Minotor’un Gölgesi: Paralel Evrene Açılan Kapı

Saklı kalmış hazinelerde bugün Alan Gibbons’ın "Minotor'un Gölgesi" romanı var. Devamı ne yazık ki gelmeyen serinin ilk parçasına büyülü bir bakış atıyoruz.

Alan Gibbons’ın Legeender Üçlemesi‘nden dilimize çevrilmiş tek kitabı olan Minotor’un Gölgesi 2007 yılında Encore Yayınları’nın tescilli markası olan Popcore Yayınları tarafından basıldı. Okumak ve büyülenmek için on iki sene bekledim. Minotor’un Gölgesi Çocuk-Gençlik kategorisinde yer alıyor. İçine girmek için cesaret gerektiren bir dünya.

“Emniyette olduğunu mu düşünüyorsun? Kendi dünyanın güvenli olduğunu mu düşünüyorsun? O zaman tekrar düşün…”

Minotor’un Gölgesi, kitapta onları nasıl bir canavarın beklediği konusunda önceden uyaran kapağıyla karşılıyor okurlarını. Canavar davetsiz bir misafir olarak, kitabı elimize alır almaz zihnimizdeki yerini alıyor. Kitabın kapak tasarımı Melek Koç’a ait. Teri Erbeş tarafından yayıma hazırlandı. Popcore Yayınları tarafından basılan, çevirisini Gökçenur Şehirli’nin yaptığı kitap 223 sayfa. Eserde okuru aksatan yazım ve noktalama hatalarının dışında sürükleyici bir çeviriyle karşılaşıyoruz.

Kitabın İngilizce orijinali olan Shadow of the Minotaur, 2001 yılında Orion Children Books tarafından basıldı.

Alan Gibbons’tan Legeender Üçlemesi: “Cesaretiniz varsa okuyun.”

İngiliz yazar Alan Gibbons’ın Legendeer Üçlemesi, “Elinizden Bırakamayacağınız Kitaplar” kategorisinde Blue Peter kitap ödülünü kazandı. Ayrıca 2001 yılında “Carnegie”, 2003 yılında ise “Booktrust Teenage” ödüllerine aday gösterildi. Bu ödüllerin yanı sıra Catalyst Ödülü, Yılın Leicester Kitabı, Yılın Leicester Kısa Romanı, Yılın Angus Kitabı, KIRMIZI Ödül (iki kez), Stockport Kitap Ödülü, Birmingham Chills Ödülü, Salford KS4 Ödülü, Hackney Kısa Roman Ödülü, Salford Kütüphanecileri Özel Ödülü ve Aşağı Kanada Koleji Ödülü sahibi olan Gibbons’un kitapları Türkçe Japonca, Almanca, İtalyanca, Fransızca, Tayca, İspanyolca, Danca, Felemenkçe, İsveççe ve diğer dillerde basıldı.

Alan Gibbons ayrıca BBC Eğitim programı Yazar Bloğu, Mavi Peter Kitap Ödülleri, Radyo 4’ün Ön Sırası, Dünya Gecesi ve Mesaj programında yer aldı. Çocuk kitapları hakkında bir dizi kısa filmde danışmanlık yaptı. TES, Junior Education, Carousel, Keeps Kitapları ve diğer dergilere düzenli olarak katkıda bulunuyor. Alan, Liverpool Echo için ara sıra köşe yazıları da yazdı.

Alan Gibbons’ın Türkçeye çevrilen kitaplarından bir diğeri ise Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından Çocuk – Okul Çağı, Popüler Bilim (7-16) kategorisinde 2009 yılında basılan Charles Darwin adlı kitap olmuştur. Darwin’in dünyayı değiştiren muhteşem gezisini konu alan kitap Demet Uysal tarafından çevrilmiştir ve 64 sayfadan oluşuyor.

Üçlemenin diğer iki kitabı Wampyr Legion ve Warriors of the Raven. Popcore Yayınları tarafından 2007 yılında dilimize çevrilen Minotor’un Gölgesi’nin ardından ikinci ve üçüncü kitapların hazırlık aşamasında olduğu duyurulmuş fakat sonuca varılmamış.

Minotor’un Gölgesi, babası John Graves’in bilgisayar programcısı olan bir çocuk olan Phoenix’in kendini keşfetme mücadelesinin onu paralel evrene taşımasını konu alıyor. Video oyunlarını ve Yunan mitolojisini seven Phoenix, yeni taşındıkları kasabada epey huzursuz. Magna.com International’ın üreticisi olduğu, Glen Reede yöneticiliğinde üretilen oyunun senaryosu Phoenix’in yazar olan annesinin kaleminden çıkıyor.

Kâbusların Uyanıkken de Görüldüğü Evren: Glen Reede ve Legeender

Glen Reede’in yöneticisi olduğu Magna.com, gerçek kokuların ve canavar kükremelerinin duyulabileceği, sanal gerçekliğin insanı şaşkına çeviren boyutlara ulaştığı bir oyun geliştirmeye başladı. Computersoft’taki işini bırakıp Magna.com’daki kazançlı iş teklifini kabul eden babası yüzünden Brownleigh Kasabası’nda yeni bir hayata başlayan Phoenix’in kendisi olabildiği tek yer Legeender olmaya başlamıştı.

“Ailesiyle büyük şehirden yeni taşındıkları kasabada hiç mutlu olmayan Phoenix’in hayatı bir gün bir bilgisayar oyunu ile tamamen değişir. Bu sıradan bir oyun değildir. Bilgisayar oyunları programlayan babasının çalıştığı esrarengiz şirket tarafından geliştirilen, sanal dünyada mitolojik bir kahraman olarak boy gösterebileceği, oldukça gerçekçi bir oyundur. Sanal gerçeklik kostümünü giyip bilgisayara bağlandığında efsanelerin tüyler ürpertici dünyası Phoenix’in gerçeği olur. Artık sadece puan kazanmak için değil hayatta kalmak için savaşmak zorundadır.”

Oyun macerasına bilgisayar programcısı babasının hedef kitleyi temsil ettiğini düşündüğü için onu denek seçmesiyle başlayan Phoenix kısa süre içinde fırsat bulduğu her anı ekranın içinde geçirmeye başladı.

Gizemli dünyaya giriş yaptığımız satırlarda Phoenix’i oyunun içinde buluyoruz.

“Canavarın kükremelerinden ilki neredeyse etini kemiklerinden ayırıyordu. Adeta kulaklarını tırmalayarak beynine hücum eden ikinci böğürme ise az kalsın daha mücadelesine başlamadan pes etmesine neden olacaktı.”

Phoenix, karanlığın etrafını sardığı, derisinin altına sızdığı Legeender oyununun içinden çıkmak istemiyordu. Çaresizce yenik düştüğü korkularından sıyrılıp içindeki öfkeyi yansıtabilmek dünyasının önde gelen amaçlarından biriydi. Oyundaki Minotor ile okuldaki Adams. Ezeli rakipler. Diski taktığında vücudunu yenebilmeye ikna etmek dışında yapabildiği pek bir şey kalmıyor.

“Canavar tünelden dışarı adım atar atmaz, çocuk birkaç adım geri çekildi. Sanki ruhu bedeninden çıkmış da onu çekip kaçması için adeta yalvarıyordu. Tavandaki demir parmaklıklardan süzülen zayıf ışık altında canavar daha da korkunç gözüküyordu.”

Magna.com International, alışılagelmiş oyun üreticilerinden farklı olarak Legeender’ın büyük bir kısmını John Graves için çoktan halletmiş şekilde projeye başlıyor. Standartların bir adım ötesinde teknolojisiyle oldukça esnek bir bilgisayar oyunu geliştiriliyor. John Graves bunu anlatırken, “O kadar esnek ki, her bir senaryoyu yeni bir oyun için programlamak yalnızca birkaç haftanı alıyor,” diyor oğlu Phoenix’e.

“Oyun gerçek, senin dünyan ise bir hayal.”

Oyun, sanal gerçeklik başlığı altında, bir deriden bile ince kostümü ve tüyler ürpertici karakterleriyle kısa zamanda içine hapseden bir atmosfere sahip. Phoenix’in aile geçmişini de ilgi alanını da birebir cezbeden senaryosu ile oyun, onun gerçeğine dönüşüyor. Korku, ince derisinin altında sıcacık bir hisle dolaşıp dururken Phoenix’in verdiği savaş puan kazanmaktan öteye geçiyor: O artık hayatta kalmaya ve başkalarının hayatlarını korumaya çalışan bir Legeender oluyor.

Bu oyunun heyecanı ile tehlikesi ne yazık ki doğru orantılı. Ne John Graves ne de Phoenix, tehlike boylarını aşmadan önce bunu fark edemiyorlar. Phoenix, lâbirentte başladığı bölümlerde canavarla yüzleştikten sonra ekrana doluşan sayıların sanal dünyada anlamlı metinler olduğu anlaşılsaydı An’ın yüzü hiç gülmeyebilirdi. Nitekim oyunun Phoenix’le oynamaya başladığı bölüme geldiğimizde asıl mücadele başlıyor. Gerçek dünyada kalma mücadelesi.

“Belki de idrak etmeye başlıyorsun. Sadece bir zaman vardır. Efsanelerin zamanı. Senin zamanın, küçük, karmaşık araçlar ile son derece itinalı bir şekilde saniye dilimleri ile hesaplanan zaman, milyonlarca saatler üzerinde gösterilen zaman, artık sadece bir hayal ürünü. Oyun gerçek, senin dünyan ise bir hayal. Zaman sadece ben dilediğimde akacak.”

Phoenix’in söylediği gibi, “Korku ne kadar büyük olursa, onu yenmenin ödülü de o kadar büyük olur,” demeli miyiz? Ölümcül oyunun Minotor’un gölgesiyle karanlıklaşan lâbirentleri arasında Phoenix ve arkadaşının hayatta kalma/hayata dönme mücadelesine eşlik ettiğim Minotor’un Gölgesi’ni en kısa sürede -eğer bulabilirseniz- edinmenizi tavsiye ediyorum! Kim bilir, belki bu incelemeyle serinin Türkçe baskısı yeniden gündeme gelir.

Eylül 1994’te Ankara’da doğdum. İzmir’de büyüdüm. İstanbul'da yaşıyorum. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Anabilim Dalında doktora yapmaktayım. Öykü yazıyorum. İki kişi olarak CosmicZion Zine (czz) adlı fantastik edebiyat, uzay ve mitoloji fanzinini çıkartmaktayız. | İletişim: elifseyda@kayiprihtim.com

Minotor’un Gölgesi: Paralel Evrene Açılan Kapı

Saklı kalmış hazinelerde bugün Alan Gibbons’ın “Minotor’un Gölgesi” romanı var. Devamı ne yazık ki gelmeyen serinin ilk parçasına büyülü bir bakış atıyoruz.

Başa dönün