in ,

House of the Dragon 1. Sezon İncelemesi: Kralın Dönüşü

House of the Dragon 1. sezon incelemesi ile sizlerleyiz. Maceranın ilk kısmını tamamlayan yeni Game of Thrones yapımına dair değerlendirmelerimizle karşınızdayız.

house of the dragon 1 sezon inceleme

House of the Dragon 1. sezon incelemesi yayında. İzleyicileri yıllar sonra bir kez daha Game of Thrones evrenine davet eden HBO yapımı hakkında detaylı görüşlerimiz sizlerle.

House of the Dragon 1. sezon, geçen pazar gecesi yayınlanan 10. bölümü ile ilk sezonu kapattı. Game of Thrones’ta yaşananlardan 172 yıl öncesinde ejderhaların ilk dansına sahne olan diziyle ilgili yorumlarımızı sizlerle buluşturuyoruz.

House of the Dragon ile ilgili konuşmaya başlamadan önce Game of Thrones hakkında konuşmak boyun borcu diye düşünüyorum. Hiç uzatmaya da niyetim yok, bu sezonla birlikte benim ağzımdaki kekremsi tat silindi. İlk 4, hatta 6 sezonuyla televizyonun en nadide işlerinden birisi olan Taht Oyunları son birkaç yılda üst üste gelen yanlış kararların kurbanı olmuştu. Düştüğü çukur, özellikle uçurumun zirvesi düşünülünce eşi benzeri olmayan derinlikteydi.

house of the dragon 1 sezon karakterler

House of the Dragon duyurulduğunda bir zamanlar bu evrene duyduğum sevgi de içimde derinlere gömülmüştü. Önce görüntüler geldi; Game of Thrones’un son sezonlarındaki pahalı set ve kostümler vardı, hiç etkilenmedim. Fragman çıktığında izlemek bile istemedim. Sosyal medyada önüme düştüğünde uygulamanın pencere videosundan göz atıp geçtim. Sonra dizi başladı ve 3. bölümle birlikte bir şans veren herkes övdü; nihayet pes ettim. Benim ön yargılarım daha önce hiç bu kadar güzel kırılmamıştı.

House of the Dragon 1. sezon performansıyla ortaya neredeyse her yönüyle olağanüstü bir dizi koyuyor. Senaryosu, oyuncuları, setleri, sinematografisi ve bütçe planlamasıyla Game of Thrones’un hiçbir zaman bir arada tutturamadığı (oyunculuk ve senaryo çok iyiyken para yoktu; para geldikten sonra senaryoya veda ettik) bütün elementler bir arada, hiçbir yönü sırıtmayan bir yapım. İzninizle parçalarına ayırıp incelemek istiyorum.

House of the Dragon 1. Sezon: Doğru Oyuncu Seçiminin Önemi

Benim diziden duyduğum ilk haber Matt Smith’in Daemon Targaryen olarak başrollerden birisi olacağıydı. Canlı takip ettiğim ilk Doktor olduğu için bu haber tabii ki bir kaş kaldırmama yeterli oldu. Last Night in Soho’da kötü karakter rolünde izledikten sonra Daemon kadar gri bir karakterle Matt Smith kadar çeşitli bir oyuncunun tam oturacağını diziyi yapan insanların da fark ettiğini görmek, “Game of Thrones’un son sezonlarındaki beceriksizler bunu yapıyor olamaz,” düşüncesinin ilk doğduğu andı. Bir de, Twitter’da görmüştüm, “Matt Smith yakışıklı ama öyle bir yüzü var ki ensest ihtimalini yok sayamıyorsun.” Okuduğum en eğlenceli yorum.

yeni game of thrones matt smith

Matt Smith istediği kadar başarılı olsun; dizinin en başarılı oyunculuk örneği o değil. Çok riskli bir hikâye anlatma şekli izleyen yapım olabilecek en taşlı yolu seçip geniş bir zaman diliminde geçen hikâyesini olduğu gibi anlatıyor. House of the Dragon 1. sezon için en büyük alkış Milly Alcock (Rhaenyra) ve Emily Carey’ye (Alicent) gidiyor. Oyuncu seçimleri önce her karakterin 8. bölüm itibarıyla olduğu oyuncularla yapıldı. Karakterlerin çocukluk ve gençlik hâlleri sonradan seçildi. Durum böyleyken, birisi 2000 diğeri 2003 doğumlu iki aktris rol aldıkları beş bölümde kendilerini takip eden oyuncular hakkında, “Çok da iyi olmamış sanki,” yorumları alabilecek kadar başarılı performans gösterdiler.

Visery house of the dragon 8 bölüm

Sezonun oyunculuk anlamında aslan payını kapan isim tabii ki de Paddy Considine. Barışçıl Kral Viserys’e tarih kitaplarında yazmayan bir ihtişam ve trajedi katarak diziyi bir üst seviyeye çıkardı. On yedi ejderhanın olduğu bir evrende, insanların “hazır ol”da, nefesini tutarak izlediği sahne kendisinin yalpalayarak bir odayı baştanbaşa yürümesi oldu. Övecek kelime bulmaya yeltenmiyorum bile, önümüzdeki yıl Yardımcı Erkek Emmy’si için en güçlü aday benim için.

House of the Dragon 1. Sezon, Buz ve Ateşin Şarkısı Evreni’nin Büyüklüğünü Ortaya Koyuyor

Game of Thrones’un ilk sezonlarındaki en önemli silahı diyarın büyüklüğüydü. King’s Landing’te Baratheon ve Lannister’lar, Kuzey’de Stark’lar, Dorne ve denizin ötesinde Essos’la bu evren devasaydı ve dizi bunu her fırsatta gösteriyordu. Robert ve Ned sezonun yarısını Kuzey’den inmekle geçirdi; Tyrion ve Jon Duvar’a yürüdü; ardından Tazı ve Arya’nın yolculukları, Daenerys’in Westeros dışında gezginlikle geçen beş sezonu; dizi hep gösterecek çok fazla mekânı olduğunu gururla sundu izleyicisine.

house of the dragon 1 sezon ejderja

House of the Dragon 1. sezon, neredeyse tamamen Red Keep ve Dragonstone’dan ibaret olan mekân kısırlığını, zaman diliminin genişliğiyle kapatıyor. Yukarıda bahsettiğim üzere, diziyi pekâlâ Emma D’arcy (Rhaenyra) ve Olivia Cooke (Alicent) ile açabilirdik. İkilinin ilişkisini flashback sahneleriyle izleyebilirdik ve zannetmiyorum ki bu yaklaşım çok büyük tepkilerle karşılaşsın. Bunun yerine, çok daha cesur bir şekilde, kurulması 20 yıl süren satranç tahtası 7 bölüm boyunca hazırlandı. Her yönüyle mükemmeldi demeye dilim varmıyor. Elbet daha iyi yazılabilir; bölümler 10-20 dakika uzatılarak karakterlerin motivasyonları izleyicilere daha net sunulabilirdi. Yine de, dizinin izlediği yol ve kotarış şekli takdire şayan. Geniş zaman dilimi seyirciye en az Game of Thrones’un geniş mekânları kadar büyüklük hissini tattırıyor.

Ejderhaların Dansı veya Kakofonisi

Buraya kadar okuduklarınızdan anlaşılmadıysa, ben House of the Dragon 1. sezonu çok sevdim. Buz ve Ateşin Şarkısı Evreni’nin en ihtişamlı zamanlarındaki görkemiyle televizyonlara geri döndüğünü düşünüyorum. Şu noktada tek korkum tarihin tekerrür etmesi ve bunun için uygun şartlar da var gibi duruyor.

Dizinin şimdiye kadar avantajına kullandığı zaman büyüklüğü karakterlerini anlık yaratmaya imkân verdi. Daemon’u önce Stepstones’ta tek başına bir orduyu alt ederken sonra ağabeyinin tacını başına yerleştirirken gördük. Günlük hayatta nasıl birisi olduğunu; elinde kanlı kılıcı, tek cümlelik havalı replikler söylemekten başka ne yaptığını izleyemedik.

Yeni sezonla birlikte yazarların elinden bu lüks alınacak. Hem Yeşiller hem Siyahlar satranç tahtasındaki taşlar olmaktan çıkıp birer insan olacak. Senaristlerin önündeki ilk engelin bu olduğunu düşünüyorum ve aşamayacaklarına inanmak için de sebeplerim var.

otto hightower

House of the Dragon 1. sezon şu noktada hanedanını güçlendirmekten başka emeli olmayan Otto Hightower hariç, doğrudan kötü olarak tanımlanabilecek kimse yok. Alicent eşinin son dileğini yerine getiren bir eş, Aemond uğradığı haksızlığa adalet ararken bir kaza yaşamış bir genç. Daemon hiçbir zaman ağabeyinin onayını alamadığı için hep yaralı ve Rhaenyra kendi hakkı olan tahtı, diyarın iyiliği için istiyor. Herkesi haklı görmek mümkün.

Ejderhaların Dansı hâlihazırda çok trajik bir hikâye. Ağabey kardeşin, anne oğulun, dede torunun kavgalarına ev sahipliği yapan bir perde. Senaristlerin şimdiye kadar neredeyse tüm karakterlerine gri alan bırakmasını eli korkak bir hamle olarak görüyorum. Bütün oyuncular için son derece kişisel olan bu oyunda bir konuşsalar her şey çözülecek yanlış anlaşılmalarına gerek yok.

Yine de, henüz sadece tahta tanıtıldı ve taşlar yerine yerleştirildi. 2. sezon ile birlikte hikâye günlük olarak anlatılacak; hamleler ve sonuçları anlık şekilde hissedilecek. Yazarların elinde en az House of the Dragon 1. sezon bölümlerini yazdığı sıradaki kadar hareket özgürlüğü bulunuyor. Ben kendilerine şimdilik güveniyorum.

house of the dragon 1 sezon inceleme yorum

2024’te gelecek yeni sezonla beraber, dans da başlayacak. Bu dansın güzelliğine göre evrenin geleceği de belirlenecek. Henüz sadece adı duyurulan Snow dizisi için gereken güven toplanacak ya da bütün projeler rafa kalkacak. Bu evrenin sunacaklarını uzun yıllar sonra ilk kez heyecanla bekliyorum.

Sizin House of the Dragon 1. Sezon hakkındaki yorum ve teorileriniz neler? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşmayı, bizi Google Haberler üzerinden takip ederek en güncel içeriklerimizden anında haberdar olmayı unutmayın.

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for merveriii merveriii dedi ki:

    Çok hoş bir değerlendirme yazısı olmuş. Lakin şu malumunuz ki GOT’un son sezonları bir kitap olarak elimizde yoktu. Her ne kadar GRR Martin senaryo ekibinin arkasında olsa da yine de sonuç olarak bir kitabın olmaması o güne kadar kitaplardan gitmiş senaryoda boşluklar oluşmasına sebep oldu. Tüm kitapları okumuş biri olarak ben diziyi izlerken bunu aleni şekilde fark ettim en azından. Ateş ve Kan da bir kitap uyarlaması olduğundan senaryo bu kadar sağlam bence. Ayrıca devam kitabı gibi bir sıkıntısı da yok. Yazılmış bir şeyi oynayacaklar ve kitabı senaryoya aktarma konusunda yazarlar zaten çok usta. Yani kitabın varlığı beni bu noktada mutlu ediyor e endişelenmiyorum :slight_smile:

  2. Avatar for Arcade Arcade dedi ki:

    Bir de şeyden daha rahatlar Ateş Ve Kan bir roman değil böyle Westeros’un üstatları tarafından yazılmış tarih kitabımsı gibi bir şey ondan dizide bazı şeyleri rahatça değiştiriyorlar.Mesela Dizide Strongları normalden erken öldürdüler ya da Rhaneyra nın normalde kızı doğup çocukluk çağına gelene kadar yaşıyordu ama burada ölü doğdu…

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

doctor who global yayın disney plus

Doctor Who’nun Global Yayın Hakları Disney+’ın Oldu

miniclip tarayıcı oyun kapandı

Bir Döneme Damga Vuran Tarayıcı Oyun Sitesi Miniclip Fişi Çekti: Tüm Klasik Oyunlar Platformdan Kaldırıldı