı akıtıldığı bir eser.

1994 doğumlu Baran Güzel, kuşağımızın yazarlarından. Onu 2010’ların başında, Xasirok adlı edebiyat topluluğundan beri tanıyorum. Öykülerinin ulaştığı noktayı görmek heyecan veriyor.

2020’li yıllara gelmiş olmamıza rağmen yerli öykü sıklıkla geçmişin tozu toprağı altından sesleniyor okura. Teknoloji, sosyal medya, toplumsal olaylar genellikle anlatının dışında tutuluyor. Toplumsal gerçekçi bakış öyküde aradığım bir özellik değil. Ama içinde yaşadığımız çağın tamamen reddedilmesi bana tuhaf geliyor. Edebiyat denen illet o denli kutsal bir şey değil. Instagram gönderileri ya da tweet’lerin, metinlerde yer almasıyla değerini yitirmiyor. Yaşamın her alanında karşılaştığımız öğeleri edebiyatta sarıp saklamak, en teknolojik ürün olarak tost makinesini bellemek artık çağ dışı. Baran Güzel de metinlerinde sosyal medyadan, bugünden, dünden, birkaç yıl öncesinden, şu sıralar yaşanan birçok şeyden kuvvetlice faydalanmasını biliyor. Bunu da çağın bayağılığının bir parçası haline gelmeden yapıyor. Bu değerli bir beceri.

Gölgeler ve Her Kötü Geceden Sonra

Kitap iki kısa alıntıyla açılıyor:

“… ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir.”Sadık Hidayet

“… ah ne olurdu gölgemi suya daldıracak bir şeyim olsaydı, boğuluncaya kadar tutardım suda…” William Faulkner

Her Kötü Geceden Sonra’da toplam 9 öykü yer alıyor. Neredeyse tüm metinlerde, yazarın açılış alıntılarında da yer verdiği gölge ile var olma ve gölgeyi yok etme hissi kendisini belli etmeyi başarıyor. Önce kendisini tanıtıp sonra suda usulca boğmak. Kitabın duygu durumunu tanımlamak için iyi bir epigraf tercihi.

Her Kötü Geceden Sonra - Baran Güzel

Kitabın ilk öyküsü Otuz Üç şu cümleyle başlıyor:

“Bomba ülkenin kalbinde patladı. Gencecik insanları katlettiler.”

Sıradan bir Türkiye vatandaşı, salt bu topraklarda yaşadığı için kendisini canlı bomba dedektörü olarak bulabiliyor. Kimi zaman anayasa profesörü olması gerekiyor. Bazen de Türk lirasının döviz karşısındaki değer kaybını takip ederken ekonomist oluyor. Tüm bunlar gerçek, hepsi burada, hayatımızın parçası.

Patlayan bomba da kitabın ilk öyküsünün fitilini ateşliyor. Atılan tweet’ler, insanın kendisinde yakaladığı ikiyüzlü anlar, çelişkiler, ironiler ve vicdan.

“Derken pencereden tencere tava çaldı. En son Songül’le aynaya bakabilen insanlarla birlikte Gezi Parkı’nda çöp topluyordu sabahın erken saatlerinde. Kaldırım taşlarından, elbirliğiyle yapılan kütüphaneye iki de kitap bağışladı. Açlık’ı ve bir türlü bitiremediği Vergilius’un Ölümü’nü. Kalabalığın arasında kendine tahammülü artıyordu. Sürünün arasında dolaşmak, eylemlerini başkalarını taklit ederek icra etmek, kendi fikirlerini başkalarında, başkalarının fikirlerini ise kendisinde tasdik etmek onu rahatlatıyordu. ‘Bu katliamın hesabını er geç vereceksiniz!’ yazdı. Yine başlıyoruz, dedi kendi kendine. Solculuğa.”

Huzursuz Eden Sorular, Karanlık Cevaplar

Kitaptaki ikinci öykü @prozacveyalnizlik da adından anlaşılabileceği üzere sosyal medyadan korkmuyor. Öyle ki finansal köleliğin, öykünün ayaklarından birisi olması fikri bana çok gerçek geldi.

Kızılkayalar boykotu, pişmanlıklar, ilişkiler.

Huzursuz eden sorular:

“İşinde de fena değildi Koray. İyi para kazanıyordu. İnsanların, hayat sana güzel, diyecekleri biriydi. Neydi eksik olan? Neyi yanlış yapıyordu?”

@prozacveyalnizlik, benim için Her Kötü Geceden Sonra’nın en güçlü metni oldu.

Üçüncü öykü Ehven-i Şer’de güçlü duygular, özgün ve yarı büyülü gerçekçi bir üslupla işleniyor. Yazarın, anlatıcının kaybı, bizim de kaybımız haline geliyor. Sorulan sorulara hep birlikte cevap veriyoruz. Cevabın bizi rahatsız etmesinden çekinmiyoruz.

Her Kötü Geceden Sonra - Baran Güzel

Kitap, ilişkiler ve ölüm etrafında dönmeye devam ediyor. Güzel, eseri “babasının ciğerlerine” ithaf ediyor. Her Kötü Geceden Sonra ölümün kol gezdiği bir öykü toplamı. Ölüme bakış açımıza sağlam tokatlar atıyor.

“Herkes babasının öleceği günü en az bir kere hayal etmiştir. Bu kayıptan sonra nasıl acılar çekeceğini, nasıl ağlayacağını, insanların ona nasıl şefkatle yaklaşacağını. Ben lisedeyken bunun hayaliyle yanıp tutuşuyordu resmen. Babam ölüyordu, bu ölüm beni daha korunaklı bir yere taşıyordu.”

Kadıköy, Yeldeğirmeni, Bahariye, Eminönü, Beşiktaş, İstiklal. Adana. Kitabın sırtını dayadığı mekânların çoğu, karakterlerin oturup kalktığı kafeler hayatımızın bir parçası. Bu bilinirlik hissinin duyguların gücüne etkisi de kaçınılmaz. İsimsiz bir mekânda, adsız bir şehirde de iyi öyküler anlatmak mümkün, kabul. Ama bazen önünden geçtiğiniz sokağın yansıttıklarını sayfalarda görmek okura yeni kapılar aralayabiliyor.

Sınırlar ve Kuraklık

Güzel, Gazete Duvar’da Anıl Mert Özsoy‘a verdiği söyleşide şöyle söylüyor:

“İlk kitabımın kendimle ve yaşadığım zamanla ilgili olmasını istiyordum. Ama yaşadıklarım o kadar gerçekti ki birine anlattığımda klişeye dönüşüyordu sanki. Gerçeküstü unsurları, anlatmak istediğim hikâyenin gerçekliğini artırmak için kullanıyorum.”

Söylediğini de başarıyla yapıyor. Bu zamanın öykülerini, kendi gözünden anlatıyor. Bence kitabın ilk yarısında bu sistem saat gibi kusursuz işliyor. Ancak ikinci yarıda, tekrar eden karakter tipleri, ruh halleri ve tema bana bir kitabın bütününde rastlamak istemediğim ince sınırları hissettiriyor. Biraz daha geniş bir alanda oynamak istediğimi fark ediyorum. Daha fazla karakterle, daha farklı felaketlerle. Elbette bu tamamen yazarın tercihi. Üstelik eserin ilk kitap olması da bu karara makul bir açıklama getiriyor.

Yazar da zaten sınırları istediğinde ne ölçüde aşabildiğini Her Kötü Geceden Sonra’nın başındaki öykülerinde tekrar tekrar gösteriyor. İlerisi için gönlüm ferah. Baran Güzel kuvvetli bir damardan, usul usul geliyor.

Kitabın editörlüğü Murat Çelik’e, kapak tasarımı ise Emir Tali’ye ait. Editörlük açısından tertemiz bir eserle karşı karşıyayız. Kapak da kitabı temsilde gayet başarılı.

Baran Güzel’i izlemeye devam edeceğim.

Esere ve kitaba dair yorumlarınızı bizimle Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

Üst kapak illüstrasyonu: Giuseppe Pepe

Oyla!

Onur Selamet

1993 İstanbul. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa ve orta metraj film projelerinde yer aldı. Öyküleri kimi dergi ve fanzinlerde yayımlandı. 2013'ten beri üç arkadaşıyla birlikte Marşandiz Fanzin'in makinistliğini yapmaya devam ediyor. İlk öykü kitabı "Ölü Dalgıcın Sonbaharı" ise Eylül 2018'de yayımlandı.

Yılmaz Özdil

Yılmaz Özdil Hapis Cezasına Çarptırıldı

Olivia Colman Joyride

Joyride Filmi Olivia Colman ile Geliyor