Mary Poppins: Ailemizin Fantastik D(C)adısı Geri Döndü

Disney'in, devam filmi olarak çektiği yeni müzikali Mary Poppins Returns'u spoiler'sız şekilde inceledik. İlk filmin sihrini ve ruhunu burada da görebildik mi? Hep birlikte göz atalım.

1964 yapımı Mary Poppins filmini izlemiş miydiniz? Yine Disney’in yapımcılığını üstlendiği, 180 dakikalık bir yapım. Zamanına göre oldukça akılda kalıcı, “Supercalifragilisticexpialidocious” gibi bir sözcüğü hafızalarımıza kazımış, Mary Poppins rolündeki Julie Andrews’a En İyi Kadın Oyuncu Oscar’ını kazandırmış bir film.

Aslında Mary Poppins P.L. Travers’ın kaleme aldığı toplamda 8 kitaptan oluşan bir seri. Serinin ilk kitabı 1934 yılında, son kitabı da 1988 yılında kaleme alınmıştı. Yani yarım asırlık bir külliyat. İşte Türkçeye “Mary Poppins: Sihirli Dadı” olarak çevrilen ama orijinalinde “Mary Poppins Returns” (Mary Poppins Geri Dönüyor) olan film de ilkinin devamı ve diğer kitapların da karışımıyla ortaya çıkan orijinal bir müzikal.

Yönetmenliğini Rob Marshall’ın üstlendiği filmin senaryo kadrosunda da kendisini Magee Marshall ve John DeLuca ile birlikte görüyoruz. Filmde Emily Blunt, Lin-Manuel Miranda, Ben Whishaw, Emily Mortimer, Julie Walters, Pixie Davies, Nathanael Saleh oynarken Joel Dawson, Colin Firth ve Meryl Streep de kamera karşısına geçiyor. Müziklerini Marc Shaiman’ın yaptığı ve sözlerini Scott Wittman’la Shaiman’ın birlikte yazdıkları orijinal besteler yer alıyor.

Yeni filmin konusuna kısaca göz atmak gerekirse, maceramız kitabın yazıldığı dönem olan Buhran Döneminde Londra’da geçmektedir. Artık yetişkin bir adam ve aile babası olan Michael Banks’in babasının ve dedesinin de daha önce çalıştığı Londra’daki Fidelity Fiduciary Bankası’nda geçici bir iş bulmasıyla başlar. Michael üç çocuğu Annabel, John ve Georgie ile Kiraz Ağacı Caddesi 17 numarada yaşamaktadır fakat zor zamanlar geçirmektedir. Şehir Büyük Buhran’ın ortasındadır ve para kıtlığından ötürü stres kaçınılmazdır. Bunlar yetmezmiş gibi, tüm aile Michael’ın karısının ölümüyle başa çıkmaya çalışmaktadır. Ev iyi niyetli fakat etkisiz hizmetçi Ellen’ın çabalarına rağmen mahvolmuştur ve sürekli bir kaos hâlindedir. Evin ablası Jane zaman bulduğunda yardımcı olmaya çalışmaktadır ama hayır işlerine ve işçi haklarına olan hevesi konusunda annesine çekmiştir, bu da onu meşgul etmektedir. Dönemin ağır koşulları ve vefat sebebiyle ailenin omuzlarına binen sıkıntılardan dolayı çocuklar kendilerini yetişkin sorumlulukları alırken bulur ve çabuk olgunlaşır. Bunun sonucunda da çocuksu neşeleri hayatlarından eksilir.

Michael’ın çocuklarıyla olan ilişkisi kötüye giderken, Banks’lerin şüphe uyandıracak derecede sempatik ve özverili görünen Bay Wilkins’i, Banks’in evine haciz başlatıp hâlihazırda bitkin olan Michael’ı daha fazla kargaşa içine sokar. Neyse ki, rüzgârın yönü değişmektedir ve benzersiz sihir yetenekleri sıradan bir görevi fantastik maceraya çevirebilen, bir gün bile yaşlanmamış, neredeyse-kusursuz dadı Mary Poppins, onların hayatlarına tekrar girer. Büyüleyici ve sonsuz bir iyimserliğe sahip bir fenerci olan eski bir arkadaşı Jack ile bir takım olur ve birlikte Banks’in çocuklarını birtakım acayip maceralara çıkarırlar.

Açıkçası bu “müzikali” izlerken sanıyorum arkasında Disney’in olması hepimizi mutlu edecektir. Zira geçmişten gelen deneyimi sayesinde hiçbir şekilde sıkmayan ve izlerken sizleri mutlu edecek sihirli bir maceraya ortak olacaksınız.

İlk filmi izleme zorunluluğunuz olmadığını belirtmeliyim. Filmin senaryosunu hazırlayan ekip buna dikkat ederek bir yol izlemişler. Fakat elbette ilk filme de yapılan çok tatlı göndermeler var. Haliyle onları da görmezden gelmeyerek ortaya dengeli bir iş çıkartmışlar. İlk filmi izleyenler bu devam filminde birçok sahneyi gülümseyerek karşılayacaklar.

Filmi Türkçe dublaj olarak izledik ve girmeden önce kafamızda özellikle de müzikal olması sebebiyle birkaç soru işareti vardı. Ama korktuğumuz gibi çıkmadı ve bu açıdan da mutlu olduk. Zira çeviri müzikal diye tabir edebileceğimiz bu şarkılar ne kadar iyi olabilirlerse o kadar iyiydiler.

[irp posts=”33720″ name=”Mary Poppins Returns Filmine Spoiler’sız Ön Bakış Videosu”]

Mary Poppins çocuklarla birlikte izlenebilecek, her yaşta insanın kendince çıkarım yapabileceği bir macera. Size aslında ne görmek isterseniz, daha doğrusu ne kadarını görmek isterseniz onu sunuyor. Bu açıdan bir Küçük Prens macerası okuyormuş gibi hissedebilirsiniz. Nasıl 10 yaşında okuyacağınız Küçük Prens’ten alacağınız tat 20’li yaşlarda farklıysa, bu film de onu verebiliyor.

Başrolde gördüğümüz Emily Blunt, Mary Poppins rolüne oldukça uygun ve isabetli bir seçim olmuş. Kolay değil, sonuçta ilk filmde rolü canlandıran Julie Andrews’un, bu rolle Oscar kazandığını unutmamak gerekir. Haliyle karakteri canlandıracak yeni aktrisin de eskisini aratmayacak bir oyunculuk deneyimi ortaya koyması gerekiyordu. Blunt da verdiği bir röportajda rolü aldığında öncelikle belli bir dehşet duygusuna kapıldığını ama hemen ardından kitapların içine daldığını ve karakteri hakkıyla canlandırmak için çok çalıştığını ifade etmiş. Ve açıkçası da bu işi kotarmış.

Tam bu noktada şöyle bir eleştiri getirmek istiyorum. Ne kadar spoiler’a girer bilemiyorum ama Meryl Streep neden bu filmdeydi, niye eklediler, madem eklediler sonunu niye getirmediler merak ediyorum. Sadece ismi var diye ve belki de Oscar’da bir adaylık daha kazanırız kafasıyla oradaymış gibi duruyordu. Bulunduğu sahne sonrası bitiş jeneriği ardından tekrar çıkacak diye bekliyorsunuz ama çıkmıyor. Ve tam bu noktada “Sebebi neydi ki?” diye kendi kendinize soruyorsunuz.

Görsel açıdan zaten yeni dönemde yapılan birçok film gibi oldukça iyi kalitede. Özellikle 2d izlemiş biri olarak sinema salonundan mutlu şekilde ayrıldığımı ifade etmeliyim. Neden derseniz, iki boyutlu yapımların verdiği o sıcaklık hissinin yanı sıra hiçbir şekilde yapay durmuyordu. Pastel renkli görüntüleri oldum olası sevmişimdir ve bu filmde de benzeri bir atmosfer vardı. Zaten yönetmen ve ekibinin buna özellikle dikkat ettiği belli oluyor. Buna ek olarak Pixar ve Walt Disney Animation‘ın üst düzeydeki animatörlerinden bazıları, sadece bu yapıma dahil olmak için emekliliklerinden geri dönmüşler, bu notu da düşmüş olalım.

Müzikal deyip duruyoruz, haliyle müziklerden de bahsetmesek olmaz. Başta da belirttiğim gibi, filmin müzikleri Marc Shaiman ve Scott Wittman’a ait. Birlikte bu film için dokuz adet yeni şarkı yapmışlar. Müzikallerin olmazsa olmazı senaryo ile olan uyumudur. Tahmin edeceğiniz üzere bu müzikler de senaryoyu besleyen önemli etmenlerdir ve o ruhu düzgün bir şekilde izleyiciye aktarmak gerekir. Hele ki çoğunluğun çocuk izleyici olduğunu göz önünde bulundurursak. İşte bu yüzden sade ama etkili ve dinlerken akılda kalıcı sözler içeren, sizi Poppins dünyasında hissettiren müziklerle bir araya gelmeniz gerekir. Bu film bunu da olabilecek en iyi şekilde başarıyordu.

Toparlamadan önce şunu da belirtelim, “Mary Poppins Returns” ilk filme mümkün olduğunca benzemeye çalışırken, ilk filmin yenilikçiliğine sahip olmaktan biraz uzak kalmış. İlk Poppins bizlere sinemada bazı ilk deneyimleri yaşatırken bu yapım her yönden ilkinin eksiksiz bir tekrarı olma gayreti içinde sadece. Onun getirdiği gibi bir yenilik getirerek 2019 yılındaki sinema seyircisini şaşırtacak bir film değil.

İncelemeyi filmin yapımcılarından biri olan Marc Platt’in şu sözleriyle bitirelim. Kendisiyle aynı hisleri paylaştığımı belirterek, şimdiden iyi seyirler dilerim.

“Marry Poppins’in getirdiği eğlence, büyü, iyimserlik, umut ve masumiyet, günümüzde hepimizin hayatımızda aradığı şeyler. Şenlenmek, coşmak ve eğlenmek istiyoruz. Etkilenmek istiyoruz. Gülmek ve ağlamak istiyoruz. Ve ‘Mary Poppins’ hepsini bize sunuyor.”

1988, Darıca doğumlu. Koaceli Üniversitesi İnşaat Teknikerliği bölümü mezunu. Türk Dili ve Edebiyatı alanında ikinci üniversitesini okumaya devam ediyor. Birçok gazete ve dergide yazıları ve öyküleri yayımlandı. Kitap okumayı, film izlemeyi ve özellikle animeleri çok sever. | İletişim: hakantunc@kayiprihtim.com

Mary Poppins: Ailemizin Fantastik D(C)adısı Geri Döndü

Disney’in, devam filmi olarak çektiği yeni müzikali Mary Poppins Returns’u spoiler’sız şekilde inceledik. İlk filmin sihrini ve ruhunu burada da görebildik mi? Hep birlikte göz atalım.

Başa dönün