in ,

Jurassic World: Dominion İncelemesi – Başarısız Bir Nostalji Sömürüsü

Jurassic World: Dominion filmi için hazırladığımız inceleme sizlerle. Serinin uzun süredir beklenen üçüncü filmi, neleri yanlış yapıyor?

Jurassic World: Dominion inceleme

Jurassic World: Dominion incelemesi sizlerle. Yazar ve yönetmeliğini Colin Trevorrow’un yaptığı serinin üçüncü filminde başrolde yine Chris Pratt olmasına rağmen, Jurassic Park’tan tanıdık yüzler de yapımdaki yerini alıyor.

Bu filmde hikâye sadece bir karakteri takip etmek yerine hem dinozorların hem de insanların içinde bulunduğu bir takım karakteri gösteriyor bize. Ekran süreleri ve ana hikâyedeki varlıkları açısından bakınca da bu çoklu anlatı destekleniyor. Malum, bir filmde ekran süresi vermek istediğiniz çok sayıda karakter olunca bu tarz bir anlatı kullanmak neredeyse zorunluluk haline geliyor. Karakterleri göstermenin -ekranda pek bir şey yapmasalar bile- bu film için çok önemli bir nokta olduğu bariz ve görmezden gelinemeyecek kadar açık. Sebebi ise ne yazık ki filmin en zayıf noktalarından biri: nostalji balıkçılığı.

Jurassic World: Dominion  Karakterler ve Hikâye

Jurassic World: Hâkimiyet karakterler

Yeni serinin ilk iki filminde gördüğümüz ana karakterlere ek olarak Jurassic Park filmlerinin başrollerindeki karakterler de hikâyede yer alıyor. Filmin fragmanları ve posterlerdeki konumları dahil tüm reklam sürecinde artık ikonik hale gelmiş olan ana seri karakterleri bol bol filmde de vardı. Maalesef son yıllarda yeniden yapılan, orijinalleri 80’ler ve 90’larda çekilen pek çok filmde olduğu gibi Jurassic World de içeriğini nostalji sömürüsü yapmak için kullanıyor.

Bu eleştiriyi alan diğer film serilerinde genel konuşma, eski kadrodaki karakterlerin yeni seride olması için geçerli bir sebep olmaması yönündeydi. Burada ise durum daha da vahim: Hikâye baştan sona bu karakterlerin orada olmasını haklı çıkarmak için düzenlenmiş. Yani izlediğimiz hikâye organik olarak eski karakterleri ilgilendirmek yerine o karakterleri içermek için ne olması gerekiyorsa o olmaya çalışıyor. Bu yazım sürecinin makas izleri oldukça belirgin ve filmi izlerken de -orijinal seriye aşinaysanız- hangi sahnelerin nereye benzemeye çalıştığını kolaylıkla görüyorsunuz. Orijinal seri ile bir geçmişiniz yoksa durum daha da garip bir hal alır diye düşünüyorum. Çünkü film ikinci perdeden sonra neredeyse her beş dakikada bir duraksayıp ilk serideki bir görüntüyü -neredeyse bire bir- tekrar yaratmaya çalışıyor. “Şöyle bir sahne vardı, hatırladınız mı?” tarzı sekanslar gösterirken de bir es veriyor ki “Vay be. Ne güzel filmdi,” demeye vaktimiz olsun. Fakat fark etmedikleri şey şu ki; izleyip sevdiğimiz orijinal filmleri beş dakikada bir hatırlatmaları sadece o an izlenen filmin ne kadar içi boş olduğunu gösteriyor.

Jurassic Park eski kadro

Peki, iki saat boyunca nostaljik hissetmek size çekici gelmiyorsa, bu filmi izlemeye gitmek için başka sebep var mı? Bu sorunun cevabını filmin aksiyon sahneleri ve tabii ki dinozorlar verebilir. Başta dinozorlardan bahsetmek istiyorum, çünkü uzunca bir süredir dino hikâyesi izlememiştim. Bu durumu fark edince birkaç belgesel izleyip yeni bulguların dinozorlar hakkında düşündüklerimizi ne türde değiştirdiğini dinledim. En ilginç bulgulardan biri -filmde de gördüğümüz gibi- dinozorların tıpkı kuşlar gibi tüylerinin olmasıydı bence. Bu belgeselleri izlerken aklımdan geçen bir düşünce vardı: Keşke bu bilgileri belgesel formatında değil de daha yüksek bütçeli bir filmin hikâyesi içerisinde görsem. Düşününce de bir Jurassic filmi mükemmel bir fırsat gibi geldi. Fakat maalesef umduğumu bu kısımda da bulamadım.

Filmin dinozorlara ayırdığı ekran süresi çok kısıtlı. Benzer bir yapıya sahip olan 2014 yapımı Godzilla’da olduğu gibi de değil üstelik. Şöyle ki, Godzilla karakter olarak ekranda çok uzun süre kalmasa da hikâyenin çok büyük bir parçasıydı ve ekran süresinin az olması da gözüktüğü sahnelerin ağırlığını artırıyordu. Bu filmde ise yer yer “neden bu insanları izliyorum ben?” diye sorarken buldum kendimi. Yani kısacası iyi bir denge kuramadıklarını düşünüyorum. Ekranda bolca gözüken karakterler ise oldukça sinir bozucuydu ve sebebi de önceden bahsettiğim nostalji sömürüsü.

Nostalji Olayı

Jurassic World: Dominion incelemesi

Bu konu üzerinde özellikle durma ihtiyacı hissediyorum, çünkü film gerçekten aşırıya kaçmış. Yeniden çekimi yapılan bir filmin kaynak materyaline saygı duruşunda bulunması, göz kırpması veya ufak göndermeler yapması bir sorun değil. Fakat yönetmen dozunu tutturamayıp ilk filmlerdeki sahneleri, görüntüleri, kamera hareketlerini ve hatta oyuncu mimiklerini birebir yeniden oluşturunca göze batıyor. Bunu da bir kez değil, defalarca yapıyor üstelik. Senaristler bir izleyici olarak benim o sahnelerde ne hissetmemi ya da ne düşünmemi bekliyordu anlamadım açıkçası. Çünkü önceden değindiğim gibi, önceki filmlerden kopyalanan bir sahne ne zaman oynasa film bir iki saniye duruyor öylece. Filmde Alan Grant’i canlandıran Sam Neil, iki dinozorun kavgasını izlerken diyor ki “Bu olayın bizimle bir ilgisi yok.” Keşke aynı şeyi bu film için de söyleyebilseydik.

Dinozorlar ve aksiyon sahneleri ile ilgili söylenmesi gereken önemli bir şey var. O da CGI kısmında bir sorun varmış gibi çekilmiş olmaları. Dinozorlar ne zaman bir insan ile etkileşime geçmek durumunda kalsa görüntüde bir gariplik oluyordu. Başta bu durumun filmin +18 yaş için yapılmamış olmasına bağladım. Çünkü genel olarak kan ve vahşet dozu düşük bir filmdi. Ancak maalesef dinozor aksiyonu konusunda da doyurucu değildi. Ancak bu konu biraz kişisel, haliyle her izleyici farklı fikirde olabilir diye düşünüyorum.

Jurassic World: Dominion inceleme

Aksiyon kısımları ile ilgili yaptığım bir başka gözlem ise biraz eskimiş hissettirmesi. Jurassic World: Dominion, 80’li ve 90’lı yıllarda çekilen aksiyon filmlerindeki bazı özellikleri taşıyor gibi. Örneğin artık Hollywood filmlerinde klişe haline gelen son anda kurtuluşları, bu filmde sayamadığım kadar vardı. Ana karakterlerin hiçbiri zarar görmedi. Bu durum bi noktadan sonra gerilim ve heyecan hissini tamamen öldürüyor.

Sonuç

Jurassic World: Hâkimiyet için en azından bir kategoride iyi bir şeyler söyleyebilmek isterdim ancak sinemaya gidip tüm dikkatinizi verince karşılığını gerçekten verebildiğini düşünmüyorum. Eğer orijinal seriye hayransanız veya büyük ekranda dinozor dövüşü izlemek istiyorsanız belki çok rahatsız olmadan izleyebilirsiniz bu filmi. Fakat onun dışında bir beklenti sizleri hayal kırıklığına uğratabilir.

Jurassic World: Dominion’u sizler izlediniz mi? İzlediyseniz filmi nasıl buldunuz? Görüşlerinizi bizlerle Kayıp Rıhtım Forum üzerinden paylaşabilirsiniz.

Nazmi Uçar

Mardin’in bir köyünde doğup büyüdüm. Yapacak çok şey bulamayınca film izledim, oyun oynadım ve kitap okudum. Biraz fazla film izledim. İzlediğim bazı filmler güzeldi, ben de neden güzel olduklarını merak ettim ve Sinema diye bir şey olduğunu öğrendim. Şu aralar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde bazı kitapların neden güzel olduğuna bakıyorum. Güzel şeyler görüp üzerine yazmayı seviyorum.

Hakan: Muhafız Senaryo Davasında Karar Çıktı

Hakan: Muhafız’ın Senaryosuyla İlgili Açılan Davada Yazarın Tazminat Ödemesine Karar Verildi

Haz - Raven Leilani

Raven Leilani İmzalı Ödüllü Roman “Haz” Türkçe Raflarındaki Yerini Aldı