in ,

Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı İncelemesi: Bir Gencin Büyüme Öyküsü

Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı incelemesi sizlerle. Bryan Lee O’Malley imzalı çizgi romanın ilk sayısına göz atma zamanı.

Scott Pilgrim 1: Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı Çizgi Roman İncelemesi

Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı incelemesi ile karşınızdayız. Çizgi roman, kelimenin tam anlamıyla bir büyüme hikâyesi anlatıyor. 23 yaşında ve bir baltaya sap olamamış indie rock’çı Pilgrim’in nasıl değiştiğinin ve kendisini bulduğunun eğlenceli bir şekilde ele alıyor. Peki Koreli ve Fransız asıllı yazar ve çizer Bryan Lee O’Malley’nin kaleme aldığı eser her birimizi nasıl bu kadar iyi bir şekilde yansıtıyor?

2004 yılında ilk cildi Scott Pilgrim’s Precious Little Life (Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı) okurlarla buluştuğundan bu yana çizgi roman dünyasında öyle büyük bir değişiklik olmadı aslında. Sessizce kendi niş okur kitlesine kavuşurken ilerleyen yıllarda yeni ciltleri ile kemik kitlesini büyütmeye devam etti.

Çığır açan görselleri olmadan ya da Alan Moore’un katmanlı anlatımlarından uzak, sade ve sadece kendi çapında anlamlı metinlerle dolu bir eser olma başarısını elde etti. Belki de O’Malley’nin nokta atışı bir şekilde başardığı şey de tam olarak burada yatıyor. Scott Pilgrim bir çizgi roman eserden almanız gereken her şeyi tam dozunda veriyor: Pilgrim’in müthiş aşkı, dramlar, rock müzik, aksiyon, mizah ve bol bol popüler kültür göndermesi. Bütün bunlar panellerde birleştiğinde kendinize okuması oldukça keyifli bir çizgi roman elde etmiş oluyorsunuz.

2010 yılında beyaz perdeye de uyarlanan ve Edgar Wright’ın yönetmenliğini yaptığı belki de en başarılı çizgi roman uyarlaması olarak sayılabilecek (evet, Watchmen’den bile iyi!) filmi ile dikkatleri bir kez daha üstüne çekmeyi başarmıştı. Michael Cera, Mary Elizabeth, Chris Evans ve Brie Larson gibi ünlü isimlerin kadrosunda yer aldığı eser büyük kitlelere ulaşmasa da eleştirmenlerden olumlu notlar almıştı. Diğer yandan O’Malley, Scott Pilgrim projesine Netflix içim hazırlayacağı bir animasyon serisiyle devam edeceğini de duyurdu. Dolayısıyla Pilgrim hayranlarının önümüzdeki süreçte yeni hikâyeler dinlemesi oldukça olası.

Ancak gelin, biz şimdilik Scott Pilgrim’in çizgi roman serisinin ilk cildine daha yakından bir göz atalım.

Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı Çizgi Romanında Neler Yaşanıyor?

Scott Pilgrim 1: Scott Pilgrim'in Değerli ve Basit Hayatı

Öncelikle Scott Pilgrim’in inanılmaz muhteşem bir hikâyesinin olmadığını söylemekte fayda var. Yok olmakta olan bir gezegenden son anda dünyaya gönderilen ufak bir kapsül içinde gelmiyor. Kendisi Toronto şehrinde yaşıyor ve SEKS BOB-OMBA isimli bir grupta gitar çalmaya çalışıyor. Grup arkadaşlarından daha iyi değil ve fazla bir hayran kitleleri de yok zaten. Ancak Genç Neil (ki yazarın söylediğine göre bu karakter dönemin popüler müzisyeni Neil Young’a bir gönderme) grubun en büyük (ve tek) hayranı. Pilgrim 23 yaşında ve işsiz. Aşırı klişe olmaktan kaçamayan eşcinsel oda arkadaşı Wallace ile aynı yatağı paylaşıyor. Ancak kendisi bu durumdan pek de rahatsız sayılmıyor. Neredeyse umursamaz bir hali var.

Scott Pilgrim’in anlatılan hikâyesi ise 17 yaşındaki bir liseli olan Knives Chau ile sevgili olmalarıyla başlıyor. Fakat bu zaman dilimi aynı anda Ramona Flowers isimli amazon.ca kuryesinin şehre gelmesiyle çakışıyor. Paketleri dağıtmak için Pilgrim’in zihnindeki bir altuzay otobanını kullanan Ramona farkında olmadan onun kendisine kafayı takmasına sebep oluyor. Kanada’da bu tür ulaşım sistemleri pek kullanılmadığı düşünülüp Pilgrim’in de Ramona’yı sürekli rüyalarında görmesi duruma eklenince, hikâyemizin kahramanı pembe saçlı, altuzay bavulu taşıyan kurye kıza fena halde âşık oluyor.

Ancak olaylar (tabii ki!) Pilgrim’in beklediği şekilde ilerlemez. Scott’ın Ramona ile birlikte olması için onun yedi eski sevgilisini yenmek zorundadır. Bütün bu eski kötü erkek arkadaşlar kahramanımızın üstüne gelirken mücadele gittikçe zorlaşır. Ancak arkadaşlık, cesaret ve başka bilmem ne sayesinde kahramanımız bunların altından kalkar.

Scott Pilgrim incelemesi

O’Malley’nin yazarlığını ve çizerliği yaptığı çizgi roman serisinin bu kadar özel olmasının altında yatan sebep de bu aslında. Bütün eser okyanus ötesinde yaşamış bir kişinin bilincinin süzgeçten geçirilmiş ve özütülmüş son ürünü. Elbette ortaya çıkarılan bütün sanat eserleri bir noktada onu ortaya çıkaran kişinin bilincinin özüdür. Fakat Scott Pilgrim bunu öyle güzel açılardan yakalıyor ki kendinizi anlatılan hikâyede bulmamanız neredeyse imkânsız. Üstelik bunu bir Türk okuyucu olarak Kanada’da geçen ve Asya-Avrupa asıllı bir kişinin yazdığı çizgi romanda yaptığınız düşünülünce, sanırım Scott Pilgrim’in başarısı daha net ortaya çıkıyor.

Scott Pilgrim: Tüketmesi Çok Kolay Bir Eser

Çizgi romanın bir diğer başarısı da çok rahat olması. Marvel’dan Image Comics’e ve oradan da DC’nin amansız karanlığı içinde çizgi roman kültürü Bronz Çağ’da yaşanan dönüşümün izlerini hâlâ taşıyor. Süper kahramanların ayaklarının yere basmasıyla panellere doluşan melankoli ve gerçekliğin karanlığı bütün konuşmalarda ve çizimlerde kendisini gösteriyor. Çizgi romanın ciddiye alınması için yapılan bu manevralar bir noktada ‘her cildin vermesi gereken inanılmaz büyük bir sosyal mesaj olmalıdır’ illüzyonuna dönüştü.

Elbette emek verilen eserler bir şeyi anlatmalı ancak pelerinli süper kahramanlar ya da indie gruplarda bass gitar çalan karakterler her seferinde dünyayı kurtarmak zorunda da değil. Scott Pilgrim hayatını düzene sokmaya çalışan ama aynı zamanda çok iyi dövüşebilen bir karakter. İşin ilginç tarafı da şu; bu tamamen yeterli. Scott Pilgrim sevdiği kız ile birlikte olması için yedi eski sevgilisini yenmek zorunda. Sonrasında yedi eski kötü erkek arkadaş geliyor ve Pilgrim hepsini yeniyor. Kıyamet saatleri, bütün dünyayı saran zombiler ya da dünyayı yemek için gönderilen kozmik yaratıklar yok. Ancak Pilgrim’in peşinde olduğu şey en az pelerinli süper kahramanlarınki kadar büyük.

Neil Gaiman bir konuşmasında kısa bir öykünün ne olduğu sorusunda şu cevabı vermişti:

“Kısa öykü sizi sayfaları çevirmeye zorlayan ve hikâye bittiğinde sizi kandırılmış gibi hissettirmeyen şeydir.”

O’Malley’nin hikâyesi de tam olarak bunu yapıyor. Sizi merak içinde sayfaları çevirmeye zorluyor. Patenleri ile Pilgrim’in zihninden geçen Ramona, müziğini yapmaya çalışan ve hep bütün ismiyle hitap edilen Steven Stills, panellerin arkasında kendi kişisel gelişimini sessizce tamamlayan genç Neil, Knives ve diğerleri en sonunda bitmiş bir hikâye ile okurları uğurluyor.

Bryan Lee O’Malley ve Serinin Çizim Tarzı

Çizgi romanlarda kullanılan sayısız tarz ve stilin içinde çizgi roman araştırmacısı Scott McCloud evreninin haritasını gerçeklik, dil ve soyutlamadan oluşan bir piramidin üzerine yerleştirir. O’Malley’nin çizimleri de kendisine bu haritaya göre dil sınırının biraz daha önünde, soyutlamaya yakın bir çizim tekniği noktasını buluyor. Tıpkı 90’lı yılların serbest çizerlerine benzer bir şekilde neredeyse karikatürümsü bir teknikle okuyucularını panellerde tutmayı başarıyor. Ancak renklendirme ve yarattığı küçük gölge oyunları ile karikatürün bir süre sonra gözü yoran o tek boyutlu kekremsi tadından da uzaklaşıyor.

Panellerdeki en tatlı nüans ise efektlerin bolluğu. O’Malley elini korkak alıştırmamış ve sayfalara kocaman harflerle ÇAT, ÇUT, ŞIPIM ve ZÜMZÜK kelimelerini yerleştirmiş. Belki biraz eski moda bir teknik gibi görünebilir ama Scott Pilgrim’in çizim tekniği düşünüldüğünde bu efektler o kadar yerinde ki sizi tamamen olayın içine çekiyor.

Scott Pilgrim'in Değerli ve Basit Hayatı Efekt

Bir diğer konu ise O’Malley’nin bazı panellerde dördüncü duvarı yıkarak “anlatı-üstü” bir tekniğe geçmesi. Yazar ve çizer olarak bunu o kadar ustaca ve yerinde kullanıyor ki Deadpool eserlerindeki bilindik meta anlatı tuzağına düşmeden şakasını yapabiliyor. Bu beceri de hem okuyucuya esere dair daha fazla bilgi vermenin yolunu açarken, eserin sahibi olarak O’Malley’e de esprilerini rahat rahat yapabileceği geniş bir saha bırakıyor.

İlk Cilt ve Türkçe Çeviri

Scott Pilgrim’in Değerli ve Basit Hayatı ilk olarak Pegasus Yayınları tarafından Türkçeye kazandırılmıştı. Ancak yayınevi uzun yıllar serinin ikinci cildini basmadı. Serinin hakları ise daha sonrasında İthaki Yayınları tarafından alındı. Güncelleştirilmiş fontlar, yazar notları ve taslak önerileri ile raflarda yeniden yer alan Scott Pilgrim kuşe kâğıdın diğer tarafında Türk okurlarını bekliyor.

Serinin çevirisi ise İthaki’nin genel yayın yönetmeni Alican Saygı Ortanca tarafından yapılmış. Güncel dili çok iyi yakalayıp çevirileri bu kadar iyi bir şekilde yapması eserden aldığınız keyfi inanılmaz artırıyor. Yazarla okurun arasına girmeden bir çeviri yapmak zaten oldukça zor bir işken bir de bunu çok rahat bir Türkçeye çevirmek iki kat zor. Kafiyeleri ve şarkıların çevirilerini de eklediğinizde Scott Pilgrim çevirisi gerçek bir adanmışlık yolculuğunu aratmayacaktır. Ama İthaki ekibinin bunu çok iyi kotardığını söylemek gerekiyor.

Baskı kalitesi ve ciltleme çok iyi. Çizgi roman kültürünün yavaş yavaş yeşillenmeye başladığı zamanlarda okuyucuyu çekecek ve eserle arasına girmeyecek bir baskı olmuş. Serinin ikinci cildinin Türkçe baskısının da ön satışa çıktığını hatırlatalım.

Son Sözler…

Scott Pilgrim'in Değerli ve Basit Hayatı inceleme

Bryan Lee O’Malley’nin yazarlığını ve çizerliğini yaptığı Scott Pilgrim çizgi romanı en temel anlamda Toronto’lu indie rock’çı bir gencin büyüme öyküsünü anlatıyor. Ancak bu macera, aynı zamanda okurların kendisinden mutlaka bir parça bulduğu rahat ve keyifli bir yolculuk. 90’lı yılların büyük efektleri, okuru yormayan rahat çizimleri, geek muhabbetleri Scott’ın macerasını okumaya zorluyor. İster inanın ister inanmayın bir süre sonra SEKS BOB-OMBA’nın aynı notalara basarak çaldığı müziği bile duyabiliyorsunuz.

Siz Scott Pilgrim serisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Fikirlerinizi Kayıp Rıhtım Forum üzerinden bizimle paylaşabilirsiniz.

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

National Treasure: Edge of History fragmanı

National Treasure’ın Dizi Uyarlaması Edge of History’den İlk Tanıtım Fragmanı ve Poster

Vampire Academy fragmanı peacock

Vampire Academy Dizisinden İlk Fragman Yayınlandı