Leon: Tekinsiz ve Biçimsiz Bir Dünya

Kasvetli atmosfere sahip sayfalarda burjuvazi ve yozlaşmayı, diğer yandan bireyin özgüven yolculuğunu okuduğumuz bir çizgi roman "Leon". Franko-Belçika ekolü takipçisiyseniz veya tanışmak istiyorsanız, üçlemenin ilk cildiyle bu tekinsiz dünya sizi bekliyor.

Usta isimler Alejandro Jodorowsky, Hergé, Jean Giraud (Moebius), Morris, Peyo, René Goscinny ve daha niceleri… Bu sanatçılar Incal, Tenten’in Maceraları (Les Aventures de Tintin), Red Kit (Lucky Luke), Galyalı Asteriks’in Maceraları (Astérix le Gaulois), Şirinler (Les Schtroumpfs) gibi harikulade eserlerle çizgi roman sanatını saygı duyulması gereken önemli bir noktaya getirdiler. Öyle bir ekol ki her yerde karşımıza çıkıyor. Tarihe bıraktıkları eserler okuyucuların ağzını açık bırakıyor.

Evet, çizgi roman dendiği zaman bu sanat türünü sevenlerin illaki şans vermesi gereken çok değerli Franko-Belçika ekolünden bahsediyorum. Bu topraklardan edebiyat için çok değerli işler çıktı ve çıkmaya devam ediyor.

Franko-Belçika Ekolü

Şüphesiz ki bu çizgi romanların okuyucularla buluşmasında ve 20. yüzyılda bu akımın şekillenmesinde dergilerin çok önemli bir yeri var. Spirou (1938-), Tintin (1946-1993), Pilote (1959-1989), Métal hurlant (1974-1987, 2002-2004)… Bu süreli yayınların hepsinin kadrosu yetenekli sanatçılardan oluşuyor. Efsane dergilerden bir diğeriyse ilk olarak 1978’de yayın hayatına başlayan, son sayısı 239 ile 1997 yılında veda eden Belçika menşeli aylık çizgi roman mecmuası À Suivre.

À Suivre’nin sayfalarına birbirinden değerli insanların çalışmaları konuk olmuş. Kimler yok ki! Alejandro Jodorowsky, Hugo Pratt, Jean-Claude Forest, Moebius… Bu yıldızlar geçidini ağırlayan mecmua, aynı zamanda çizgi roman formatı Graphic Novel’in de öncüsü olmuş.

İncelememize konu olan eserse, söz konusu derginin son dönemlerinde kendine yer bulan çizgi roman üçlemesi Leon’un (Léon la came) ilk ayağı. Çizgi roman, René Goscinny (En İyi Senaryo) ve Angoulême (En İyi Çizgi Roman) ödüllerine sahip Fransız ikili Sylvain Chomet (yazar, animasyoncu ve yönetmen) ve Nicolas de Crécy (yazar ve çizer) tarafından yaratılıyor. Gelin KaraKarga Yayınları aracılığıyla dilimize kazandırılan çizgi roman ne anlatıyor bakalım.

Değişen Çağ

Fransa’da şirkete soyadını da verdiği kozmetik devinin kurucusu Leonce Houx-Wardiougue, nam-ı diğer Leon, 100. yaş günü için aile evine döner. 30 yıldır emekli olduğu süre zarfında dünyayı gezmekteyken, şirketin kontrolünü oğlu Aymard’a vermiştir. Bu el değiştirme sadece babadan oğula geçişe değil, aynı zamanda şirketteki ideoloji ve yapısal değişime de neden olur.

Leon sosyalist düşünceyi benimsiyorken, Aymard ise kapitalizmi temsil ediyor. Bunun aracılığıyla gerek geçmiş gerekse şimdiyi anlatan sayfalarda, Leon ile birlikte şirketin yıllar boyu değişen yapısını gözlemliyoruz. Kozmetik firmasının ilk dönemlerinde şirket ve patron arasındaki yakınlık vurgulanıyorken, öte yandan yeni devirde bunun git gide kaybolduğu hissediliyor. Siyasi, toplumsal, teknolojik vb. birçok açıdan değişen devrin etkilerinin düzeyi gösterilmiş.

Çağın değişiminin kendine yer bulduğu noktalardan biri de yozlaşma. Karakterlerin Amerika etkisindeki dejenerasyonunu kıyafetlerde, kullanılan dilde, davranış biçiminde ve daha birçok şeyde görüyoruz. Özellikle dilde, ülkemizde de sıkça rastladığımız bazı kullanımları görmek güldürüyor. Özentilik alaycı bir şekilde eleştirilmiş. Zaten eser boyunca mizah oldukça etkileyici kullanılmış. Çizgi roman için önemli bir yeri var.

Sizi bu Meeting’den sonra, bir şeyler içmeye eve davet etmek isterim.

Çılgın Dövmeli Komünist Dede ve Utangaç GeGe

Yeni çağın iyice önem kazanan alanlarından biri de pazarlama. Aslında hikâye de bunun üzerine şekilleniyor. Başlıyor ve bitiyor. Oğul Aymard, 100 yaşını kutlayacak babası üzerinden reklam yapmak istiyor. Bu vesileyle babasının doğum gününü, özel bir etkinliğe çevirme niyetinde. Bu görevden sorumlu kişiyse, hor gördüğü çocuğu Geraldo-Georges, dedesinin taktığı takma adla GeGe.

Afişleri şimdiden görür gibiyim; “Siz de Houxwardiougue Kozmetiklerinin kurucusu gibi sağlık ve güzellikle yüzüncü yaşınızı kutlayın!” Kırışıklık karşıtı kremlerde büyük patlama yapacağız!

GeGe bir komünikasyon uzmanı. Bu yüzden yapılacak tüm reklam kampanyasının yükü kendisinin omuzlarına yükleniyor. Bu açıdan çizgi romanda GeGe’nin kendini bulma yolculuğunu da okuyoruz. Yıllar sonra eve gelen dede Leon, torununun özgüven kazanması için uğraşıyor. “Hadi koçum, yaparsın,” gibi söylemler anlaşılmasın, normal bir dededen söz etmiyoruz. Türlü türlü işlere karışıyor, karıştırıyor. Çılgınlığını belli ediyor.

Bu eski bir hiledir. İsveççe, Yidiş ya da Bengalce gibi en olmayacak 15 kadar dilde şu sözü söylemeyi öğrendim; “Şu enayilerin sizin dilinizi akıcı bir şekilde konuştuğuma inanmaları için suç ortaklarına ihtiyacım var, benimle konuşuyormuş gibi yapın!”

Anlatım ve Teknik Yönü

Chomet ve Crécy’nin Leon’u, kendi dünyasını oluşturma konusunda ayrı bir önem verilmesini hak ediyor. Öncelikle çizgi romana genel bir tekinsizlik hâkim. Bunu özellikle biçimsiz bir şekilde çizilen insanların vücutları ve rahatsız edici yüz yapılarında görmek mümkün. Tabii ki bu tekinsizliğin nedeni sadece bu değil. Renklendirme de bunu destekler nitelikte kasvetli hissi güçlendiriyor.

Hem bu tekinsiz hâli hem de genel olarak çizgi romanı, baş kahramanımız Geraldo-Georges harika bir şekilde şu sözlerle ifade ediyor; “Bu kesintisiz bir rahatsız edicilik!”

Kitabın başından sonuna kadar bu hissi bize güçlü şekilde geçirmeyi başarıyorlar. Bir sonraki ciltte de uğursuzluğun devam edeceğinden emin oluyoruz. Sözü geçmişken bahsedeyim, Leon’un ikinci cildi, forumumuzda KaraKarga Yayınları’nın yayınevi yetkilisi Mesud Ata’nın haberini verdiği üzere sonbahara doğru bizlerle olacak.

Yer vermem gereken bir diğer noktaysa, renk kullanımının anlatım geçişlerinde başarılı bir şekilde kullanılmış olması. Aynı gün içinde ışığın farklılaşması, renklerdeki ton değişimine yansıyor. Karanlıkta daha kırmızı ve siyah ton, açık havada mavi ve beyaz hâkim. Ancak genel olarak loş ve kasvetli atmosfer veren bir kullanım var.

Anlatım yöntemi için de eser içinde farklı yollar kullanılmış. Karakterler bazen doğrudan bize söylüyormuş gibi konuşuyor. Bunun kullanılması hoşuma gitti. Farklı anlatım şekli kullanmalarının güzel olmasının yanı sıra birden yöntem değiştirme tercihi de cesurca olmuş. Zenginlik katmış.

Çeviri ve Diğerleri

Çizgi romanın çevirisinin arkasında birçok kişinin Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde, Olduğu Kadar Güzeldik gibi romanlarından tanıdığı Mahir Ünsal Eriş var. Kitabın künyesinde editör bilgisine ulaşamadım. Kaligrafiyse Emirhan Perker tarafından yapılmış. Genel olarak çeviriyi başarılı bulsam bile yer yer yazım hatalarına rastladığımı da söylemem gerekli. Eğer editör olsaydı daha temiz bir iş çıkabilirdi ortaya.

Bunların yanı sıra sayfa 16 (2. panel) ve sayfa 30 (5. panel) olmak üzere iki panelde karakterlerin diyalogları karışmış. Birininki diğerine yazılmış. Kitabın arka kapak yazısında da “Oscar’a adaya olan,” denmiş. Bittabi bunlar gözden kaçabilir. Eğer çizgi roman yeni baskı yaparsa diye belirtme gereği duydum. Bu hataların daha az olması ve kusursuza yakın işlerle karşılaşmak okur olarak temennimiz. Bilhassa sevdiğimiz işleri basan idealist bir yayınevi olunca daha çok önem arz ediyor.

Yayınevinin kendi baskıları için seçtiği kapak, diğer edisyonlar arasında en güzel görüneni olmuş. Ayrıca aldığı ödülleri ve yayınevi logosunu her zaman yaptıkları gibi estetiği bozmayacak şekilde yerleştirmelerini beğeniyorum.

Son Olarak

Hatırlarsanız, yakınlarda yayınevlerine döviz artışının yayın dünyasına olan etkilerini sormuştuk. Beklendiği üzere aldığımız cevaplar hiç de iç açıcı değildi. Kitabın üretimdeki her şeyin ithal olmasının yanı sıra üzerine bir de telif ödenince, ücret bir hayli katlanıyor. Doğal olarak bu okuyucuya da yansıyor.

Elimizdeki 160 sayfadan oluşan bu kitapsa, 32 lira gibi bir etiket fiyatıyla çıktı. Kapağının ve sayfa kalitesinin de iyi olduğunu belirtmeliyim. Son dönemdeki ekonomik durum da göz önüne alınırsa ücreti fena değil.

Kasvetli bir atmosfere sahip sayfalarda burjuvazi ve yozlaşmayı, diğer yandan bireyin özgüven yolculuğunu özgün bir şekilde okuduğumuz bir çizgi roman Leon. Franko-Belçika ekolü takipçisiyseniz veya tanışmak istiyorsanız, üçlemenin ilk cildiyle bu tekinsiz dünya sizi bekliyor.

  • 10
    Shares




1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Leon: Tekinsiz ve Biçimsiz Bir Dünya

Kasvetli atmosfere sahip sayfalarda burjuvazi ve yozlaşmayı, diğer yandan bireyin özgüven yolculuğunu okuduğumuz bir çizgi roman “Leon”. Franko-Belçika ekolü takipçisiyseniz veya tanışmak istiyorsanız, üçlemenin ilk cildiyle bu tekinsiz dünya sizi bekliyor.

  • 10
    Shares

 

 

Başa dönün