in ,

Şibumi – Trevanian: İnceleme – Hayatla Oyun Oynamak

Trevanian imzalı kült roman Şibumi incelemesi sizlerle. Uzak Doğu, mistisizm ve çıplak elle insan öldürme sanatı dolu eser, okuru ruhani ve kanlı bir yolculuğa çağırıyor.

Şibumi - Trevanian

Rodney William Whitaker’ın 1979 yılında Trevanian takma adıyla yayımladığı Şibumi bugün hâlâ popülerliğini koruyor. Eser, doğru yaşamanın, doğayla iç içeliğin, farklı olurken mütevazı olabilmenin yollarını roman olarak yazılmasına rağmen bir öğütler kitabıymışçasına ahlak dersleri vererek bizlere sunuyor. Trevanian’ın kült romanı Şibumi incelemesi ile sizlerleyiz.

Şibumi felsefesini ve Go oyununu olayın örgüsünün kurulmasında yardımcı öğeler olarak kullanmaktan fazlasını yapıyor. Eser, kendisini bir oyun olarak inşa ediyor ve bu yolla da felsefesiyle çoğu romanda göremeyeceğimiz bir kurguyu ortaya çıkartıyor. Bütün bu oluşturulma ve kurgu aşamasından detaylıca bahsetmeden önce Şibumi’nin genel konusundan ve ilerleyişinden başlayalım.

Bu ifade dolu sessizliği size kitabın öğütlediği felsefeden şaşmayarak kısa, öz fakat anlam dolu bir girişle göstermeye çalışalım.

Şibumi: Hakimiyet Peşinde Olmayan Otoritenin Doğuşu

Baş kahramanımız Nicholai Hel, anne tarafından Rus ve baba tarafından Alman kökenlere sahip. Şanghay’da doğmuş ve bir Japon generali olan Kishikawa tarafından büyütülmüş. Çocukluğundan itibaren hocası tarafından öğretilen Go oyununu oynayan Nicholai Hel, bunu hayat felsefesi haline getiriyor.

şibumi go oyunu

Go oyunu siyah ve beyaz olmak üzere 361 tane taş ile oynanıyor. Öncelik olarak siyahların başladığı oyunda amaç kendi stratejini kurarak oyun tahtasında en çok yeri elde etmek. Bunun için sadece kendi planını kurup alan işgal etmek de yetmiyor. Karşı taraftaki kişinin de ilerlemesine engel olmak ve bu yolla var olmak gerekiyor. Tıpkı hayattaki güç dengelerinin kuruluşu gibi.

Burada öğrendiği bilgileri hayatına uygulayan Nicholai Hel, kendi hayatının kontrolünü eline almayı öğreniyor. Uzak Doğu’nun mütevazı ahlakıyla birlikte, mistisizminin verdiği bilgeliği kendisine rehber ediniyor. Karakter gelişimini de bu şekilde tamamlıyor. Hayatta kalmaya ve kendisini geliştirmeye dayanan bu yaşam oyununda, alanını genişletmek dışında savunmanın da önemini fark ediyor. Nicholai Hel, çıplak elle insan öldürme sanatında ustalaşmasının yanında yakın algılama duyusu gibi birçok alanda da yetenek sahibi oluyor.

Kitabın ilerleyen sayfalarında Nicholai Hel, kiralık katil olarak hayatını sürdürmek zorunda kaldığı için CIA tarafından aranıyor. Olaylar, baş karakterimizin Şibumi felsefesine ulaşmaya çabalaması yolunda gelişiyor.

Şibumi, toplum eleştirilerinden tüketim çılgınlığındaki insanların doyumsuzluğuna, her şeyi elde edip hiçbir şeyden mutlu olmayanlara ve emperyalizmin yarattığı adaletsizliğe; herkesin
kendi yaşamından parçalar bulabileceği eleştirilere sahip bir roman. Baş kahramanımız da bunları apaydınlık bir sessizliğin içerisinde anlatmaya çalışıyor. Peki neden bu sessizlik?” Bas bas bağırmamalı mıyız gerçekleri?” diye düşündüğünüz anda bunun da cevabını veriyor kitap:

“Bildiğin gibi Şibumi, olağan görünümlerin altında yatan gizli üstünlükleri anlatır. Şöyle düşün: O kadar doğru bir söz ki cesaretle söylenmesine gerek yok. O kadar dokunaklı bir olay ki, güzel olmasına gerek yok. O kadar gerçek ki, sahici olmasına gerek yok. İfade dolu bir sessizlik demek. Kendini kanıtlama gereği duymadan bir alçakgönüllülük demek.”

Kitabın Tasarlanması

Yukarıda kitabın bir Go oyunu gibi tasarlandığından bahsetmiştim. Şimdi bu konu hakkında daha detaylı bilgi verip eserin ne kadar zekice kurgulandığını göstermek istiyorum.

Go oyununda altı bölüm bulunyor. Birinci bölümüm adı Fuseki. Burası Go’nun açılış bölümü. İlk bölümde üzerinde oynanılan tahtanın tümü göz önüne alınıyor. Bu planlamaya göre kitabın birinci bölümü de aynı oyundaki gibi karakterin belirli hatlarını, nasıl Şibumi felsefesini benimsediğini, hayatını değiştirecek insanlarla nasıl tanıştığını anlatıyor.

Aynı şekilde oyunun altıncı ve son bölümü olan Tsuru no Sugomori oyunculardan herhangi birisinin kazanmasıyla taşların kendi alanlarına çekilmesi ve zarif bir hamle ile karşı oyuncuyu yenmesi anlamına geliyor. Tabii ki bu bölüm de kitabın sonunu ifade etmekle birlikte Şibumi felsefesine bağlanıyor. Oyunun sonunda kazansan dahi hep aynı mütevazılık ile kendi alanına çekilmen gerekiyor. Çünkü gerçek mutluluk ve huzur, bu olgunluğun, dinginliğin içerisinde cereyan ederken buna ulaşmanın da tek yolu kendini tanımakla birlikte kendinle baş başa kalmayı bilmekten geçiyor.

Yazım Dili: Akıcı Bir Roman mı?

Biraz da yazım dilinden ve eserin akıcılığından bahsedelim. Kullanılan dilin ağır olmadığını düşünmemekle birlikte su gibi aktığını da söyleyemem. Fakat Şibumi’nin mistik havasında öyle kayboluyorsunuz ki kitabı okumadığınız zamanlarda dahi kurgusuyla birlikte öğretilerini aklınızdan atamıyorsunuz. Böylece roman bir solukta bitiveriyor.

Şibumi - Trevanian

Kitap hakkında bulduğum tek olumsuz yan baş karakterimiz olan Nicholai Hel’in mağarada geçen kısımlarının gereksiz bir şekilde uzatılmasıydı. Romanda daha sonradan da kullanılan bölümün karakterlerin dostluğunu geliştirmesine ithafen uzatıldığını düşünmüştüm. Ama ne yazık ki olay örgüsünü hayati şekilde destekleyecek bir bağlamının olmadığını gördüm.

Bütün bunların dışında genel kurgunun oluşturulmasının inceliği ve anlattığı hikâyenin bu denli etkileyici olması; o uzatılan bölümleri dahi bir şekilde okuyucuya yedirtebiliyor.

Var Olanı Yeniden İnşa Etmek: Çeviri ve Kitap Kapağı

E Yayınları tarafından basılan Şibumi’nin o derin dünyasını anlamaya çalışmanın verdiği zorluğu yaptığı çevirinin kalitesiyle en aza indirmeyi başarmış Belkis Çorakçı Dişbudak’ı tebrik ediyorum. Çeviri tarzı yansıttığı sadeliğin kitabın anlaşılırlığını artırdığı düşünmekle birlikte tam yerinde olduğu kanısındayım.

Cenk Gümüşcüoğlu tarafından yapılan kapak tasarımının ise kitabın konusuyla uyuştuğunu düşünüyorum. Fakat yine de kişisel tercihim olarak kitabın eski tasarımlarının daha dikkat çekici olduğu görüşündeyim.

Okuduğum çoğu kitaba benzemeyen, hayatımı etkileyen ve bana önemli dersler veren Şibumi’nin kitaplığınızda mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyorum.

Peki siz Şibumi hakkında ne düşünüyorsunuz? Kitaba dair yorum ve eleştirilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Sude Çatal

22 yaşındayım. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde Felsefe okuyorum. Küçükken tek isteğim bir ejderhamın olmasıydı. Kitaplar ve filmler sayesinde bu isteğim artık gerçek oldu. Hiç yaşayamayacağım hayatları deneyimleyebilmenin zevkini tattığımda ise bunu yazıya döküp kendimi de olaya dahil etmeyi öğrendim. Kendimi ifade etmenin bir diğer yolunu da çizmekte buldum. Çizdim, yazdım ve artık benim de kanatlarım var.

Vakıf’ın Sınırı - Isaac Asimov

Isaac Asimov’un Vakıf Serisi “Vakıf’ın Sınırı” ile Türkçedeki Macerasına Devam Ediyor

raya and the last dragon incelemesi

Raya and The Last Dragon İncelemesi: Disney’den Mitoloji Esintili, Masalsı ve Dokunaklı Bir Film