Honey Boy İncelemesi: Depresif, Duygusal, Palyaço!

Honey Boy film incelemesi ile karşınızdayız. Shia LaBeouf’un yazıp oynadığı otobiyografik yapıma dair ilk izlenimlerimizi aktardık.

Honey Boy (Şeker Çocuk) duygusal bir film. Kişisel bir film. Kompleks sorunları işleyip basit kalmayı becerebilen bir film. Shia LaBeouf’un ilk senaryo tecrübesi. Alma Har’el’in ilk yönetmenlik tecrübesi. Küçük bir çocuğun hayatla ilgili ilk tecrübelerini anlatıyor. Kocaman bir adamın hayatı kaldıramayışını anlatıyor. Başka bir kocaman adamın hayatı kaldıramayışını da anlatıyor.

Teknik Her Şey

Yazının başında bahsedeyim, aradan çıksınlar. LaBeouf gerçekten başarılı bir yazar. Yaşadıklarını yazmış oluşu bunu değiştirmiyor. Kısa süresinden de daha kısa; bir orta metrajmış gibi hissettiriyor. Yavaş temposuna rağmen sürükleyici, içine çekici olmasından alıyor bu özelliğini. Yazılanların kişisel olması, yaşanılanı her yönüyle kapsaması yeni karakterlerin gördüğü yeni sahneleri izlerken bocalamanıza değil, “Hayat bu yöne de sahiptir zaten,” düşüncesiyle sahneyi kabullenmenizi sağlıyor.

Alma Har’el gerçekten başarılı bir yönetmen. Kareleri hiç yaşanmamış anıların nostaljisini veriyor. Bu hissi ilk alışım Honey Boy (Şeker Çocuk) değil, Beirut grubunun şarkılarını dinlerken de aynısını yaşıyorum. Har’el’in başka neler yaptığını görmek için IMDb’sine baktığımda yönetmenlik kariyerine Beirut’un Elephant Gun şarkısının klibiyle başladığını görmek bu yüzden her şey yerli yerine oturmuş gibi hissettirdi sanırım. Har’el’in elindeki kameranın bu hissi vermesi filmin izleyici için de kişiselleşmesini sağlayan en büyük ögelerden. Rehabilitasyon öncesi sahnelerde “Film çekimi mi izliyoruz yoksa gerçek hayatı mı?” düşüncem ben henüz filme odaklanamadığım için mi oldu yoksa bu da Har’el’in niyetlendiği bir his miydi emin değilim. Ancak bunu da onun hanesine övgü olarak yazacağım.

Honey Boy inceleme

Shia LaBeouf gerçekten başarılı bir aktör. Oynadığı rolün gerçek sahibiyle yıllarca birlikte yaşaması bunu değiştirmiyor. Kendisi “yaşama” işini becerememiş bir babanın oğlu aynı olmasın diye uğraşışını, geçmiş yaşına rağmen cevabını bulamadığı soruları çocuğundan saklamaya çalışmasını, karakterinin kompleksliğini gerçekten yansıtıyor. Noah Jupe de başarılı bir aktör. Erkenden büyümek zorunda kalmış bir çocuğun sevgiyi ve nefreti öğrenirken yaşadığı travmaları, verdiği tepkileri kameraya yansıtırken zorlanmıyor. Lucas Hedges de başarılı bir aktör. Bu çocuğun yaşadıklarının bir genç yetişkinde sebep olduğu PTSD’yle ayakları üzerinde durmaya çalışışını gösterirken hiç sırıtmıyor. LaBeouf’un o zamanlarda bizleri maruz bıraktığı dikdörtgen kafatasına hiç yakışmayan o asker tıraşını da güzel taşıyor.

Makyaj departmanı başarılı. LaBeouf’un türünün tek örneği burnunu profilden görene kadar kendisini tanıyamayacağım kadar güzel iş çıkartmışlar.

Buradan sonra kaleme alacaklarım, bir nebze spoiler içerebilir. Konusu hakkında çok fazla şey bilmek istemiyorsanız, okumayı burada bırakabilirsiniz.

Babalarımızın Günahları

LaBeouf’un kariyeri bütün skandallarıyla gözümüzün önünde yaşandı. Başarısız filmler, geçirdiği kazalar, rehabilitasyon. Genç ve önü açık bir yıldızın günbegün dibe batışı sevenlerini gerçekten üzmüştü. Bu filmin senaryosunu da rehabilitasyon sürecinin bir parçası olarak yazmış. Film genç ve önü açık bir yıldız olan Otis’in rehabilitasyona girişiyle başlıyor ve doktorundan Travma sonrası stres bozukluğu tanısı alıyor. Rehabilitasyon merkezindeki oda arkadaşı Percy’nin sözleriyle “O lanetin sadece askerler ve siyahîlerde olduğunu sanırdım.” şeklinde tanısına şaşıran Otis, doktoruyla birlikte çocukluğuna dönüyor.

Film yıldızı yeni yeni parlayan çocuk aktör Otis’in hayatıyla devam ediyor. Anne babası boşanmış ve annesi yeni sevgilisiyle bir hayat kurmuş olan Otis ajanslarla ve esnek çalışma saatleriyle savaşırken okulu veya çocukluğunu kaçırmaması için yardımcılık yapması niyetiyle babasını, hem baba hem menajer olarak işe alıyor. Babası James Lort artık iş bulamayan bir rodeo palyaçosu ve eski bağımlı. Uyuşturucu etkisindeyken yaptıkları kendisine bir taciz davası olarak dönmüş ve yıllarca hapis yatmış; eski bir hükümlü olarak kendisine iş veren tek kişi 12 yaşındaki oğlu.

Honey Boy inceleme

James gerçekten düşmüş bir insan. Oğlunun parasını yemek canını sıkıyor. Eski karısının yeni sevgilisinin oğluna kendisinin yapması gereken babalığı yapması canını sıkıyor. Oğlunun çalışma şartlarının kötülüğü canını sıkıyor. Yakınlaşmaya çalıştığı bütün kadınların onu bir tacizciden başka bir şey olarak görmeyişi canını sıkıyor. Geçmişte bütün bunlardan kaçma yolu olan kokaini artık kullanamayışı canını sıkıyor. Tek tutunduğu dal olan danışma grubunun din manyakları ve sahte optimistlerle dolu oluşu canını sıkıyor. Bütün bu can sıkıntısını hayatında sevdiği tek şey olan oğlundan çıkartması da canını sıkan sebeplerin en büyüğü. Film boyunca oğluna daha iyi bir baba olabilmek için uğraşıyor ve bocalıyor. Oğlu da babasının bocalamasını görüyor ama bocalamalarının nihayetinde kendisine kötü davranmak oluşunu unutamıyor. Bir sahnede birlikte sigara tüttürüp şakalar ederken hemen sonrakinde bağırış çağırışlarını izlerken travmanın sadece “askerler ve siyahilerde” görünmediğini anlayabiliyorsunuz.

Kadınlar ve Çocuklar

Küçük Otis’in film boyunca babası dışındaki tek gerçek ilişkisi adını bile öğrenemediğimiz kendisinden birkaç yaş büyük komşusuyla arasında geçiyor. Jenerikte Utangaç Kız olarak geçen karakteri FKA Twigs canlandırıyor. “Utangaç Kız” Otis için hem anne hem abla hem arkadaş hem de ilk aşk oluyor. Har’el’den bahsederken “yaşanmamış bir anının nostaljisi” olarak betimlediğim his de bu ikilinin sahnelerinde kendini belli ediyor. Bu sahnelerde film gerçek bir ton değişikliği yaşıyor. Babasıyla sahnelerinde tek odadan ibaret evlerinin basık, klostrofobik atmosferinde her an hissedilen gerilimin yerine genç arkadaşların havuz başında geçirdikleri hoş anları izlemek kalp ısıtan anlar yaşatıyor. Güneşin vurduğu lensle hayatın adil davranmadığı iki çocuğun birbirlerine sarılarak güzel bir şeyler hissedişini izlerken en benim diyen romantik filmdekinden daha çok duyguya kapılıyorsunuz.

Büyüdüğümüzde Ne Olur?

Film büyük Otis’in kendisiyle ve geçmişiyle nihayet barışmasıyla son buluyor. Rehabilitasyon sonrasında yaşananlar için LaBeouf’un hayatının magazine yansıdığı kadarını incelemeniz lazım ama filmin anlatmak istedikleri sonrası değil. Sonrasını değil, o anı dert ediniyor. Sorunlu çocukluğumuzla nasıl baş edebiliriz sadece bunu anlatıyor ve gerçekten bütün sorunlarına rağmen birbirini seven bir baba oğul hikayesi olarak tamamlanıyor.

Honey Boy inceleme

Harika yazımına ve üst düzey yönetimine rağmen Akademi’nin ayıp ettiği filmlerden birisi olsa da 7 Şubat 2020’de ülkemizde gösterime girdi. Duygusal ve kişisel bir büyüyüş hikayesi olarak zevk almanız için LaBeouf’a özel bir hayranlık duymanıza da gerek yok.

İzledikten sonra sizde uyandırdığı hisleri, sizin için aynı kişiselliği yakalayıp yakalayamadığını Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Birds of Prey İncelemesi: DC’nin Solo Film Sınavı

Türk Canavarları Sözlüğü




Die-Hard Centilmen Piç hayranı, kendisini tanıtırken öncelikle söylemesi gereken meseleleri ayarlayamayan birisi, 18 yaşında, İstanbul Üniversitesi'ne gidiyor, İngiliz Dili okuyor, babasının 7 yaşında Yüzüklerin Efendisi'ni izletmesinden beri fantastik ve bilimkurgu sever, Shelob'u görüşünden beri de anakrofobik.

Honey Boy İncelemesi: Depresif, Duygusal, Palyaço!

Honey Boy film incelemesi ile karşınızdayız. Shia LaBeouf’un yazıp oynadığı otobiyografik yapıma dair ilk izlenimlerimizi aktardık.

Başa dönün