in ,

The Boys 3. Sezon İncelemesi: Şimdilik Çok İyi Ama Daha İyi Olmak Zorunda

The Boys 3. sezon incelemesi sizlerle. Amazon Prime’ın popüler yapımı vadettiği beklentiyi karşılayabildi mi?

The Boys 3. Sezon İncelemesi

The Boys 3. sezon incelemesi yayında. Finalini geçen haftalarda yapan “farklı” süper kahraman dizisini sevenler yeni bir bekleme sürecine girdi. 4. sezon ve yeni spin-off dizisi GEN V ufukta göründü bile. Peki, yayınlanan bu son sezonu nasıldı? Dizinin geleceğinde neler olmalı?

The Boys 3. Sezon: Kapalı Bir Kutu

Öncelikle 3. sezonun yarattığı tek hayal kırıklığı ile başlayalım: 2. sezonun sonuyla bu sezonun sonunu karşılaştırdığımda hiçbir fark yok. Kafa patlatan Victoria Neuman, akıl oyunlarıyla yeni ve çok daha güçlü bir pozisyona yükseldi. Homelander ise her zamankinden daha tahmin edilemez bir hâlde karakterlerimizi tehdit ediyor. Böyle düşününce sezonu kendi kuyruğunu ısıran bir yılan olarak alıyorum ama dizinin geleceği hakkındaki beklentilerim yüzünden sert eleştirmeye yanaşamıyorum. İsterseniz önce sezonun sunduklarını sonra gelecekten beklentileri konuşalım.

Soldier Boy: Bu Kadar Yakışır!

the boys 3. sezon soldier boy

Soldier Boy ilk sezonda taşlar yerine oturduğundan beri bu diziye gelen en güzel eklenti diyebilirim. Jensen Ackles 15 yıl Dean Winchester olduktan sonra çok farklı bir karaktere geçip olağanüstü bir performans sergilemiş. Rapture söyleyişini hâlâ neredeyse her gün dinliyorum. Kendisini sezon finaliyle son kez gördüğümüze asla inanmıyorum; yeni sezonda çok bekletmeden tekrar boy göstereceğine (hehe, Soldier “Boy” ya hani) umudum tam. Aklınıza karpuz kabuğu düştüyse hemen buyurun:

Sezonun en güzel yeri de yine Soldier Boy’un başrolünde olduğu Herogasm dövüşü. Herogasm’ın kendisinden bahsetmeyeceğim; sadece ihtimalleri düşününce çok muhafazakâr kalmış diyorum. (Çizgi romanda Herogasm’ın Soldier Boy ile Homelander ilişkisini barındırdığını dipnot olarak geçeyim.) En son 2012’de falan iyi adam kötü adama vurduğunda sevinmiştim sanırım… Herogasm dövüşünde Soldier Boy, bütün karakteri tanrı kompleksiyle aşağılık kompleksinin arasında sıkışıp kalmış Homelander’a el yumruğunu gösterene kadar. Anthony Starr ve senaristler o kadar başarılı bir karakter yaratmışlar ki; zarar alabileceğini ekranda ilk kez görmek samimi olarak heyecanlandırdı.

Bütün ömrünü Homelander’a ettiği nefret ve kudreti karşısında duyduğu çaresizlikle geçiren Butcher’ın “Oi!” deyişini duymak ise, iyiler kötüleri yendiğinde çığlık atan Marvel hayranlarıyla dalga geçen içimdeki eleştirmenin utançla ellerini yüzüne kapatmasına sebep olan bir tepki yarattı. Şu surata bir bakın lütfen:

butcher gulus the boys

Bütün süper kahraman türü bir kez daha bu kadar dolu bir oyunculuk örneği gösterebilir mi emin değilim. Yumruk yerken hissettiği acıdan bile zevk alan; yıllardır karşı koyamadığı kabadayının karşısına nihayet diklenebilmenin haklı gururunu hissettiren ve hiç abartmadan “Sen bir deliysen biz on deliyiz aslanım,” diyen bu yüz bence dizinin şu ana kadar ulaştığı en üst seviye.

Arkada bıraktığımız sezonun iyi taraflarını övdükten sonra zayıf taraflarına da biraz değineyim: A-Train ve The Deep şu noktada sadece komedi görevi görüyor ve hâlihazırda dizide hiçbir yerleri yok. Çizgilerini bozmadan devam ettikleri takdirde sezonlar ilerledikçe göze batacaklardır. Kimiko’yla Frenchie sezonun genel tonundan ayrı bir ark geçirdiler fakat bir şey diyemiyorum; şirinler ve ilgi çekici küçük bir yan hikâye izlettiriyorlar. En azından bende hâlâ kredileri var.

Dizinin geleceğinden ise hiç emin değilim. Çok büyüme imkânı da var; sıradan bir anti-kahraman hikâyesi olarak yoluna devam edip hayal kırıklığına dönüşme olasılığı da. İzninizle açıklayayım:

The Boys 4. Sezon: Ya Çıkacak Ya Düşecek

the boys 3. sezon incelemesi

The Boys çok büyük potansiyele sahip bir dizi. 2019’da, Süper-Kahraman Yorgunluğu birkaç sinema püristi eleştirmenin kullandığı bir terim olmaktan çıkıp her ay yeni bir devasa kadrolu süper kahraman filminin sinemayı izleyicilerin zoraki alışkanlığıyla kasıp kavurduğu bir dönemde çıkıp türün hem kendisiyle hem de gerçek hayattaki karşılıklarıyla dalga geçmesi gerçekten yeni bir nefes olmuştu. Bugün ise birer parodi olarak başlayan her karakter kendi soluğunu buldu ve en azından benim için uzun sürenin ardından ilk kez bir süper kahraman dizisinde insanların başlarına ne geleceğini merak etmemi sağladı.

Dizinin büyük potansiyelini bir başka parodi olarak başlayıp şaheser olarak biten yapımla örneklendirmek istiyorum: The Sopranos. İlk sezonlarında son 30 yılda sinemayı kasıp kavuran mafya filmlerindeki karakterlerin birer parodisini barındırıyordu ve 60 dakikalık bir komedi dizisiydi. Sezonlar ilerleyip karikatür olarak başlayan karakterler boyunlarından büyük işlerle uğraştıkça; asla, hiç kimseyi ödüllendirmeyen suç dünyası üzerine bir belgesel; 90’ların sonlarında ancak tam hâline kavuşmuş Lacan’cı psiko-analiz üzerine bir örnek çalışma olarak bitti.

amazon prime the boys'un 3. sezon değerlendirmesi

The Boys bunu 2020’lerde yapacak potansiyele sahip! Hepsinin diğer şirketlerde bir karşılığı olan süper kahramanları bugün kendi özel karakterlerine sahip… Açgözlülüğüyle dalga geçtiği dev şirketler bugün yeni çıkartacakları ikinci sınıf dizilerin yirmisini birden duyuruyorThe Boys doğru anda doğru yerde bir parodi olarak başladı: Bugün de ciddi bir eser olmak için doğru an ve doğru yerde.

Televizyon Dünyasının En Büyük Kötüsü Olarak Kurumsal Hırs

Diziyi izleyen herkesin fark ettiğinden eminim: Homelander hiç de güçlü bir insan değil. Yalnız kalma korkusu ve kendine güvensizliği vermesi gereken her kararda gözler önüne seriliyor. Böyleyken, Homelander’ın bu dizinin gerçek kötüsü olmadığını söylemem garibinize gitmeyecektir. The Boys’un gerçek kötüsü, 3 sezondur ilmek ilmek işlendi: Bebeklere sonuçları bilinmez ilaçlar enjekte eden, küçük bir çocuğu bir odada hapis yaşatan, milyarlar kazanacakları filmlere konu çıkması için teröristlere el altından “silah” satan kurumsal hırs bu dizinin esas kötüsü.

Benim önümüzdeki sezonlardan en büyük beklentim, hem de aslında dördüncü sezonun ilk bölümlerinden itibaren, Homelander’ın Vought’u hiç de ele geçirmediğini fark etmesi. Yeni sezonda Stan Edgar, hatta daha da iyisi hiç bilmediğimiz yeni kodaman beyaz yakalılar ortaya çıkıp Homelander’a ne yaparsa yapsın perdenin arkasındaki el tarafından oynatıldığını öğretmesi lazım. İşte bu noktada, son dönem vahşi kapitalizminin gerçek düşman olduğu bir Amazon dizisi; post-ironinin evrensel yaşam tarzı olduğu 21. yüzyılda yaratılabilecek en güzel eser olacak.

the boys 3. sezon eleştirisi

Nasıl olduğu önemli değil; belki Boys, Homelander’ı öldürür ve bu esas düşman onun cesedi üzerinde baş gösterir ya da önceki paragrafta anlattığım gibi Homelander ilahi güçleriyle karşısında çaresiz kalır. Her ne olursa olsun, The Boys gerçek kötüsünü bir başını kessen yerine terfi alacak bir ordudan oluşan tamamen süper güçsüz insanlardan ibaret ve tek emeli çeyreklik ciro hedefini yakalamak olan kurumsal canavar olarak tanıtmak zorunda. Tanıtmazsa, her sezon bizim ekibin farklı taktikler ve yeni partnerlerle Homelander’ı yenmeye çalıştığı bir formülle devam ederse; parodisini yaptığı eserlerden hiçbir farkı kalmayacak.

Sizin The Boys 3. sezon hakkında düşünceleriniz neler? Yeni sezondan ne bekliyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum‘da paylaşabilirsiniz.

Mehmet Çakıcı

1999'da Balıkesir'de doğdu. Küçük yaştan beri fantastik edebiyata ilgi duydu, büyüdükçe diğer edebiyatlara da yaklaştı. Şu sıralar İstanbul Üniversitesi'nde bu ilginin üstüne iyice düşüyor. Uzun bir süre araknofobinin nasıl yazıldığını öğrenemedi.

1 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for AlperC AlperC dedi ki:

    The Boys’un ilk sezonu hariç çok farklı ve orijinal bir tarafının olduğunu düşünmüyorum.

    Hele 2. Sezon sinemada milyon kez işlenen " iyi insanlar nazileri dövüyor"un “iyi süper kahramanlar süper kötü nazileri tokatlıyor” versiyonu değil mi?

    The Boys ilk sezonundan sonra tamamen eleştirdiği yapımlardan oldu. Zamanla unutulur gider asla efsane olamaz.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Ketebe Minyatür Dizisi Kitapları

Ketebe Yayınları Usta Yazarların Küçürek Metinlerini Minyatür Dizisi’nde Bir Araya Getiriyor

ilhan irem ölüm haberi

Usta Müzisyen İlhan İrem Yaşama Veda Etti