The Dark Crystal: Age of Resistance – Kuklaların Epik Macerasına Hazır Olun!

Sinema tarihinde ilkleri başaran kukla filmi The Dark Crystal, 37 yıl sonra Netflix'e gelen öncül dizisi The Dark Crystal: Age of Resistance ile işi farklı bir boyuta taşıyor.

Klasikleşmiş yapımların yıllar sonra gelen devamları merakla karışık bir tedirginliğe düşürüyor. İşte, Netflix ve Henson Company ortaklığıyla hayata geçirilmiş The Dark Crystal: Age of Resistance (Siyah Kristal: Direniş Çağı) dizisi de yakın zamanda o tedirginliklerden birini yaşattı. Çünkü duyurulan dizi 1982 tarihli klasikleşmiş kukla filmi The Dark Crystal’in öncesini anlatıyordu.

Film, Muppet Show ve Susam Sokağı gibi kukla şovlarının yaratıcısı Jim Henson’ın tutku projesiydi. Henson, Grimm Masalları’nın karanlık köklerine dönerken Yüzüklerin Efendisi epikliğinde bir fantezi hedeflemişti.

Filmin tamamen kuklalardan oluşması ise sinema tarihinde bir ilkti. Çekime özel setler, hikâyenin ruhunu yansıtan bir dünya tasarlanmıştı. Üstelik tüm bunlar 1970-80’li yılların teknik imkânlarını zorlayarak gerçekleştirmişti. The Dark Crystal, hem içerik hem de teknik olarak günümüz için bile deneysel ve riskliydi. 37 yıl sonra duyurulan Age of Resistance, işte o özel filmin öncesini anlatacaktı.

Güven Veren İsimler ile Ne Yapacağı Kestirilemeyen İsimler Yan Yana

The Dark Crystal: Age of Resistance

Henson Company 50 yıldır kuklacılıkla uğraşmakta ve bu alanda akla gelen ilk isim. İşinin ehli kuklacıları ve tasarımcıları bünyesinde barındırıyor. Başkan koltuğunda Henson’ın kızı Lisa Henson bulunuyor.

Dizi vesilesiyle eski dostlar da projeye geri döndü. Klasik filmin sanatsal tasarımlarını yapan Brain Froud ile kuklacı ekibin başında yer almış Wendy (Midener) Froud da projeye dahil edildi. Hatta çiftin oğulları Toby Froud bile ekipteydi.

Günümüzün üretim imkânlarını ve bilgisayar destekli tekniklerin katkısını da unutmamak gerekiyordu. Yapım süreci eskiye oranla daha da hızlanacak (filmin ön hazırlığı yıllar almıştı), Thra’nın büyülü dünyası daha da görkemli yansıtılacaktı.

Seslendirme ekibi küçük bir yıldızlar geçidiydi. Ana seslendirme kadrosunda Simon Pegg, Anya Taylor-Joy, Jason Isaacs, Lena Headey, Mark Hamill, Taron Egerton, Keegan-Micheal Key gibi isimler yer almaktaydı. Ufak rolleri bile Alicia Vikander, Toby Jones, Helena Bonham Carter ve Sigourney Weaver gibi aşina olunan isimler seslendirmekteydi.

Teknik ve sanatsal konularda endişelenmeyi gerektirecek herhangi bir durum yoktu.

Ancak senaryo ekibinin çekirdek kadrosundaki Jeffrey Addiss ve Will Matthews televizyon alanında deneyimsiz isimler ve bu dizi ilk projeleri. Yönetmen Louis Leterrier kariyerini aksiyon sineması üzerine yapmıştı; kuklalarla çalışmamıştı, dizi tecrübesi tek yapımla sınırlıydı.

Ekibin omuzlarındaki yük ağırdı. Filmi özel kılan şeylerin dizide de muhafaza edilmesi gerekiyordu. Ayrıca ortaya konacak işin yetişkinlerde ilgi uyandırmayacak derecede basit ve naif, çocukları soğutacak kadar karmaşık ve ürkütücü olmaması gerekiyordu.

Tedirgin bekleyiş nihayet 30 Ağustos 2019’da bekleyiş sona erdi.

The Dark Crystal: Age of Resistance ile 37 Yıl Sonra, Tekrar Thra’da…

The Dark Crystal: Age of Resistance

Thra. Her şeye can veren Hakikat Kristali. Kristalin sadık hizmetkârı Aughra Ana… Kristal Thra’daki var oşulu sağlar. Aughra Ana’ysa Thra’nın Şarkısı’na kulak vererek Thra’nın evlatlarına yol göstermiştir. Kristal’e ve Aughra’ya en yakın halksa Gelflinglerdir. Yedi klandan oluşan Gelflingler, yedi bölgeye dağılmış, Moudra unvanıyla anılan kadın Gelflinglerce yönetilmektedirler.

Thra’daki en gizemli halklarsa Thra’lı olmayan Skeksisler ve Mistikler’dir. Skeksisler, bilgi ve tecrübeleriyle Aughra’yı Kristal’den uzaklaştırıp Thra’ya hâkim olmuştur. Mistikler, gizemli ve anlaşılması güç münzevi bilgeler olarak kendi kabuklarına çekilmiştir.

Skeksisler, Gelflinler arasında ölümsüz ve iyicil Kristal Efendileri olarak bilinirler. İşin aslıysa çok farklıdır. Skeksisler, dünyevi zevklere ve ölümsüzlüğe takıntılı, bencil ve sinsi varlıklardır. Gücün ve zevkin her türlüsü için yapmayacakları şey yoktur. Kristal’i ömürlerine ömür katmak için kullanmaktadırlar. Ancak bu eylemleri Kristal’i tüketir. Üstelik Thra’nın dengesini de bozmuşlardır; Karanlık Enerji yavaş yavaş her yeri sarmaktadır. Skeksisler, kendi yarattıkları sorunlara çıkarlarına ters düşmeyecek çareler ararlar. Karanlık Enerji’yi önemsemezler. Asıl dertleri ömürlerine ömür katacak kaynağı bulmaktır. Bu niyet onları daha uğursuz çözümlere ulaştırır.

Gelfling klanları ise bu uğursuz plandan habersiz, Kristal’in Ebedi Muhafızları bildikleri Skeksisler’e hürmet etmeyi sürdürürler. Skeksis çıkarlarını gözeten politikalar yüzünden Thra’nın mistik öğretilerinin hikmetini unutmuşlardır. Geleneksel yaşamlarını muhafaza ederken içten içe bozulmaya uğramışlardır. Yaşam tarzları sınıfsal ayrılıklara, bir tür kast sistemine dönüşmüştür. Klanlar arasında çıkan husumetler ve birbirlerini belli kalıplara sokarak değerlendirme huyu Gelfling klanlarının arasını açmıştır.

Skeksislerin sinsi kötücüllükleri karşısında Thra’dakilerin gözünü açabilecek bir avuç kişi vardır: Skeksislerin kötücül deneylerine şahit olmuş, gerçeği yaymasın diye hastalıktan delirmiş yaftası yemiş, kaçak muhafız, Stonewoodlu Rian. Merakı ve öğrenme arzusuyla üstü kapatılmış gerçeklerin peşine düşmüş, bilge ve asi prenses, Vaaplı Brea. Yeryüzündekileri Karanlık hakkında uyarması için Ulu Ağaç tarafınca seçilmiş, vefalı ve gözü pek, Grottanlı Deet. Kristal’in çağrısıyla astral seyahatten dönen, Kristal’in asıl muhafızı, Aughra Ana.

GÖZ ATIN  Stephen King'in "Oyun"u Netflix Tarafından Televizyona Uyarlanıyor

Her kahraman kendi yolculuğuna çıkmıştır, farklı maskeler takan kötülükle mücadele için.

Selefi Gibi, Yeni ve Yenilikçi

Film ile dizi arasındaki ilişkiyi tohum ile filize benzetmek yanlış olmaz. Aralarındaki farkıysa birinin film diğerininse dizi olmasından kaynaklanan ayrıntı ve işleniş yoğunluğu oluşturuyor.

Örneğin, filmdeki kahraman yapısı, maceraya atılmak için gereken tüm niteliklere sahip “seçilmiş kişi” kalıbındaydı. Dizideyse kahraman ve maceraya çıkış kalıplarında çeşitlilik mevcut. Deet ve Rian, korkunç gerçeği öğrenir öğrenmez hakikati anlatmaya çalışan. Brea, merakı sayesinde kalıpların dışına çıkan ve unutulmuş/gizlenmiş gerçeğin peşine düşen. Aughra, iyi niyetle yoldan sapıp hikmetini unuttuğu köklere ve yöntemlerine geri dönmeye çalışan.

Tolkien mi? Martin mi? Yoksa öz be öz Henson mı?

The Dark Crystal: Age of Resistance

Diziyi tanımlarken kullanılan “Lord of the Rings ile Game of Thrones’un harika bileşimi” benzetmesi, farkında olunmadan, dizinin özde klasik işlenişte modern dokusunu vurgulamış. Tabii bu benzetme sebebiyle akla hemen, “Klasik formüllere yaslanılmış,” veya, “Popüler ne varsa o kopyalanmış,” türünden “haddinden fazla esinlenme” imaları gelmesin. Kastedilen şey, dizinin de ilgili eserleri besleyen kökenlerden besleniyor olmasıyla alakalı.

LoTR gibi klasik mitlerden ilham alınmış; o mitselliğe özgü büyülü bir dünya, epik bir macera ve iyi ile kötü mücadelesi vesilesiyle hikmeti sorgulanacak içeriklere sahip.

GoT gibi amaçlar ve araçlar kapsamında ilişkiler ve karakter çatışmaları öne çıkartılmış; olay örgüsü, karakter gelişimi, dramatizasyon vs. ona göre şekillenmiş. Elbette bu şekillenme, iyi ile kötü arasındaki çizginin bulanıklaşmasına fırsat vermeden yapılmış. Bazı karakterler gri alanlara yaklaşır gibi olsalar da günün sonunda kimin kim olduğu açık.

Bu iki köken, orijinal filmin miras bıraktığı temalarla harmanlanmış. O temalarsa, özetle, zıt/farklı kutupların çatışmasıyla yaşanan dengesizlik ve işbirliğine gitmeleri suretiyle sağlanan denge üzerineydi. Film, tüm gücüyle yok oluştan kaçanlar (Skeksisler) ile yok oluşu bekleyerek ömür tüketenler (Mistikler) arasında, farklılıkları sayesinde güçlüklerle baş edebilen Gelflingler’in serüveniydi. Dizide aynı temeller korunmuş. Elbette günümüz şartlarına uyarınca bol bol güncellenmiş, dizi olmanın avantajlarından sonuna kadar faydalanılmış.

Ders Niteliğinde Bir İş

The Dark Crystal: Age of Resistance Kaliteli Fantezi 101 ve Kurmaca Evrenlerini Genişletme 101 dersi gibi.

Her karaktere gerektiği kadar ekran süresi tanınmış. Her karakter -varsa- kişisel gelişimi, olay örgüsüne ve alt metne katkısı kadarınca yer kaplıyor.

Dizideki iyi ve kötü ayrımı, hem net hem derin. FRP (fantastik rol yapma oyunu) dünyasına aşina izleyicilere yabancı gelmeyecek türden bir çeşitliliğe sahip. FRP’de yönelim (alignment) olarak anılan ve kuralcı iyiden (lawful good) başlayıp kaotik kötüye (chaotic evil) kadar çeşitlenen ahlaki tercihler mevcut. Karakterleri ve eylemlerini anlamak, temsil ettikleri ahlaki tarafa sebebiyle çok kolay. Yani, şıp deyince tanınan klasik karakter tipleri var. Katıksız iyi, yanlış yoldaki iyicil, korkuları yüzünden kötülüğe meyleden, amacı doğrultusunda tarafsız, vs. gibi.

Thra’nın ekosisteminden mistik yapısına, tarihçesinden toplumsal yapısına, olay örgüsünden karakter gelişimine, hemen hemen her şey, ortak bir devinimin parçası. “Burada dram verelim, seyirci duygulansın.” veya “Şurada mesaj verelim, toplumsal duyarlılığı es geçmeyelim.” hissiyatı uyandıran yapaylıklar söz konusu değil. Dizideki tüm kişisel ve genel hikâyeler, dizinin sonunda altı kalınca çizilen ana söylemlerin alt yapısına hizmet ediyor.

Kıymetini Yitirmeyen Mesajın Kapsamını Hatırlatmak

Bu altı doluluk, varlığını “gerçek”, “gerçeklik” ve “hata” kelimelerine borçlu. Onları hikâyeye katanlarsa karakterler.

Karakterlerin, herkesi etkileyen gerçeğe mi yoksa kişisel olarak benimsenen/inanılan gerçekliğe mi itibar edileceği, hikâyedeki tüm çatışmaların belkemiğini oluşturuyor. Karakterlerin tercihleri “hata” mefhumuna göre olumlu veya olumsuz sonuçlar yaratıyor. Tercihler, hata yapmak veya yapmamak; hata yapıldığını anlamak, anlamamak veya anlamamazdan gelmek; hatadan dönmek veya hatayı sürdürmek diye dallanıyor. Bu, iyi ile kötü arasındaki sınırları belirsizleştirmiyor. Daha ziyade, ayakları yere basan dramalara, anlaşılır motivasyonlara,  gerektiğince karmaşıklaşan karakterizasyonlara ve karakter çatışmalarına zemin hazırlamış.

GÖZ ATIN  Shirley Jackson Klasiği "Tepedeki Ev"in Dizi Uyarlaması Yakında Netflix'te

Dizi, tüm bu etkileşimlerin neticesinde, kavraması kolay, irdeleyip ders çıkarmasıysa pek keyifli bir anlatıma kavuşmuş.

Örneğin, İmparator Skeksis’in ölüme duyduğu korku. Bu yabana atılmayacak, çok anlaşılır bir endişe. Seyirci olarak, o karakterle duygudaşlık kurulamasa da derdini anlamak pek güç değil. Ancak o korkuyla başa çıkma yöntemini ve bedellerini gözetmeksizin güç elde etme hırsını onaylamak da mümkün değil. Diğer Skeksisler’in eylemlerini de hesaba katınca bu sürüngen-kuş melezi yaratıklar aşırılığın vücut bulmuş temsillerine dönüşüyorlar.

Skeksisler, tarih boyunca türlü unvanlarla anılmış, toplumlar üzerinde tesir göstermiş, güç ve iktidar sahibi figürleri temsil edebilecek yorumsal esnekliğe sahipler. Skeksisler’in tutumlarıyla günümüzü kıyasladıkça, dünyayı kasıp kavuran en temel sorunların psişik kökenleri ortaya seriliyor. Diziyi, Skeksisler’in varlığı ve Thra’dakilere etkileri ekseninde irdeleyince, akla bir çırpıda kendi dünyamıza yaşattığımız ekolojik yıkım, ayrımcılık, sınıf sorunu, liderlerden kaynaklı sorunlar, toplumlar arası husumetler, politik veya inançsal çatışmalar vs. geliyor.

Bu denkleme, Skeksisler’e ve tahribatlarına karşı mücadele veren kahramanları ekleyince, dizinin “iyiler nerede hata, nerede doğru yapar” tablosu ortaya çıkıyor.

Örneğin, kahramanların toplumca dışlanma gerekçeleri. Bozulan doğal düzeni korumaya çalışan bilge, uğursuz cadılıkla; korkunç hakikatleri anlatmaya çalışan, canilik, delilik ve hainlikle; gerçeğin ve adaletin peşine düşen, bencil nifak tohumu olmakla; önemli haberler getiren, kıymetsizlikle yaftalanıp dışlanıyor. Bu dışlanmanın sebebiyse, toplumun, görünürde fayda özündeyse zarara yol açan gelenek, tabu ve önyargıyla zehirlenmiş olması. Bunun arkasında da Skeksisler’in yıllar süren propagandaları. Toplumun endişesiyse anlaşılabilir bir korku; huzur ve güven ihsan ettiğine inandıkları düzenin bozulması.

Kahramanların maksadıysa düzen bozmak değil haliyle. Üstelik eskiyi kökünden silip atmak gibi gayeleri de yok. Amaçları, toplumun yüzünü gerçeklere döndürüp, hikmeti unutulmuş değerleri hatırlatmak, faydadan bile uzak eylem ve uygulamalara son vermek. Dizinin kahramanları, toplum iyiliği için didinirken ötekileştirilip dışlanan kesimleri anımsatıyorlar.

Skeksisler ile kahramanlar arasındaki mücadele, ayartıcı yalanlar ile kabul etmesi zor hakikatlerin mücadelesi. Günümüz tartışmalarının özünde ne varsa, bu mücadelenin özünde de onlar var.

Sağlam Köklerin Açtığı Yoldan İçtenlikle Bir Sadakat

Kazıdıkça derinleşen bu yapının müsebbibi The Dark Crystal filmine duyulan derin sadakat. Bu hususta üç şeyden bolca faydalanılmış. İlki, filmde seyircinin hayal gücüne bırakılan ayrıntılar dizide daha da işlevsellik kazanmış. İkincisi, filme kaynaklık eden, ama çok yüzeysel işlenebilmiş masalsal/mitsel kökenlerden ayrıntılı biçimde faydalanılmış. Üçüncüsüyse, filmin can damarı, “Kopan ve ayrılan bir olmalı,” teması üstüne gidilmiş ve tematik olarak hikâyenin her noktasına yedirilmiş.

Filmde sadece bir defa görülen ve açıklaması olmayan “anı paylaşımı”. O büyülü an, iki Gelflingin birbirine güvenmesini ve seyircinin de Gelflinglerin kişisel geçmişleri hakkında bilgi edinmesini sağlamaktan başka bir işleve sahip değildi. O yüzden seyircinin, “Hikâye bu ya…” diyerek, o yaşanılanı sorgulamaması tek çıkar yoldu. Dizideyse Gelflingler’e özel bir yetenek olduğu açıklaması getirilmiş. Thra ile Gelflingler arasındaki bağı gösteren, olay örgüsünde önemli yer tutan ve günümüzün belası post-truth kavramını masaya yatıran yetenek olarak. O yeteneğin hikâye gereği oluşturabileceği mantık hatalarının önüne geçmek için eklenen şeyler bile hikâyeye katkı sağlamış.

Filmdeki rolü, kahramanlara yol göstermekten öteye gidememiş yaşlı bilge, Aughra Ana. Karakter, cinsiyeti kestirilemeyen görünüşü, kaybettiği irfana ulaşabilmek için Bilgelik Ağacı’nın altında gerçekleştirdiği ritüelleri, varoluşa ve yaşama duyduğu hürmete göre kararlar vermesi gibi nitelikleriyle, bilinen ve bilinmeyen dünya arasındaki dengeyi korumaya çabalayan bilge şaman/pagan kahramana dönüşmüş. Aslında “dönüşmekten” ziyade “potansiyelinden sonuna kadar yararlanılmış” demek daha doğru olur. Filmdeki mizacı neyse dizide de o. Ancak filmdekinin aksine, Thra’daki yeri ve önemi her yönüyle vurgulanmış. O vurgular vesilesiyle seyirci de Thra’yı canlı kılan gücü ve varoluş felsefesini yakından tanıma fırsatına erişiyor.

Filmdeki ana kahramanlar, fiziksel engellere veya da yanılgılara karşı mücadele vermekteydiler. O mücadele de birinin tökezlediği yerde ötekisinin yardıma koşmasıyla sürdürülmektedir. Bu etkileşim, tematik olarak, filmin sonunda iyice vurgulanan “zıt kutuplar birlik olmalı ki denge olsun, yaşam sürsün” mesajıyla örtüşüyordu. Dizideki kahramanların aşması gereken engeller arasına kişisel meseleleri de eklenmiş. Kahramanların asıl hedeflerine ulaşabilmeleri için o sorunları da çözmeleri gerekiyor. Asıl sorunları çözmelerini sağlayacak aydınlanmaya o engeli aşınca kavuşuyorlar. O eşiği aşabilmenin şartıysa, zıt, alakasız veya uyuşmaz gelenler arasındaki bağı keşfedebilmeye dayalı. Bu da filmdeki ana temanın dizideki yansımalarından yalnızca biri.

GÖZ ATIN  Stranger Things 3. Sezonuyla Netflix Rekoru Kırdı

Kaçınılmazlaşan Pürüzler

Dizinin kafa karıştıran veya da olmamışlık hissi veren noktaları elbette var. İşin ilginciyse o noktaların varoluş sebeplerinin de dizi iyi yapan sebeplerden türemiş olması.

Aile dramlarından soykırıma kadar pek çok kasvetli konuya temas edilen dizideki fiziksel komedi öğeleri. Kukla sevimliliğine/şapşallığına bel bağlayan bu mizah, dizinin genel havasına pek uymamış. Mizahi anlar hep ciddiyetin had safhada olduğu anlara serpiştirilmiş. Büyük ihtimalle mizahın asıl amacı, alttan alta yükselen kasvetli havayı birazcık bile olsa dağıtabilmek. Ancak işe yaramak dursun, gereği var mıydı, diye düşündürtüyor. Mizah kullanımında tek istisna var, o da seyircinin de kahramanlar gibi neşelenmeye heveslendiği anın bir parçası.

Bir başka sorun da kahramanların rüştlerini ispatlayan durumlarda meydana geliyor. Karakterin problem çözerken aydınlanmasını sağlamak, zihnen ve manen yeterliliğini sınamak için oldukça işlevsel bir yöntem. Ancak bu yöntem, kritik veyahut gizemciliğin önem arz etmediği anlarda zorlama veya da “öyle olması gerektiği için öyle oluyor” hissiyatı yaratan durumlara sebep olabiliyor. Tematik altyapı ve olay örgüsündeki gidişat, o duruma iyi kötü bir açıklama getirilebiliyor. Ancak arayınca bulunacak o açıklamalar bazen yeterli gelmeyebiliyor. Senaryoda parmağı olanlar da bu durumun gayet farkında olsa gerek; Aughra Ana’nın haklı serzenişi, “Bunu söyleyebilirdin!” bunun gayri resmi itirafı gibi.

Bir de filmi bilen izleyiciler için diziyi düşünsel bir paradoksa sokan husus var. Dizideki kahramanlar, yapay tabulara ve onların çizdiği kadere karşı çıkıyorlar; çözümü de doğalı ve doğruyu temsil eden Thra’nın mistik güçlerine kulak vererek buluyorlar. Filmi, yani gelecekte yaşanacakları dikkate almayınca, buradan, tabulara ve onlarla bağlantılı kaderci yaklaşımlara boyun eğmeme mesajı gayet net. Gelecekte yaşanacakları dikkate alınca ise daha esnek kurallara sahip bir kadercilikten yana tavır aldıkları düşünülebilir. Yapay kanunlara karşı doğal kanunlar çekişmesi açısından sorun değil. Ancak olayları “verilen çabaların, yapılan tercihlerin karşılığı” ekseninde değerlendirmeye eğilimli izleyiciler için bu tutarsızlaşma gibi gelebilir.

Dizi, tematik olarak tatmin edici biçimde sonlanırken hikâye bağlamında açık uçlu bitiyor. Dizinin ister istemez bir sezona daha ihtiyacı var. En azından diziyle film arasındaki bağı sağlamlaştırabilmek için. Neyse ki gelen haberler ikinci sezona sıcak bakıldığı yönünde.

Ve Evet, Tüm Bunlar Bir Kukla Gösterisinde

Kuklacılığın gücü, insan olmayanda insaniyeti çağrıştıran şey aramamızdan geliyor. Gerçek olmadığını bas bas bağıran kuklanın küçük bir jestiyle etkileyebilmesinin sırrı bu. Bu meziyet, var olmayan diyarlardan bahsederken aslında insana kendini ve yaşadığı dünyayı resmeden kurmacalarla örtüşüyor da.

Komedi ikonu Muppetlar’ı ve sevimli Susam Sokağı sakinleriyle kuklaları popüler kültüre kazandırmış Jim Henson bu potansiyelin her zaman farkındaydı. Kendisinin de içine sinememiş yönlerine rağmen, Kara Kristal bunun ispatıydı. Henson’ın vizyonunun fazla takipçi olmadı. Düşünsel olgunluktan ziyade, kaba mizah ve şiddet içeren tek tük örnekler çıktı. 2004 tarihli, ip kukla filmi Strings, Henson vizyonuna yakındı.

Yıllar yıllar sonra karşımıza çıkan The Dark Crystal: Age of Resistance, mütevazı haşmetiyle pek çok şey başardı. Henson vizyonunun haklılığını bir kez daha onayladı. Klasik ve modern anlatım tercihlerinin nasıl bir arada kullanılabileceğini gösterdi. Pratik efektler ile bilgisayar destekli dokunuşların etkin biçimde kullanılabildiğini hatırlattı. Hareketli kamera kullanımıyla, kukla yapımlarının sabit kameraya mahkûm olmadığını ilan etti. Altı dolu hikâyecilik esaslarının altını çizdi. Kabullenmekte zorlanılan, ama aynı zamanda muhtaç olunan değerleri, kolaya kaçmadan dillendirdi.

Bu başarıların elbette bir bedeli olacak. The Dark Crystal: Age of Resistance ekibinin ikinci sezonda kendi başarılarını aşması, en azından çıtayı düşürmemeleri gerek. Elbette, yıllar sonra çıtayı yükselterek bir mucize gerçekleştirenler de yine onlar. Bu sorunun cevabı fırsat olursa ikinci sezonda yanıtlanacak.

Peki siz The Dark Crystal: Age of Resistance dizisini izlemiş miydiniz? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizlerle paylaşmayı unutmayın.

* * *

* Efsanelerde Karşımıza Çıkan En Meşhur 8 Cadı

Son Savaş




1986 İstanbul doğumlu. Bilimkurgu, korku ve fantastiği uzun süre televizyondan takip edebilmiştir. Ailesinden habersiz aldığı ucuz VCD oynatıcıyı saklayıp, onlar yokken kullanarak, bu konularda film açıklarını kapatmaya çalışmıştır. Edebiyata sonradan bulaşması; bilgisizliği; bilgisizlik de, "Raftaydı ve ben onu alıp okumadım zamanında." pişmanlıkları getirmiştir. Lem ile Küvette Bulunan Günce'yle tanışması; okumaya yeni başlayan biri için hem talih, hem de talihsizlik olmuştur. Film, kitap, animasyon, çizgi roman olsun; kendi sınırlı bilgisiyle, eserleri iç dinamikleri içinde değerlendirmeye çalışır.

The Dark Crystal: Age of Resistance – Kuklaların Epik Macerasına Hazır Olun! için 3 yorum

  1. Yine Netflix’te yayınlanan, yapım belgeseli Kristalin Çağrısı: Siyah Kristal Direniş Çağı’nın Kamera Arkası’na da bir göz atın. Dizinin yapım süreci anlatılırken hem seri özelinde hem de kuklacılık adına -teknik ve hikâyesel manada- ne gibi bir öneme sahip olduğu da açıklanmış.

    Bir de, Jim Henson’ın kızı ve Henson Company’nin başkanı Lisa Henson’la yapılan 10 dakikalık bir program var:

    How The Dark Crystal Took 30 Years to Prove Muppets Aren’t Just for Kids

    Son olarak, yiğitliğin ve asaletin unvanda değil yürekte olduğunu hatırlatan Podling Hup’ı analım. Gönlüne sığmayan cesaretin, bileğinin hüneriyle haksıza doğru savurduğun kaşığınlan, kahramanımızsın Hup!


  2. Metth dedi ki:
    1. sezonunu merakla bekliyorum. Kesinlikle muazzam bir iş. Ve evet, Hup !

  3. İzlemeye başladığım sırada karakter animasyonlarından çok rahatsız olmuştum ama sonradan farklı tarzda bir şey izlediğim için keyif aldığımı hatırlıyorum. Podlingler çok tatlı, size de hobbitleri anımsatıyorlar mı ?


The Dark Crystal: Age of Resistance – Kuklaların Epik Macerasına Hazır Olun!

Sinema tarihinde ilkleri başaran kukla filmi The Dark Crystal, 37 yıl sonra Netflix’e gelen öncül dizisi The Dark Crystal: Age of Resistance ile işi farklı bir boyuta taşıyor.

Başa dönün