Mosaic: Yalnız Yetişkin Hayatına Hoş Geldiniz

Sıradanlık, kıyıda köşede kalmış yeşillikleri sindiren betonlanmış çevre, grileşmiş iç daraltan dünya... Sabahları uyanmanın ve işe gitmenin işkenceye dönüştüğü bir karakteri yönettiğimiz distopya türündeki oyun Mosaic'i inceledik.

İnsanlıktan çıkma, acımasız ve gaddar hükümetler, sosyal eşitsizlik, çevre felaketleri… Toplumun veya yaşam koşullarının istenmeyen, korkutucu olduğu distopyalar başta 20. yüzyılda edebiyat eserlerinde olmak üzere sanatta günümüzün en çok işlenen konularından birisi.

Bazısı tamamen hayali bir gelecekte geçerken, diğerleri daha gerçekçi bir yapıda olabiliyor. Bu yapı Aldous Huxley’nin Cesur Yeni Dünya adlı klasiğindeki gibi hem insanlık değerlerinin hiçe sayıldığı hem de bilimkurgunun öne çıktığı bir eser olabiliyor. Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451’i gibi kitap okumanın terk edilmesi odak noktasına geçebiliyor. İşin daha siyasi yönüne ağırlaşan, hükümet yapısıyla çok ilişkili George Orwell’in 1984’ü başka bir yöne daha çok eğiliyor. 20. yy söz konusu olduğunda edebiyatta örnekleri daha fazla sunulabilir. Çevre, politika, din, ekonomi, psikoloji, etik, bilim ve teknoloji birbirlerine göre odak noktası değişse bile distopya eserlerinde önemli konu başlıkları.

Oyunlardaysa her zaman çok işlenen bir tür olsa da özellikle son zamanlarda farklı tarzda birçok distopya temelli iş çıktı. BioShock, Borderlands, Deus Ex, Half-Life, Mass Effect, Metro gibi ünlü yapımlarda yakın veya uzaktan türün unsurlarıyla karşılaşıyoruz. Ancak bilhassa son zamanlarda bağımsız yapımlarda oldukça fazla görür olduk.

Tamamen yazı bazlı, güç sahiplerini temsilen gizli soruşturmacı rolüne büründüğümüz adıyla da usta yazara gönderme içeren Orwell oyunları bunun iyi bir örneği. Sınır geçişlerinde kontrolü sağlayan memuru oynadığımız Papers, Please bambaşka bir deneyim yaşatıyor. Yandan görünümlü Inside ve Black The Fall karanlık atmosferleriyle hem tüylerimizi ürpertmiş hem de rahatsız edici dokusuyla bizi sarmalayan yapımlardı.

Mosaic

Bugün incelememe konu olan Mosaic, öncesinde annesini arayan küçük bir çocuğu yönettiğimiz Among The Sleep’i de yapan Krillbite Studio tarafından geliştirilen bir oyun. Tabii ki buram buram distopya kokan, oyuncuyu ürpertmeye davet eden bir yapım.

GÖZ ATIN  Bir Meta Unsuru Olarak Kadın: Damızlık Kızın Öyküsü

Gelin nelere odaklanıyor, nasıl olmuş bakalım.

Ah Kapitalizm Ah…

Birbirinden farksız bir sabaha uyandın. Tuvaletin ışığını aç, her zamanki gibi aynanın önünde gün geçtikçe yaşlanan yüzüne bak. Yüzüne su çarp, bir gün önce üstünü değiştirmeden yattığın gömleğini ve kravatını düzelt, dağılan saçlarını toparla. Hazır olduğunda işe doğru marş marş. Hayatının sonuna kadar aynı rutin. Nasıl geliyor kulağa? Rutin keyifli mi?

Mosaic oyununda her günü aynı derecede sıkıcı olan bir karakteri yönetiyoruz. Artık sabahları uyanmak, aynaya bakmak, işe gitmek işkenceye dönüşmüş durumda. Hele o iç sıkan işimiz yok mu? Düşüncesi bile dertlendiriyor. Sıradanlık, kıyıda köşede kalmış yeşillikleri sindiren betonlanmış çevre, grileşmiş dünya içimizi öyle bir daraltıyor ki ufacık mutluluk kırıntısını aramaya koyuluyoruz. Umutsuzluk benliğimizi ele geçirmiş durumda.

Sokaklar çok kalabalık, suratsız ve kimliksiz insanlarla dolu. Yabancılaştığımız toplumda uzun sıkıcı bir gün. Tamam, günümüzün harika olduğu söylenemez, özellikle büyükşehirde yaşıyorsanız yukarıda yazdıklarımla bazı yakınlıkları da mutlaka göreceksinizdir. Ama burada tamamen heyecanını kaybetmiş bir dünya var.

Mosaic

The Secret Life of Walter Mitty adlı filmdeki Ben Stiller’ın hayat verdiği karakter gibi hayal gücümüze sığınıyoruz. Tabii buradaki karakterin sebepleri bu oyundakinden farklıydı. Yaratıcılığımız sıkıcılıkla sarmalanan çevrede tuhaf hayalleri oluşturuyor.

Yalnız yetişkin hayatına hoş geldiniz.

Bip Bip…

Oyunda telefonun önemli bir yeri var. Hem yalnızlaşmanın önemli bir göstergesi olarak hem de içerindeki manipülatif, tıklanma tuzağı, yalan haberler, bağımlılık yapan uygulamalar ve sahte mesajlarıyla karakterimizin her zaman iç içe olduğu bir alet.

Uyandığımızda, yürürken, asansöre bindiğimizde vesaire her an oyunda telefonu açabiliyoruz. İster BlipBlop (Google Play ve App Store’da yer alıyor) adlı bağımlılık yapıcı sadece tıklamaktan ibaret oyunu oynayabilir, isterseniz Tinder benzeri Love adlı uygulamada önünüze gelen tıpatıp aynı insanları ‘evet’ diye yanıtlayarak hepsi tarafından reddedilebilir, borcunuzu hiçbir zaman ödeyemediğiniz banka hesabınıza bakabilir veyahut borsaya girip tüm paranızı kaybedebilirsiniz. Değerli zamanınızı nasıl heba edeceğiniz tamamen size kalmış.

GÖZ ATIN  Metro Serisi'nin Yazarı Dmitry Glukhovsky İmzalı "Gelecek" Raflarda

Ah… Tabii sizi ‘harika’ şirketimizin çalışanların ‘iyiliği’ için yaptığı ankete de davet etmek istiyorum.

Grileşen Dünya

Mosaic oyununun kendine özgü bir sanat tasarımı var. Bu tasarım ışık kullanımından mekânlara kadar sizi daraltmayı başarıyor. Aynı zamanda estetik açıdan da özenli ve yaratıcı olmuş. Kalabalık, özerkliğin yitimi, rutine boğulma hepsi bu görsel başarının ürünü.

Oyun ekibi, Reddit’te yaptıkları soru-cevap etkinliğinde özellikle bu stili oluşturma konusunda esinlendikleri yerleri söylediler. Karakterler için Mernet Larsen ve Naum Gabo’nun çalışmalarından yararlanılmış. Ayrıca yukarıda da söz ettiğim Inside ve Paperman adlı oyunlar önemli bir referans kaynağı olmuş.

Kısaca oyunun tasarımına gayet özenli yaklaşılmış ve küçük detaylar düşünülmüş. Peki nedir bu oyunun kusuru? Gelelim oraya.

Hikâye ve İçerik…

Oyun bizi özellikle sıkmaya, rutinin sıradan ağına sokmaya çalışıyor. Bunda bir problem yok ve güzel bir deneme. Hep benzer güne uyanmak, telefon bunlara hizmet ediyor. Ancak ne yazık ki bunları kapsayacak ne iyi bir hikâye ne de anlatımı var. Yan etmenlerin bu sebeple gücü de azalıyor. Heyecanla girilen yolculuk, yüz ekşiterek sonlanıyor diyebilirim. Özellikle sonlarına yaklaştığımda gittikçe artan bir şekilde “Eee, peki?” derken buldum kendimi.

Bunun yanı sıra oyundaki ara bulmacalar da zayıf kalmış, keyif vermiyorlar. Sanki oyunun kapağına, güzel tasarımına ve gösterişine çok emek vermişler ve diğer yönlerini eksik bırakmışlar hissi vardı bende oyun boyunca. Zayıf içeriğiyle çok üzdü.

Son Olarak

Harcanan potansiyeller hangi sanat eseri olursa olsun beni çok hayal kırıklığına uğratıyor. Arkasındaki geliştirici ekibin yaratıcılığını, şevklerini eseri deneyimlerken hissediyorsunuz, ancak bazen yeterli olmuyor işte. Genel yapısı kusurlu olabiliyor, bazı detayların eksikliği tüm yapımı olumsuz etkileyebiliyor…

Ne yazık ki Mosaic de vasat bir oyun olmayı benim gözümde aşamadı.

GÖZ ATIN  Video Oyunlarındaki Siber Zorbalık #2 - Ana Hatları ve Oluşturulan Kültür

Türkçe çeviriye de sahip şu an sadece PC’de yer alan oyun, Steam’de 32 TL gibi bir ücretle satılıyor. Değeceğini düşünmüyorum, ancak distopya sevdalısıysanız ve farklı denemelerin arayışındaysanız indirim görünce Mosaic oyununa bir şans verebilirsiniz.

* * *

* Arise: A Simple Story – Yıkılmadım Ayaktayım…

* The Wanderer: Frankenstein’s Creature – Her Yerde Yalnızlık




1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Mosaic: Yalnız Yetişkin Hayatına Hoş Geldiniz için 2 yorum

  1. Arokan dedi ki:

    Bu ayki öykü seçkisinde yazdığım öykünün konusuna çok benzeyen bir oyun olmuş. Oynayacağımı düşünmüyorum çünkü öyküyü yazarken yeterince canım sıkıldı. :slight_smile:
    Paylaşım için teşekkürler.


  2. Nemo dedi ki:

    Rica ederim. Teknoloji, kapitalizm, tek tipleşme, yani ‘gelişen’ dünyayla birlikte yalnızlaşan insan. Bunlar sık sık işlenen konular. Konu, mekân, karakterler, tür vesaire değişiyor tabii. Mosaic bunu bilimkurguyu temeline alarak, totaliter yönetimin altında ezilen, düşünmesi istenmeyen, robotlaşan insanı ve nihayetinde yalnızlaşmayı vurgulayarak yapıyor.

    Gerçekten iç sıkan bir konu.


Mosaic: Yalnız Yetişkin Hayatına Hoş Geldiniz

Sıradanlık, kıyıda köşede kalmış yeşillikleri sindiren betonlanmış çevre, grileşmiş iç daraltan dünya…

Sabahları uyanmanın ve işe gitmenin işkenceye dönüştüğü bir karakteri yönettiğimiz distopya türündeki oyun Mosaic’i inceledik.

Başa dönün