in ,

Love, Death and Robots 3. Sezon İncelemesi: Beklenmedik Geri Dönüş

Love, Death and Robots 3. Sezon incelemesi yayında. Netflix’in David Fincher ve Tim Miller imzalı animasyon dizisinin yeni maceraları, bekleneni verebildi mi?

Love, Death and Robots 3. Sezon İncelemesi

Love, Death and Robots 3. sezon incelemesi sizlerle. Animasyon dizileri arasında kendisine dikkat çekici bir yer edinen Netflix yapımı, yeni bir sezonla geri döndü. İkinci sezonu ilkine göre izleyiciler tarafından daha az beğenilen yapımın yeni bölümleri beklentileri karşılayabildi mi?

Söze Love, Death and Robots dizisinin her noktasıyla oldukça cesur bir iş çıkarttığını söylemekle başlamalı. Yapımın genel akışından, teknik becerisinden ve hikâyelerinin her bir noktasına sirayet etmiş temasından bu rahat bir şekilde görülebiliyor. Yapımcı ekibin üçüncü sezon ile bu cesareti bir adım daha ileriye taşıdığını söylemek mümkün. Yeni animasyon teknikleri birazcık daha uzun ancak hızını kesmeyen bölümler, yeni yönetmenler ve yeni hikâyeler, 3. sezonda izleyicinin karşısına çıkıyor.

Dizi sürelerinin uzadığı ve basit konuların uzun uzadıya ele alındığı bir dönemde Love, Death and Robots, kültür içinde diğerlerinden çabucak ayrılıyor. İlk sezonun kısa ve öz anlatımları ikinci ve üçüncü sezonda da aynı şekilde devam ettiriliyor ve ekibin bu noktada fikirlere ne kadar önem verdiği açık biçimde görülüyor. Her ne kadar bazı bölümler alışılmadık derecede uzun olsa da izleyici için o kadar uzun gelmiyor.

Değinilmesi gereken bir diğer nokta ise Netflix’in kan kaybı. Kurulduğu günden bu yana ilk defa abone kaybeden platform ilk gözden çıkarılacak yapımlar arasına animasyon kategorisini koymuş durumda. Dijital platformlarda rekabet kızışırken Disney Plus, HBO Max ve Paramount Plus gibi firmaların abone sayısı giderek artıyor. Özellikle Disney seri üretim Marvel ve Star Wars projelerini açıklıyor. Geçen günlerde açıklanan yeni Star Wars dizileri Skeleton Crew, Young Jedi Adventures ya da Andor hayranlar tarafından bile endişeyle bekleniyor. Böyle bir durumda izleyici ortaya konulan eserin çokluğunu değil kalitesini görmek istiyor. Netflix animasyon yapımların fişini çekmişken Love, Death and Robots da tam olarak izleyiciye bu kaliteyi veriyor. Çok fazla ya da inanılmaz uzun bir macera yerine soluklanabildiğiniz, üzerine düşünebildiğiniz, her bir lokmada farklı bir tat alabildiğiniz muhteşem hikâyeler sunuyor. Ekibin cesareti de işte burada yatıyor.

Dizinin 3. sezonu, 2. sezondaki zayıf performanstan sonra merakla bekleniyordu. Kendi adıma kısa hikâyeleri merakla takip eden birisi olarak Love, Death and Robots’un Netflix boyunduruğu altında ezilip gideceğine dair neredeyse kesin düşüncelerim vardı. Bazı bölümlerde bu fikrimin ne kadar haklı olduğunu görsem de genel anlamda 3. sezon beni şaşırttı ve iyi ki de böyle yaptı. Sezonda tekrar tekrar açıp izlenebilecek ya da izlenmesi gereken bölümler var. Zaten sinema ve görsel sanat dilinin vermesi gereken şey de tam olarak bu olmalı. Hızlıca tüketilip ve buruşturulup bir kenara atılmaktan ziyade bir kez daha kullanılmalı, böylece eserden yeni anlamlar çıkarılabilmeli. 3. sezon genel anlamda bunu yapmayı başarıyor. Ufak tefek tökezlemeler dışında ve ilk sezonun birazcık altında kalsa da tekniği ile dizi dünyasının aradığı soluğu getiriyor.

Öyleyse gelin bölümlere dair kısa incelemelere başlayalım. Bu noktadan sonrasının bölümlere dair SPOILER içerdiğini de hatırlatalım.

Love, Death and Robots 3. Sezon Bölümlerine Dair Kısa Kısa

Üç Robot: Çıkış Stratejileri | Three Robots: Exit Strategies

Üç Robot: Çıkış Stratejileri | Three Robots: Exit Strategies

İlk sezonun açılışını yapan Üç Robot, üçüncü sezonda perde açıldığında yine bizi karşılıyor. Bu bölüm daha öncesinde bahsettiğimiz gibi sadece Netflix kütüphanesinde değil aynı zamanda YouTube üzerinden de izlenebiliyor. Yani herhangi bir üyeliğiniz olmadan da üçüncü sezonun ilk bölümünü izleyebilirsiniz.

Bu bölümde post-apokaliptik bir dünyada gezinen robotlarımız bize insanlığın kendi sonlarını nasıl hazırladığını gösteriyor. İlk bölümün devamı niteliğinde olan bu bölüm sosyal alt metinlere biraz fazla takılmış gibi hissettiriyor. “… Ve işte insanlık kendi sonunu kendi açgözlülüğü ile getirdi” teması daha önceden işlenmiş ve görmekten biraz sıkıldığımız bir konu. Yine de bunu detektif edası ile dünyada gezinen robotların yapması ortaya biraz daha izlenebilir bir eser ortaya koyuyor. Robotların insanlığı yeniden tanımaya çalışması ve kedilerin bütün bu yıkımdan nasıl kurtulduğunu öğrenmek ise yüzünüzde kocaman bir tebessüm oluşturuyor.

Kötü Seyir | Bad Travelling

Kötü Seyir | Bad Travelling

Üç robot bölümünden sonra bir anda kendinizi korku ve dehşet içinde bulmak şaşırtıcı bir dönüşüm geçirtiyor. H.P. Lovecraftın kozmik korku temasını andıran bölüm alışılmadık uzunluktaki bir Love, Death and Robots bölümü. Ancak bölümün gerilimi, hikâyesi ve ihaneti sizi tek nefeste bölümü bitirmeye itiyor.

Bilimkurgu yazarı Neal Asher’ın hikâyesinden uyarlanan bölüm oldukça etkileyici ve ölümlerle dolu bir başlangıç yapıyor. Tayfanın arasından seçilen bir kişi yengece kurban olarak sunulsa da en sonunda onunla anlaşıyor ve bu noktadan sonra işler garip bir rota alıyor.

İhanetin, şaşırtıcı gizemlerin olduğu ancak tam iyi ya da tam kötü karakterlerin olmadığı bölüm son anlarına doğru neredeyse gösterilen bütün karakterlerle empati kurabildiğiniz garip bir hal alıyor. Tayfa yaşamak istiyor, katil yengeç de öyle ve geminin sonradan gelen kaptanı da. Bölüm kendi içinde her birinin aksiyonlarını doğrulayan bir yumak haline geliyor. Böylece izlemesi oldukça keyifli ve şaşırtıcı bir bölüm ortaya çıkıyor.

Bölümün animasyon tekniği ise muhteşem. Denizin acımasızlığı, karanlık ve korku dolu ortam, geminin gıcırtıları… her şey sizi bir sonraki sahneye eksiksiz bir şekilde taşıyor.

Makinenin Nabzı | The Very Pulse of the Machine

Makinenin Nabzı | The Very Pulse of the Machine

Dizinin ilk sezonunda hissettiğiniz o anlamsız bakış ve garip tatmin hissi Makinenin Nabzı bölümünde yine sizi yakalıyor. Nebula ödüllü yazar Michael Shanwick’in kısa öyküsünden uyarlanan bölümde Jüpiter’in uydusu Io’da göreve çıkan iki astronot elim bir kaza geçiriyor. Bu noktada astronotlardan biri ölürken diğeri delirtici bir yalnızlık içinde sürüklenmek durumunda kalıyor.

Kısa hikâyelerin ne kadar yoğun ve ne kadar çok şeyi anlatabileceğinin kanıtı olan Makinenin Nabzı, tekrar tekrar izlenmesi gereken bir bölüm. Astronotun yaşamak için arkadaşının oksijen tüpünü kendisine bağlamasıyla başlayan anlatı mekanik bir varoluşa dönüşüyor. Fakat olayları sadece astronotun yaşadıklarını görerek dinleyebildiğimiz için gerçeğin ne olduğunu kavrayamayız. Yaşananlar sülfür, metal ve elektromanyetizmanın ölü bir insanın bilinci ve sesini kazanıp materyal aleme taşınması mıydı, yoksa amfetamin, morfin ve kokainin halüsinasyonunun bir ürünü müydü? Yoksa bütün bu sorular astronot uçurumdan atladıktan sonra anlamını yitirdi mi? Belki de bu sorunun cevabını hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Mini Ölüler Gecesi | Night of the Mini Dead

Mini Ölüler Gecesi | Night of the Mini Dead

İlk sezonun tadını taşıyan bir bölüm de Mini Ölüler Gecesi. Bu bölüm de kısa hikâyelerin ne kadar az şey anlatabileceğinin bir kanıtı olarak izleyicinin karşısına çıkıyor. İlk sahne aslında yaşamlarımızın ne kadar anlamsız bir şekilde başlayabileceğini gösterirken, son sahne ise uçsuz bucaksız evren içinde aslında ne kadar küçük ve anlamsız olduğumuzu anlatıyor. Sonuçta bütün medeniyetimizin yok oluşu tek bir gaz çıkarmada bitebiliyor.

Ölüm Takımı | Kill Team Kill

Ölüm Takımı | Kill Team Kill Love, Death and Robots 3. sezon inceleme

“Kaslı ve silahlı erkekler hareket eden bir takım cisimleri vuruyor” temasını içeren bölüm sadece bir şeyler izlemek istediğiniz zaman imdadınıza koşacak en başarılı bölümler arasında yer alıyor. Kısa hikâyelerin her zaman bir şeyler anlatmasına gerek olmadığını gösteren bölümün her sahnesi muhteşem aksiyon sekanslarıyla bezenmiş durumda. Müziği, animasyon biçimi, çizimleri ile izlemesi oldukça keyifli bir bölüm sunuyor.

CIA’in gizli deneyleri başarısız gider ve her türlü ölümcül ekipmanla yeniden yaratılmış bal porsuğu/ ayısı kontrolden çıkarak insanları öldürmeye başlar. Bu noktada kaslı ve silahlı erkekler onu durdurmak zorundadır. Tam uzunlukta bir sinema filmi olsaydı da bir şeyler düşünmeden izleyebilseydik diye düşündüren oldukça keyifli bir bölümdü.

Sürü | Swarm

Sürü | Swarm Love, Death and Robots 3. sezon incelemesi

Kolektif zihin ve bilinç kavramlarının oldukça başarılı bir şekilde işlendiği Sürü bölümü için çok uzaklara bakmamıza gerek kalmıyor. Zengin alt metinlerle dolu bölüm insanlığın kendi bağışıklık sisteminin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Uzaylı ve kene benzeri yaratıkların oluşturduğu Sürü’yü incelemeye giden Dr. Afriel orada daha öncesinde çalışmalar yapan Dr. Galina ile tanışır. Sürü’nün davranışlarını inceleyen ikili en sonunda yapay feromonlar ile bilinçli olmayan Sürü üyelerini kendi istekleri doğrultusunda çalıştırır ve insanlığın yıldızlar ötesi çalışmalarını yapmak üzere eğitmeye başlar. Bu noktada ikilinin ahlaki ikilemlere düşmemesinin en büyük sebebi ise köle olarak kullanacakları uzaylıların bilince sahip olmamasıdır.

Ancak Afriel ve Galina’nın araştırmaları Sürü içinde birtakım kimyasal dengeleri bozar ve Sürü’nün kraliçesi yüzyıllar boyu süregelen bilincin toplandığı bir uzaylıyı doğurur. Bu bilinçli yaratıktan öğrendiğimize göre Afriel ve Galina’nın yapmaya çalıştığı şey Sürü’nün ilk defa başına gelmemiştir. Daha öncesinde 15 farklı uzaylı Sürü’yü istila etmeye çalışmış ve en sonunda başarısız olup bu sistemin içinde simbiyotik, bilinçsiz ve sadece atalarının genetik mirasının başarısız taklitlerini taşıyan varlıklar haline gelmiştir. Tıpkı insanoğlunun bağışıklık sisteminde daha önce karşılaştığımız mikrop ve virüslerin bilinçsiz bir şekilde dolaşması gibi.

Bununla birlikte kendisine Sürü olarak hitap edilmesini isteyen bilinçli varlık neden milyonlarca yıldır devam eden bir sistemi kurabildiklerini de bilinçli bir varlığın olmamasına bağlıyor. Sürü’nün kullandığı “Zihni olan varlıklar en fazla birkaç yüzyıl yaşayabildiler ve bir daha onlardan haber alınamadı” sözü de aslında Fermi paradoksunun çıkış noktasını oluşturuyor: Bilinçli varlıkların olduğunun en büyük kanıtı onlarla iletişime geçemememizdir.

Mason’un Fareleri | Mason’s Rats

Love, Death & Robots 3. Sezon için Yeni Fragman

Neil Asher’ın kısa hikâyesinden esinlenen Mason’un Fareleri sizi beklemediğiniz bir yolculuğa çıkarıyor. Başlayan ve biten oldukça basit bir düzlemde ilerleyen bölüm, fare sorununa çözüm bulmak isteyen İskoç asıllı Mason’un bir firma ile görüşmesiyle başlıyor.

Ancak kısa süre sonra insanlığın teknolojik ilerlemesi ve çeşitli olaylar sonrasında farelerin bilinç kazandığını kendi kültürlerini ortaya çıkardıklarını görürüz. Teknolojinin yardımıyla fare sorununda ilerleme kaydeden Mason, farelerin makineler tarafından nasıl katledildiğini gördüğünde insafa gelir ve en sonunda sorunun şiddetle değil sevgiyle çözülebileceğinin farkına varır.

Oldukça rahat bir şekilde izleyebileceğiniz bölüm, müziği ve animasyonuyla da tekrar tekrar izlenebilecek bölümler arasında yer buluyor.

Tonozlu Salonda Gömülü | In Vaulted Halls Entombed

Tonozlu Salonda Gömülü | In Vaulted Halls Entombed Love, Death and Robots 3. sezon incelemesi

İlk başta sınır ötesinde görevli olduğunu düşündüğümüz bir grup askerin bir rehineyi kurtarma operasyonunu izlerken işlerin beklenildiği gibi ilerleyemeyeceğinin farkına varırız. Askerler bilinmeyen bir tünele girerler ve işin rengi hızla değişir.

Doğaüstü korku ve karanlık fantazi türünde eserler veren Alan Baxter’ın kısa hikâyesinden uyarlanan Tonozlu Salonda Gömülü kozmik korkuyu derinden hissettiren başarılı bir bölüm. Özellikle koridor sahneleri ve yaratık tasarımlarıyla ölüm sahnelerini gerçekten tüyler ürpertici biçimde birleştirmeyi başarmış. Sony Pictures Imageworks muhteşem bir hareket yakalama animasyonu işi ortaya koyarken Die Hard filminden ve Spartacus dizisinden tanınan Jai Courtney de oldukça etkileyici oyunculuğu ile dikkat çekiyor. Diğer taraftan The Walking Dead’de Rosita Espinosa’yı canlandıran Christian Serratos ise başrolü çok iyi taşıyor.

Belirli bir sosyal mesaj kaygısı taşımayan eser bu anlamda izlemesi rahat bir bölüm sunuyor. Duygularınızı harekete geçirirken korku dolu anlar son saniyeye kadar peşinizi bırakmıyor. Tonozlu Salonda Gömülü, Lovecraft ve doğaüstü korku türünün severleri için vazgeçilmezler arasında girecektir.

Jibaro

Jibaro

Love, Death and Robots sahneyi muhteşem bir animasyon ve hikâye ile kapatıyor. Sonu bu kadar iyi bir şekilde vermeleri gerçekten takdir edilesi bir tercih olmuş.

Alberto Mielgo hem estetik başarısı hem de hikâyeye verdiği önemle ilk sezonda olduğu gibi bu sezonda da büyük bir alkışı hak ediyor. Spider-Man: Into the Spider-Verse ve Tron: Uprising yapımlarında ekrana taşıdığı animasyon bakışı bu bölümde de kendisini gösteriyor. Mielgo üçüncü sezonu çıkmadan önce yaptığı röportajda bölümün tamamen el çizimi olduğunu söylese de bölümde gördüğümüz sekanslar çizim olabilmek için fazlaca iyi. Animasyon açısından gerçekten farklı bir dönemin başlangıcını işaret ediyor olabilir.

Diğer taraftan hikâye ise ayrıca ele alınması gereken bir noktayı oluşturuyor. Çeşitli alt metinler barındıran yapım ilk bakışta Şövalye Jibaro ve gölün cadısı arasındaki açgözlülüğü anlatıyor. Gölün cadısı ilk başta büyük bir açgözlülükle şarkısını söyleyerek askerleri kendisine çekip ölümlerine yol açarken sağır şövalye Jibaro bundan etkilenmiyor. Ancak asker daha sonrasında cadının altından kıyafetlerine çekiliyor ve cadının kendisine olan ilgisini kullanarak, cadıyı öldüreceğini bilmesine rağmen bütün kıyafetlerini söküp onu göle atıyor. Fakat bu sırada şövalye Jibaro, cadının kanıyla karışan suyu içince sağır kulakları açılıyor ve bütün dünyayı duyar hale geliyor. Böylece gölün cadısı yeniden doğarak şarkısını söylüyor. Böylece açgözlülüğüne yenik düşen şövalye diğerleriyle birlikte gölün dibindeki yerini alıyor.

Farklı bakış açılarından hikâye insanoğlunun doğaya verdiği zaralar, yeni dünyanın keşfi ve ekolojinin bozulması ya da kadın erkek ilişkilerine dair farklı görüşler de getirilebilir. Mielgo’nun öykü konusunda yaptığı en büyük adım da farklı anlamlar yüklenebilen ama her açıdan muhteşem bir görsellik sunan eseri ekrana koyabilmesi.

Love, Death and Robots 3. sezon, Netflix kütüphanesindeki yerini almış durumda. Her biri farklı konulara değinen, görsel açıdan animasyon dünyasının ne kadar geniş ve çılgın olabileceğini gösteren dizi, izleme listenizde yer alması gereken yapımlardan.

Peki siz yeni sezon hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorum ve teorilerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

38 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for SJack SJack dedi ki:

    Üçüncü sezonu daha yeni bitirdim. Mükemmeldi. Bir bölüm (Ölüm Takımı) hariç diğer 8 bölümü çok beğendim. Özellikle Jibaro adlı bölüm çok mu çok farklı bir deneyimdi. Bu sezonda mitolojik ögelere ağırlık verilmiş. İlk bölümlerde hep böyle mizahi bölümler mi izleyeceğiz dedirtse de sonradan öyle olmadığını gösterdi.

  2. Avatar for birisi43 birisi43 dedi ki:

    Beğenmediğin bölümde Elon musk’ ı mı görmeyi planlıyordum :stuck_out_tongue_winking_eye: Tamam kabul kötü espiriydi.

    Ciddi olursam bu sezon genel olarak güzeldi ufak birkaç nokta haricinde.

  3. Avatar for Buyifix Buyifix dedi ki:

    Ben açıkçası pek beğenmedim, hatta çok rahatsız edici buldum. Çok fazla şiddet unsuru vardi.

  4. Avatar for narpal narpal dedi ki:
    1. Sezonu yeni bitirdim. İlk sezona yaklaşamamış ama ikincisinden daha iyi olmuş.
  5. Avatar for SJack SJack dedi ki:

    O bölüm değil ya. Hani askerler robo ayı ile savaşıyor… O bölüm biraz kötüydü.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

33 cevap daha var.

Stephen King, “Kujo”nun Devam Kitabını Yazdığını Açıkladı: “Rattlesnakes” Geliyor

Star Wars: Tales of the Jedi Animasyon Dizisi Geliyor

Yeni Yıldız Savaşları Antolojisi “Star Wars: Tales of the Jedi” Geliyor