İskandinav Mitolojisi: Neil Gaiman ile Her Şeyin Sonuna Gümbür Gümbür Bir Yolculuk

Neil Gaiman'ın büyülü kaleminden hiç eskimeyen hikâyeler dinlemeye ne dersiniz? Acı, ihanet, muziplik, kıyamet ve yeniden doğuş. Her şeyin başlangıcından Ragnarök'e uzanan coşkulu bir kitap.

Benim için Neil Gaiman hakkında konuşmak her zaman zor olmuştur. Onun iyi bir hikâye anlatıcısı olduğunu biliyorum. Kamp ateşi etrafına oturup kendisinden bir öykü dinlemek eşi benzeri bulunmayan bir deneyim olurdu. İnsanlar hikâye anlatmayı hafife alıyor. Sevmedikleri durumlara hikâye bunlar gözüyle bakıyor, sevmediği sözlere bana hikâye anlatma diye cevap veriyor.

Oysa politikacılardan ressamlara, müzisyenlerden dansçılara herkes hikâye anlatıyor. Bin yıllardır.

Bin yıllardır kabuğu şekilden şekle girse de özü hiç değişmeyen hikâyeler. Çünkü insana dairler. Çünkü bize duymak istediğimiz şeyleri söylüyorlar. Çünkü kıyamet kopsa bile ortalık durulduğunda yeniden doğmaya ihtiyacımız var.

Ragnarök’e ihtiyacımız var. Bu yüzden mitler ve destanlar hâlâ birçok klasik metnin mayasını oluşturuyor. Sayısız sanat eseri bu eski öykülere referans veriyor. “Mitoloji” sanat okullarında ders olarak okutuluyor.

Profesyonel yazar olmayı bir kenara bırakın. Gönlü iyi edebiyattan geçen herkesin yerli ve yabancı mitolojik hikâyelere aşina olması gerektiğine inanıyorum. İyi bir yazar olmanın, hatta iyi bir okur olmanın bile yolu bu asla eskimeyen topraklardan geçiyor. Her şeyin nasıl başladığını ve nasıl biteceğini bilmeli, eskimeyen hikâye nasıl anlatılır öğrenmeliyiz. Suya yazı yazmaktan yorulmayanların dünyasında kalıcı işler üretmek için tüm bunların neden hiç eskimediğine kafa yormaktan kaçınmamalıyız.

Kadim mitolojilerden ilham almayı en iyi bilen yazarlardan birisi de Neil Gaiman. Bir başka ustayla birlikte kaleme aldıkları Kıyamet Gösterisi başta olmak üzere Amerikan Tanrıları, Anansi Çocukları, Sandman ve Kırılgan Şeyler’deki kimi öyküler Gaiman’ın mitolojiyi en iyi kullandığı metinlerinden bazıları. Hatta düşününce Mezarlık Kitabı ve Yıldız Tozu bile bu listeye girebilir.

Biz bugün Gaiman’ın da son kitaplarından biri olan İskandinav Mitolojisi’ni konuşacağız. Öncelikle şunu söylemeliyim. Neil Gaiman’ın yazdıklarını yakından takip eden ve çoğu zaman da bunu keyifle yapan biri olarak mitoloji üzerine bir kitap okumak pek önceliğim değildi. Gaiman’dan yeni şeyler duymayı, aşina olduğum mitolojik hikâyelere tercih ederdim.

Kitabı bitirdiğimde ne kadar yanıldığımı fark ettim. Hatta bir adım ileri gidip, “Bu zamana kadar okuduğumuz mitoloji ise, bu neydi öyleyse?” bile dedim.

Kitapta İskandinav mitolojisinden belli başlı öyküler, Gaiman tarafından yeniden yazılmış. Aralarında oldukça meşhur metinler de var, ilk defa duymanızın olası olduğu hikâyeler de.

Gaiman neden İskandinav mitlerini tercih ettiğini şöyle açıklıyor:

“Dünyanın ve hikâyenin sona ereceği şüphesizdi, sona erme tarzı ve yeniden doğma şekli de tanrıları, buz devlerini ve tüm diğerlerini trajik kahramanlara, trajik kötülere dönüştürüyordu. İskandinav dünyası beni Ragnarök (kıyamet) ile tavladı, tuhaf biçimde güncel ve mevcut görünüyordu; diğerleri ise daha iyi belgelemiş inanç sistemleriyle geçmişin, eski şeylerin bir parçasıymış gibi hissettiriyordu.

İskandinav mitleri, upuzun kış geceleri ve bitmek bilmeyen yaz günleriyle soğuk yerlerin mitleridir, tanrılarına saygı duysalar ve onlardan korksalar bile onlara tam manasıyla güvenmeyen ve hatta onları sevmeyen insanların mitleridir.”

Yaygın mitolojiler arasında İskandinav mitleri günümüze oldukça parça parça ve eksik bir hâlde ulaşmış. Bu yüzden Gaiman’ın çabası saygı duyulası.

“Tarih, din ve mitler bir araya geldiği zamanlar bizler de tıpkı unutulmaya yüz tutmuş bir suçun ayrıntılarını yeniden inşa eden dedektifler gibi merak, hayal ve tahminler ederiz.”

İşte bu sözler de kitabını nasıl bir çalışmayla oluşturduğunun bir itirafı. Snorri Sturluson’un Mensur Edda’sının birçok farklı çevirisi ve Manzum Edda’nın yüzlerce yıllık dizeleri bu kitapta bir araya geliyor. [Sturluson’un derlemelerinden birisi hakkında incelememiz için buraya tıklayabilirsiniz.] Birinde eksik kalan detaylar diğerinden tamamlanmaya çalışılıyor. Ancak Gaiman daima hikâyenin özüne sadık kalmayı tercih ettiğini özellikle vurguluyor. Ve bize bu kitaptaki öyküleri sahiplenmemizi öğütlüyor:

“Sahiplenin ve karanlık, ayazlı bir kış akşamında ya da güneşin batmayacağı bir yaz gecesinde Thor’un çekici çalındığında neler olduğunu veya Odin’in, tanrıların bal şarabını nasıl geri aldığını arkadaşlarınıza anlatın…”

Çünkü iyi hikâyeler duyduğumuzda, birilerine anlatmak isteriz. İşte ben de bu sebeple buradayım. Yanıldığımı kabul etmek ve hislerimi sizinle paylaşmak için.

Mitolojiye dair hikâyeler her zaman ilgimi çekmiş olsa da okurken çoğu vakit çabuk sıkılırım. Gaiman bu kitaptaki öykülerde iyi bir yazar olmanın gereklerini yerine getiriyor. Karakterlere ve dünyaya alıştıktan sonra -ki bu da hayli kısa sürüyor- kendinizi bir anda Kuzey topraklarında buluyorsunuz. Freya’nın iddia sonucunda birilerine eş olarak sunulmasına öfkeleniyor, Loki’nin onca şeytanlığına rağmen neden vazgeçilmez bir tanrı olduğunu anlıyor, Thor’a güveniyor ve Odin’e saygı duyuyorsunuz. Kitapta birçok tanrı ve tanrıça var. Ama çoğu hikâye Odin, Thor ve Loki ekseninde gelişiyor. Hikâyeler birbirini tamamlayan bir sırayla dizilmiş. Daha önce bir tanrı ya da tanrıçaya verilen hediye daha sonraki metinde birilerinin kafasına indirilebiliyor. Merhaba Thor, evet senden bahsediyoruz.

“Başlangıçtan Önce ve Sonra” bölümüyle başlayan kitap Ragnarök’e (kıyamet) doğru süratle yol alıyor. Alemler yaratılıyor, insan doğuyor, kutsal hediyeler veriliyor, bir tanrı bilgelik için gözlerinden birini feda ediyor, Loki ortalığı karıştırıyor ve kıyamet kopuyor. Sonra her şey yeniden doğuyor. Kelimenin tam manasıyla küllerinden.

“Şairlerin Bal Şarabı” anlatısı favorilerim arasında. Gaiman bu öyküyü oldukça cüretkâr bir şekilde anlatmış. İnsanı hem eğlendiriyor hem de düşündürüyor.

“Şiirin kaynağının ne olduğunu merak ettiniz mi hiç? Söylediğimiz şarkıların ve anlattığımız öykülerin ilhamının nereden geldiğini?”

“Loki’nin Son Günleri” ve “Ragnarök: Tanrıların Nihai Kaderi” de diğer favorilerimden oldu. Bir bölümde Loki için üzülüp kurtulmasını beklerken diğerinde kıyametin ortasında kendisine karşı cephe almayı nasıl başardığımı bir türlü kestiremedim.

İnsanı sürükleyen, karakterlerine bağlayan, eğlendiren, gündelik yaşamda hâlâ var olan olayların alternatif nedenlerini gösteren ve her şeyden önce keyif veren bir kitap bu elimizdeki.

Neil Gaiman’ın Mayıs 2016 tarihinde tamamladığı ve bizlerin eline Eylül 2018’de geçen eser, diğer birçok Gaiman işi gibi İthaki Yayınları etiketiyle bizlerle buluşuyor. Kitabın çevirmeni Alican Saygı Ortanca, editörü ise Emre Aygün. Ciltli ve karton kapak olmak üzere iki farklı edisyonla çıkan İskandinav Mitolojisi’nin ciltli kapak illüstrasyonu Sam Weber’a, karton kapak illüstrasyonu ise Hamdi Akçay’a ait.

Kitabın çeviri ve düzeltisine gelirsek… On yılı aşkın süredir İthaki okuru olduğumu söyleyerek söze başlamak istiyorum. Yayınevinin farklı dönemlerdeki birçok kitabını kütüphaneme kattım, daha fazlasını da okudum. Özellikle son yıllarda çeviri ve yayıma hazırlık konusunda çok daha özenli çalıştıklarını görebiliyoruz. Ama görünen o ki bazı şeylerin daha özenli olması için daha fazla zaman gerekiyor.

Ufak tefek harf ve noktalama hatalarını, eksikliklerini çoğu zaman görmezden gelmeye çalışıyorum. Çünkü ne kadar özenilirse özenilsin mutlaka birkaç hata gözden kaçabiliyor. Ama Neil Gaiman gibi İthaki Yayınları’nın vitrin yazarlarından birisinin kitapları daha fazlasını hak ediyor olmalı.

Sadece imla değil sorun. Bazı çeviri tercihleri de insanı okumaktan uzaklaştırıyor. Örneğin:

Kurt Fenris, kendisini bağlamak üzere ona sunulan zincire baktıktan sonra şu cevabı veriyor: “Bu mu?” dedi kurt. “Bunun her tarafı zincir olsa ne olur?”

Çeviride yerelleştirmeye karşı değilim ama İskandinav mitolojisinde anlatılagelmiş bir canlının böyle bir argoyla konuşması insanın yüzünün ekşimesine sebep oluyor.

Bu tip çeviri tercihleri, kimi anlatım bozuklukları, yazarın şiirsel dilini yakalamayı denerken oldukça sırıtan kelime seçimleri okurken beni kitaptan uzaklaştıran noktalardı. Çok fazla değillerdi, ama keşke bu kitapta olmasalardı.

Bunların dışında, çevirmenin notlarını oldukça yerinde ve faydalı bulduğumu -ne çok fazla, ne çok az- belirtmek isterim.

Kitabın sonunda Gaiman’ın kaleme aldığı “Notlar” başlıklı bölümde de yazar hangi öyküyü nereden ve nasıl alıp toparladığını, bu sırada neleri değiştirdiğini anlatıyor. Daha derinlere inmek isteyen okurlar için harika bir adım. Ardından gelen “Sözlükçe” de benim gibi kimin kim olduğunu otuz saniyede unutanlar için oldukça değerli.

Neil Gaiman’ı sevenlere, benim düştüğüm ikilemlere kapılmadan gönül rahatlığıyla kitabı almalarını öneriyorum. Gaiman’la hiç tanışmayanlar, mitolojiye dair pek bir şey bilmeyenler ya da sadece iyi öykü okumak isteyenler de bu güzellikten nasibini almalı.


Çözerken Kuzey’in Sert Rüzgârlarını Hissedeceğiniz Bir İskandinav Mitolojisi Testi

  • 32
    Shares




Genel Yayın Yönetmeni
1993 İstanbul. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema ve Televizyon Bölümü mezunu. Çeşitli kısa ve orta metraj film projelerinde yer aldı. Öyküleri kimi dergi ve fanzinlerde yayımlandı. 2013'ten beri üç arkadaşıyla birlikte Marşandiz Fanzin'in makinistliğini yapmaya devam ediyor. İlk öykü kitabı "Ölü Dalgıcın Sonbaharı" ise Eylül 2018'de yayımlandı.

İskandinav Mitolojisi: Neil Gaiman ile Her Şeyin Sonuna Gümbür Gümbür Bir Yolculuk için 4 yorum

  1. Mitolojiye oldum olası hastayımdır. Her ne kadar İlyeda’yı sevmemiş olsam da, Yunan Mitolojisini çok severim. Nors Mitolojisini de sırf God of War’dan dolayı merak ediyorum. Güzel incelem teşekkürler. :smiley:


  2. galeme dedi ki:

    Mitoloji bilgim okuduğum birkaç Thor çizgi romanıyla sınırlıydı. Dolayısıyla bu kitabı en başta çok bilgilendirici bulduğumu söylemeliyim. Bunun dışında oldukça keyifli vakit geçirten güzel bir kitaptı. İyi ki ciltli versiyonunu almışım. Kütüphanemde görmekten keyif alıyorum. Ara ara açıp içinden şansa bir hikâye okunabilecek bir eser.

    Mitoloji bilgisi olanlar acaba sıkılmışlar mıdır diye merak etmiştim okurken. Bu yazıda da sorumun cevabını aldım. Bu güzel yazı için teşekkürler.


  3. Kitabı dün bitirdim. eğlenceli bir serüvendi benim için. Açıkçası forumun gazıyla aldım daha önce hayatımda Neil Gaiman okumuşluğum yok. Adamı Otostopçunun Galaksi Rehberi’ndeki ön sözünden ve Amerikan Tanrıları dizisinden tanıyorum. İskandinav mitolojisi bilgim de oradan buradan duyduğum, dizi ve filmlerden gördüğüm bilgiler ile sınırlı.
    Şimdi Kafama oturmayan 2 kısım var temelde.
    1.si tanrılar hediyelerini aldıktan sonra Loki öldü ve nasıl dirildiğinden hiç bahsedilmedi. Bu dirilme olayları hikayelerde anlatılıyor mu?
    2.si ise Loki ve Thor’un devler diyarına yolculuğunda çok hızlı koşan ve keçinin kemiğini kırdığı için Thor’un hizmetkarı olan çocuğa noldu. Eve geri döndüler ve çocuğu azat mı ettiler.

    Bir de bizim mitolojimizde bu tarz bir derleme var mı merak ediyorum. Dedem Korkudun Kitabı ve destanlar dışında daha çok tanrılar ile ilgili buna benzer önerilere açığım.


İskandinav Mitolojisi: Neil Gaiman ile Her Şeyin Sonuna Gümbür Gümbür Bir Yolculuk

Neil Gaiman’ın büyülü kaleminden hiç eskimeyen hikâyeler dinlemeye ne dersiniz? Acı, ihanet, muziplik, kıyamet ve yeniden doğuş. Her şeyin başlangıcından Ragnarök’e uzanan coşkulu bir kitap.

  • 32
    Shares

 

 

Başa dönün