The Cabin in the Woods: Şaşırtıcı, Korkunç, İronik

2012’nin korkuseverler tarafından uzun süre konuşulacak bir filmini, "The Cabin in the Woods"u inceledik.

Dehşet kapanındakilere selam..

The Cabin in the Woods, şu dört aylık süre içerisinde 2012’nin en şaşırtıcı filmi oldu. Gerek kendi içindeki twistleri, gerek filmin genel beklentinin çok ötesinde bir hikaye örgüsüne sahip olması gerçekten takdir edilesi bir başarı. Tüm içeriğine ve kendisine de neredeyse ironik bir bakışla yaklaşması, filme bir korku ürünü olmasının yanında güldürü unsuru da katıyor.

Başlangıçtan filmin ikinci yarısına kadar, bir Slasher filminden bekleyebileceğiniz her şeyi sunuyor size film. Beş genç haftasonu tatili için kırlarda bir kamp planlarlar. Bunun için gençlerden birinin kuzeninin yeni aldığı evi tercih ederler. Bu kısma ilerlerken, hikaye neredeyse hiçbir ilgi çekicilik sunmadan, tüm klişeleri ve anlamsız karakter tanıtımlarını kullanarak ilerliyor. Filme ilgi çekicilik katan tek öge, Scooby Doo Shaggy’sinin ahlaksız bir versiyonu olan Marty karakteri. Neredeyse en baştan, aslında o kadar da ciddi bir şey izlemediğinizi size hissetirmek üzere yaratılmış bir karakter bu.

Soldan sağa: Curt (Chris Hemsworth), Holden (Jesse Williams), Jules (Anna Hutchison), Marty (Fran Kranz) and Dana (Kristen Connolly) in THE CABIN IN THE WOODS.

Baştan söylemeyelim ki filmden beklediğim tek şey, renkli görüntüler eşliğinde öldürülen gençlerin acı çığlıklarıydı. Ne bir hikaye derinliği ne de farklı bir kurgu bekliyordum. Ancak barikata çarpan kuş ve sonrasında pompacı ile reji ekibinin konuşmaları filmin geneli hakkında büyük spoiler veriyordu. Pek çok kişiden duyduğum şikayetlerin temelinde de bu yatıyordu zaten. Gerek fragman gerekse hikayedeki bu ufak tefek detaylar, daha sonra olacaklara dair büyük gizemleri açığa vuruyordu. TV kültüründen gelen yönetmen Drew Goddard’ın (Angel ve Buffy serilerinden tanıyoruz kendisini) ve yine TV kültürüne aşina artık usta olarak anılabilecek senarist Joss Wheadon’ın (Toy Story, Firefly, Serenity, Angel, Avengers) bunda etkisi büyük elbette. Anladığım kadarıyla, insanların filme önyargılı bakmamalarını sağlamak için böyle bir kurgu yöntemi tercih edilmiş. Ancak bu da filmin eksik yanı olmuş.

Karakterlerin bir bir öldükleri kısımlar geldikçe, olaylar daha da açığa çıkmaya ve her şey daha da hızlı gelişmeye başlıyor. Bu tempo çok iyi tutturulmuş, ne olduğunu anlamadığımız basit bir giriş sahnesinden sonra, filmin climax’i herkesin öldüğü sahneler (mi acaba?) ve ardından gelen yavaşlama anı. Bakire’nin acı çektiği ve kırmızı telefonun çaldığı kısma kadar “eh bu kadarmış demek, fena değildi” düşüncesi dolanıyor zihninizde. Ancak kafanızda tam olarak oturmayan, biliçaltınızda yanlış olduğunu hissettiğiniz bir şeyler var. Bir çok korku filmi klişesi o zamana kadar kullanılmıştı. Topraktan önce elleri fırlayan yamuk kadrajdaki zombiler, sevişirken ölen kız bir şeylerin yanlış gittiğini fark eden yalnız çocuk. Bu kadar klişe bir hikaye bu kadar klişe sonlanamazdı ve bum! Senaryo muhteşem bir dönüşle, dehşet türü hayranlarının ağzından sular akarak ve kahkahalarla izleyecekleri bir hale dönüşmüştü!

Aslında Küp (1997) serisine de gönderme içeren bu kısımlardan sonra gelecek olan “korku filmleri all star” müsabakası filmin başından spoil edilmişti. Dikkatli gözlerden kaçmayacak bir şeydi bu. Çalışanlar bahis oynarken arka plandaki beyaz tahtada görünen isimler, bir fikir veriyordu. Bu isimler ve gönderme yaptıkları filmler derlediğim kadarıyla şunlar;

Mumya (Mummy) – The Mummy ve diğer mumya filmleri

Kurtadam (Werewolf) – Werewolf ve kurtadam filmleri

Reptilicus – Reptilicus (1961)

İkizler (Twins) – The Shining (1980)

Kızgın Tacizci Ağaç (Angry Molesting Tree) – The Evil Dead (1981)

Tekrar Canlandırılmış (Re-Animated) – Re-Animator (1985)

Fornicus – Hellraiser (1987)

Deadites (Bir tür zombi) – Army of Darkness (1992)

Samara – The Ring (1998)

Boomer (Bir tür zombi) – Left 4 Dead (VG)

Bunlar dışında, cadılar, dev yılanlar, Unicorn, korkuluk, palyaçolar, icra memuru kılıklı tipler (kim olduklarını gerçekten çıkaramadım), deniz adamları ve son olarak… Tanrı’nın eli! Hayır Maradona değil.

Kısacası Dehşet Kapanı, 2012’nin korku severler tarafından uzun süre kahkahalarla anılacak bir şaşırtmacası oldu! Mutlaka izlemeli.

Neden İzlemeliyiz?

– Slasher filmlere merakınız varsa başarılı bir örneğini görmek için

– Marty karakterini tanımak için

– Diğer bir sürü filme yapılan göndermelerin tadını alabilmek için

– Şiddet ve eğlence dolu ikinci yarıyı kaçırmamak için

  • 14
    Shares




The Cabin in the Woods: Şaşırtıcı, Korkunç, İronik

2012’nin korkuseverler tarafından uzun süre konuşulacak bir filmini, “The Cabin in the Woods”u inceledik.

  • 14
    Shares

 

 

Başa dönün
Daha fazla İnceleme, Sinema
Kurma Kız | İnceleme

Batmakta olan bir dünyada, batmakta olan bir krallığın direniş öyküsü…

Kapat