in ,

Küllerin Günü İncelemesi: “Midsommer” Komiser Niemans’a Söker mi?

Küllerin Günü incelemesi sizlerle. Jean-Christophe Grangé, efsane haline gelen Pierre Niemans ve yardımcısı Ivana ile okuru tekrar buluşturuyor.

Küllerin Günü - Jean-Christophe Grangé

Jean-Christophe Grangé’nin yeni romanı Küllerin Günü, kurt Komiser Niemans ve ortağı Ivana’nın maceralarının devamını konu alıyor. Son Av’ın bıraktığı noktadan bir süre sonra başlayan roman, “huysuz” Niemans ile “küçük slav” Ivana’yı bu kez izole bir topluluğun içerisine atıyor. Niemans dışarıdan, Ivana ise içeriden, bu “masum” topluluğun sırlarını açığa çıkarmaya çalışıyorlar.

Masumiyetin hüküm sürdüğü bir dünyada, katili öldürmeye sevk eden ne olabilir?
Günah nedir bilmeyen bir toplumda nasıl olur da kan akar?
Ya tam tersiyse…
Suçlu, o topluluktaki tek masumsa…

Kitabın arka kapak sözü, her defasında olduğu gibi okuyucuya bir bilmece veriyor. Küllerin Günü boyunca bu bilmece üzerinde düşünmek veya düşünmemek ise okura kalıyor.

Şiddetin Ne Olduğunu Bilmemek?

Tebliğciler adındaki bir topluluk, Fransa toprakları içerisinde “ayrı bir cumhuriyet” kurmuştur. Alsace kırsalında, Domaine adını verdikleri bölgede yaşayan bu topluluğun üyelerine Anabaptistler’de denmektedir. Bu topluluk için “izole” tanımını kullanmak yeterli olmayabilir. Sanki Domaine varmış da dışarısı yokmuş gibi davranırlar. Ünlü olmalarının en önemli sebebi olan şaraplarını “dış dünyaya” satarak geçinmelerine rağmen, kendi yasalarını ve düzenlerini kurmuşlardır.

Bu topluluğun bir “lideri” de yok. Lider rolüne en yakın olarak gördükleri kişi Jakob. Domaine’in dış dünya ile bağlantısını sağlayan rahip. Kendisi ayrıca topluluğun vaizi. Lider denmemesine rağmen bölgeyi çekip çeviren, bölgenin yüzlerce yıllık düzeninin devam etmesini sağlayan kişi. Tebliğciler, kendilerini tamamen Tanrıya adamış “sevgi dolu” bir topluluk. Hatta onlara sorarsanız, topluluklarında şiddetin ne olduğunu bilen hiç kimse yok. Kavga etmeyi bile. Kulağa mantıklı geliyor, değil mi?

Ama bu sevgi dolu toplulukta Samuel isimli bir rahip, Domaine’in kilisesinde bir yıkıntının altında kalarak ölüyor. Bu olayın üzerine asi kızıl Ivana ile Komiser Niemans hikâyeye dahil oluyorlar. Bunun bir cinayet olduğunu, olayı duyduğu ilk andan itibaren iddia eden Pierre Niemans soruşturmayı dışarıdan yürütüyor. Ivana ise mevsimlik işçi sıfatı ile Domaine’e sızarak, bölgenin en kutsal etkinliği olan Bağbozumu sürecine katılıyor.

Kitapta geçen olaylara doğrudan değinemeyiz. Ancak Niemans rahip olayını bir cinayet olarak gördüğünü her söylediğinde aldığı cevap “Tebliğciler şiddetin ne olduğunu bile bilmez!” şeklinde oluyor. Bahaneleri de, yüzlerce yıldır toplumdan izole ve güvenli bir alanda yaşıyor olmaları. Ne bir güvenlik ekibi, ne teknolojik alet var. En klişe örnek olarak; cep telefonu kullanmak bile yasak. Tabii ki Pierre Niemans’ın “İnsan tehlike altında olduğunda kendini çok da güzel savunur,” cevabı duymazdan geliniyor.

Küllerin Günü: Kurgu ve İşleniş

Küllerin Günü - Jean-Christophe Grangé

Kitabın temposu Son Av’a göre biraz yavaş başlıyor. Ancak yine, özellikle orta kısımdan itibaren bir oturuşta bitirme ihtimaliniz var. Grangé’nin pek başvurmadığı bir yöntem olan iki taraflı anlatım tempoyu yüksek tutan etmenlerden biri. Ancak burada aklınıza Katil-Polis bakış açılarını gelmesin. Katil ile ilk sayfalardan itibaren muhatap olduğumuz romanları da olmuştu. Fakat Küllerin Günü’nde, Ivana’nın içeriden, Niemans’ın ise dışarıdan yürüttüğü araştırmalar arasında devamlı gidip gelmek, merak duygusunu canlı tutuyor. Hem Niemans hem de onun Küçük Slav’ın ulaştığı bilgiler, biri yola sondan biri de baştan başlamış iki aracın ortada buluşacağı anı anımsatıyor.

Son Av incelemesinde Komiser Niemans’ın, Grangé’nin ana karakteri rolünü üstlenebileceğini söylemiştim. Çünkü Fransız yazar, ilk kez bir araştırmacı/polis karakterini ikinci kez kullanmıştı. Bu kitapta da, daha ilk sayfalarında Son Av’a birkaç gönderme yaparak, olay örgüsünü devam ettiriyor. Belki ileride, Grangé’nin en ikonik komiseri Niemans ile en orijinal katilinin (tartışmaya açık: Jacques Reverdi) karşılaştığı bir roman görebiliriz.

Romanın konusu Şeytan Yemini ile biraz benzerlik gösteriyor. Hayır, yaşanan olaylar ile Şeytan’ın en ufak alakası yok. Ancak Hristiyanlık inancı ve sanata yansıması, kitap boyunca işleniyor. Cinayetler sembolik anlatım ile dolu. Fakat bu kez elimizde Tanrı inancına neredeyse bağnaz şekilde bağlı bir komiser yok. Onun yerine kötü ve kötülüğü en derinden tatmış bir kurt komiserimiz var. Aslında bazı karakter özellikleri klişe Amerikan filmlerinden fırlamış gibi. Ama yine de çok tanıdık, neredeyse her halini bildiğimiz birine dönüştü Pierre Niemans.

Bahsedebileceğimiz diğer bir konu ise katilin kimliği ve ne derece tahmin edilebilir olduğu. Grangé romanlarına yeterince aşinaysanız katilin kimliğini rahatlıkla tahmin edebilirsiniz. Ancak cinayetlerinin sebebi ve olayların bağlanışı sizi yine de şaşırtabilir. Olay örgüsü boyunca pek çok sürprize kendinizi hazırlasanız iyi edersiniz. Yazar, bütün kitaplarını okumuş insanları bile (benim gibi) şaşırtabilecek sürprizler gizlemiş kitabın içine.

“Midsommer” Niemans’a Söker mi?

Komiser Niemans, olay dosyasını eline ilk aldığı andan itibaren bir şeyler döndüğünün farkında. Bir topluluğun önemli kabul edilebilecek üyelerinden biri bir kazaya kurban gidiyor ancak olay raporu çok ince. Hatta Niemans, soruşturmada birlikte çalışacağı ekibi “Soruşturma dosyanız benim vergi beyannamemden bile daha ince,” cümlesiyle dalgaya alıyor. Olayın adli tıp inceleme raporu da çok farklı değil. Biz okuyucuların bile yapabileceği saptamalardan ibaret bir rapor. Çünkü bölgede kimse, polis ekipleri bile Tebliğcileri çok zorlamak istemiyor. Bir kısmı topluluğun masumiyetine inandığı, bir kısmı da muhtemelen bu topluluk ile fazla haşır neşir olmayı istemediği için.

Eğer Midsommar filmini izlediyseniz Tebliğcilerin ne tür bir topluluk olduklarını ilk sayfalardan sezebilirsiniz. Ancak bu durum Niemans’a sökmüyor elbette. Hatta soruşturma eline geldiği andan itibaren “Hiçbir topluluk şiddetten bu derece uzak olamaz. Tam bir pislik ortamı,” algısıyla yaklaşıyor olaylara. Topluluğun ülke kurallarını hiçe sayıp resmen kendi yasaları ile yönetilmesi de sinir olduğu başka bir konu. Niemans’ın şüpheciliğine katılmak veya topluluktaki insanların masum olduklarını kabul etmek okuyucuya kalmış. Komiser, topluluğun sırlarını açığa çıkardıkça daha fazla kapalı kapı ile karşılaşıyor. Ancak şüpheciliğinden bir an bile vazgeçmiyor, “fresklerin altından” eşeledikçe daha fazla şey çıkıyor.

Kapatırken

Jean-Christophe Grangé
Jean-Christophe Grangé

Küllerin Günü romanını okurken Grangé’nin eski tarzını biraz anımsadım. Ölüler Diyarı veya Son Av yazarın daha modern tarzda işleriydi. Küllerin Günü’nün ise Jean-Christophe Grangé’nin eski tarzını anımsattığını düşünüyorum. Bu hissiyatı vermesinde başrolde kullandığı ekibin de etkisi var tabii ki.

Kitabın çevirmeni Tankut Gökçe hakkında fazla bir şey söylemeye gerek yok. “Grangé Çevirmeni” yine kendi standardında, sağlam bir işe imza atmış. Yazarın ülkemizde bu kadar bilinmesinin en önemli sebebi belki de kendisi.

Ayrıca, Fransız televizyonunda yayınlanan bir de dizisi var bu kitabın. Les Rivieres Pourpres maalesef tamamen Fransızca, İngilizce altyazısını bile bulamadım. Bilen varsa yorumlara yazabilir. Göründüğü kadarıyla (şu an) 3 sezonu olan dizi, bir sezonunda Son Av’ı, bir başkasında ise Küllerin Günü’nü işlemiş. Bu durumda Komiser Niemans ve Ivana’yı en az bir kitapta daha birlikte görebileceğimizi söyleyebiliriz.

Peki ya sizler Doğan Kitap etiketiyle çıkan yeni Küllerin Günü’nü okudunuz mu? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Murathan Özlü

1995 yılında dünyaya geldim.Hep biraz hayalperest ve düş dünyalarına ilgili oldum. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. Küçüklüğümden beri buna iten şey Warcraft evreni oldu, son dönemde tanıştığım Witcher evreni de kalbimde onun yanına yerleşti. Felsefe, psikoloji ve korku kitaplarını da fırsat buldukça -Lovecraft başta olmak üzere- okurum. Okumak, yazmak, fikirlerimi paylaşmak ve bunlar üzerine tartışmak benim için bir rahatlama yöntemidir.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for alper alper dedi ki:

    Hikayeyi beğendim, incelemede denildiği gibi katilin kim olabileceği biraz erken sezilebiliyor, katilin hangi güdü ile hareket ettiği ve amaçladığının ne olduğu ise hikayenin sonunda anlaşılabiliyor.

    Jung ile ilgili 1-2 yerde gönderme vardı Jung’ın fikirlerini tam olarak bilmediğim için onları doğru anladım mı bilmiyorum ama “Kolektif bilinçdışı” göndermesi gibi geldi bana

    Bir yerde bir hata vardı gibi. Tam olarak nasıl çalıştığını bilmediğim için emin olamıyorum belki çeviride gözden kaçmış olabilir belki de mekanizme camı açamıyor ama kapatıyor olabilir. Bilemedim. :slight_smile:

    Camı açacak mekanizme çalışmadığı için camı açamıyor

    Ama kapayabiliyor.

Çember – Mercan Alper | Haftanın Kitabı #168

Çember – Mercan Alper | Haftanın Kitabı #168

Godzilla Kimdir

Canavarlar Kralı Godzilla: Kaiju Sinemasının Efsanesi Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey