Kızçocuğu – Onur Ünlü: Sanırım Bir İntikam Öyküsüydü

Yönetmen, senarist ve şair Onur Ünlü ilk romanı Kızçocuğu ile karşımızda. İsmine aldanmayın, hiç de masum biri değil. Üstelik hepimizden zeki olduğu da kesin!

Onur Ünlü farklı alanlarda üretmekten kaçınmayan biri. Anlattığı şeyin uygun olduğu formu -mümkün olduğunca- benimseyip kullanmaktan çekinmiyor. Geçtiğimiz aylarda onu daha yakından tanımak isteyenlere önerebileceğimiz “Onur Ünlü: Bir Sürü Endişe’’ adında bir söyleşi kitabı yayımlandı Sel Yayıncılık tarafından. Ünlü’nün yeni filmi Topal Şükran’ın Maceraları ise 56. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde yarıştı. Kısa bir süre önceyse Onur Ünlü, stand-up gösterilerine başladı. Senede senaryosunu yazdığı ya da yönettiği birkaç film vizyona giriyor. Haliyle kendisi, son zamanlarda karşımıza çıkan en aktif sanatçılardan biri. Tüm bunların yanında bir de ilk romanı “Kızçocuğu“nu yazdı.

GÖZ ATIN  Kendi Manifestonuzu Oluşturun: Varolmayanlar

Hürriyet’te Ayşe Arman’a verdiği röportajda, aşağı yukarı 1000 saatte yazdığını söylediği roman, 1-2 haftada yazdığı senaryolarının yanında epey bir zaman ve emekle oluşturulmuş gibi görünüyor.

Sanırım Bir İntikam Öyküsü

Başlıkta böyle söylememin sebebi karakterin kitabın başından beri yinelediği motivasyonunu sonlara doğru kaybetmesi. Amaç kırılması da yaşamamasına rağmen, asıl niyeti dışında başka durumları değiştirmeye, başka insanları kurtarmaya çalışıyor. Aslında onu hikâyesinin başında tetikleyen şeyin o kadar da can alıcı olmadığını hissettiriyor.

Aslında çok iyi bir planı yok ve biraz öfkeden sersemlemiş. Gerçi o yaşlarda hangimiz öyle değildik!

172 IQ’lu Bir Kader Kurbanı

Onur Ünlü’nün genç ve 172 IQ’lu baş kahramanı Ayşe, tipik bir kader kurbanı değil; aksine intikamının peşinden giden biri. Köyde doğup büyüdüğü ağabeyiyle beraber İstanbul’a kaçtıklarında başından geçen onca olaydan sonra, kaderini kendi çizen birine dönüşüyor. Ailesi tarafından aşırı zeki olmasına bir anlam veremedikleri için Kur’an kursuna yollanan bir kız olarak doğduğu ironinin içinden bilge biri olarak çıkıyor.

GÖZ ATIN  Gerilim Dizisi "The Passage"a İlham Veren Serinin Son Kitabı Türkçede

İstanbul’da Kadıköy ve Üsküdar çevresinde geçen hikâyede sokaklar hiç tekin değil. Ama o bir sokak kızı ve tehlikeyi umursamayacak kadar feleğinden çemberinden geçmiş biri.

Onur Ünlü Retrospektifi

Ayşe genel olarak Onur Ünlü’nün filmlerinde ve röportajlarında duyduğumuz şeyleri söyleyen biri: İbn Arabi’den bahsediyor, Bobby Fischer’ın eşsiz yeteneğine değinip Gazali’yle İbn Rüşd’ü karşılaştırıyor… Yapılan uzun benzetmeler ve ‘’şaşırtan’’ bilgi aktarımıyla okuma ilgisini zorladığında zaman zaman kendini açıklama ihtiyacı hissediyor:

“Peki ben bu kadar şeyi nereden biliyorum? Çünkü ben okurum. Her şeyi okurum. Hiç durmadan okurum!’’

Durum tekrarladıkça benzer açıklamalar da yineleniyor:

“Evet, bazen lafı çok dolandırdığımın ben de farkındayım. Ama bunu, rica ediyorum, kafamın karışıklığına verin.’’

Bu durum sonucunda şahsi fikrim romandan ziyade bir Onur Ünlü retrospektifi okuyorum. Yazar da zaten durumu röportajında şöyle açıklamış:

“Bence sen nasılsan eserin de öyle oluyor. Bir nevi aynan gibi.’’

Tabii söz konusu Onur Ünlü olunca filmlerinde olduğu gibi şiirle iç içe geçmiş bir yanı da oluyor romanın. Onur Ünlü’nün çok sevdiğini bildiğimiz Ülkü Tamer, İsmet Özel, Ergin Günçe, Shakespeare gibi şairlerin isimleri, dizeleri ya da izleri karşımıza çıkıyor.

İktidara ve Erke Bir Başkaldırının Romanı: Kızçocuğu

Karakterin asıl amacını unuttuğu ve başka meseleler peşine düştüğü sayfalar, bir tutarsızlık hissi yaratıyor. Belki birden çok derdi olan ve 172 IQ’lu her genç kadın gibi onun da kafası fazla karışık ve gelişigüzel bir şekilde yaşıyor, ama trajik geçmişe sahip genç bir kadın olarak erkeklik meselesi aklından çıkmıyor:

“Bir tecavüzcüye karşı başka bir erkekten yardım ummanın ironisini yeni kavramış kadınlara has uçucu bir ruh haliyle, Moda Burnu’na kadar yürüyorum. Antrelerine birer Atatürk büstü yerleştirilmesi durumunda sakinlerinin geceyi daha huzurlu geçireceğinden emin olduğum apartman bloklarının önündeki banklardan birine çöküp, yeni bir uzun Marlboro tellendiriyor, dumanını Adalara doğru savurtarak erkek tecavüzlerini düşünüyorum. Bir tecavüz haberi alan halkın galeyanı, tecavüze uğrayan çocuk bir erkek çocuk olduğunda, niye daha da coşkulu bir şekilde yaşanıyor?’’

Onur Ünlü “Kızçocuğu”ndaki karakterin ortaya çıkışına dair şunu söylüyor:

“Kadın meselesinde yıllardır olan bitene karşı duyduğum öfke, Ayşe karakteri üzerinden açık bir şekilde ortaya çıktı.’’

Bir sanatçı olarak Onur Ünlü’nün kadın meselelerine duyarlı tavrı tabii ki takdire şayan, ama herkesin malumu şiiri yazan kişi olarak bu konularda söylediği her söz bir başka tavırla çelişiyor.

İntikamcı karakteri Ayşe için tasarladığı dünyada, hiçbir ‘iyi’, ‘erdemli’, ‘zeki’ heteroseksüel erkeğe yer vermemesi de bir yandan inandırıcılığı zayıflatıyor. Polisin, devletin, erkeğin doğrudan kötü olup şeytanlaştırılması ufak bir ayine dönüşüp yazar alerjisi halini alıyor. Üstelik Ayşe’nin roman boyunca vahşete duyarsızlığı ve dehşeti seven kişiliği, onu kötücül bir yaratığa dönüştürünce bizatihi kötü kaderin yarattığı canavar, okuru ürpertebiliyor. İnsani yanlarını kaybettikçe, bu yazarın istediği özdeşleşmeyi de zora sokuyor.

Romanın Aşırı Uzun, Tuhaf ve Acıklı Cümleleri

Onur Ünlü alışılageldik mizahıyla yer yer güldürse de, roman boyunca okumayı tatsızlaştıracak kadar çok uzatıyor cümleleri. İçindeki mizah duygusunu son zerresine kadar basmak istiyor metne. Filmlerinde de gördüğümüz absürde yakın bir yerde kuruyor tüm cümlelerini. Ancak bazı yerlerde, esprisi kalmayınca karşısındaki gıdıklamaya başlayan bir komedyene dönüşüyor. Kimi zamansa kendinizi cümleye başlarken bahsettiği şeyi unutup cümlenin sonunda, “İyi ama konu neydi?’’ derken bulabiliyorsunuz.

“Bütün zamanların en büyülü Katolik ilahilerinden birisi olan Ave Maria, gümüşi bir şevkle parıldayan bir elbisenin içindeki agnostik bir transseksüelin tenor gırtlağından kâinata saçılıp içinde bulunduğunuz yüksek tavanlı loş salonu, gotik yalımlar serpiştirerek aydınlatmaya çalışan bir on sekizinci yüzyıl dahili elektrik şebekesinin tılsımlı cızırtıları, mezkûr şebekeyi çalıştıran efsunlu buhar makinesinin mazot kokusuna karışırken, geniş salonun her tarafını kaplamış irili ufaklı yüzlerce objenin hissettirdiği bariz bir öksüzlük duygusuyla yudumladığınız serin Porto şarabının tadı, emin olun, hayattaki başka hiçbir şeye benzemiyor.’’

Sinema Dilinin Etkisi

Bölümleri zaman zaman kancalarla bitiren ve hikâyeyi twistlerle şekillendiren Onur Ünlü yine bir röportajında sinema trüklerini kullandığını söylüyor. Önce imajları hayal ettiğini ve ardından o imajı detaylı bir şekilde yazıya döktüğünü söylüyor.

Kızçocuğu

Kızçocuğu, Doğan Kitap 2019

Romanın baş karakteri Ayşe’yi de bir film karakteri olarak tasarladığını, filmini yapamadığını ama kişiliğinin bu romana çok uygun olduğunu söylüyor.

Doğan Kitap tarafından yayımlanan kitabın kapağını Serkan Yolcu tasarladı. Kapak için romanın geçtiği atmosferden biraz uzak olduğunu söyleyebilirsiniz. Kadıköy’ün kentsel dönüşüme uğramış mahalleleri, mezarlıklar, hareketli ve marjinal sokaklarından ziyade öykünün daha çok Tarlabaşı’ndaki ucuz pavyonlarda geçtiğini zannedebilirsiniz. Kapak tasarımı, bu açıdan biraz yanıltıcı olmuş.

Kızçocuğu 2019 Ağustos’ta çıktı ve “slash generation”ın müstakbel üyesi Onur Ünlü’nün ilk romanı olarak okuruyla buluştu.

Ömer Can Saroğlu

* * *

* Kırılan Putların Yerine Yenilerini Koyan Kim? Bir Onur Ünlü Filmi: “Put Şeylere”

GÖZ ATIN  “Kör Suikastçı” Yeniden Raflarda!

Son Savaş




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Kızçocuğu – Onur Ünlü: Sanırım Bir İntikam Öyküsüydü

Yönetmen, senarist ve şair Onur Ünlü ilk romanı Kızçocuğu ile karşımızda. İsmine aldanmayın, hiç de masum biri değil. Üstelik hepimizden zeki olduğu da kesin!

Başa dönün