in , ,

J.R.R. Tolkien Evreninde Müzik: Orta Dünya ve Ainur’un Müziği

J.R.R. Tolkien’in Orta Dünya’sında müzik neyi ifade ediyor? Silmarillion ve Ainur’un Müziği özelinde evrenin temellerine doğru bir yolculuk sizlerle.

J.R.R. Tolkien Evreninde Müzik Orta Dünya

J.R.R. Tolkien, Orta Dünya evreninde, hatta evreni var etmeden önce müziği anlatısına nasıl dahil etti?

Olan bir şeyi göstermek her zaman daha kolaydır. Parmağınızı gökyüzünde tüm güzelliğiyle parlayan Ay’a doğrultursunuz ve gözler bir anda ona döner. Bahçenin en güzel yerinde, kırmızının en canlı tonuyla yanmakta olan güle dokunursunuz ve oradadır. Beyaz sayfaların mükemmelliğini hiçbir şey anlatmayan kelimelerle bozan yazıları okursunuz, onlar da tam karşınızdadır. Varlığını algılayabildiğiniz şeylerin gerçekten orada olduğunu kanıtlamak zorunda kalmazsınız. Fakat hikâyeler ve mitler böyle değildir, en azından onu yaratan zihin için. Çünkü onlar yoktur. Yazarın zihninde, nöronların arasında, basit birer elektrik yükü olarak durmaktadır. Sessizce ve hareketsizce keşfedilmeyi beklemektedir. Ancak iyi bir yazar olmayan bu hikâyeleri sıkıştığı yerden çekip alır, onları hayal gücüyle besler ve maharetli kaleminde onlara şekil verir. Düşüncelerin karanlığından var oluşun ağır aydınlığına çeker. İşte bu yüzden olmayanı anlatmak maharet ister.

Bu yüzyılda yaşayan bizler ise ne şanslıyız ki böylesine muhteşem yazarların eserlerini, olmayan “şey”lerin cümlelerin gerçekliğinde şekil bulan kitaplarını okuyabiliyoruz. Yine de tüm bu ustaların içinde bir yazar, benim gönlümde, hepsinden yarım adım öne çıkıveriyor. Ağzındaki piposu ve dilbilime olan inanılmaz ilgisiyle bu yazar J.R.R. Tolkien’den başkası değil elbette.

JRR Tolkien çizimleri yüzüklerin efendisi yeni baskı

Silmarillion ile birlikte J.R.R. Tolkien Orta Dünya (Arda) coğrafyasını, halklarını, dillerini, tarihini yaratmayı başarmıştır. Hatta bu külliyat öylesine derindir ki Orta Dünya’nın kendi içinde doğal biçimde oluşmuş efsaneleri vardır. Fakat böylesine karmaşık ama yine de tutarlı bir anlatı nasıl ortaya çıkabilir ve hangi temel böylesine büyük bir dünyayı taşıyabilir? Silmarillion’un her satırını okurken aklıma takılan bu sorunun cevabı ise, yine aynı kitabın ilk sayfalarında yatıyordu: Ainulindalé (Ainur’un Müziği)

Bu muhteşem yaratılış mitosu Silmarillion ile başlayıp Yüzüklerin Efendisi ile devam edecek olan anlatılara sağlam bir zemin oluşturmuştu. Orta Dünya üzerinde yaşanan herhangi bir olay rastgele veya sebepsiz değil, geçmişteki farklı olayların birleşmesi sonucu meydana geliyordu. Tüm bunlara rağmen Ainur’un Müziği’nin Tolkien’in yarattığı kurgusal evrene kattığı en önemli şey, kendisinin yaratmaya çalıştığı o “büyük mit” için içsel devamlılığı sağlayan en önemli unsur olmasıydı. Ancak bu sayede Tolkien, anlatısının elini bıraktığında kendi ayakları üzerinde duran, nefes alan, yaşayan, tutarlı ve devamlı bir sistem kurabildi.

ainulindale alassea earello

J.R.R. Tolkien Evreninde Ainur’un Müziği

Bu mitolojinin derinlerine inmeden önce Ainur’un Müziği’ni size kısaca anlatmama izin verin. Öncelikle, Ainulindalé üç önemli bölümden oluşur; iyi ve kötü arasındaki bitmeyen mücadele, Iluvatar’ın iyiye olan gücü ve yine Iluvatar’ın kötülüğün içindeki iyiyi ortaya çıkarması. Eğer dikkat edilirse, bu üç ögenin Tolkien’in diğer anlatılarının arka planda belli belirsiz durduğunu mutlaka görürüz. Orta Dünya’nın yıllar boyunca binlerce okuyucuyu kendisine çekmesinin en temel sebebi burada yatmaktadır; ortaya konulan mit oldukça karışıktır, fakat bir o kadarda basittir.

Zamandan ve mekândan önce var olan Tek Olan, düşüncelerinden yarattığı Ainur’a söylemeleri için şarkılar öğretir. Önceleri Ainur farklı gruplar halinde farklı melodiler söylerler, çünkü her biri bilincin farklı köşesinden yaratılmıştır. Bütünün sadece küçük bir kısmı kendilerinde tezahür etmiştir. Daha sonra Iluvatar yaratılarını bir araya toplar, ardından tek ve bir olan müziği başlatır. Bu müzik öyledir ki daha önce söylenenlerden çok daha karmaşık, çok daha güzeldir. Sesler Zamansız Salonlar’ı aşar ve hiçliğe işlemeye başlar. Bu kusursuz müzik Iluvatar’ı bile memnun eder. Böylelikle yaratılış başlamış olur.

Iluvatar J.R.R. Tolkien Müzik

Bir süre sonra müziğin kusursuz ahengi bozulmaya başlar. Ainur arasında Iluvatar tarafından en çok bilgi ve güç bahşedilmiş olan Melkor şarkıya kendi düşüncelerini katmaya başlamıştır. Eru, Ainur’un düşüncelerini müziğe katmasına izin vermesine rağmen, bu durum ancak kendisini yüceltebilecek noktaya kadar hoş karşılanmıştır. Oysa Melkor’un müziğine kattığı düşünceleri kendisini yüceltmektedir. Bunun üzerine ilk müzik bozulur ve sessizlik yeniden Zamansız Salonlar’a çöker.

Iluvatar sessizliğin içinden yükselir ve gülümser, ardından yaratılarına bakar, elini kaldırdığında yeni bir melodi başlar. Fakat Melkor’un gürültülü ve tekrar eden melodileri bu yeni müziği de bastırır. Bunun üzerine Iluvatar iki elini birden kaldırır, üçüncü ve son kez müziğine başlar. Bu şarkı öylesine muhteşemdir ki Melkor’un tüm gürültüsünü bile kendi içine katabilmektedir. Müzik mutlak birliktelik içinde son bulur.

Üçüncü melodinin de susmasından sonra Iluvatar Zamansız Salonlar’ın ucundan Boşluğa bakar ve Ainur’a hitaben der ki: “İşte müziğiniz!”

Ainur Boşluğa baktıklarında onun tarafından sarmalanmış fakat onun tarafından oluşturulmamış olan Dünya’nın görüsüne şahit olurlar. Yaratının her bir parçasına sirayet etmiş olan müziklerini görürler. Öyledir ki Melkor’un ahenksizliği bile bu yaratıda kendisine bir parça bulabilmiştir. Ainur bu görü karşısında büyülenmiştir. Yaratılanlar ilk defa bir yaratının parçası olmanın tadına bakmıştır. Ardından Iluvatar’dan gördükleri şeyin en az kendileri kadar gerçek olmasını dilerler. Eru ise Boşluğa döner; “Eä!” der “gördükleriniz gerçekleşsin.” Böylelikle müziğin kendisinden köken alan yaratılış tamamlanır.

Melkor

Aslına bakılırsa mitolojik anlatılarda müziğin kullanılması ne abartılı ne de ilk defa kullanılan bir motiftir. Geçmişten gelen hikâyeler Tolkien’in yaratılış mitosuna ilham kaynağı olmuştur. Fakat hiçbir anlatı müziği tam olarak hikâyenin merkezine koyabilme cesaretini gösterememiştir.

Peki, neden müzik?

Müzik daralıp gevşeyen hava akımının zihinde anlam bulmasıdır. Onu dinleyen kişiye kalıplara bürünmüş kelimeler gibi bir şeyler anlatmak istemez, dinleyiciye yer bırakır. Belki de onu bu kadar ilahi ve güzel kılan şey de tam buradadır. Müzik, kavramları kendi iç harmonisinde ve yaratılışın mükemmelliğinde anlatır. Böylece insanoğlunun her daim ulaşmak için çabaladığı –ne yazık ki hiçbir zaman ulaşamayacağı- mükemmelliği simgeler.

Tolkien’in mitinde anlatmaya çalıştığı müzik ise bu mükemmelliğin kendisidir. Kusursuz ve eksiksiz olan Iluvatar’ın bir parçasıdır. Dolayısıyla Ainur’un Müziği’ni maddesel basitlikte titreşen, daralıp gevşeyen hava moleküllerine indirgemek bir parça yanlış ve eksik olacaktır. Eğer bir insan ya da elf Zamansız Salonlar’da yaratılışa şahitlik edebilseydi, tek duyacağı şey kendi nefes alış verişi olabilirdi. Oysa onların müziği zihinlerde ve düşüncelerde duyulan bir melodiydi, maddenin eksikliğini içeren arpların veya tellerin çok daha üstünde ilahi bir ses. Yaratının müziği basit bedenin algı kapılarından çıkıp bütünün bir parçası olarak söylenen, duyulmayan ancak hissedilebilen tınılardır. İşte Tolkien’in yaratmak istediği her açıdan tutarlı ve eksiksiz mit ise ancak böylesine bir temel üzerinde yükseldiği için mümkün olabilmiştir. Tolkien için müzik vardı, fakat onun da üstünde duyulamayan, sadece hissedilebilen daha kutsal bir müzik vardı.

Ainur’un Muzigi

Hiç kimsenin tanıklık edemediği yaratılış gibi ilahi bir kavram Tolkien’in kaleminde duyulamayan müzikle bağdaştırılmıştır. Eksizsiz olanı ve yaratılışın mükemmelliğini belki de olabilecek en uygun araçla anlatmayı seçmiştir. En yüksek ve en alçak tınılar birbiri içinde kayboluyor, iyi ve kötü, her şey ve hiçbir şey, boşluk ve ses aynı anda var oluyor yine de hepsi yaratıda kendisine yer bulabiliyor. Silmarillion’un daha ilk sayfalarında Tolkien’in on yıllar boyunca adından söz ettirecek edebi bir eseri nasıl kaleme aldığını ispatlar nitelikte karşımıza çıkıyor.

Peki ya sizler Tolkien’in müziği yarattığı evrende kullanma biçimi konusunda ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum‘da paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

American Psycho dizi

American Psycho Dizisi İçin Çalışmalar Başladı

İsli Çocuklar: Maya - Yeşim Aslan

Yeşim Aslan’dan Post Apokaliptik Bir Masal: “İsli Çocuklar – Maya”