Spider-Man: Far From Home – Her Şey Daha Yeni Başlıyor

Marvel Sinematik Evreni'nin yeni filmi Spider-Man: Far From Home'u farklı açılardan ele alarak detaylı şekilde analiz edip spoiler'lı şekilde inceledik.

MCU’nun 4. Fazını kapatan Spider-Man Far From Home bugün itibariyle gösterime girdi ve Spider-Man evreninin biraz daha geliştiği ve genel olarak MCU ismiyle bildiğimiz filmler topluluğunun biraz daha Marvel karakteri kazandığı bir film oldu. 2000’lerde çizgi romanlarda Ultimate evrenine geçildiğinde yaşanan dalgalanmaya çok benzer bir şekilde yeni bir Spider-Man keşfediyoruz ve bu karakterin neredeyse hiçbir şeyi bildiğimiz gibi değil!

İzlediyseniz hadi belli bir sıralamaya bağlı kalmaksızın filme balıklama dalıyoruz. İzlemediyseniz bir zahmet filmi mümkünse IMAX’te 3D olarak görüp gelin de konuşalım. Ayrıca tüm yazılar bitene kadar da yerinizden ayrılmayın.

Yeni bir Spider-Man!

MCU evreni, bildiğimiz Marvel evrenleri arasındaki farklı birçok evrenden yalnızca biri, bunu zaten biliyoruz. (Earth-199999) Bu evrenin Spider-Man’i de bildiğimiz genel Spider-Man imajından biraz farklı.

Zaten daha önce farklı oyuncularla izlediğimiz tüm Spider-Man filmlerini de ayrı evrenler olarak ele almak gerekiyor. Herbirinin kendi farklılıkları, sevilecek ve sevilmeyecek yanları vardı. Bizim Spider-Man’imizin May Hala’sı yaşlı değil genç, Peter’ın Örümcek Adam olduğunu biliyor. Ben Amca’nın ölümü gibi trajik olaylar hikayenin dışında. Örümcek Adam’ın güçlerini kazanma hikayesi de muhtemelen eskiden bildiğimiz gibi değil, Oscorp henüz ortada yok, Stark çok daha ön planda. Bu evrenin şimdilik bir Mary-Jane Watson‘ı da yok, bildiğimiz MJ yerine Michelle Jones var. Onun üzerine ileride bir MJ daha gelmesi de zayıf bir olasılık.

Bütün bu farklılıklar aynı eski hikayeleri seyirciye tekrar tekrar izletmektense, orijinal hikayeye tatlı göndermeler yaparak bize keşfedilecek yeni karakterler ve hikayeler sunuyor. Böylece yeni filmlerin de sürprizi bozulmuyor, beklendik oluşları azalıyor, hikayeler bir esneklik ve özgürlük kazanıyor.

Örneğin Spider-Man’in her zaman büyük bir sır olarak herkesten sakladığı kimliğini filmde bir sürü insan biliyor, en çekindiği kişi May Hala dahil. Üstelik filmin sonunda Mysterio Spider-Man’in kim olduğunu Iron Man gibi tüm dünyaya haykırdı, artık ortada gizli bir şey kalmadı. J. Jonah Jameson hikayeye dahil oldu ama en büyük emellerinden biri olan Spider-Man’in kim olduğunu öğrenme amacına şimdiden ulaştı bile.

Şimdi hikaye buradan nerelere gidebilir hiç kestiremiyoruz. Eski filmlerdeki “eyvah öğrendiler mi, öğrenecekler mi, kimler biliyor, öğrendiklerinde ne tepki verecekler” gerilimini değil, öğrendikten sonra neler olacağını keşfedeceğiz. Belki de Spider-Man ile ilgili kocaman bir dinamik değişmiş olacak ve kendisi bir daha New York’ta kimliği belirsiz biri olarak sallanmayacak. Bu heyecan verici.

Ama Bazı Sorunlarımız var…

Bunlar 2. filmiyle birlikte yeni Spider-Man filminin güçlü yanlarından bazıları. Öte yandan MCU Filmlerinin eski çizgi roman filmlerine göre formül olarak dünya çapında işe yarayan ama kocaman bir kesim tarafından da sevilmeyen bazı hikaye anlatım yönleri de mevcut.

MCU filmleri dostluk, fedakarlık, sorumluluk ve ekonomik yükler gibi temaların ağır yönlerine çok az değinen, bunlara ve genel olarak insana dair soruları tartışmaya açmayan, bunlardan motivasyon almayan, konuların ve karakterlerin derinine inmeyen, yüzeydeki motivasyonları göstermekle yetinen, trajedisi ve draması az, eğlencesi fazla filmler.

Örneğin, üzerine bolca geyik yapılan “parmak şıklatma ile kaybolmuş insanlara ve onların yokluğunda geride kalanlara ne oldu, geldiklerinde neler değişti?” sorusunun cevabını bu filmde aldık. Yaşanmış olabilecek problemlere dair sorulan sorulara yine bu konu üzerine yapılmış geyiklerden bir demetle karşılık vermişler ve bu trajik olayın komik boyutunu göstermeyi seçmişler.

Ben Amca‘nın hikayesini tekrar anlatmak istemedikleri için ve belki de o hikaye tamamen farklı geliştiği için o konu şimdilik filmlerin dışında kaldı. Tony’nin kaybının Peter için anlamı da üzerinde fazla durulmadan, bir dramaya çevrilmeden, izleyende bir duygu yoğunluğu yaratılmadan, sadece bahsedilerek geçilen bir şey. Hatta film daha açılırken Infinity War ve Endgame‘de yaşanan kayıpların acısını, çocukların hazırladığı komik müzikli anma videosu üzerinden hafifletmeyi seçmişler.

Açıkçası bu kadarı da bana biraz fazla geldi.

“Madem bu olaya bu kadar ciddiyetsiz yaklaşılacaktı, biz bunca zaman boşuna ciddiye almışız,” diye düşünmekten kendimi alamadım. Film kendi kayıplarını kendisi bile ciddiye almazken, ben nasıl ciddiye alıp üzerinde kafa yormaya daha fazla zahmet edebilirdim? Endgame’de de Antman kuantum boyutundan bir fare sayesinde çıkmıştı. Yani aslında MCU bize defalarca kendisini çok da ciddiye almamamızı söyledi zaten. Ancak başta işleri çok ciddi bir boyuta ulaştırıp önemsememizi sağlayan da kendileri, sonra izleyiciyle alay eder gibi her şeyi çok basit bir şekilde çözen de kendileri.

O yüzden ben kayıplara karşı takınılan bu ciddiyetsiz tutumun, filmler yoluyla gençlere bilinçli bir şekilde yansıtılan bir “çok da ciddiye almama” mesajından ziyade, eğlenceli film yapma ve pazarlama kaygısının, bir şeyleri kafa karıştırmak pahasına da olsa doğru düzgün çözmenin önüne geçmesi olarak değerlendiriyorum. (Ya da belki de Disney de dünya algısı farklı bir nesil yaratmaya çalışıyordur. Kim bilir?)

GÖZ ATIN  Altın Küre Adayları Açıklandı: Black Panther En İyi Dram'a Aday Olan İlk Süper Kahraman Filmi Oldu

Endgame’i de bu yüzden hiç ama hiç sevmemiştim. Seyircinin gazını almaya yönelik birçok sahne vardı ama filmde konu yoktu. Açıklama yoktu. Tüm işe yarar karakterler zorlama bir şekilde yoldan çekilmişti. Tatmin edici bir çözüm yoktu. Infinity War’da hybris‘e kapılıp bir sınır aşımında bulunan Thanos’un Endgame’de bir trajik sona sürüklendiğini, bedel ödediğini, hatasıyla yüzleştiğini, yaptıklarının korkunçluğunun bir an farkına vardığını görmedik. Avengers’a havalı bir zafer kazandırma çabası öyle baskındı ki karşı taraf bulaşık süngeri derinliğinde kalmıştı. 10 yıldır izlediğimiz Natasha ve Tony kayıplarının dünya ve geride kalan karakterler için ne anlama geldiğinin de hiçbir göstergesi yoktu. Fortnite oynayan Thor komikti ve önemli olan da buydu.

Spider-Man: Far From Home

Çok Tartışılan “Post-Truth” Kavramı

“Gerçek Sonrası” diye çevirebileceğimiz post-truth kavramını, çok basit bir şekilde, “modern sonrası dönemde gerçeğin ne olduğunun artık önemsizleşmesi” olarak özetleyebiliriz. Sosyal medya tarafından da bizzat beslediğimiz bu hadise şu anlama geliyor: Teyit edilemez bilgiler denizinde yüzüyoruz ve böyle bir ortamda bir topluluğun bir şeyi gerçek kabul etmesinde nesnel gerçekler değil topluluktaki bireylerin inançları ve duyguları daha önemli hale gelmiş durumda. Bu durum illüzyonlar yaratarak insanların algısıyla oynayan bir villain olan Mysterio ile de çok örtüşüyor elbette.

Buna uygun olarak Far From Home’da Mysterio tüm dünyanın gerçek algısıyla oynamayı kendisine araç edinmiş bir karakter. Sadece insanları illüzyonlarla korkutan birisi değil. Onlarla kendisini bir kahraman gibi gösteriyor. İzleyenlerin duygularına hitap etmek için kendi yarattığı canavarlarla boğuşurken ailesinin intikamını alırmış gibi haykırıyor. Haykırmak, ses yükseltmek güçlü bir tepki ve insanlar gerçek olmayabileceğine inanmakta güçlük çekiyorlar. Bu yüzden bazı yalancıların ve aslında söyleyecek bir şeyi olmayanların sesi yüksek çıkar ve çevresindekileri bastırarak insanları kendilerine inandırırlar.

Gitmeden önce de yapacağını yaptı ve tüm dünyaya Spider-Man’in aslında kötü birisi olduğu fikrinin tohumlarını ekti. Yani J. Jonah Jameson‘ın hayatını yapmaya adadığı şeyi son dakikada başardı. Artık Peter istediği kadar insanların önüne hologram projektörünü koyup “işte o yaptı” desin, bir cihaz parçası insanların gördüğü hissettiği onca şeyi yenip bu algıyı değiştiremez.

Post-truth işte böyle nemrut, böyle lanet bir şey.

Algı yönetiminin bugün toplumda nasıl bir karşılığı olduğunu da MJ’in bizzat kendisinde gördük: Peter Parker’ın şüpheli hareketlerini somut bir şekilde ortaya koyan sınıf arkadaşına herkesin önünde “neden tuvalette fotoğraf çektiğini” sorarak onu bir anda herkesin gözü önünde itibarsızlaştırdı ve ifadesini şüpheli bir noktaya çekerek dikkatleri gerçeğin üzerinden dağıttı. O çocuk artık insanların gözünde şüpheli, garip biriydi ve ne söylediğinin bir önemi yoktu. Mysterio hologramları kullanırken MJ bir safsata türü olan ad-hominem’i kullandı ve gerçek artık sınıf neye inanıyorsa oydu.

Ancak film bunları tabii ki MCU’nun hikaye anlatma yöntemiyle yaptı ve Mysterio’nun bir karakter olarak derinine inmedi. Sadece Tony Stark tarafından projesinin çalındığını düşündüğü için hırs yapmış birisi vardı karşımızda. Daha derininde bu adamın eksiklikleri nelerdir, kompleksleri nelerden kaynaklanmaktadır, bunlara hiç süre ayrılmamıştı. Çünkü MCU Filmleri bunlar hakkında değil.

Spider-Man: Far From Home

Peki Ama İnandık Mı?

Peter’ın Tony Stark’ın kendisine bıraktıkları ve kendi bilgisi sayesinde bu kostümleri yapacak kaynaklara nasıl ulaştığı konusu da bu filmde daha gerçekçi temeller üzerine oturtulmuş oldu. Böylece eski filmlerde Peter’ın o kostümleri kendi başına yapabildiğine inanamıyor oluşumuz giderildi. Mysterio’nun yarattığı illüzyonları da yine ancak o düzeyde bir teknolojiye sahip olan tek kişi yani Tony Stark sayesinde yapabiliyor olması, olayları birbirine güzelce bağladı.

GÖZ ATIN  "Keşke Geri Dönse" Dediğimiz Çizgi Filmler

MCU’nun kayıpları hafife alıyor olmasının bir zayıf nokta olduğundan bahsettik. Filmin bir diğer yumuşak karnı da ne 16 yaşında kuantum fiziğinden anlayan Peter’ın ne de Nick Fury ve ekibinin Mysterio’ya “hocam bu yaratıkların gücü nedir, zayıf noktası nedir, sadece sürekli böyle kafalarına taş mı atacağız?” gibisinden hiçbir şey sormuyor olması. Ayrıca Peter her şeyin bir sahtekarlıktan ibaret olduğunu keşfettikten sonra da hologramı gerçekten ayırt etmek için hiçbir bilimsel yöntem düşünmeyerek bizi şaşırtıyor.

Aslında buna şöyle cevap verebiliriz: Peter Parker film boyunca sahiden de evden çok uzakta, kendi mahallesinin o bildik, tanıdık atmosferinde değil. Bu kendisi için başlı başına bir güvensizlik hissi sebebi.

Eskiden savaş planı Tony Stark ve Steve Rogers gibi kendisinden çok daha yaşlı, güçlü, bilgili ve tecrübeli kişiler tarafından yapılmış oluyordu ve Peter arada inisiyatif alıp arkadaşlarını kurtarsa da hep her şeyin hazır olduğu bir savaşta sadece kendisine verilen görevi yerine getiriyordu.

İlk kez Endgame sonrası herkes dağılmışken bütün bir olayı tek başına ele alması, çözmesi, bir taktik geliştirmesi ve yenmesi beklendi ve bu beklentinin altında 16 yaşında tek derdi ilgi duyduğu kıza açılmak olan bir çocuk olarak ezilişini izledik. Dünya artık Tony Stark’ın değil onun macera yaşayacağı dünyaydı. Bir tehlike baş gösterecekse onun her şeyi hesaba katan kişi olması gerekiyordu ve bu çok büyük bir yüktü.

İlk fırsatta EDITH gözlüğünü ve tüm Stark kaynaklarını Mysterio’ya verip kaçtı.

Filmin başındaki eğlenceli ve upuzun okul sahnelerinden sonra, biraz aceleye de getirilmiş bu süreci izlemesi keyifli olsa da Peter’a duyulan bu beklenti inandırıcı işlenmiş miydi sahiden? Dr. Strange‘in dünya yok olma tehlikesindeyken “uygun değilim” diyeceğini ben hiç sanmıyorum. Olsa olsa olayların aslını görmüş ve nasıl çözüleceğini bilmiş, o yüzden de yardım etmemeyi seçmiş olabilir.

Öyle bile olsa daha Hawkeye var, yarım yamalak da olsa Hulk var, Bruce Banner var. Dünyanın yok oluşuna kayıtsız kalamayacak Hank Pym, Antman, Wasp, Scarlet Witch, Valkyre, Bucky, Falcon, War Machine, var da var. Dünyanın Avengers seviyesinde bir yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu zannedilirken, bilim ve güç için 16 yaşındaki bir çocuğa bel bağlamak filmi biraz fazla çocuk filmi yapıyor ve yetişkinler için hikayeyi ikna edicilikten bir parça uzaklaştırıyor. Çünkü diğerlerinin “sadece meşgul olması” için hiçbir geçerli bahane yok.

Solo filmlerde “neden x’i yardıma çağırmıyor?” sorusu biliriz ki hep yanıtsız kalan bir soru ve çözülemeyecek bir problematiktir. Solo hikayelerdeki tehditlerin boyutu da Avengers seviyesinde olmadığı için diğerlerinin gelmemesini bir ölçüde anlayabiliriz. Ancak burada Avengers seviyesinde bir tehdit olduğu zannedilirken bu soruna geçiştirerek verdikleri “diğerleri meşguller” yanıtı da inandırıcı değil, Peter’a muhtaç kalmaları da.

Hadi buna da şöyle cevap vermeye çalışalım madem: Öncelikle, Nick Fury ne zamandan beri Skrull gemisinde? Acaba 90’lardan beri bizim gerçek, naif Nick Fury gemide keyif yapıyor da onun yerine Skrull’lar mı çalışıyor? Yani gerçek Nick Fury Skrull olan Fury’nin hiçbir deneyimine sahip olmayan toy bir adam mı hala?

Bu pek olası değil çünkü Fury kılığındaki Skrull’ın ne kadar zeki olsa da Mysterio ile ilgili yukarıdaki soruları soramayacak kadar saf ve acemi olduğunu da gördük. Büyük ihtimalle gerçek Nick Fury Endgame sonrası işleri yoluna koyduktan sonra Dünya yörüngesindeki gizli Skrull gemisine biraz kafa dinlemek için çıkıp işin başında Hill ve kendisinin kopyalarını bıraktı ve ortalık karıştı.

Para Para Para…

Beni MCU ile ilgili en üzen nokta, maceraların içinde geçtiği kentin ekonomik karakterinin hikayede bir faktör olmaması. Çocukların bu algıyla büyümelerini istemediklerinden mi yoksa etliye sütlüye fazla karışmamak için mi bilmiyorum ama karakterler arasındaki ilişkilerde ekonomi bir belirleyici unsur değil. Ancak MCU buna filmlerinde yer vermese de bu hayatın çok sert bir gerçeği ve hikayeleri dramatikleştiren güçlü bir etken. Marvel hikayelerinde trajediden kaçındığı gibi ekonomik çatışmalardan da itinayla uzak duruyor.

GÖZ ATIN  Süper Kahraman Furyası Sürüyor: Marvel'ın 2019'da Yayınlanacak Tüm Film ve Dizileri

Peter’ın fakir olmasının hikayede hiçbir rolü yok örneğin. Hatta fakir mi değil mi o bile belli değil. Okulla birlikte rahatça İtalya gezisine gidebiliyor. Civil War‘da çöpten bilgisayar toplamış olduğunu görmesek fakir olduğunu bilmeyeceğiz. May Hala fıstık gibi ortalarda salınıyor. MJ ile olan ilişkisinde ekonominin hiçbir rolü yok.

Sam Raimi filmlerinde Peter ve MJ ikilisinin ilişkilerini dramatik yapan da tam olarak budur. İkisi de fakirdir, MJ sınıf atlamak ister, zengin ve popüler çocuklarla birlikte olur, Peter ise bunları ona sunamaz… MCU’nun MJ’i ile Peter arasında ise buna benzer ya da bundan farklı hiçbir dinamik yok. İki filmdir ikisi de sadece sıradan ergenler. O halde bu filmin sonunda neye rağmen bir araya gelebildiler, kendileriyle ilgili neyi yendiler de bu kavuşmadan etkilenmeliyiz?

Bunun tek bir istisnasını, hikayenin bir parçası olarak değil ama küçücük bir detay olarak Flash Thompson ile ilgili gördük.

Peter EDITH ile arkadaşlarının telefonlarındaki mesajlara bakarken Flash’ın aile arasındaki mesajlarında gördük ki kendisi varlıklı bir aileden geliyor ancak ebeveynleri ile iletişim kuramıyor. Flash bunu çok istemesine ve eksikliğini çekmesine rağmen asla onun yanında değiller, filmin sonunda da karşılamaya gelmediler. Flash’ın hafif zorba tavırlarını ve kendisine bir kahraman bulma açlığını bu iki küçük detay ile temellendirmiş oldular.

Keşke aynı özeni diğer karakterlere de gösterseler. MJ insanlara karşı soğuk ve sosyal konulara karşı duyarlı ama neden? Ned‘in hayatında hiç mi dert yok? Tek olayı Legolardan Death Star yapmak ve Peter’dan farklı olarak kolayca karşı cinsle iletişim kurabilen komik şişman çocuk olmak mı? Ancak ne demiştik? MCU Filmleri bunlar hakkında değil…

Tam olarak bunlar hakkında olan Sam Raimi’nin ilk iki filmi ise hala çok iyi ve Far From Home da aynı Homecoming gibi onlara göndermelerle dolu. Homecoming’de tren durdurma sahnesine benzer gemiyi bir arada tutma sahnesi vardı örneğin. Bu filmde ise bir Spider-Man klasiği olan, villain’in esas kızı köprüden atmasını tekrar gördük. Filmin bitişinde yazılar akarken çalan müzikler arasında da, yanılmıyorsam, Danny Elfman‘ın artık klasikleşmiş 2002 yılı bestesinden tınılar kulağımıza çarptı.

Spider-Man: Far From Home

Eski Dost, Yaşlı Kurt

Daily Bugle gazetesi ve J. Jonah Jameson da sonunda evrene katıldı, hem de yine Sam Raimi’nin Spider-Man evreninden J. K. Simmons olarak! Böylece Spider-Man evreni kendi güçlü seslerinden birini de bulmuş oldu. Bu heyecan verici an umarım sizin filmi izlediğiniz salonda da bizimkindeki kadar coşkuyla karşılanmıştır. Biz Spider-Man seven yaşlıları, Spider-Man’in sinemada modern anlamda başladığı yıla götüren bu harika anı salonda hepbirlikte deneyimlemek olayın heyecanını üçe beşe katladı.

Stark Industries artık başında Tony olmadığından bir adım gerileyecektir ve sonraki MCU filmlerinde Oscorp isminin bir yerlerde görünmesini bekleyebiliriz.

MCU’da Infinity Saga olarak bildiğimiz 10 yıllık hikaye arkı olaylara sadece bir girişti ve geride kaldı. Böylece çizgi romanların 80’ler dönemini de arkamızda bıraktığımızı söyleyebiliriz. Artık Fantastic Four, X-Men, Osborn’lar gibi yeni oyuncuların sahneye çıkacağı MCU’da önümüzde Spider-Man özelinde 90’lar dönemi, Clone Saga ve Venom hikayeleri, Kingpin ve Sinister Six duruyor olabilir. Bunlar için sadece yeni bir Spider-Man filmini beklememize de gerek yok.

MCU bir yandan baş etmek için bir Avengers ekibinin gerektiği kozmik olaylar yaşanarak değişirken, diğer yandan da bu değişimin yol açtığı irili ufaklı yeni kötülerle bizi yeni filmlerin başına kitlemeye devam edecek gibi.

Endgame ile sahiden de hiçbir şey bitmemiş. Her şey daha yeni başlıyor.

1990 İstanbul doğumlu tiyatro insanı, yazar ve çizer. Hoşnutsuz kişi. Dedektiflik ve bilimkurgu sever.

Spider-Man: Far From Home – Her Şey Daha Yeni Başlıyor için 4 yorum

  1. Harika bir inceleme. Benim de Nick Fury hakkında aklıma takılan bir soru var. Acaba Nick en başından beri skrull muydu? Değilse Steve’e bile tam güvenmiyen biri skrullara güvenir mi?


  2. Gurlino dedi ki:

    Güzel inceleme teşekürler. Muhtemelen daha fazla yermek istedin ama kendini kontrol altında tutmaya çalıştın. :slight_smile:

    Keşke 3. faz Infinity War ile bitseydi. Onun ardından gelen tüm filmler (Captain Marvel, Endgame ve Far From Home) MCU’yu bayır aşağı yuvarlıyor. Far From Home da hiç beklediğim gibi çıkmadı. Fazla absürt ve kendi içinde yetersiz bir hikayeydi. Büyük resme de ihanet ettiğini ve bugüne kadar peşinden sürüklediği seyirci ile alay ettiğini düşünüyorum.


  3. Hiçbir şeyin ciddi bir sonucu yok, ölümün bile. Bu can sıkıcı. Evet keşke Infinity War ile 3. Faz bitseydi ve 4. Faz solo filmleri tamamen karakterlerin yokluğunda yaşanan durumlar ve ortaya çıkan yeni karakterler üzerine olsaydı. Böylece aradaki boşluk ciddi bir biçimde dolardı. 4. Fazın sonundaki yeni bir Avengers filmi de sadece karakterleri değil bambaşka şeyleri getirirdi. Ama MCU bunlar hakkında değil. En kısa ve kolay yoldan izleyenleri nasıl gaza getiririz derdinde bir evren.


  4. s7ark dedi ki:

    Ölümlerin yaşayan karakterler üzerindeki etkisini neredeyse hiç görememiş oluşumuz çok büyük bir eksiklik. Endgame sonunda, Cap’ten mesela, Tony’nin üzerine eğilip bir kısa konuşma yaparak ağlamasını beklerdim. ‘Huzur içinde uyu Tony.’ gibisinden bir cümle bile yeterli olurdu. Hele ki Civil War’la ayrı düşmelerinden sonra herkes ikisinin biraraya gelişini beklerken, böyle bir dinamik yaratılmışken. Far From Home’da da buna benzer bir sahnenin olabileceğini düşünmüştüm. Belki film Peter’ın, Tony’nin mezarına gidişiyle bitirilebilirdi. Hatta gittiğinde orada Tony’nin mezartaşıyla sohbet eden yaşlı Steve’i görsek ve Steve’le aralarında Steve’in, Peter’ın üzüntüsünü anladığına ancak bazen fedakârlıklar yapılması gerektiğine dair bir konuşma geçse tadından yenmezdi.


Spider-Man: Far From Home – Her Şey Daha Yeni Başlıyor

Marvel Sinematik Evreni’nin yeni filmi Spider-Man: Far From Home’u farklı açılardan ele alarak detaylı şekilde analiz edip spoiler’lı şekilde inceledik.

 

 

Başa dönün
Daha fazla Geek, İnceleme, Sinema
Game of Thrones Beyond the Wall
Game of Thrones Mobil Oyunu İçin Ön Kayıtlar Başladı

Kanada'nın bağımsız oyun geliştiricilerinden olan Behavior Interactive, HBO ve GAEA ile birlikte Game of Thrones evreninde...

Kapat