Panik Yok! Tolkien Filmi Kötü Değil, Ama…

Orta Dünya külliyatının temellerini atan ve fantastik kurguda yeni bir dönem açan dilbilimci, yazar ve profesör J.R.R. Tolkien'in hayatını anlatan "Tolkien" filmini inceledik.

Biraz Fazla mı Baskı Kurduk Acaba?

“Eyvah! Fragmanda savaştaki dumanların canavara benzediği göründü, kesin ‘onu görüp Melkor’u yazdı’ gibi gösterecekler…” hatta, “Orklar Türkmüş, Gimli aslında masadaki tuzlukmuş!” Korkmayın korkmayın, öyle ucuz bir filmle karşı karşıya değiliz. Herhalde bir Tolkien filmini öyle çekecek kişiyi Tolkien sevenler topa tutardı.

Para hırsıyla, popülizmle, yeni gelecek Amazon yapımı Yüzüklerin Efendisi dizisinin de berbat edileceği kaygısı mevcutken, bir Tolkien filmi için de kimse ne umutlu ne de heyecanlı, biliyorum. İşin kötüsü, popülist bir Yüzüklerin Efendisi uyarlamasını çok etkileyici bulacak bir kitle de ne yazık ki var. Ama yazarın ve eserlerinin sadık muhafızları için bu mirası korumak bir onur meselesi.

Bu baskı, yapımcıların, yazarların ve yönetmenlerin para hırslarını dizginleyip ortaya iyi bir şey koymaları konusunda bir kanun görevi görüyor ve bu iyi bir şey. Bazen de bazıları kanunla ters düşmemeye çalışırken fazlaca ürkek davranıp ortaya yeni bir şey koymaya çekiniyor. İşte Tolkien filmi böyle bir film. Kötü değil ama bilindik şeylere sunduğu yeni bir yaklaşım da yok.

Spoiler mı? O da nesi? Wikipedia’dan Tolkien sayfasını açın, orada okuyacaklarınızın fazlası filmde yok, endişe etmeyin. Orada burada Tolkien’in gençlik yılları hakkında okuyabileceklerinizi çok iyi bir görsellik içinde görmek isterseniz izleyeceğiniz film budur. Bir yazarın hayal gücünü besleyen şeyler neler olmuştur diye öğrenmek istiyorsanız ve bu yazar da Tolkien olsun istiyorsanız, yine izleyeceğiniz film budur. Kostümler, setler, efektler, hepsi harika bir şekilde dönemi yansıtıyor. İngiliz aristokrasisi, sınıf farklılığı, dönemin okul, aile ve eğitim disiplini, sınavları, çalışma ortamları, hikâye için harika bir arka plan oluşturuyor.

tolkien film 2

Ama Hepsi O Kadar

Onun dışında filmde bir Tolkien ve onun mitoloisi hayranını cezbedecek, ona yeni bir şeyler katacak pek bir şey bulmak olası değil. Filmin Tolkien hakkında hiçbir fikri olmayan birine vereceği pek bir haz da yok. Yani film Tolkien’in hayatını bilenler için olayların geçiştirildiği, bilmeyenler içinse havada kaldığı bir film denilebilir. Çünkü bilenler için de bilindik olayları bir izleme hazzına çevirmiyor. Sadece göstermekle yetiniyor. Bu bilinçli ve bana sorarsanız ürkek bir tercih. Filmin bunlar üzerine bir yorumu, sözü yok. Tolkien’in bir karakterizasyonu yok.

GÖZ ATIN  Tolkien'in Notlarını İçeren Orta Dünya Haritası, Bodleian Kütüphanesi'nin Koleksiyonunda

J.R.R. Tolkien‘in Güney Afrika’da yaşamış oluşu, annesinden dinlediği masallar, okudukları, ailevi durumu, parasızlığı, arkadaşlıkları, okulu, onu nasıl okumaya itmiştir? Gönül ilişkileri, katılmak zorunda kaldığı savaş onu hangi yollara girmeye nasıl mecbur etmiştir, hangi şartlara rağmen çalışmasına devam etmiştir, yani hayal gücü hangi şartlarla bilenmiştir, film bunun hakkında ve Tolkien denince insanların merak ettiği de hep budur zaten. Tolkien’e yaklaşılan açı hep bu olmuştur. “Bilmem nerede bir bina gördü ve çok etkilendi.” Çünkü artık Tolkien yazdıklarından bağımsız düşünülemez bir yazar ve insanların aklına hep aynı soru gelir: Nasıl yazdı?

Tolkien filmi, yazarın yaşamında onu besleyen kaynakları güzelce ortaya koyuyor, bunda hiçbir sıkıntı yok. İş “nasıl yazdı?” kısmına gelince, ona cevap olarak gösterebileceği çok sahnesi yok. Yapay bir dil geliştirmek ve dilin yapısı hakkında iki cümle edilen iki sahne, görüp göreceğimizin tamamı bu. Etrafı, duvarları, defterleri hep hayal gücünün ürünü olan karalamalarla dolu ancak bunlar üzerine bir tartışma bekleyen, bunların derinine inildiğini görmeyi arzu eden beni üzdü film.

Şunu Anlamak Gerek

“Hayatımı yazsam roman olur” sözü aslında doğru değildir. Hayatınızı olduğu gibi satır satır yazsanız ortaya bir roman çıkmaz. Roman hayatı taklit eder ama hayatın aynısı değildir, aynısıyla yansıtması da mümkün değildir. Aralardan seçme-eleme yapmak gerekir. Aynı şekilde bir romanı da satır satır canlandırıp kamerayla kaydettiğinizde ortaya bir film çıkmaz. Çünkü bir film, bir romandan farklı bir taklit biçimidir.

Yani bir yaşam öyküsünü ya da en azından bir kısmını 2 saatlik bir dramaya çevirmek öyle kolay bir iş değil. Uzun yıllara yayılmış “süreçleri” sebep sonuç ilişkisine bağlı olarak gelişen ard arda kısa olaylar dizisi içinde gösterirken olaylardan ve zamandan fedakarlık etmeniz, kesip kırpıp farklı biçimlerde birleştirmeniz gerekir ki o “süreci” bir “olaya” çevirebilin. O yüzden bir filmi, aslında her filmi, ona kaynaklık eden romandan ya da hayat hikâyesinden ayrı, kendi içinde bir bütün olarak ele almak gerekir. Tolkien filmi elindeki malzemeyi, bütününe bakıldığında, izleyende nasıl bir his yaratacak şekilde kullanmış? Cevap vermemiz gereken soru bu.

GÖZ ATIN  Orta Dünya Büyücüleri: Saruman

Tolkien filmi tepkilerden korkan bir filmdi. Pek kimsenin filme inancı yoktu, açıkçası her şeyi berbat edeceğinden endişe ediliyordu. Tolkien ailesinin de filmin arkasında “evet hikâyemiz budur” diyen resmi desteği yoktu. Neredeyse bireysel, şahsına münhasır bir çabaydı. Yönetmen de Tolkien sevenlerin endişesini anlıyor ve zaman zaman çıkıp açıklamalar yaparak potansiyel seyirciyi teskin etmeye çalışıyordu. Bu yüzden denebilir ki film tepki çekmemek için korka korka yapılmış ve olayları romantize ve dramatize etmekten kaçınmış ama bu defa da bütününe bakınca izleyicide duygu yoğunluğu yaratamayan, vurucu olmaktan uzak bir seyirlik ortaya çıkmış.

Tolkien’in yaşadığı dönemde her bir bireyin hayatının üzerine “Dünya Savaşı” adlı bir balta inmiş ve yaşamlar savaştan önce ve savaştan sonra olarak ikiye ayrılmıştır. Filmde savaş var ancak bunun duygusal boyutu filmde hiç yok. İnsanlar hayatta kalmalarının çok küçük bir ihtimal olduğu bir savaşa değil de çok uzun bir yolculuğa gidiyor gibiler. Bunun yaratacağı travmayı ben filmde göremedim. Çünkü:

Olaylara Dışarıdan Bakıyoruz

Tolkien’in savaş sonrası yıllarına, çocuklarıyla ilişkisine, profesörlüğe açılan yoluna ve o yoldaki deneyimlerine, maddi durumundaki değişime çok az süre ayırıyor film. Çocukluğu ve ilk gençlik yılları boyunca maddi zorluklar içinde yaşamış o adama ne oldu? Şimdi nerede? Bu değişim onu nasıl etkiledi, dümenini ne yöne çevirdi? Film başta bunlar hakkındayken sonra bunlar hakkında olmayı bırakıveriyor.

Tolkien ve Edith hayatları boyunca çok defa ayrı düşmek zorunda kalmış iki sevgilidir, bu bilinir. Önce yasal vasileri görüşmelerini yasaklamıştır, sonra okul onları ayırmıştır, sonra da savaş. Peki sonunda bir araya gelebildiklerinde ne olmuştur? Tolkien’in sonradan kendilerine Beren ve Luthien demesine sebep olacak kadar ağır deneyimlediği bu olaylar zincirinin duygusal boyutu nedir, ben filmde bunu görebilmeyi isterdim. Edith’in ormandaki dans sahnesini Tolkien’in hayatını bilenler anlıyor da film içinde bu sahne ne işe yarıyor, Tolkien için ne ifade ediyor, bunu görmüyoruz ki onun duygusu bize geçsin.

GÖZ ATIN  Kibrit Çöpünden Minas Tirith

Bu ilişkiyi, ayrılıkları, kavuşmaları çok daha dramatik ve romantik bir şekilde resmetmek de mümkündü, bu filmdeki gibi düz bir biçimde de. Film cüretkâr davranmayıp suya sabuna dokunmayan, karakterlerinin duygusuna, iç dünyasına inmeyen ikinci yolu seçmiş. Bu bir tercih. Film izleyene olayların duygusunu vermeye çalışmaktan çok, olayları bir belgesel ciddiyetiyle, dışarıdan bir bakışla sunuyor. Tolkien iç dünyasında nasıl birisi olmuş olabilir? Bunun bir tasavvurunu bu filmde göremedik. Film berbat hatalar yapıp Tolkien imgesini yerin dibine sokmuyor, bu yüzden kötü değil. Tersine, yazarın hayatına dair birçok şeyi gayet güzel gösteriyor, tam olarak 10 üzerinden 7’lik ortalama bir film. Ancak Tolkien imgesinin derinine inecek, kafasının içine girecek bir dokunuş da yapmıyor. Bu yüzden, kötü değilse de, ayrıcalıklı bir yere de koyamadım filmi.

Bir daha da kim çıkıp bir Tolkien filmi çeker ve bu defa bir şeyleri farklı yapmayı dener bilemem. Ortada kaç tane Dostoyevski’nin hayatını anlatan film var ki? Neticede bu insanlar yazar, her yıl filmi çekilebilecek Indiana Jones’lar değiller. Yazdıklarıyla var oldular ve dünyayı güzelleştirdiler. Kendi hayat hikâyelerini değil yazdıkları kurmaca hikâyeleri yayınladılar. Belki onlar da kendi hayatlarından kaçmak istiyorlardı. Bazen öyle olur. Her şeyden bunalır ve bir süreliğine uzaklaşmak istersin. Ve Hobbit’in kapağını açarsın.

Şimdilik bu kadar.

Etiketler:  

1990 İstanbul doğumlu tiyatro insanı, yazar ve çizer. Hoşnutsuz kişi. Dedektiflik ve bilimkurgu sever.

Panik Yok! Tolkien Filmi Kötü Değil, Ama… için 1 yorum

  1. subrose dedi ki:

    Filmi izlemedim ama yazıdan anladığım bir filmi film yapan ana mesele yok filmde. Belgesel yapsaymış…koca koca yapım şirketleri, devasa paralar, bir sürü kafasını bu meseleye yatıran, zamanı olan , işi bu olan adamlar bir araya geliyor ortaya bu çıkıyor. Gerçekten anlamıyorum. :rage:


Panik Yok! Tolkien Filmi Kötü Değil, Ama…

Orta Dünya külliyatının temellerini atan ve fantastik kurguda yeni bir dönem açan dilbilimci, yazar ve profesör J.R.R. Tolkien’in hayatını anlatan “Tolkien” filmini inceledik.

 

 

Başa dönün