in ,

Interstellar İncelemesi: Yıldızlararası Bir Film

Interstellar incelemesi sizlerle. Christopher Nolan imzalı Yıldızlararası hakkında ilk yorumlar, sinemaya gitmeli mi?

Interstellar İncelemesi Yıldızlararası

Christopher Nolan imzalı 2014 yapımı Interstellar (Yıldızlararası) filmi hakkında kaleme aldığımız inceleme yazısı sizlerle.

Yıldızlararası’nı izleyin. Bunu daha süslü söylemeyeceğim. Bilimkurgu filmleri sevmiyorsanız da izleyin; veya Anne Hathaway’den hiç hazzetmiyorsanız da izleyin. Interstellar filmine gidin. Muhtemelen pişman olmayacaksınız.

Büyük filmleri her zaman sevmişimdir. Eski ‘blockbuster’ları. Belki ‘büyük’ten daha yerinde bir sözcük olarak ‘grand’ filmleri. Titanik, benim çocukluğum için böyle filmlere örnekti. Yüzüklerin Efendisi üçlemesi de öyleydi. Şimdilerden Transformers filmlerinden herhangi biri değil ama.

Interstellar: “Büyük” Hikâyeler Hakkında

Yani sadece harcanan paradan, ya da mekânsal büyüklükten bahsetmiyorum. Bir hikâyenin oldukça kallavi ve büyük olmasından bahsediyorum. Neticede hikâye açısından bakınca sinema ve edebiyat o kadar da ayrı düşmüyor. 100 sayfalık kitaplarla 600 sayfalık arasındaki farklar tabii ki filmlerde de gösterecektir kendini.

interstellar inceleme yazısı

Yıldızlararası ‘büyük’ bir film. Evet bir uzay yolculuğu filmi. Ama bir uzay yolculuğu filminden çok daha fazlası.

Kısaca özetlemek gerekirse, dünya ciddi bir kıtlık sorunuyla boğuşmaktadır. Bir nesil sonra insanlığın yok olması işten bile değildir. Ellerindeki tek şans Cooper adlı eski NASA pilotunun önderliğinde ‘yıldızlararası’ bir görevdir. Görevse, üzerinde yaşam olabileceği düşünülen bir güneş sistemine gidip, kesin sonuçlar elde etmektir.

Spoiler vermeden, tadını kaçırmadan, sürprizleri bozmadan bu şekilde anlatabilirim filmi. Kaldı ki film bu anlattığım şekliyle de pekala iş yapabilir; ama dediğim gibi, izleyeceğiniz film bu, ve çok daha fazlası.

Jonathan ve Christopher Nolan Biraderler

Nolan kardeşlerin senaryolarındaki ustalığa diyecek yok artık. Ta 2000’de ‘Memento’ filmi Jonathan Nolan’ın bir öyküsünden uyarlandığından beri biliyoruz iki kardeşin birleşince nasıl öyküler çıkarabildiğini. Yıldızlararası da bize yine o keyfi veriyor. İzlerken çoğu kez ‘Bunu böyle düşündüklerine inanamıyorum’ diyoruz.

interstellar inceleme christopher nolan

Film bize alışılagelmişin dışında bir uzay yolculuğu deneyimi sunuyor. Nasıl olduğunu söylemeyeceğim; ama filmin köklerini Kip Thorne’un (ünlü bir teorik fizikçi) araştırmalarından ve bilimsel teorilerden aldığını da duyunca bu deneyim iki katına çıkıyor. Öyle ki, Thorne sırf film için yapılan araştırmalarla iki bilimsel makale yayımlamış.

Film bize başlangıcında bir sahne sunuyor. Özellikle benim gibi şımarık bir seyirciyseniz, filmin siizi o sahneye hiçbir zaman ikna etmeyeceğini, veya açıklamanın sizi hiçbir zaman tatmin etmeyeceğini söyleyip somurtuyorsunuz. Sonuna geldiğinizdeyse film ne yapıyor ediyor ve o sahne için içinizi rahat ettiriyor, sizi tatmin ediyor. Açık kapı bırakmamak konusunda yönetmenin iki önceki filmi ‘Başlangıç’tan çok daha etkili olduğunu söylemek gerek.

DEV IMAX PERDESİNDE SİNEMA KEYFİ

Christopher Nolan’ın analog film tutkunu olduğu bilinen bir gerçek. Filmin büyük çoğunluğu IMAX kameralarıyla 70mm filme çekilmiş. Dağıtım için de 2-boyutlu IMAX olarak sinemalara girdi. Yani gözlük olmadan, havada uçuşan 3D’ler olmadan, devasa bir perdede, büyük çözünürlükte izleyebilirsiniz filmi. Hak ettiği gibi izleyebilirsiniz filmi.

yıldızlararası

Görsel efektler sanılandan çok daha az kullanılmış, ve hatta uzay gemisi setlerinin dışına bile yeşil perde yerine hazırlanmış görsel efekt görüntüleri konmuş ki oyuncular kendilerini tam orada hissedebilsin.

Filmde özellikle Douglas Adams hayranlarını önce sinir edecek, sonra hoşnut bırakacak ‘bazı’ şeyler var. Yine filmde bilgisayar efekti kullanılmayan noktalardan biri olduğunu duymak filmi izledikten sonra sizi şaşırtacaktır.

Yazının İçinde ‘Twilight’ Geçen Kısmı

Oyunculuklar için diyecek bir şey yok. True Detective’den beri tüm dünya zaten daha fazla Matthew Mcconaughey görmek istiyordu. Michael Caine ve Christopher Nolan’ın birlikteliği Hollywood’daki çoğu evlilikten bile daha uzun süreli ve sağlam artık. Jessica Chastain göz dolduruyor. Chastain’in küçüklüğünü oynayan ve Twilight serisinin finalinde Renesmee olarak tanıdığımız Mackenzie Foy’un adını tekrar tekrar duyacağımıza eminim. Bir de filme olan ilgiyi saptırmamak için adları posterlerde, fragmanlarda, hatta jenerikte dahi geçmeyen oyuncular var ki; tek diyebileceğim şey filmin Tam-kadro yıldız dolu olduğu. Yıldızlararası derken onu mu kastediyorlar diye merak ediyor insan.

Helvetica Fontunu Kullanamamak

Filmde hiçbir şeyi mi beğenmedin, diyebilirsiniz. Elbette diğerlerine göre zayıf bulduğum yönleri var. Bunların başında Hans Zimmer geliyor. Filmin müzikleri genelini taşımayacak kadar zayıftı bence. Röportajlarda Zimmer yeni şeyler yaptığını, o eski güm güm davullar ve zat zat öten bakırların gittiğini söylüyor; ama bana kalırsa yeni hiçbir şey gelmiyor. Filmin müzikleri hafif hafif bir şeyleri andırıyor; ama ne adını koyabiliyorsunuz, ne de filmden sonra hatırlayabiliyorsunuz.

Filmin diğer sorunu diyaloglarda. Bazı diyaloglar basit şekilde işlemiyor, ve onları işletmek için uğraşılmamış gibi hissettiriyor. Abartılı duran, eğreti duran cümleler var ve karakterler büyük laflar edecekleri zaman en ‘orijinal’ büyük lafları etmiyorlar. Bu filmden bir repliğin şöyle güzel bir galaksi fotoğrafının üstüne Helvetica fontuyla yazılıp Instagram ve Tumblr’ı birbirine kattığını göremiyorum.

interstellar incelemesi

Filmin en büyük sorunuysa bana Christopher Nolan’ın tek büyük sıkıntısı gibi geliyor. Nolan hikâye anlatmayı, eski yılların stüdyo sinemasında olduğu gibi ‘grand’ filmler yapmayı, izleyiciyi çekmeyi, kilitlemeyi çok iyi biliyor; ama kadın karakterleri hiç bilmiyor! Kadınları yazamıyor, kadınları çekemiyor, kadınları anlatamıyor. Nihayetinde Nolan’ın filmleri Bechdel Testi’nde hep sınıfta kalıyor.

… ama en başa dönüyoruz. Yıldızlararası’na, ve onun nasıl bir film olduğuna. Yıldızlararası yukarıda saydığım her şey. Ve saydığım her şeyin toplamının da daha fazlası. Yıldızlararası’nı izleyin. Bunu daha süslü söylemeyeceğim. Bilimkurgu filmleri sevmiyorsanız da izleyin; veya Anne Hathaway’den hiç hazzetmiyorsanız da izleyin. Interstellar filmine gidin. Muhtemelen pişman olmayacaksınız.

Siz de film hakkındaki yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Orçun Can

Alanya’da doğdu. Uzun süre Ankara’da, bir süre de Londra’da yaşadı. Uluslararası İlişkiler ve Sinema-Televizyon alanlarında öğrenim gördü. Kitapları Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkıyor, öyküleri Kafasına Göre Dergi ve Kayıp Rıhtım’da yayımlanıyor. Şu an İstanbul ’da yaşıyor; metrolara, çift satır aralığına, kablosuz teknolojiye ve kırmızıya ilgi duyuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Cenevre’nin Kalbinde Dönen Karanlık İşler

Çelik Mağaralar: Çelik Kubbeler Bile Suçluyu Saklayamaz