On Numaralı Kamara: “Kanlı Kaldırım” Çalkantılı Sularda

İngiliz yazar Ruth Ware’in kaleme aldığı, yirmi beşten fazla dile çevrilen ve çoksatan listelerinde üst sıralara tırmanan “On Numaralı Kamara”yı inceledik.

Polisiyenin Altın Çağı’na mantıklı kurguları, kısıtlı mekanları, sağlam kanıtları, sınırlı karakterleri, akıllı dedektifleri ve şaşırtıcı sonlarıyla “Kim Yaptı?” modeline uygun çok sayıda eser veren Agatha Christie günümüzde de okunuyor, saygı duyuluyor ve ilham alınıyor. Ve onun kaleminden çıkan meşhur, insan sarrafı kadın dedektifi Jane Marple’a da öyle…

Vesaire…

Bu incelememize konu olan kitabın yazarı Ruth Ware ise, kendisini bir psikolojik gerilim romanları yazarı olarak tanımlıyor. Şimdiye kadar üç kitabı (Kapkaranlık Ormanda, On numaralı Kamara ve The Lying Game) yayınlandı. On Numaralı Kamara yirmi beşten fazla dile çevrildi. Çoksatanlar listelerinde üst sıralarda yer aldı. Goodreads sitesinde ise gizem-gerilim dalında 21.621 oy alarak 2016 yılında üçüncü oldu. Ben de son zamanlarda iyice yaygınlaşan bu türle ilgili bir kitap okuma isteğimi karşılamak maksadıyla eseri temin ettim ve okumaya başladım.

Kuzey Işıklarıyla Yolculuk

Aurora Borealis (Kuzey Işıkları), ünlü restoran ve otellerin seçkin personellerinden oluşan ekibiyle İskandinav kıyılarında sefer yapması beklenen bir gemiciktir. Üç katlıdır: Üst katında spa odası, restoran, jakuzi, sauna, güneşlenme terası; orta katında her biri en az üç odalı, teraslı, banyolu, çift kişilik yataklı, mini barlı, rahat koltuklu geniş lüks on adet yolcu kamarası; alt katında her biri iki kişilik, sıkışık, sıcak, havasız hizmetli kamaraları bulunmaktadır. Şampanyalar, İskandinav yemekleri, Kuzey ışıkları, kahkahalar, kadehler, çınlamalar, rakipler ve sahte yüzler…

Vesaire…

Laura Blacklock (ya da kısaca Lo) Velocity dergisi yazarı, depresif, uykusuz, panik ataklı, açık sözlü, Vertigo mağduru, alkolizm kurbanı bir kadındır. Aurora Borealis’in ilk yolculuğuna rakip dergi yazarları ve ünlü iş adamlarıyla beraber katılır. Yolculuğun ilk akşam yemeğinde herkesle tanışır. Kamarasına geri döner. Hafif meşrep bir uykuya dalar.

Anlamlandıramadığı bir sesle uyanır. Denize atılan ağır bir cismin sesiyle de hemen verandasına çıkar. Yan kamaranın verandasının cam korkuluğunda kana benzeyen bir leke görür. Güvenlik görevlisini çağırır. Beraber yan kamaraya bakarlar. Ancak bu on numaralı kamarada değil bir cinayetin, bir yolcunun bile kaldığına dair herhangi bir emare bile yoktur. Tabii cam korkuluktaki leke de öyle…

“Yemekten önce tanıştığı ve on numaralı kamaradaki kadın nerededir?”, “Neden kamara bomboştur ve kadından tek bir iz bile yoktur?”, “Eşyaları nerededir?”, “Yoksa hastalıkları sonucunda Lo hayal mi görmektedir?” ve benzeri tuhaf soruları sizlere bırakıyorum. İncelemenin bundan sonraki bölümleri sürpriz bozan (spoiler) içerdiğinden romanı okumak isteyenlerin şimdilik uzak durmasını tavsiye ederim.

Yönlendirmeler ve Gedikler

On Numaralı Kamara’nın en büyük özelliğinin “yönlendirmeler” olduğunu düşünüyorum. Muhakkak ki mevcut sırrın çok sayıda olasılığı olması yanında tek bir çözümü var. Ware eserinde okuyucuyu bu çözüm dışı olasılıklara yönlendirmeye çokça çalışıyor. Örneğin gemi personelinden Karla, Camilla, Johann sürekli ayrılmaz bir bütün ve birbirlerine bağlı bir ekip oldukları hususundan dem vuruyor ve geminin gizli kapılarını da kullanıyorlar. “Neden böyle söyleyip duruyorlar?”, “Yazar neden okuyucunun dikkatini bu gizli kapılara çekiyor?” ve benzeri sorular cevapsız kalıyor.

Aynı mevzu Laura’nın yolculuğa çıkmadan önce evinde yaşadığı ekstrem hırsızlık olayında da görülüyor. Ben’in Laura’ya neden yalan söylediği, kapının altından niçin bir not attığı açıklanmıyor Chole’nin bir makyaj ustası olduğuna üç farklı yerde dikkat çekiliyor. Ve burnunun dibinde kılık değiştirenleri fark etmemesi ilginçtir. Bunların dışında daha küçük ölçekli yönlendirmeler de bulunuyor ve her biri birer çıkmaz sokak vazifesi görüyor.

Biçem olarak roman 370 sayfa, 37 bölüm ve 7 kısımdan oluşuyor. Kısımların her birinin sonunda sosyal medya konuşmaları, e-postalar, haber metinleri ve benzeri eklemeler bulunuyor. Bunlar romana farklı bir okuma keyfi katmış diyebilirim. Ayrıca 37 bölümün her birinin sonuna şaşırtıcı son eklenmeye çalışılmış. Bunların bazıları şaşırtıcı, bazıları merak uyandırıcı ve bazıları anlamsız olmuş. Kaldı ki Laura’nın evine hırsız girmesi ve yatak odasının kapısının önünde nöbet beklemesiyle ilk bölüm hayli ilginç bitiyor. Laura’nın bu bölümde kaçacak yeri yok. Ve bölüm sonunda “Kapana kısılmıştım,” yerine “Tuzağa düşmüştüm,” diyor. Kim tarafından? Ne amaçlı tuzağı düşürülmüştür? Bilinmez. Tabii bu durum eserin kurgusuna büyük bir gedik açıyor.

Karakterler açısından ele alındığında ise romanda çok sayıda kişi bulunduğunu söylemeliyim; geminin mürettebatı, hizmetli personeli ve yolcular. Bu kişiler çoğunlukla yüzeysel anlatılmış. Sadece yazarın yönlendirmelerine hizmet amacıyla özelliklerinden bahsedilmiş diyebilirim.

“Kanlı Kaldırım”dan Mı Esinlenilmiş?

Gelelim inceleme yazımızı Agatha Christie ve Jane Marple ile açmamın sebebine… Eser, 1932 yılında yayınlanan Cinayetler Kulübü isimli derlemede bulunan “Kanlı Kaldırım” öyküsüyle benzerlikler gösteriyor. Bu benzerlikler şöyle:

  • Birinci tekil şahıs anlatımı.
  • Baş karakter sanatçı bir kadın (öyküde ressam, romanda yazar).
  • Öyküde kanlı kaldırım, romanda kanlı veranda korkuluğu
  • İkisinde de baş karakter kanlı ipucunu tek gören kişi ve gerçek mi hayal mi ayrımını yapamıyor.
  • İkisinde de kanlı ipucu hemen ortadan kaldırılıyor.
  • İkisinde de yaşlı ve zengin kadın kurban var.
  • İkisinde de koca ve genç sevgili bir plan uyguluyor.
  • İkisinde de genç sevgili ölen yaşlı kadının kılığına giriyor (Tanık elde etmek için).
  • İkisinde de yaşlı kadının cesedi denizde bulunuyor.
  • Koca, öyküde arkadaşlarıyla golf, romanda ise poker oynuyor (Tanık elde etmek için).
  • İkisinde de denizde bir giysi bulunuyor.
  • İkisinde de sanatçı (anlatıcı) polise gidiyor.
  • İkisinde de cinayetin sebebi para.

Muhakkak ki bu benzerliklerin dışında kalan ve iki eseri birbirinden ayıran özellikler de var. Özellikle anlatım tarzları apayrı. Agatha “Kim Yaptı?” modeliyle okuyucuyu sürekli tahmine yöneltiyor. Ware ise tahmin oyununu okuyucuya bırakmayıp sürekli bir yönlendirme çabasında.

Çeviri, Editörlük ve Sonuç

Çeviri kısmında Trendeki Kız, Karanlık Sular, Kapan ve Biz Gayet İyiyiz eserlerinden tanıdığımız Aslıhan Kuzucan bulunuyor. Eseri kurgusuna uygun olarak çevirmiş. Çünkü bazı yerlerde farklı sözcük seçimiyle (yukarıda belirttiğim kapana kısılmıştım/tuzağa düşmüştüm gibi) kurgusal gedikler kapatılabilirdi. Tabii bu da yazarın kurgusunu değiştirirdi ve okuyucuyu aslına uygun olmayan bir metinle baş başa bırakırdı. Bu yüzden doğru olanı yaptığını söyleyebilirim.

Eserin editörlük koltuğunda Alican Saygı Ortanca, düzeltisinde Ömer Ezer ve kapak tasarımında Alan Dingman bulunuyor. Kapaktaki kamara camı ve su damlalarının kabartısı güzel bir ayrıntıydı. Ayrıca iç kapakta bulunan karanlık, dalgalı deniz manzarası da anlamca esere çok uygun olmuş diyebilirim.

Son olarak kolay okunan, merak ögesi sürekli canlı tutan ve sosyal medya, e-posta, haber metinleriyle zenginleştirilen bir roman olması sebebiyle psikolojik suç romanları okumayı sevenlere ve kurguya çok fazla takılmayanlara önerebileceğim bir eser olduğunu düşünüyorum On Numaralı Kamara‘nın. Fakat ince eleyip sık dokuyan ve kurguda bütünlük arayanlardansanız önceliğinizi başka kitaplardan yana kullanmanız daha iyi olabilir.

Keyifli okumalar…

  • 21
    Shares




1986 Kırcaali doğumluyum. Kırcaali, İzmir, Ankara ve Bolu gibi bir yol haritam oldu. Bu yolculukta Veteriner Hekim oldum ve çalışmaya başladım. Evlendim ve şeker mi şeker kızım dünyaya geldi. Aynı zamanda bilimkurgu ve fantastik eserler arasında bitmek tükenmek bilmeyen bir yolculuğum var. Çok sevdiğim eşim ve biricik kızım Asu ile günümü gün ederken edebiyatın gel-git etkisiyle kendimi Kayıp Rıhtım'da buldum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

On Numaralı Kamara: “Kanlı Kaldırım” Çalkantılı Sularda

İngiliz yazar Ruth Ware’in kaleme aldığı, yirmi beşten fazla dile çevrilen ve çoksatan listelerinde üst sıralara tırmanan “On Numaralı Kamara”yı inceledik.

  • 21
    Shares

“Son gemi de ayrıldığında limandan,

Kaybolmuştu artık o rıhtım, gecenin karanlığından…”

Başa dönün