Mousou Dairinin: Bir Satoshi Kon Paranoyası

Satoshi Kon animeleriyle aranız nasıl? Eğer iyi değilse Mousou Dairinin kesinlikle uzak durmanız gereken bir yapım. Ama iyiyse bir göz atın bence. Biri bana "Mousou Dairinin nasıl anime? Önerir misin?" dese bu cevabı verirdim. Direkt Satoshi Kon'u bilmiyorsa eğer, karışık çerez gibi derdim.

Satoshi Kon animelerini severim. Hem de çok severim. Öyle sıradan bir “Severim ya, iyidir iyi kendisi,” sevgisi değil. En kötü animesine bile küsuratsız 8 puan veririm. Satoshi’nin yapımlarından biri zaten “Favori Animeler” listemde yer alıyor. O da Paprika. Satoshi Kon animeleri bana göre özel yapımlardır. Eşi benzerleri yoktur. En azından ben denk gelemedim. Satoshi’yi bu kadar başarılı yapan şey ise kurgu başarısı. Yönetmenliği zaten çok güçlü de, kurgu bazında Satoshi’nin eline su dökebilecek biri yoktur muhtemelen.

Yazımın giriş kısmına özel olarak izlediğim Satoshi Kon animelerini kısa şekilde tanıtıp bahsetmek isterdim kronolojik olarak. Ama neden bunu yaparak gelecekteki diğer içeriklerimi yok edeyim ki. Evet, ileride “Satoshi Kon Animeleri” başlığı altında yapımlarını teker teker inceleyeceğim. Başlığı daha abuk subuk bir şey de olabilir emin değilim. Tavsiyelere açığım.

Bunu yazarak bana ne düşüyor o zaman? Hemen incelemeye girmek.

Hikayeden başlayalım. Hikayeyi özetleyebileceğim bir tarafı yok aslında. Çünkü animenin ilk birkaç bölümü farklı karakterler üzerinden gidiyor. Bu farklı karakterler ile işlenen hikaye elbette aynı ama bağlantılar yok gibi bir şey. Elinde beyzbol sopası ile rastgele bir şekilde millete saldıran hıyar bir genci bulmaya ve durdurmaya dayalı bir hikaye var elimizde. En yüzeysel şekilde böyle özetleyebilirdim sanırım.

“Shounen Bat” lakaplı ismi belli olmayan bir genç, elinde kırık bir beyzbol sopası ile rastgele insanlara saldırıyor. Tabii ilk başta böyle düşünülüyor. Bu kurbanlar rastgele seçilmekten ziyade, arada bağlantıları olabildiği ihtimaller falan da söz konusu oluyor. Halk arasındaki söylentiye göre, Shounen Bat sadece psikolojik olarak köşeye sıkışmış insanlara gözüküyor. Kurbanlar da zaten hayat tarafından baskı altında olanlar oluyor bu yüzden. Shounen Bat’ın ismi belli değil. Kimdir, neyin nesidir falan bunlar hep gizem. Ve saldırdığı insanları da sadece yaralıyor. Öldürmüyor.

Fazla bir şey anlatmak istemiyorum bundan öte. Çünkü Mousou Dairinin twistler ile dolu bir anime. Üstelik yer yer fazlasıyla kafayı bulandıracak cinsten. Neyin gerçek neyin hayal olduğunu kavramakta güçlük çekiyorsunuz. Tıpkı diğer Satoshi Kon animelerinde olduğu gibi.

Mousou Dairinin birçok farklı hikayeye sahip. Küçük küçük ama. Bir bölümlük olan bu hikayelerin kimisi ana hikayeye bağlanıyor, kimisi “olmasa da olurmuş” tadında. Animenin ilk yarısı Shounen Bat’ın kurbanlarını anlatıyor. Onların hikayelerini görüyorsunuz her bölüm. Birbirlerinden kopuk değil bu bölümler tabii. Elbette bu gizemli saldırıları araştıran polisler de mevcut. İki polis karakter ise bu bölümlerdeki bağlantı oluyor. Kurbanlar üzerinden aralardaki bağlantıyı, saldırganı, saldırganın motiflerini bulmaya çalışıyorlar. İlk yarısında hikaye böyle işleniyor. Hem her bölüm farklı karakterler üzerinden giderek her bölümde değişik tatlar alabiliyorsunuz ve hem de olayı çözmeye çalışan polis karakterler sayesinde de kopukluk hissiyatını almıyorsunuz sayın seyirciler.

Hikaye işleyiş tarzı da değişiyor bölümden bölüme tabii. Kurgu da. Bu tarz ve kurgular ise diğer Satoshi Kon animelerinden kopma tabii. Mesela bölümlerin birinde çift kişilikli bir kadının hikayesi işleniyor. O kadının hikayesindeki çift kişilik psikoloji konsepti ile ortaya çıkan “N’oluyo ya?” tarzında kafa karışıkları neredeyse Satoshi Kon’un yönettiği ve yazdığı ilk animei olan “Perfect Blue” ile aynı.

Mesela bir bölümde de eş zamanlı geçiş kurgusunu çok sık kullanıyor. Diğer animelerinde de bunu hep yapmıştır. Bir bölümde de gerçeklik ile hayal arasında geçişler ile canlandırma yaparak bir olayı resmetme kurgusu mesela. Bu konseptin aynısı da “Millenium Actress”de vardı. Satoshi Kon öncesinde yazıp yönettiği animelerdeki hikaye anlatım tekniklerini tane tane farklı Mousou Dairinin‘in bölümlerinde denemiş. Karışık çerez gibi bir anime kısacası. O yüzden başta dedim ya, “Eğer aranız iyi değilse Mousou Dairinin kesinlikle uzak durmanız bir yapım,” diye. Buram buram Satoshi Kon taşıyor animeden.

Her bölüm farklı kurbanların hikayesi ile yol alıyor. Bu bölümlerde aynı polis karakterler olayı çözmeye çalışmaları ile bölümler arasındaki kopukluk hissiyatı engelleniyor. Her bölümde kurgu ile anlatım tarzının değişmesi ve kafa karıştırıcı olaylara sahip olması. Kısacası animenin ilk yarısı böyle işte. Ben bu bölümleri izlerken “Gayet güzel bir anime ya bu da,” demiştim. Bunu dedim çünkü Mousou Dairinin en düşük puanlı Satoshi Kon yapımıdır. İzlerken pek beklentili değildim o yüzden. Ama ilk yarısını izledikten sonra “Ya niye düşük verilmiş ki, bence Tokyo Godfathers‘tan daha bile güzel,” demiştim. Sebebini animenin ikinci yarısında anlayabildim.

Anime malum bir twist’ten sonra kopuyor. 2. yarısında yani. 2. yarısının ilk birkaç bölümü birbirinden bağımsız hikayelerden oluşuyor. Ana konu ile de uzaklaşıyor bayağı evet. Tamamen olmasa da fazlasıyla ana hikayenin varlığı yok oluyor gibi. Olmasa da olurmuş bölümlerden. Animenin sorunu burada işte; ana konudan uzaklaşan bölümler. Ve bu bölümler ile beraber anime fevkalade şekilde isminin hakkını vererek gerçek bir paranoya deneyimi sunuyor seyirciye. İsminin hakkı derken, bu yapımın ismi İngilizcede “Paranoia Agent”. Ben bu animeye başlamadan önce bir arkadaşım “Satoshi’nin yapımları arasında en kafa karıştıran yapım bu,” diye beni uyarsa bile pek takmamıştım. Kaldı ki, ilk yarısı pek kafa karıştırmamıştı da. Aksine her şey yavaş yavaş çözülüp yoluna giriyordu. En azından ben öyle sanıyordum. Mousou Dairinin‘i tam çözdüm derken öyle bir twist patlıyor ki her şey 180 derece değişiyordu. Tam da anladım derken, hiçbir şeyi anlayamamak gibi.

Karakterlerin bazıları hikayedeki görevini yeterince yerine getirecek kadar yazılmışken, kimisi de arada kaynıyor. Ama genel olarak bir karakter üzerinden bütün bölüm gidilmiyor. Yani bölümlerin genelinde bir karakter gelişimi gibi bir şey yok. 2-3 ana karakter elbette var ama onlar bile bazı bölümlerde görünmüyor. Hikayeyi ele alışı o kadar dağınık bir hale geliyor ki 2.yarısında pazar yerinde annenizi kaybedip kaybolmuşa dönüyorsunuz.

İlk yarısında her bölüm farklı kurbanlar üzerinden gidiyor diye yazmıştım. Özellikle 3.bölümdeki kadın karakterin çift kişilikli olma hikayesine çok iyi değinmişler. Dolu dolu işlenmiş kurbanlar. Çektikleri sıkıntıları güzel bir sunum ile sunmaları ile karakterleri daha bir dolu hissediyorsunuz. Hepsinin hikayesi tek bölümlük ama yeteri kadar görüyorsunuz ve sonraki bölümde de farklı bir kurban hikayesi ile devam ediyorsunuz. Kurban karakterleri ilk yarıda başarılı ama ana karakterler kendini pek hissettiremiyor. Ama o da animenin ikinci yarısı ile düzeliyor. 2.yarısında ana karakterleri yeterince işliyor anime.

2. yarısındaki sorun tam olarak ne peki? Neden çizgiyi düşürüyor? Aslında 2.yarısından sonraki bölümler aslında güzel bölümler. Ama bu bölümlerin yeri ve sırası değil işte. Önemli bir twist dönmüş ve bu twist’ten sonraki bölümler de “Ya bir durun ortalık zaten karışık” tadında bölümler. İlk yarısındaki önemli twist’ten sonra bir grup insanın ölmeye çalışması hakkında bir bölüm dönüyor ve “Banane abi” diyorsun doğal olarak.

Yoksa güzel bölümler aslında. Ama bu bölümleri ana hikaye akarken arada bir izleseydik daha iyi olurmuş ama üst üste izliyorsunuz bu bölümleri. Ve şunu düşünüyorsunuz, “Ana hikayeye ne oldu?”.

Bu bölümler de gayet değişik kafada hazırlanmış bölümler. Alkollü kafa ile yazıldıysa şaşırmayacağınız türden. Her ne kadar “Abi yeri ve zamanı değil” dediğimiz bölümler olsalar da, “Paranoia Agent” ismindeki “Paranoia” isminin hakkını veriyorlar. Tam bir paranoya deneyimi sunuyorlar. Özellikle kısa hikayelerden oluşan bir bölüm var ki bu hikayelerden birkaçı sanki başarılı mangaka Ito tarafından yazılmış hissiyatını veriyorlar.

Tabii sonu hafızalarda kalacak şekilde güçlü olmaması ile beraber pek de oldu da bitti tadında. Sonundan sonra bir şey anlamamanız olası. Ben de o yüzden 2 arkadaşıma da “Ya sonunda şöyle bir şeye bağlanıyordu, ne alaka o?” dediğimde “Valla hatırlamıyorum onu” tarzı cevaplar almıştım. İz bırakmadığı aşikâr.

Sanat dizaynı elbette ki genel olarak gördüğümüz shounen animelerindeki gibi değil. Pembe saçlı ve kocaman gözlü karakterlerin olduğu sanat dizaynları Satoshi Kon animelerinde yer almaz. Dizilerinde de. Brave Story izlemiş var mı aranızda? Brave Story de bu sanat dizaynını kullanmıştır. Mousou Dairinin’den önce bu sanat dizaynını ele almış yapımlar var mı emin değilim.

Güzel ve yerinde kullanılmış sanat dizaynı var. Konsepti gereği yer yer paranoyaya bağladığı anlarda da güzel bir şekilde görevini yerine getiriyor bu görsellik. Surat çizimleri ile karakterlerin paranoyaya bağladığını güzel bir şekilde görebiliyorsunuz. Eğer şu uçuk Japon animelerindeki psikopat karakter suratlarından baydıysanız ve biraz daha gerçeğe yakın bir şey arıyorsanız buyurun. Tabii yapımın kendisi bir yerden sonra fantastiğe de bağlıyor. Zaten “Paranoya” teması yüzünden yer yer sürrealist manzaralar ile karşılaşıyorsunuz da.

Seslendirmeler de yerinde. Aklımda özellikle kalmış performans yok ama zaten büyük isimler devrede olmadığı sürece çok da fark edemiyorum. Müziklerini ise hissedemedim hiç. İyiler miydi değil miydi karar veremiyorum. Çünkü akılda kalıcı yanları olmadı. Müziklerini hiç hatırlamıyorum. Yok deseniz inanırım. Opening ve Credits’deki müzikleri saymazsak. Opening’i ile de aslında ne türde bir şey izleyeceğiniz hakkında güzelce fikir sahibi olabiliyorsunuz.

Genel olarak Mousou Dairinin, Satoshi Kon anime seven kitlenin göz atması gereken bir yapım. Ama diğer animeleri kadar etkileyici bir yapım beklememeleri gerekir. Ele aldığı konuyu bir bölüme kadar her bölümde farklı insanların hikayeleri ile güzelce işler, ondan sonra fevkalade bir şekilde dağılır.

  • 50
    Shares




Günlük hayatını en çok oyun, çizgi film, manga ve film ile yaşayan ve tükettiği yapımlar hakkında da yalnız olup konuşacağı kimseleri olmadığı için inceleme ve görüş yazıp duran sıradan bir şahsiyet. Ev kuşu da sayılırım.

Mousou Dairinin: Bir Satoshi Kon Paranoyası için 2 yorum

  1. Satoshi Kon 47 yaşında veda ettiği halde tüm anime yönetmenlerine taş çıkartmış bir birisidir. Yuasa Masaaki ile zaman zaman kıyaslıyorum ama yok, zor gerçekten.


  2. Yedek dedi ki:

    Sadece anime sektöründe değil, batı sinema sektöründe bile etki bıraktı. Birçok film yönetmenin ilhamı oldu. Satoshi Kon büyük adamdı.


Mousou Dairinin: Bir Satoshi Kon Paranoyası

Satoshi Kon animeleriyle aranız nasıl? Eğer iyi değilse Mousou Dairinin kesinlikle uzak durmanız gereken bir yapım. Ama iyiyse bir göz atın bence. Biri bana “Mousou Dairinin nasıl anime? Önerir misin?” dese bu cevabı verirdim. Direkt Satoshi Kon’u bilmiyorsa eğer, karışık çerez gibi derdim.

  • 50
    Shares

 

 

Başa dönün