Son Av İncelemesi: İnsanın “Kızıl” Kötülüğü

Polisiye ve gerilim edebiyatının önemli temsilcilerinden Fransız yazar Jean-Christophe Grangé'ın "Son Av" adlı yeni romanını inceledik.

Polisiye/gerilim yazarı Jean-Christophe Grangé’ın son romanı “Son Av“, insan doğasının karanlık yüzlerinden birini, – öldürme tutkusunu- açığa vururken eski dost Komiser Pierre Niemans ile okuyucuyu tekrar buluşturuyor.

Uyarı: Yazının ilerleyen kısmı “Son Av” romanı hakkında rprizbozan içermektedir.

Avlanma, insanoğlunun bazı fertleri için gerçek bir tutku, yaşam tarzı. Ve aslında bize yabancı değil, tam aksine varoluşumuzdan beri bizimle gelmiş bir içgüdü. Zayıf olanı avlamak ve onunla beslenmek ilk çağlarda insanoğlunun hayatta kalması için elzemdi. Ta ki medenileşene dek. Modern çağlarda, avcılık, bir “hobi” olarak maskelenir oldu. İnsanın yaşamını devam ettirebilmek için et ile beslenmesini elzem bulanlar var. Ama ya kan tutkusu? Avcılığı hobi olarak yaparken, avının korkusundan ve kan kokusundan tahrik olmak, “medeni” mi?

Son Av kitabında Grangé, zengin, aristokrat bir ailenin avcılık tutkusu üzerinden insanın zayıf olana üstün gelme, modern görünüp doğa kanunları ile yaşama gibi arzularını her zaman olduğu gibi sürükleyici bir şekilde ele alıyor. Niemans ile yeniden buluşmamızla başlayan roman, yeni partneri olan Ivana Bogdanovic’i ve aralarındaki ilişkiyi bizlere tanıtıyor. Gayet kısa bir karakter tanıtım (ve Niemans ile hasret giderme) faslından sonra Grangé kitaplarından alışık olduğumuz tempo başlıyor. Açıklanamayan, vahşetin uçlarında gezen ilk cinayet, Alman polisinin disiplini ile Niemans’ın fevriliği kitap boyunca muhteşem bir şekilde çarpışıyor. Ancak kurt komiser roman boyunca adeta bir anti-kahraman olarak uç noktada ne yapılması gerekiyorsa yapıyor ve tecrübelerini sergilemekten çekinmiyor..

2018’de başlayan Les rivières pourpres isimli TV dizisinden. Dizi, kitapta yaşanan olayları anlatıyor. 2020 çıkışlı kitabın dizisinin 2018 de çekilmeye başlanması ilginç bir seçim.

Çocukluğundan beri şiddetin içinde olan Niemans’ın iç dünyası üzerinden, polisliğin de şiddetin içinde bulunma ve kan görme arzusunu yatıştırmak için bir yöntem olduğunu tarif ediyor Grangé. Daha önceki kitaplarındaki komiserlerinde de, şiddete eğilimli ve kötülüğü durdurmak isteyen veya o kötülüğü yakından tanımak isteyen insanlar, komiser olarak insanın kötülüğüyle mücadele ediyorlardı. Niemans, kitabın başrolü ama aynı zamanda da anti-kahramanı olarak, saf kötülüğe şiddetle karşılık vermekten asla çekinmiyor. Ve bu durum yer yer, okuyucuyu gülümseten eğlenceli diyalogların da yaşanmasını sağlıyor. Yaşlı kurt, çok tehlikeli bir düşman ile başa çıkmak için zindandan çıkarıp yanınıza aldığınız çılgın karakter rolünü üstleniyor kitap boyunca. Özellikle Kızıl Nehirler’i okuyanlar için bu durum, eski bir dost ile çıkılan maceradan farksız hale getiriyor romanı.

GÖZ ATIN  Haruki Murakami'nin Mesleğim Yazarlık Kitabı Çıktı

Sürek Avı ve Pirsch Avı

Profesyonel olarak uygulayanlar için avlanma bir sanat ve her sanatta olduğu gibi bunun da farklı türleri var. Romanın etrafında şekillendiği Geyersberg Ailesi de avcılığı aile geleneği haline getirmiş durumda. Kitapta bahsedilen ilk av olan Sürek Avı, büyük gruplar halinde yapılan, olabildiğince fazla ses çıkartılarak uygulanan av türüdür. Av köpeklerinin eşlik ettiği bu av türünde, av takip edilir, kovalanır ve çaresiz kalınca öldürülür. Takip sırasındaki adrenalin, çaresiz bırakılan hayvanın korkusunun ve av köpeklerinin takip ettiği kanını koklamak, avcı ailenin av etkinliği sırasında “tatmin etmek” istediği duygularıdır.

Toplu halde yapılan bu av da uygulanan başka bir yöntem, romandaki bir karakterin gözünden aktarılır. Bir grup avcı, çaresiz bir geyiği nehir kenarında kıstırıp, ölümcül şekilde yaraladıktan sonra “kaçmasına” izin vererek, bir süre hayvanın bu durumuyla eğlenmelerinin ardından hayvanın acısına son vermişlerdir. Tabii bu senaryoda, av köpeklerini de unutmamak gerek. Avının kokusunu alması ve rahatça takip edebilmeleri için özel yetiştirilen bu köpekler, avlarını kıstırmaya ve parçalamaya programlanmış canlılar olarak anlatılıyorlar kitapta. Özellikle üzerinde durulan bir tür, başka gizemlerin de perdesini aralıyor.

Avcılık, çok kez bize bir hobi olarak tanıtılan ve detaylarını pek düşünmediğimiz bir eylem. Ancak kitap boyunca anlatılan olaylardan veya yaşanan diyaloglardan görülüyor ki, avına eziyet çektirmek, kanının kokusunu almak, bu işi saplantı haline getiren insanlar için bir noktadan sonra tatmin olma yolu haline geliyor Grangé’a göre. Belki de cinayete meyilli insanlar, öldürme arzularını savunmasız doğa üzerinden tatmin ediyorlardır.

Kitapta adı geçen bir diğer av türü olan Pirsch Avı, en çok vurgulanan ve uzmanlık gerektiren av türü. Yakın Avlanma olarak açıklanan bu türde avcı, avına yavaşça yaklaşır, onu izler, sindirir. Uygun anı kollamak için saatlerce. Belki de günlerce bekler. Doğru vakit geldiğinde de önce avına üstünlük sağlar. Ardından -tercihine göre- hızlı veya acılı bir şekilde onu öldürür. Avına üstünlük sağlama ve onun yaşayıp yaşamayacağına, nasıl öleceğine karar verme hakkı. İnsanın kendini beğenmişliğinin en uç örneklerinden biri.

GÖZ ATIN  Baker Sokağı'ndaki Diğer Dedektif: Sexton Blake

Kötülüğün Kaynağı ve Siyah Kan

İlk kitabı Leyleklerin Uçuşu’nun ardından çıkışını Kızıl Nehirler ile yapan Jean-Christophe Grangé, sonrasında kan ve ölüm temasında bir dizi kitap daha çıkarıp, Kötülüğün Kaynağı adını verdiği bir seri oluşturmuştu. Bu kitaplar sırasıyla Siyah Kan (2004, Doğan Kitap, Şevket Deniz), Şeytan Yemini (2007, Doğan Kitap, Şevket Deniz) ve Ölü Ruhlar Ormanı (2008, Doğan Kitap, Tankut Gökçe) idi.

Kitaplarında hep suç dünyasını keşfe çıkıp kötülüğün kaynağını arayan Grangé, Son Av ile beraber belki de cevabı bulmuş: Kan. İnsanın kan görme, kan akıtma tutkusu. Belki güç göstergesi, belki de içimizde yaratılışımızdan beri olan bir sapkınlık. Tarih boyunca kölelerinin kanıyla yıkanırlarsa genç kalacaklarına inanan kontesler olmadı mı?

Bu sapkınlığın en uç noktası, kitapta çok kez adı geçen siyah kan. Bazen, ölümden sonra geçen sürede kanın renk değişimine uğraması siyah kan oluyor, bazen de kurbana sıkılan özel bir merminin onu zehirleyerek iyileşemeyeceği bir yara almasına ve kanının siyaha dönmesine sebep oluyor. Her türlü durumda, özellikle siyah kan bu avcıları tahrik ediyor. Aristokratların kan görme tutkusu ve bu kitapta işlenen konulardan birisi.

Spoiler Uyarısı-

Çevrelerinde devasa bir Kara Orman yaratan Geyersbergler için avlanmak her şey. Bütün hayat düzenleri buna göre kurulmuş, doğayı “seven” bu soy, sırf av partileri düzenlemek için yarattıkları ormanın eko dengesini de düzenli olarak koruyorlar. Zayıf veya popülasyonu çok artan canlıları eleyerek, sözde bir “doğal seçilim” geriye en güçlü hayvanların kalmasını sağlıyorlar. Böylece de avlanma vakti geldiğinde aile varisleri karşılarında en güçlü ve heyecanlı mücadeleleri bulabiliyorlar.

Spoiler Bitti-

Grangé kitaplarının değişmez huylarından birisi, katilin ilk sayfalarda ortaya çıktığını önce okuyucuya düşündürüp ardından olay örgüsünü sayısız parçaya bölerek kafa karıştırmaktır. Bir noktada mantıklı görünen bağlantılar bozulmaya başlar ve katilin en başından beri o kişi olduğu, kitabın sonlarına doğru belli olmaya başlar. Grangé son dönemde çıkardığı kitaplarında, en çok eleştirildiği huyu olan kitapların sonunu bağlayamama sorununu büyük oranda çözmüş durumda.

GÖZ ATIN  Yazarının Kaleminden: Gerçekler Kırıldı

Niemans Grangé’in Ana Karakteri mi?

Fakat bu kitapta da, son sayfalara girerken bile olay örgüsü o kadar karmaşık ve çözümsüz kalıyor ki, olaylar sanki bu kitapta sonlanmayacak da Grangé’ın tarzına pek uymayacak şekilde bir devam kitabıyla durum genişletilecek hissiyatı veriyor. Grangé bunu daha önce Lontano – Kongo’ya Ağıt kitap serisiyle denemişti.

Jean-Christophe Grangé - Son Av

Grangé’ın kitapları arasında bir bağlantı bulunmamasına rağmen, Son Av boyunca Siyah Kan’a bazı göndermelerde bulunuyor. Olay örgüsü boyunca Niemans’ı okuyucuya iyice tanıtıyor ve geçmişini aralıyor. Kızıl Nehirler vesilesiyle Grangé ile tanışan pek çok okuyucunun favori başkomiseri olma ihtimali olan Komiser Niemans üzerinden Grangé, yeni bir kitap dizisi yaratabilir ki bu kapıyı da açık bırakıyor zaten. Kitaplarında hep farklı konuları işlediği için okuyucusuna hep farklı kültürleri, (tabii hep Fransa’da başlayacak olaylar) yaşam tarzlarını ve perspektifleri sunan Grange, huysuz yaşlı kurt Niemans’ı ileride tekrar kullanmaya karar verirse pek çok okuyucusundan olumlu dönüş alabilir.

Kitabın çevirmeni Tankut Gökçe. Grange’ın hali hazırda 11 kitabını çevirmiş birisi ve Linkedin’de kendisinden “Jean-Christophe Grange çevirmeni” olarak bahsediyor. Yani yazarın kitaplarını tutkuyla çeviren birisi. Kapak tasarımı Serkan Yolcu‘ya ait ve orijinaline yakın bir tasarım. Yayına hazırlayan kişi ise Hülya Balcı. Ekip işini iyi yapmış, kitap son derece akıcı.

Son Av, özellikle Niemans sayesinde sadık Grangé okuyucusunun atlamaması gereken bir kitap. Olay örgüsü orta kısımdan itibaren çok karışmasına rağmen, heyecan hiç düşmüyor ve eğer Grangé kitaplarında genelde olduğu gibi, kitabı okumak yerine olayları karakterlerin yanından izleyecek kadar içine gömülürseniz, eseri tamamladığınızda hissedeceğiniz tatmin ve burukluk; bir film izleme deneyiminden pek de farklı olmayacaktır.

Esere dair yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

* Bram Stoker Hakkında Bilmediğiniz 5 Gerçek

Kaynaklar: Urban Dictionary, Blog.Decathlon, Mydestiny06




1995 yılındaki doğum anımdan itibaren hep biraz hayalperest ve düş dünyalarına ilgili oldum. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. Küçüklüğümden beri buna iten şey Warcraft evreni oldu, son dönemde tanıştığım Witcher evreni de kalbimde onun yanına yerleşti. Felsefe, psikoloji ve korku kitaplarını da fırsat buldukça -Lovecraft başta olmak üzere- okurum. Okumak, yazmak, fikirlerimi paylaşmak ve bunlar üzerine tartışmak benim için bir rahatlama yöntemidir.

Son Av İncelemesi: İnsanın “Kızıl” Kötülüğü

Polisiye ve gerilim edebiyatının önemli temsilcilerinden Fransız yazar Jean-Christophe Grangé’ın “Son Av” adlı yeni romanını inceledik.

Başa dönün