Londra Nehirleri

Kıyamet Gösterisi: Tanrı Evrenle Zar Atmaz

Neil Gaiman ve Terry Pratchett gibi iki usta yazarın birlikte kaleme aldığı, diziye de uyarlanan "Kıyamet Gösterisi" kitabını detaylıca inceledik.

Kıyamet Gösterisi romanının yazılış hikâyesi şöyle başlıyor: Neil Gaiman günün birinde sonunu nasıl getireceğini bilmediği bir hikâye yazıyor ve bunu daha önce röportaj yaptığı Terry Pratchette gönderiyor. Büyük umutlarla ve kocaman gözlerle sonunu beklerken Diskdünya’nın yazarı da öyküye bir son uyduramıyor. Gaiman gözlerini yavaşça devirip kafasını kaşımaya başlıyor ve öykü fiziksel olarak rafa kalkıyor. Ama sadece fiziksel olarak.

Gaiman’ın öyküsü bir sene boyunca Pratchett’in aklını kurcalıyor ve çıkış yolları arıyor. Düşünmeye ve öykünün zincirlerini kırmaya biraz daha fazla zaman harcadığında da banyodan çırılçıplak bir şekilde üstünden sular damlayarak fırlıyor ve, “Euraka! Euraka!” diye telefona koşuyor. Neil’ı arayıp, “Sonunu değil ama nasıl devam edeceğini buldum!” diyor ve Kıyamet Gösterisi kitabının yazım süreci başlıyor.

İlk müsveddeleri yazmaları iki, ikinci müsveddeleri yazmalarıysa 6 ay sürüyor. İkili neden olduğunu tam olarak bilemiyor ama bu sürecin çoğu Amerikalı yayınevlerine esprileri açıklamakla geçiyor. (bkz. Bitmeyen İngiliz-Amerikan kavgası başlığı)

Kıyamet GösterisiKitap yazılırken Terry Pratchett yeni yeni Terry Pratchett olmaya başlamıştı ve Neil Gaiman kesinlikle Neil Gaiman değildi. Henüz ortada sadece Sandman’i vardı ve ne kadar ustalık eseri olursa olsun roman yazmada kendisini tam olarak gösterememişti, göstermesi de Kıyamet Gösterisi kitabından on bir yıl sonra Amerikan Tanrıları ile oluyor (Hatta Terry Pratchett, Amerikan Tanrıları fikrini duyduktan sonra kitabı kendisi bile yazmak istemiş. O kitap da başından sonuna kadar Amerika eleştirisiydi zaten. Adında bile eleştiri var.).

Kitap, iki ay boyunca iki tarafın da günde birkaç kez birbirlerini arayıp bağıra çağıra yeni buldukları fikirleri heyecanla anlatarak ve haftada birkaç kez disket (evet disket, henüz CD’ler, USB’ler hayalleri bile süslemediği seneler) göndererek yazıya geçirildi. İkili bir ara da 300/75 hızında modemlerle iki bilgisayar arasında bağlantı kurmak istemişler ama suyun altında şarkı söylemekten daha başarılı olmadığını anlamaları da uzun sürmemiş.

İki kişi bir şeyler yazmak her zaman zor olmuştur ama ilgi alanları aynı ve mizah anlayışları çok yakın olan insanlar diğerlerine göre bir Bentley öndedir. Gaiman ve Pratchett uğraşlarının karşılığını en iyi şekilde (kitabı banyo küvetine, su birikintilerine ve maydanoz çorbalarına düşürerek) aldılar.

Tanrı Evrenle Zar Atmaz

Kitap Doğu Kapısı’nın meleği Aziraphale ile Crawly (sürüngen anlamına geliyor) adında yılan şeklindeki bir iblisin konuşmalarıyla başlıyor. Üç sayfalık kısım kitabın felsefesi için oldukça önemli yer teşkil ediyor aslında. Ve kitabın felsefesi de açık bir şekilde belli oluyor, yin yang. Özellikle karakterler bu durumu tescil ediyor. Crawly (Crowley) siyah kısmın ve içindeki beyaz noktanın, Aziraphale ise beyaz kısmın ve içindeki siyah noktanın eserde vücut bulmuş hali. Gaiman ve Pratchett takdirimi daha ilk üç sayfadan kazandı böylece. Basit bir felsefeyi kelimelerin, sayfaların, esprilerin arasına gizleyip biraz daha özel kılmışlar.

GÖZ ATIN  DiskDünya Serisi "Küçük Tanrılar" ile Devam Ediyor

Başlangıçta bölümünün sonunda da kitapta geçecek olan tüm önemli karakterlerin adı ve kim ya da ne olduğu yazılı. Burada Megatron ile karışabilecek olan Metatron kavramı karşımıza çıkıyor. Tanrı’nın Sesi anlamına geliyormuş fakat dikkat edin, Tanrı’nın sesi değil, Tanrı’nın Sesi. Başbakanlık Sözcüsü gibi bir şey yani. Tamamen ayrı bir oluşum.

Sayfada biraz aşağı gidince de Mahşerin Dört Atlısı’ndaki değişiklik göze çarpıyor. Savaş, Kıtlık ve Ölüm aynı fakat bir değişiklik var; Kirlilik. Kirlilik, 1963’da penisilinin bulunmasıyla Veba istifa edince yerine göreve geliyor. Ölüm de Diskdünya okurlarının çok yakından tanıdığı bir karakter. Söylersem spoiler olabilir, ama Diskdünya’yı okumuş olanlar anlayacaktır.

aziraphale ve crowley

Karakterleri tek tek anlatmayacağım fakat bir iki kişiye değinmek istiyorum.

Onların ilki de Bay Tyler. Kitabın ufacık bir kısmında yer edinmesine rağmen o kadar renkli ve o kadar eğlenceli bir karakterdi ki keşke kitabın tamamında görebilseydik. Kendisi Köy Sakinleri Derneği Başkanı ve gördüğü her olumsuz şeyi Advertiser gazetesine mektup yazarak otoritesini iyice güçlendiriyor ve egosunu da başbakan seviyesine yükseltiyor. Bir altmış yedilik boyunu posunu sergileyerek kendine göre ahlâkı zayıflamış gençleri -özellikle Mahşerin Dört Atlısı’nı- korkutan biri. Karaktere doyamadım desem yeridir.

Bir de Shadwell ve onun çavuş olduğu Cadı Avcısı Ordusu var. Yine inanılmaz zevkli ve renkli bir karakter. İçindeki pisliklerden mora dönmüş tırnakları, başından hiç çıkarmadığı şapkası, ilginç cadı tespit etme metotları ve iyilerin dostu kötülerin düşmanı işaret parmağı ile hayran olduğum bir karakter oldu. Nereli olduğu anlaşılmayacak kadar aksanı garip. Laf arasında Niran Elçi ve Evrim Öncül’ü de öveyim; Türkiye’nin en kaliteli ikililerinden oldukları bu kitapta tescillenmiş. Gerek kelime oyunlarını Türkçeye anlam kaybetmeden çevirmeleri, gerek dipnotları, gerek aksanları yazıya geçirişleriyle kalitelerini sürdürmüşler. Çocukların düzgün bir İstanbul Türkçesi ile konuşmasını doğru bulmuyorum ben. Ne kadar yazılı edebiyatın belli kuralları olsa da mizah yönü çok güçlü olan bu tarz kitaplarda çocukların konuşmalarının direkt yazıya geçirilmesi her zaman artıdır benim için.

Karakterlerin de genelde tek başına değil yine önemli karakterlerden başkalarıyla birlikte olması bölümleri akıcılaştırmış. Özellikle Crowley ve Aziraphale bölümleri ve birbirlerine takılmaları hiç bitmemesini isteyeceğiniz bölümlerdendi.

Good Omens

Good Omens dizisinden bir sahne. Aziraphale ve Crowley

Anladık Da, Olaylar Nasıl Başlıyor?

Şöyle başlıyor efendim; dünya üzerindeki her şeyi doğru bilen ve kimsenin ilgi göstermediği tek kehanet kitabı olan Cadı Agnes Çatlak’ın Dakîk (hassas anlamında) ve Kat’î Kehanetleri’nin ön gördüğü üzere kıyamet yaklaşmakta. Şeytan da oğlu Deccal’ı bebek olarak Dünya’ya gönderiyor. Crowley’nin bebeği Satanist rahibelerin yönettiği bir hastanede Amerika Kültür Ataşesi’nin bebeğiyle değiştirmesi gerekiyor, bebeği değiştirmesi için Rahibe Mary’ye veriyor ama Rahibe çok ufak (Dünya’nın kaderini değiştirecek kadar ufak) bir hata yaparak yanlış bebekleri değiştiriyor. Düşman, Kralları Yok Eden, Dipsiz Çukurun Meleği, Ejder denen Yüce Yaratık, Bu Dünyanın Prensi, Yalanların Babası, Şeytan’ın Dölü ve Karanlığın Efendisi (kısaca Deccal) Aşağı Tadfield’a, ufak bir köye gidiyor. Sonrası için kitabı okumanız gerek.

GÖZ ATIN  J.R.R. Tolkien'den "Tom Bombadil’in Maceraları" Geliyor!

Arabadaki Kasetlerin Tümünün Queen’e Dönüşmesi Sorunsalı

Crowley 1926 model bir Bentley kullanıyor ve büyük bir Queen hayranı. Ya da öyle olmak zorunda çünkü arabasında 2 haftadan uzun süre bekleyen albümler Best of Queen’e dönüşüyor! Bu sayede birçok Queen şarkısına gönderme de yapılıyor.

Bu olay Terry Pratchett’in bir röportajına dayanıyor. Pratchett diyor ki: “Gecenin bir vakti araba kullanırken radyoda dinleyecek hiçbir şey yoktur. Bir süre sonra kendinizi bir benzin istasyonunda kasetlere bakarken bulursunuz. O kasetlerin içinde tahammül edilebilecek sadece Best of Queen albümü vardır. Alıp dinledikten sonra torpido gözüne atarsınız ve 2 hafta sonra onun oraya nasıl geldiğini hatırlamazsınız bile. Bu döngü sürekli tekrarlanır durur.”

Bunun üstüne Neil Gaiman da torpidoya atılan her kasetin 2 hafta sonunda Best of Queen’e dönüştüğünü söyler.

Bitmeyen İngiliz-Amerikan Kavgası

Terry Pratchett ve Neil Gaiman gibi hem İngiliz hem hiciv gücü yüksek (zaten İngilizseniz ve konu Amerika ise mutlaka ikisi de bünyenizde bulunmakta) iki yazar bir araya gelince Amerika bundan payını almış. Özellikle yazarların dipnotlarındaki “Amerikanlara ve yabancılara not” Amerikanları kızdırmış mıdır bilmiyorum ama kitap boyunca bolca gönderme alıyorlar. Gerçi Gaiman şu an Amerika’da yaşıyor, demek ki pek tepki almadı. Ya da Amerikalılar’ın çoğu kitabı Burger King’de okumaya çalışıyor (sonuç da malum oluyor o zaman).

Kıyamet Gösterisi kitabında İngiliz kültürünü tanıtan öğeler de bulunmaktaydı. Tabii hepsinin altına “Amerikalılara not” şeklinde bir ibare vardı, o ayrı. Bir de çocukların klasik “Amerika mı? Ohaaa!” tepkilerini çok güzel yansıtmışlar.

“Eh o da Amerika’ya gidiyo, di mi? Amerika’ya gitmekten daha iyi ne olabilir anlayamıyorum.”

Yazarlar birbirleri hakkında ne demiş peki?

Neil Gaiman - Terry Pratchett

Terry Pratchett ve Neil Gaiman

Neil Gaiman, Terry Pratchett hakkında

“Terry çok şey biliyordu. İnsanların bir şeyleri merak ettiğinde, gidip sorular sorduğunda, dinlediğinde ve okuduğunda edindiği türden bir kafası vardı. Janrı, alanı tanıyacak kadar biliyordu ve janr dışında, ilginç olacak kadar bilgisi vardı. Feci zekiydi.

Eğleniyordu. Ama diğer yandan, Terry o nadir insanlardan biridir, Yazmış Olmaktan ya da Yazar Olmaktan çok yazmaktan hoşlanan bir yazar, bilgisayar başına oturup, bir şeyler yaratan türden biri.

GÖZ ATIN  "Zümrüt Soruşturma" Çizgi Roman Oluyor

1985’te aşikar olan bir şey daha vardı: Terry bir bilimkurgu yazarıydı. Zihninin çalışma şekli yüzünden: Her şeyi söküp ayırma ve uyup uymayacağını görmek için farklı şekillerde bir araya getirme eğilimi. Diskdünya’yı işleten motto da buydu- ‘bir o olmasa da bu olsa ne olurdu?’ ya da ‘keşke…’ ya da ‘eğer bu şekilde devam ederse…’ sorusu değildi; çok daha incelikli ve tehlikeli, ‘Gerçekten böyle bir şey olsaydı… bu ne demek olurdu? Her şey nasıl işlerdi?’ sorusu.”

Terry Pratchett, Neil Gaiman hakkında:

“O bir sihirbaz değil, hokkabaz. Sihirbazların çalışması gerekmez. Ellerini sallarlar ve büyü olur. Ama hokkabazlar… hokkabazlar çok çalışır. Gençliklerinde, kendi zamanlarının en iyi hokkabazlarını pürdikkat izleyerek senelerini harcarlar. Eski el çabukluğu kitapları ararlar ve doğal hokkabazlar olduklarından, her şeyi de okurlar, çünkü tarihin kendisi bir sihir gösterisinden ibarettir. İnsanların nasıl düşündüklerini ve pek çok alanda nasıl düşünmediklerini gözlemlerler. Yay kullanmanın inceliklerini, bir dokunuşla kudretli tapınak kapılarını açmayı, boruların ötmesini nasıl sağlayacaklarını öğrenirler.

Sonra sahneye çıkıp sizi tüm ulusların bayraklarıyla, duman ve aynalarla hayrete düşürürler. Sizeyse, ‘Muhteşem! Bunları nasıl yapıyor? File ne oldu? Tavşan nerede? Gerçekten de saatimi ezip kırdı mı?’ diye nida etmek düşer.

Arka sırada, diğer hokkabazlar sessizce, ‘Bravo’ der. ‘O Prag Usulü Uçan Çorap numarasının bir versiyonu değil mi? Kızın aslında orada olmadığı, Pasqual’ın Ruh Aynası değil miydi o? Ama alevli kılıç hangi cehennemden geldi?’

Ve biz, yoksa sihirbazlık diye bir şey gerçekten var olabilir mi diye düşünürüz…”

Bitiş

Kıyamet Gösterisi sadece mizah da içermiyor. O buz dağının görünen kısmı. Kitapta ince din eleştirileri de bolca bulunmakta. Bu konularda çok tutucuysanız işlenmiyormuş gibi okursanız ve, “Cennet Cehennem falan diyor, melekler konuşuyormuş, kıyamet kopuyormuş. Okumam ben bunu. Fantastiğin de bir sınırı var, saçmalık.” gibi önyargılar ile yaklaşmazsanız eminim beğeneceğiniz bir roman olacaktır.

Son olarak, cadı olduğundan şüphelendiğiniz biri varsa memelerini sayın. Sayamıyorsanız patlatın kafasını gitsin.


NOT: Bu inceleme ilk olarak Kayıp Rıhtım’da 21 Haziran 2012 tarihinde yayınlanmış ve arşivin Tozlu Raflarından günümüze taşınmıştır.

Asilkan BÜKE

* * *

* Neil Gaiman, Kıyamet Gösterisi Uyarlamasını Terry Pratchett’ın Vasiyeti Olarak Görüyor

* Game of Thrones’u Tahtından Etmesi Olası 8 Fantastik Dizi Uyarlaması

Son Savaş




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Kıyamet Gösterisi: Tanrı Evrenle Zar Atmaz için 1 yorum

  1. Ve herkes de hiç kimseydi.


Kıyamet Gösterisi: Tanrı Evrenle Zar Atmaz

Neil Gaiman ve Terry Pratchett gibi iki usta yazarın birlikte kaleme aldığı, diziye de uyarlanan “Kıyamet Gösterisi” kitabını detaylıca inceledik.

Başa dönün