Re-Legion ve Yitip Giden Siberpunk Potansiyeli Üzerine

İnsanları kültüne kat ve kötü şirketlerin kötü robotlarıyla kapış! Re-Legion oyununu sizler için inceledik.

Neden?

Siberpunk, bilgisayar oyunlarında yükselen temalardan biri. Kayıp Rıhtım bünyesinde ilk olarak inceleme fırsatı bulduğum The Red Strings Club ve henüz çıkış tarihi belli olmamasına rağmen şimdiden dilek kutumda yer etmiş Tales of the Neon Sea gibi özellikle bağımsız yapımcılara ve düşük bütçeli, henüz camiaya yeni adım atmış stüdyolara ait projelerin sayısı gün be gün artmaya devam ediyor.

Elbette sadece bilgisayar oyunları söz konusu olduğunda değil, bir benzerini sinema ve diziler alanında da edebileceğimiz bu iddianın birden fazla sebepleri mevcut. 80’ler dönemine damgasını vuran Blade Runner’dan esinlenen çocukların, kendi hikayelerini anlatacak yetişkinliğe ve kaynağa erişmiş olmalarının nedenlerden biri olduğu kanaatindeyim. [1] Görsel ve işitsel sanatları bir araya getiren sinema ve bilgisayar oyunları benzeri yapımların, siberpunk gibi bu iki duyudan da beslenen ve iki duyuya da hitap eden bir tür için biçilmiş kaftan olduğunun bir kez daha fark edilmesi de dahil olabilir. CGI teknolojisinin ve animasyonun gelişimiyle sinema ve televizyonda, aslında teknolojiye ihtiyaç duymadan da piksellerin gücüyle 80’lerin nostaljisi yaşatabilen işler çıkmaya başladı. Japon anime ve mangalarıyla birlikte yaygınlaşan ve tanıtılan kültürünün aslında siberpunk ile iç içe olması da ilgiyi arttırmış olmalı. Ve sayabileceğim daha pek çok ihtimal var elbette.

Ice Code Games stüdyosu, yukarıda saydığım hangi sebeplerden dolayı siberpunk türünde bir oyun çıkarmaya karar verdi bilemem ancak, Re-Legion incelemesine geçmeden önce, siberpunk hakkında etmek istediğim birkaç kelam mevcut.

Nedir?

✔         Yozlaşmış şirketler. Hükümetleri parmağında oynatan, piyasaya sürdükleri ürünler ile toplum bilincini kontrol eden, pastadan büyük dilimi değil, pastanın tamamını tüketen tekelleşmiş veya belirli bir zümre yönetimi.

✔         Uyuşmuş ya da uyuşturulmuş toplum. Aradan dereden çıkan birkaç asi grup veya oluşumun dışında umarsız geniş kitle. Bireyselliğin öne çıkarılma arzusuna karşın aslında değersizleşmış insan hayatı.

✔         Androidler, cyborglar, yapay organlar, insanın fiziksel veya zihinsel kapasitesini arttırıcı maddeler ya da eklemeler. Bu maddeler ve eklemelerin, insanı insanlıktan çıkarıp çıkarmadığına dair ahlaki ve etik üzerine çekişmeler ile tartışmalar.

✔         ̶N̶e̶o̶n̶ ̶t̶a̶b̶e̶l̶a̶l̶a̶r̶.̶

Yukarıdaki elementlerin tümü göze alındığında, aslında pek çok siberpunk hikayenin temelinde birer distopya olduğu göze batar. Ancak türün çok bilinen, 1984, Fahrenheit 451, Cesur Yeni Dünya örneklerinden de ayrılır, zira saydıklarım, aslen demir yumruk yönetimi ile oluşturulmuş düzeni temsil eden faşist distopyaları konu alır. Siberpunk türünde ise ana karakterin karşı çıktığı düzen, devletten bir parça barındırsa da aslında onun üzerindedir. Devleti de, toplumu yönettiği gibi yönetir. Geleceğin McDonalds’ıdır, Apple’ıdır veya BİM market zincirleridir.

Tabir-i caizse, pek çok siberpunk evren aslında kapitalist distopyalardır.

Elbette bu tamamı için iddia edilemeyecek ve tartışmaya açık bir konu ve başlandığı takdirde neo-liberalizmden girilip, insan evriminin bir sonraki adımından çıkılabilir. Ki benim o derecede ekonomik ve politik bir bilgi dağarcığım yok. Eğitimini görmüş bir kişi, zaten kapitalist distopya ideolojisi ve William Gibson’ın Neuromancer’ının marksist analizi üzerine bir tez hazırlamış. İngilizce bilen ve benim gibi ilgisi ile boş zamanı bol olanlar için ücretsiz bir şekilde erişilebilir.

Yukarıda izleyebileceğiniz, Re-Legion geliştiricilerinin video günlüklerinden. Oyunu, hikayesini ve geçtiği şehri kurgulama adımlarını anlatıyor. Burada, benim en çok dikkatimi çeken ise, insanların uyuşmuşluklarını, hayattan bir beklentileri olmaması ve daha da önemlisi yapacak hiçbir işlerinin bulunmamasına bağlamaları. Aslen, ileride bahsedeceğim kült/dini harekete bir dayanak oluşturmak için bu tarz bir yol izlenmiş olsa da, belki de Ice Code Studio’nun dahi bilinçli bir şekilde uygulamaya koymadığı farklı bir fikir yatıyor altında.

İnsanların minimum düzeydeki ihtiyaçlarının karşılandığı, ancak seyahat etmek için imkan bulunmadığı, hobilerin kısıtlandığı bu düzen, aslında bir sosyalist distopya ya da sosyalist siberpunk oluşumu için gerekli bütün anahtarlara sahip.

Ve hiçbirinin üzerine gitmiyor, kullanma girişiminde bulunmuyor, göz kırpmaya dahi kalkmıyor.

GÖZ ATIN  The Red Strings Club: Barmenlik, Siberpunk ve Ahlak

Siberpunk, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasına mı denir?

Her ne kadar Matrix gibi, üzerinde ateist bir fikirden mi doğduğu yoksa ekstra dini ve Hristiyan simgelerle mi dolu olduğuna dair sayfalarca tartışmaların döndüğü seriler olsa da, genellemek gerektiğinde pek çok siberpunk yapımın ateist bir yaklaşım izlediği, en azından dini öğelere zaman ayırmadığı iddia edilir. Halbuki çeşitli siberpunk yapımlarda, nihilizmden, tekno paganizme kadar uzanan geniş bir yelpazede ele alınır inanç olgusu. Bu konuda daha derin bir okuma yapmak isteyen ve İngilizce bilenlere, Cyberpunk Women, Feminism and Science Fiction ve Cyberpunk and Cyberculture e-kitaplarını öneririm. Ücretsiz ulaşılabilen ön izlemeleri bile yeterince geniş ve ilgi çekici.

Re-Legion, dini oyun içerisinde önemli bir mekanizma olarak kullanma konusunda başarılı olsa da, tıpkı hikayenin kendisi gibi altını doldurmakta zorlanıyor.

Daha sonradan ‘peygamber’ olarak adlandırılacak ana karakterin şehre dönüşü, ve düşünce-enjekte-sistemini (thought injection system, oyunda kısaca TIS diye geçiyor) etkisiz hale getirme özelliği sayesinde toplumu uyuşukluktan kurtarması ile başlayan hikaye, karşımıza çıkan ilk asi liderinin “İnsanların inanacak bir şeye ihtiyacı var, bu yüzden sen peygamber olmalısın!” iddiası ve ana karakterinde “Peki, tamam.” diyerek bir kült kurması ile ilerliyor.

İnanç seçenekleri kripto buyruk, nöro mistisizm ve siber okültizm isimli üç temel seçeneğe ayrılıyor. Ünitelerimiz ve kahramanlarımızın nasıl işleyeceği, ne kadar güçlü olacağı, oyun stilimizi doğrudan etkiliyor. Oyunun, henüz ilk bir kaç saati içerisinde üçü arasında karar vermek için bir şans çıkıyor, geri kalanında ise seçilen doktrine göre açılan yetenek ağacına, bölüm atladıkça kazanılan deneyim puanları dağıtılıyor.

Belki de bir oyundan çok şey beklediğimi düşünebilirsiniz. Sadece son zamanlarda popüler diye pek çok siberpunk elementi, kelimeyi, görselleri çorba gibi karıştırıp önüme sunmasından daha fazlasını beklemek, yersiz mi?

Sorun şu ki, Re-Legion oyunun bana en büyük ve tek katkısı ile eğlencesi, hikayesinin sahip olduğu ilham üzerine kafa patlatmama, beyin fırtınası yapmama sebep olması. Oynayışım değil.

Yıl 2184! Kötü şirketler, kötü robotları ile şehri ele geçirmiştir! İnsanların umurunda değildir! İnsanları kültüne kat ve kötü şirketlerin kötü robotları ile kapış!

Bu kadar. Sadece bu.

Üzerinde şimdiden iki sayfa dil döktüğüm bu potansiyel bir adım öteye götürülemiyor.

Aksine körleşiyor, anlamsızlaşıyor, klişeleşiyor ve sıkıcılaşıyor.

Ve aslında, klişe bir hikâye gerekli şartlar sağlandığında affedilebilir. The Red Strings Club alışılagelmiş bir siberpunk evreni ve hikayesi anlatmasına rağmen, üzerine methiyeler dökmeme sebep olan sahip olduğu karakterlerdi. Ancak ne ana karakter olarak yönettiğimiz, isminin Elion mu yoksa Eliot mu olduğunu dahi hatırlamadığım peygamber, ne asilerin kadın lideri, ne eski dostumuz, ne de bol şakalı veri korsanı, oyun boyunca bir tohum tanesi kadar umurumda olmadı, olamadı.

Geri Kalan Her Şey.

Oynanış mekanikleri konusuna değinmeden önce, itiraf etmem gerekli, Re-Legion öncesinde elimi sürdüğüm son GZS (Gerçek-zamanlı Strateji) oyunu Warcarft 3 veya Starcarft olabilir ki, bahsi geçen oyunları bitirmemi de “allyourbasebelongtous” sözcük öbeğine borçluyum.

Ancak, benim dahi fark ettiğim bir değişiklik varsa, o da Re-Legion’ın klasik GZS’lerin aksine, bir karargâh kurma ve asker eğitimi (adam basma) yolunu izlemek yerine, haritada dolaşarak tarafsız kişileri kendi tarafına katmak üzerine farklı bir yol izlemiş olması. Ayrıca inşa etmek yerine belirli binaları elde ederek, onları bir çeşit ibadethane bölgelerine dönüştürebiliyor ve yakınlarında bıraktığımız müritlerin duaları ile enerji ya da puan kazanabiliyoruz. Spesifik kahramanların (hero) herhangi bir GZS’de olduğu gibi, farklı özellikleri var. Bunlardan en önemlisi bizzat ana karakter peygamberinki, zira oyunda askerlerin sadece hayatını (health bar) değil, aynı zamanda bağlılığını temsil eden bir inanç çubuğu (faith bar) da mevcut. Yaralanmamış olmasalar da, karşıt görüşteki bölgelere girip çıktıklarında, ya da savaş halinde iken tebaamız inancını kaybetmeye başlayabiliyor ve bu durumda peygamberin asker sayısının düşmemesi için savaş ortasında seremoni düzenlemesi gerekebiliyor.

Eğer oyunun beni hayal kırıklığına uğratmadığını iddia edebileceğim tek bir nokta varsa, o da müzikleri. Aşağıdan bir parçasını dinleyebileceğiniz müziklerin bestekarını bulmak için Ice Code Games’in reddit sayfasına dahi başvurdum ancak henüz bir yanıt alamadım. Sadece siberpunka aşina değil, elektronik müzik sevenlerin de tıklamasını tavsiye ederim.

Dokuz görevden oluşan oyunun ortalama on saatlik ömrü var. Her ne kadar, hangi dini yolun seçildiğine göre tekrardan oynanabiltesi olduğu iddia edilse de, eh ben bir daha başına oturacağımı zannetmiyorum. Oyunda henüz çok oyunculu ya da hikâyeden bağımsız yapay zekaya karşı serbest bir şekilde çatışmaya girme gibi çeşitlilikler bulunmuyor. Ne olduğunu bilmediğim bir sebepten ötürü, oyunun çıkış tarihi mart ayından, 31 Ocak’a çekilmiş. Geliştiriciler, serbest çatışma özelliğini ileride ekleyeceklerini iddia etseler de sadece hikaye seçeneği olan bir GZS’nin aşması gereken daha çok yolu olduğunu ben dahi anlayabiliyorum.

GÖZ ATIN  Piksellerin Ardındaki Diyarı Keşfetmek: Lorekeeper Ekibiyle Söyleşi

Steam üzerinden bu incelemenin hazırlanışı sırasında yüzde on indirim ile 28,80 liradan satışta olan Re-Legion, fiyat/performans açısından kararında. İleride, geliştiriciler oyuncuların isteği doğrultusunda yukarıda belirttiğim seçenekleri ekledikleri takdirde daha da değer kazanacaktır. Ayrıca, Steam yorumlarından bazıları oyunda çeşitli teknik aksaklıklar ile karşılaştığından ve teknik düzeltmeye ihtiyaç duyduğundan bahsetmiş ancak ben oynadığım süre boyunca benzeri bir problem ile karşılaşmadım.

Sonuç olarak, Re-Legion’ı potansiyeli çok yüksek ancak kullanmakta başarısız bir oyun olarak değerlendirmekten başka çarem yok. Umarım geliştiriciler, oyuncu geri dönüşlerini dinleyip ilerleyen günlerde törpülenerek yeteneklerini gün ışığına çıkarabilirler.

Keyifli oyunlar dilerim.


[1] Her ne kadar Blade Runner siberpunkı geniş kitleler ile buluşturan temel taşlardan biri olsa da, filmin ilham aldığı 70’lerin Fransız çizgi romanlarını unutmamak gerek. Métal Hurlant başta olmak üzere, eserlerin günümüz yaratıcı beyinlerinin yoğrulmasında yer aldığı yadsınamaz. Örnek olarak, Yerli Bilimkurgu Yükseliyor dergisinin yirmi ikinci sayısında bulunan, aslen bir Fransız çizgi dizisi olan Kayıp Dünyalar incelemesine göz atmanızı tavsiye ederim. Her ne kadar Kayıp Dünyalar siberpunk kategorisinde değerlendirebilecek olmasa da, 70’ler ve 80’ler Fransız yapımlarının günümüz pek çok bilimkurgu ve fantastik diyarlara verdiği esine güzel bir örnek.

  • 12
    Shares
Etiketler:  

1991 yılında, Tekirdağ’da doğdum. İlk ve orta öğretimimi Tekirdağ’da tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü, bir adli tıpçı olma umuduyla kazandım. Türkiye’de adli tıbbın, küçük yaşlardan beri televizyonda izlediğim gerçek suç programlarında gösterildiği gibi olmadığını fark etmemle birlikte, hayal kırıklığına uğrasam da zaman içerisinde kendime yeni hayaller edinmeyi öğrendim. Bilimkurgu, fantastik kurgu, masaüstü oyunlar ile bilgisayar oyunları hobilerimden önde gelenler arasında ve bunların birleşiminden ortaya çıkan yapımlar benim için kısa zamanda bir tutkuya dönüştü.

Re-Legion ve Yitip Giden Siberpunk Potansiyeli Üzerine için 1 yorum

  1. tanıtımlarından gördüğüm kadarıyla oyun feci bir satellite reign çakması.

    Bunun eli yüzü düzgününü oynamak isterseniz tavsiye ederim.


Re-Legion ve Yitip Giden Siberpunk Potansiyeli Üzerine

İnsanları kültüne kat ve kötü şirketlerin kötü robotlarıyla kapış! Re-Legion oyununu sizler için inceledik.

  • 12
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla İnceleme, Oyun
Kült: Yerli Bilimkurgu Anlayışımıza Kıymetli Bir Katkı

Metal Fırtına, Derzulya, Zifir, Yüksek Doz Gelecek gibi işleriyle tanıdığımız Orkun Uçar, edebiyatını farklı kıyılara...

Kapat