in ,

The Black Phone İncelemesi: Amerikan Banliyölerinde Dinmeyen Korku Rüzgârı

The Black Phone incelemesi sizlerle. Scott Derrickson’ın izleyicilerle buluşan yeni korku filmi beklentileri karşılayabiliyor mu?

the black phone incelemesi siyah telefon

The Black Phone incelemesi ile karşınızdayız. Blumhouse Productions yeni bir korku filmi ile izleyicilerin karşısına çıkıyor. Scott Derrickson’ın yönettiği ve başrolünde Ethan Hawke’ın yer aldığı Siyah Telefon filmi hakkında ilk görüşlerimiz sizlerle.

Stephen King’in oğlu Joe Hill imzasını taşıyan ve ilk defa 2005 yılında 20th Century Ghosts kitabında yer bulan öykü, Derrickson ve C. Robert Cargill ikilisi tarafından beyaz perdeye aktarılıyor.

Sinister, Deliver Us from Evil ve The Exorcism of Emily Rose gibi filmlerle tanınan ve korku türünde kendine has bir çizgi yakalamayı başaran Scott Derrickson, janr içinde klasikleşmiş fikirlerden birisini, “maskeli katil”i yapımına konuk ediyor.

Yapımda çocukları hedef alan bir seri katilin kaçırdığı 13 yaşındaki Finney Shaw’ın, tutsak edildiği odadan kaçma macerası konu ediniliyor. Siyah telefon, katilin geçmişte öldürdüğü çocuklarla kurbanın iletişim kurmasını sağlıyor. Geçmişten gelen ipuçları, bir noktada Finney’yi hayata bağlayan tek unsur hâline geliyor.

Peki geçen günlerde vizyondaki yerini alan The Black Phone filmi izleyicilere nasıl bir deneyim sunuyor? Gelin cevaplara birlikte göz atalım.

Bu filmin fragmanlarını izlerken beni çok heyecanlandıran bir şey vardı: Kurgu. Filmi özellikle beklemiyordum çünkü ne yönetmenin önceki işleri ne de korku türü genel olarak sevdiğim alanlar arasındaydı. Ancak fragmanı gördüğüm zaman kullanılan kurgu biçimi ilgimi çekti; bu şekilde kurgulandıysa filmi görmeyi çok isterdim gerçekten. Bu durumun sebebi ise korku türündeki filmlerden çok şey alamıyor olmamdı. Yani izleyeceğim film özellikle iyi çekilmiş, iyi kurgulanmış veya iyi bir hikâye anlatmadığı sürece filme dikkatimi veremiyorum. Kuzuların Sessizliği gibi bir film değilse türün büyük bir hayranı değilim yani. Bu bilgiler ışığında söylemeliyim ki The Black Phone türün hayranı olmayan birine yeni bir şeyler sunmuyor.

The Black Phone: Zayıf Parçalardan Başarılı Bütüne Giden Bir Yapım

Fragmanda gösterilen kurguya dönmek istiyorum; filmdeki kurgu ile ne yazık ki aynı değiller. Filmin kurgusunda özel herhangi bir şey yok. Anlattığı hikâyeye yeteri kadar hizmet etmeyi başarıyor. Göze batan bir problemi de yok. Hatta az sayıda da olsa, jump scare sahnelerini iyi saklayıp etkili bir biçimde sunuyor. Korku türündeki iyi bir filmden bekleneni tam olarak veriyor yani fakat yeni veya heyecan veren bir durum yok.

the black phone incelemesi siyah telefon yorum

Çok benzer bir durumu ses tasarımı için de gözlemledim. Göze batacak kadar büyük bir eksikliği yok fakat bir korku filminden bekleyeceğinizin ötesinde bir şey de vermiyor. Seyirciyi germesi ve özellikle aniden dürtmesi gereken yerlerde tam olarak onu yapıyor. Teknik olarak yeterli ve yerinde kullanılmış.

Aynı meseleyi oyunculuklar için de söyleyeceğim. Anlattıkları hikâye için yeteri kadar iyiler ancak maalesef özel bir şey yok. Bu konu biraz hayal kırıklığı yarattı bende. Çünkü filmin reklam sürecinde ve daha sonraki günlerde gelen ilk eleştirmen yorumlarında çokça övgü vardı. Filmde katil rolünü oynayan Ethan Hawke ve başroldeki iki çocuk karakteri oynayan Mason Thames ile Madeleine McGraw’un çok iyi performanslar sergiledikleri her yerde konuşuluyordu. Bu sebeple de fragmandaki kurguya benzer bir beklenti yaratmıştı bende.

Oyunculuklar konusunda bir karara varmak için hikâyeye ve olay örgüsüne bakmamız gerekecek. Çünkü filmin her parçası için geçerli olduğunu düşündüğüm bu “teknik olarak yeterli ama özel olmaktan uzak” durumunu hikâye için düşünmüyorum.

The Black Phone: İstismarcı Ebeveynlerle Büyümek

The Black Phone filminin konusundan bahsederken süprizbozanlara (spoiler) yer vermeyeceğim. Zaten böyle bir hikâyenin neden önemli olabileceğini, bir yönetmenin ve bir yazarın bunu neden anlatmak isteyeceğini konuşmak için gerekli de değiller. Filmin ana temalarından biri olan ve olay örgüsünün de büyük bir kısmını oluşturan şeylerden biri istismarcı ebeveynlerin olduğu bir evde büyümek.

Amerikan banliyölerinde geçen film korkunç olmaya başlamak için hiç acele etmeden karakterleri ve içinde bulundukları durumları yavaş yavaş işliyor. İçinde barındırdığı temaları başka bir şeye hizmet etmeleri için harcamadan sindirerek anlatıyor. Öyle ki ekran süresi bakımından başka odaklara pek vakit ayrılmamış bile. Filmin kapağındaki maskeli katil de buna dahil. Ancak bu tercihler ne anlattığını bilen bir film tarafından yapıldığında hikâyenin bütünlüğü adına başarılı bir karışım ortaya çıkıyor.

siyah telefon yorum

Yapımın tanıtımlarında da yer bulan oda sahneleri filmin ikinci perdesinden itibaren başlıyor ve bu önceden bahsettiğim istismarlı aile bağlamı oturduktan sonrasına denk geliyor. Bunun önemli olduğunu düşündüm çünkü hikâyenin korku kısmını izlerken arka planda düşünebileceğimiz bir tema olması rastgele olagelmiş değil. “Kapıcı” sıfatı ile bilinen katilin sahnedeki duruşu, konuşma biçimi ve kullandığı kelimeler ilk perdedeki bağlam ile birlikte anlam kazanıyor çünkü.

Temalarla Parlayan Bir Film

Senaryonun aynı isimdeki Joe Hill öyküsünden uyarlandığını hatırlatalım. Orijinal metinde karakterlerin düşüncelerini okuyabiliyor olmak ve bazı detayları görebilmek anlatıyı kesinlikle güçlendiriyor. Örneğin “Kapıcı” kaçırdığı çocukların yemeyi ve içmeyi sevdikleri şeyleri biliyor ve bunu da onları istismar etmek için kullanmaktan çekinmiyor. Bu tür detaylar metindeki temaları oldukça etkileyici şekillerde işliyor. Yine de bu filmin oldukça yetkin bir uyarlama olduğunu düşünüyorum. Özellikle temaları çok etkili bir biçimde aktarabildiğine inanıyorum.

Gerekli yapıları kurduktan sonra hikâyeyi olay örgüsü üzerinden değil temalar üzerinden işlemesini çok beğendim. Üzerine düşünebileceğiniz – ve düşünmek de isteyeceğiniz – bir durum sunduktan sonra bir de bunu yapabilmeniz için gerekli alanı sağlıyor. Bununla da kalmayıp sağladığı alanın gergin, kirli, rahatsız ve güvensiz olmasına da emin oluyor. Filmdeki diğer tüm elementler de – dekor, ışıklandırma ve oyunculuklar – anlatıya hizmet ediyor.

the black phone ethan hawke

Günün sonunda ne olduğunu bilen, derli toplu ve parçası olduğu türden beklenenleri karşılayan bir film izleyicileri bekliyor. Ayrı ayrı değerlendirildiğinde özel olmayan parçalar, birleşince daha büyük daha anlamlı bir bütüne dönüşüyor. Anlatmak istediği bir hikâyesi olup onu da anlatabilen filmler izlemeye her zaman açığız. Korku türünün hayranı iseniz kesinlikle kaçırmamalısınız.

The Black Phone filmi hakkındaki yorum ve eleştirilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Nazmi Uçar

Mardin’in bir köyünde doğup büyüdüm. Yapacak çok şey bulamayınca film izledim, oyun oynadım ve kitap okudum. Biraz fazla film izledim. İzlediğim bazı filmler güzeldi, ben de neden güzel olduklarını merak ettim ve Sinema diye bir şey olduğunu öğrendim. Şu aralar İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünde bazı kitapların neden güzel olduğuna bakıyorum. Güzel şeyler görüp üzerine yazmayı seviyorum.

özgür tacer bilimkurgu söyleşi

Özgür Tacer ile Bilimkurgu Edebiyatı ve TBD Yarışmaları Üzerine Söyleşi

Back to the Future’ın VHS Kaseti Açık Artırmada Rekor Fiyata Satıldı