Toy Story 4 Beyinlerimize Füze Attı (Spoiler’lı İnceleme)

Bizler büyüdük ama o sevdiğimiz oyuncaklar aynı şekilde duruyor. Disney ve Pixar yapımı animasyon filmi Toy Story 4'ü hafif spoiler'lı şekilde inceledik.

Nostaljisi

1995 yılında çıkan ilk Toy Story filmi çok özel bir filmdi ve hepimizi müthiş heyecanlandırmıştı. Disney stüdyolarının Aladdin, Aslan Kral gibi üzerinde çok çalışılmış uzun metraj çizgi filmlerinin yanında film piyasasına PIXAR adlı yeni bir oyuncu çıkmış ve o güne kadar yapılmamış bir şey yapmıştı: Tamamı bilgisayarda modellenmiş ilk uzun metraj animasyon film! James Cameron nasıl 2009 yılında Avatar’ın tamamını 3D yaparak o güne kadar hep filmlerin 3-5 dakikasında kullanılmış zor bir tekniği tüm filme yaymış ve yeni bir standart yaratmışsa, Pixar da 1995 yılında sinemada yeni bir film türünün çağını başlatmıştı. O zamanın ev bilgisayarlarının işlemci gücünü ve bütün bir filmi bilgisayarda modellemenin zorluğunu düşününce insanlarda kafalar yanmıştı haliyle.

O yıllarda böyle bir çocuk filmi gösterime girdiyse hemen farklı tüm kanallardan bir sürü yan ürünü çıkar ve ortalık eserin çıkartma albümleri, boyama, oyun ve hikâye kitaplarıyla dolardı. Türkiye’de şimdiki kadar yaygın olmayan Mc Donald’s yeni çıkan bir çocuk filminin o zamanlar oldukça kaliteli malzemeden üretilmiş harika oyuncaklarını çocuk menüsünün yanında verirdi. Toy Story için de böyle oldu ve film uzun bir süre kendisinden bahsettirmeye devam etti.

İlk filmi sinemada izlemiştim ama ilkinden 4 yıl sonra, 1999 yılında çıkan 2. Filmi ne yazık ki kaçırdım. Ne yalan söyleyeyim, sonra da büyürken bir daha ilgilenmedim. Ne de olsa izleyecek bir sürü yeni şey vardı. Oyuncakları ve kitapları bir kutunun içinde senelerce bekledi.

3. Filmin neden geldiğini pek kimse anlamadı.

Toy Story 4

Yıl 2010’du. 2. Filmin üzerinden tam 11 yıl geçmişti! O yaşlarda benim de gözüm artık Toy Story filan görmüyordu açıkçası. Ama izleyenler beğenmiş, konu kapanmıştı. Bir sürü yeni ve harika Pixar filmi varken eski hikayelerin devamını izleyip durmak pek çekici bir fikir gibi görünmüyordu o zaman ama bu sanırım biraz da ne zaman doğup neyi ne zaman izlediğinizle de alakalı bir şey. Her nesilden ve yaştan insanın eminim bu konuda bizimle paylaşabileceği kendi deneyimleri ve fikirleri vardır.

Aradan birkaç ay geçmeden 4. film hakkında konuşulmaya başlandı. “Esas Toy Story bitti, 4. Film apayrı bir şey, bir romantik komedi olacak,” dendi. “Bildiğimiz karakterler olmayacak,” dendi. “Tamamen farklı bir yöne gidecek,” dendi. İlginç olabileceği düşünülmekle birlikte o sıra internet forumlarında bu fikrin genel olarak hayli gereksiz bulunduğunu söyleyebilirim. Sonra yine 10 yıla yakın bir süre yeni bir Toy Story filminden ses seda duyulmadı…

GÖZ ATIN  Star Wars IX'da Darth Vader Maskesi Geri Dönüyor!

Nihayet 4. Toy Story filmi gösterime girdi. Gördük ki geçen 10 yılda birçok plan değişmiş, bu belli. Film yine esas “Toy Story,” apayrı bir şey değil. Karakterler yine bizimkiler. Bolca yeni karakter de var. Ancak hikâye yine bizimkilerin hikayesi. Sadece bu defa biraz daha bireysel bir hikâye izliyoruz. Diğer oyuncaklar çok daha geri plandalar ve destekleyici karakter konumundalar. Hikâyenin nereye gittiği konusu ise… O konudan birazdan bahsedeceğiz.

24 yıl sonra aynı karakterleri sinema perdesinde tekrar görmek

İtiraf edeyim, ben 2. ve 3. filmleri izlemediğim için bu gidişata gördüğüm haberler ve okuduğum yorumlar dışında aşina sayılmam. 2. ya da 3. filmin sonunda hikâye finale bağlanmış mıydı da sonraki filmler gereksiz bulundu, açıkçası bilemiyorum. Bir seri olarak düşünüldüğünde de 4. film kalite sıralamasının neresinde duruyor hiçbir fikrim yok. Ancak şunu söyleyebilirim ki tam 24 yıl sonra aynı karakterleri sinema perdesinde tekrar görüp o günlere dönmekten çok büyük keyif aldım. İlk Toy Story filmi baktığınız zaman bugün hiç de izlenemeyecek kadar ilkel görünmüyor. Hatta bugün bile halen birçok firmanın ulaşamadığı bir seviyede durduğu söylenebilir. Animasyon filmlerin şimdilik son örneği olan Toy Story 4’ün animasyon kalitesi ise gerçekten almış başını gitmiş.

Filmi basın gösteriminde beraber izlediğimiz kadim dostum Hakan’ın dediğine göre 2. filmde olup da 3. filmde hiç bahsi geçmeyen ve kendisine ne olduğunun cevabını alamadığımız, sadece başkasına verildiği söylenmiş Bo’nun akıbetini bu filmde nihayet öğrenmişiz. Düşününce 2010 yapımı 3. filmde yer almayıp en son 1999 yılında çıkmış 2. filmde görülmüş bir karakter, tam 20 yıl sonra tekrar perdede karşımıza çıkıyor. Serinin sadık takipçileri için nereden baksanız büyük bir sürpriz.

Ancak ben başka bir şeyden bahsetmek istiyorum…

Bu hikâyede romantizm var mı? Evet. Bir romantik komedi mi? Pek denemez. Daha ziyade bir komedi-macera. Duygusallık bu hikâyenin çok kıyısında köşesinde bir satırda bahsedilen bir şey. Ana hikâye o değil, tetikleyici olay o değil. Woody tamamen başka bir şeyle uğraşırken bir de o kapıyı zorlayayım diyerek romantik gerilimi hikâyeye azıcık dahil ediyor ve yapmaya çalıştıkları şey boyunca görüş ayrılıkları her şey gibi aralarındaki duygusal ilişkiyi de etkileyip duruyor. Bu esnada uğraştıkları şey bambaşka, tartıştıkları şey bambaşka. Tüm mesele de bu zaten: Görüş farklılıkları.

Toy Story 4, ilginç bir şekilde epik bir macera, dev aşk klişeleriyle süslenmiş bir romans olup seyirciyi kolayca etkilemek ve büyük bir yapım olarak anılmak varken bundan tamamen kaçınarak içine düşünsellik katan bir film. Ben özellikle bu dönemde bu tercihi çok şaşırtıcı buldum çünkü seyirciyi ucuz bir şekilde etkilemek için her şeyin içinin boşaltıldığı filmler izlediğimiz bir dönemdeyiz. Toy Story 4 ise bunu yapmamış. Sanırım 10 yılda bir çıkıyor olmasının hakkını vermek istemişler ve “N’aapıyoruz biz abi? Ne bu oyuncaklar filan??” diye kendilerini bir sorgulamışlar. Hikâyeye bir derinlik katmak istemişler.

GÖZ ATIN  Avengers: Endgame Filmi Vizyona Giremeden Sızdırıldı!

Böylece ortaya ilk filmden daha eğlenceli, daha komik sahnelerle tatlandırılmış, düşünce-tartışma ağırlıklı, daha karakter dışı bir Toy Story çıkmış. Filmin oldukça küçük bir hikayesi ama kocaman bir çatışması var. Görüş ayrılıkları duygusal ilişkileri, mücadeleleri nasıl etkiliyor? Farklı görüşler dünyayı nasıl görüp algılıyor? Farklı felsefeler yaşamdaki olguları nasıl yorumluyor?

Bu sorulara kısaca şöyle cevap vereyim:

Toy Story 4, felsefe tarihi gibi bir film. Varoluşu oyuncakların dünyası üzerinden ölçeklendirip insanı oyuncaklar üzerinden metaforlaştırıyor. Oyuncaklar dünyada sahiden de bir toz zerresinden daha küçükler ve birkaç kilometre ötedeki bir oyun parkı bile onlar için ayrı bir gezegen gibi. Çocuğun kendilerine ayırdığı alanın dışını kendileri deneyimlemedikleri sürece dünya algıları ve bilgileri çok kısıtlı. Bilgileri arttıkça da hayata daha çok müdahil olmaya başlıyorlar.

Bu filmde, kendini eğlendirmek isteyen bir çocuk tarafından çöp parçalarından yarım yamalak yaratılıp dünyaya fırlatılmış, varoluş deneyimi olmayan ve varolduğu için dehşete düşmüş, Forky adında bir karakterle karşı karşıyayız ve bir yandan onun yaşamı deneyimlemesini izliyoruz. Forky filmin uzunca bir süresi boyunca kendini çöpe geri göndermeye ve varoluştan silinmeye çalışıyor. Neden CANLI olduğuna bir türlü anlam veremiyor. Bir yandan da Woody ona titanlara hizmet etmek gibi bir “en yüce amaç” vermeye çalışırken Bo onun verdiği amacın ve onu yüceltme şeklinin ne kadar zorlama ve yapay olduğunu, onlara dışarıdaki dünyayı sunarak gösteriyor. Titanlar sizi fırlatıp atabiliyor, size karşı tamamen kayıtsız kalabiliyor, yani aslında dünya Woody’nin görselleştirerek kutsallaştırdığı kadar basit açıklanabilen bir yer değil.

Bir ara film “bir doğruyu” savunacak ve finalde Woody’nin idealini olumlayacak diye korktum ama öyle olmadı. Filmde sabit görüşlere yer yok ve karakterler kendi deneyimleri ölçüsünde çeşitli görüşler arasında yer değiştiriyorlar. Bo Woody’ye yardım etmeyi, Woody de “çocuğu” ve bildiği her şeyi terk edip Bo ile kalmayı seçiyor. Aslında ben büyük hikâye diye buna derim.

Dışarıda varoluşu seyredilebilecek kocaman bir dünya dururken çocuklar filan Bo’nun umurunda bile değil. Bo, dünyayı çocuklar ekseni dışında düşünebilme cesaretine çoktan sahip olmuş ve geçen yıllar içinde kendini bu yolda çok geliştirmiş bir karakter olarak çıkıyor karşımıza. Kendisini değerlendirirken unutulmaması gereken bir diğer nokta da şu ki Bo aslında bir lambanın süs parçası olan bir oyuncak. Bo asıl olarak bir Lamba ve filmdeki rolüyle ironik olarak da lambasını, yani ışık kaynağını terk etmiş, koyunlarıyla arkadaş olmuş bir koyun çobanı.

GÖZ ATIN  Avengers: Endgame İçin Tüm Kahramanların Bir Arada Olduğu Poster Geldi

Üstelik koyunları da kendisinden daha az akıllı filan değil.

Bo verili kimliklere de karşı. Motosikletçi akrobat oyuncak, çocuğun kendisine verdiği rolden çıkamayıp sürekli olarak dünyayı onun kendisine gösterdiği şekilde görmenin acısını yaşıyor. Çünkü bir idealar evreni olarak sunulan reklamlarda gösterilen haline asla ulaşamıyor. Bo bu kimliği ondan çekip alıyor ve “Onun sana kim olduğunu söylemesini filan unut, sen şu an neysen osun!” diyerek motosikletçiyi o an yapılması gereken neyse ona yönlendiriyor.

Toy Story 4 daha derin analizler yapabilmek için mutlaka birden fazla kere izleyip her detayına dikkat etmeniz gereken bir film. Ancak siz yaz sıcağına aldanmayın ve -273.14 °C’ye ayarlanmış sinema kliması yüzünden filmi benim gibi titreyerek izlememek için yanınıza bir hırka alın. Sonra hasta hasta film üzerine düşünmesi pek tatsız oluyor. Filmde hiçbir cümle boş geçmediği, hiçbir sahne boş yazılmadığı için filmde daha keşfetmeniz gereken birçok katman, birçok altmetin, yorumlanabilecek birçok cümle var. “En güvenli yol” olarak eşyaların arkasından karanlığın içine doğru yapılan sembolik yürüyüşler, villain’ımız olan oyuncak bebeğin çıkarcılığı, sahip olduğu ipsiz kuklaları, bizim tarafımızda yer alan ama cinayete meyilli sevimli peluş oyuncaklar… Ben önümüzdeki günlerde “Toy Story 4’ün Felsefesi” gibi kocaman kocaman yazıları internette, hatta kitapları birçok yerde göreceğimize emimim.

Toy Story serisinin devamı gelir mi bilemiyorum, film bir “final görkemi” ile bitmedi. Belki varoluşun sıradanlığı hikayelerinin küçük final tarzı budur çünkü bunun aslında hiçbir önemi yoktur. Belki de 10 yıl sonra devamı sahiden gelir, hiçbir fikrim yok. Sadece şu kadarı kesin, Toy Story 4 ne anlatmak istediğini çok iyi bilen insanlar tarafından yapılmış. Disney-Pixar animasyonları arasında kesinlikle son zamanlarda izlediğim en iyi, en derinlikli işlerden biriydi. Ve filmin sonuna geldiğimizde Forky’ye göre neden “canlı” olduğumuz hakkında hala hiçbir fikrimiz yok! Ne kadar tatlı öyle değil mi?

* * *

Toy Story 4 Eski Tadı Verdi mi? (Spoiler’sız Video İnceleme)

Etiketler:  

1990 İstanbul doğumlu tiyatro insanı, yazar ve çizer. Hoşnutsuz kişi. Dedektiflik ve bilimkurgu sever.

Toy Story 4 Beyinlerimize Füze Attı (Spoiler’lı İnceleme) için 1 yorum

  1. 3 güzel kapanıştı. Kişisel olarak, ilk film için düşünülen senaryonun (kovboyumuzun baş kötü, astronotumuzun baş iyi olduğu bir senaryo) 3. filme uygulandığını öğrenince, serinin son filmine yakıştığına daha da ikna olmuştum. Efsanenin başlangıcı için düşünülen konseptin, efsaneyi hakkıyla bitiren filmde kullanılması hoşuma gitmişti.

    O yüzden 4. filme şüpheyle bakıyordum. Güzelce sonlanan bir hikâyenin sürdürülmeye çalışmaksı aklımda soru işaretleri yaratmıştı. Yazıyı okuyunca yanıldığımı anladım. İyi ki de yanılmışım. Sonun 4 yazabilir, ama bu devam filmi değil, yeni bir başlangıç :smiling_face_with_three_hearts:

    Bu arada, filmin CGI kalitesindeki detaylara bakar mısınız :open_mouth:


Toy Story 4 Beyinlerimize Füze Attı (Spoiler’lı İnceleme)

Bizler büyüdük ama o sevdiğimiz oyuncaklar aynı şekilde duruyor. Disney ve Pixar yapımı animasyon filmi Toy Story 4’ü hafif spoiler’lı şekilde inceledik.

 

 

Başa dönün
Daha fazla Geek, İnceleme, Sinema
Stranger Things 3
Stranger Things 3. Sezonun Son Fragmanı Yayınlandı

4 Temmuz'da 3. sezonuyla karşımıza çıkacak olan Stranger Things'in son fragmanı yayınlandı.

Kapat