Sinek: Sayfalara Sığmayan Koca Bir Mahalle

Alibeyköy sokaklarında dolaşıp kendinizi ustaca bir dille anlatılmış mahalle kavgasının içinde bulmak ister misiniz? O halde gelin, Sinek’i inceleyelim!

“İnsanlar birbirlerini severler, sayarlar. Zamanı gelir en büyük aşklar bile küçük bir kırağı tanesi gibi buharlaşır gider. Ne büyük kavgalar çıkar, ne büyük insanlar ölür. İşin kilidi kıskançlık duvarını aşıp iktidar kavgasından uzaklaşarak birbirini sevmededir.”

Büyük veya küçük şehir fark etmeksizin mahalle kültürüyle büyüyenler oraların samimiyetinin, jargonunun ve kavgalarının başka yere benzemediğini bilir. Binaların yükselmeye devam ettiği bu dönemde o evlerde yaşamak zordur aynı zamanda. Yazarın da arka kapakta belirttiği üzere: “Bu hikâye; kaybolan kültürlerinin içinde boğulmak üzere olan insanların hikâyesi…”

137 sayfaya koca bir mahalleyi sığdıran yazar, kitapta yaklaşmakta olan mahalle kavgasında tarafını seçmeye çalışan insanları ve bu olayların içinde nerede duracağı konusunda iç çatışma yaşayan Sinek lakaplı adamı anlatıyor. Kahramanımız bir yandan sevdiği kadınla birlikte olmanın hayallerini kurarken bir yandan mahalle abilerine karşı hissettiği sorumluluğun altında eziliyor.

Gerçek ve Büyülü Gerçekçilik Kol Kola

Gerçek Alibeyköy’ün gerçek mahalle kahramanlarının, oraları hiç görmemiş olsak bile bizi mekânlarında ağırladığını hissedebiliyoruz. Bu açıdan bakıldığında dil, samimi ve ustaca kullanılmış. Gerçekçi bir kurgu olsa da dil, büyülü gerçekçilik sınırlarına dayandırılmış gibi hissettiriyor. Yazarın, mahalle kavgasını bırakıp birden uzak diyarlarda yolculuğa çıkan bir büyücüden bahsetmeye başlayacağını düşündüm defalarca. Tabii ki böyle bir durumla karşılaşmıyoruz ve bir okur olarak biz de kendimizi kavgada nerede duracağımızı düşünürken buluyoruz.

Kitap kısa olmasına rağmen bünyesinde birçok karakter barındırıyor. Üstelik her birinin lakabı ve hikâyesi var. Hiçbiri boşluğu doldurmak için tasarlanmış bir karakter gibi hissettirmiyor. Hepsi gerçek. Birçok karakterin olduğu kurguda olaylar da farklı yönlere doğru dallanıp budaklanıyor. Her şey “mahalle kavgası” etrafında şekilleniyor olsa da karakterlerin bambaşka dertlerini dinleyip bambaşka hayallerine ortak olma fırsatı buluyoruz. Kitaptan olay çıkarılıp sadece karakterlerin hikâyeleri bırakılsa bile zevkle okunabilecek bir kurgu olacağına şüphe yok.

Bunca karakterin kısa bir kurguya sığdırılması başarısının yanında bir dezavantaj da geliyor ne yazık ki. Neredeyse her karakterin bir lakabı var ve isimleriyle bile yeni karşılaşmışken “Hangisini aklımda tutmam gerek? Adını mı yoksa lakabını mı?” diye düşünürken buldum kendimi defalarca. Hangi karakterin kimin tarafında durduğunu da unuttuğum zamanlar oldu bu sebeple.

Yirmi dört bölümden oluşan kitabın, uzunluğuna göre gereğinden fazla parçaya bölünmüş olduğunu düşünüyorum. Bazı bölümlerin neden iki sayfada bittiğini, olayların neye göre ayrıldığını anlayamadım. Yazarın, kitabın yazım sürecinde zihnindekileri daha rahat yansıtabilmek için böyle bir şey yapmış olduğu fikrine vardım neticesinde. Yine de bazı olaylar aynı bölüm içinde verilebilirdi.

GÖZ ATIN  Döngü Serisinin 2. Kitabı "Temas" Raflarda

Mahalle Jargonu Evinize Geldi

Sinek’in en zevkli yanlarından biri de mahalle jargonundan birçok ilginç şey öğreniyor olmamız. Bazıları o kadar hoştu ki gerçekte de kullanmak istiyor insan. Mahalleye özgü bu tür sözcükler de kitabın dünyasının gerçekten özgün bir şekilde tasarlanmasını sağlamış.

Sinek, Bıçkın Hasan, İspikçi Harun, Arap İsmet, Keleci Asım ve diğerleri… Her biri için ayrı bir öykü yazılabilecek bu karakterler bizi samimi ve bir o kadar da tehlikeli bir mahalle kavgasına davet ediyor. Daveti kabul etmezsek bizden beş kâğıt isteyebilirler.

Sinek’in, İnan Köse’nin ikinci kitabı olduğunu da belirtelim. Laika Yayıncılık imzasını taşıyan ilk kitabı Çöl Yılanı, bize tamamen fantastik bir kurgu sunarken Altın Bilek Yayınları’ndan çıkan Sinek yazarın farklı tarzlarda da ortaya başarılı bir dil koyabileceğini gösteriyor.

  • 23
    Shares

1995 Çanakkale doğumlu, hayali olan yazarlığın peşinden koşan bir üniversite mezunuyum. Üniversitede beş yılımı geçirdiğim Japonca Öğretmenliği bölümünün bana kattığı kültürel farkındalıkla beraber yeni diller öğrenmeye olan açlığım devam ediyor. Bazıları ödüllü olmak üzere kısa öykü ve roman çalışmalarım var. Büyülü gerçekçiliğin cazibesine yazdıkça kapıldım. O kadar kapıldım ki gerçek hayatta da büyüyü aramaya başladım.

Sinek: Sayfalara Sığmayan Koca Bir Mahalle

Alibeyköy sokaklarında dolaşıp kendinizi ustaca bir dille anlatılmış mahalle kavgasının içinde bulmak ister misiniz? O halde gelin, Sinek’i inceleyelim!

  • 23
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla Edebiyat, İnceleme
Man Booker Finalisti “Kan İzlerinin Peşinde” Romanı Raflarda

İskoç yazar Graeme Macrae Burnet, “Kan İzlerinin Peşinde” romanıyla ilk defa Türkçede.

Kapat