in ,

Watch Dogs: Legion İncelemesi – Sağım Solum Drone

Watch Dogs: Legion macerasında yine baskıya karşı direnişe katılıyoruz. Serinin son çıkan oyunu nasıl olmuş? İlk izlenimlerimiz sizlerle.

Watch Dogs: Legion İncelemesi

Aksiyon-macera türündeki açık dünya oyun serisi Watch Dogs yeni halkasını yayınladı. Bizler de fazla geciktirmeden Watch Dogs: Legion incelemesi ile karşınıza çıkıyoruz.

Günümüzden yaklaşık 200 yıl önce, aslında teknolojinin seviyesinin şimdiye kıyasla geride olduğu bir dönemde Mary Shelley, genç yaşında yüz yıllara meydan okuyan eseri Frankenstein’ı yazdı. Kayıp Rıhtım’da kült romanın 200. yılı şerefine birçok yazıyla karşınıza çıkmıştık. Bilim insanının sonucunu düşünmeden yarattığı varlığı ve ardından yaşanan kederli olayları konu edinen kitap, aslında teknofobinin de ilk örneklerinden birisi olarak gösteriliyor.

Teknolojinin insanlar üzerinde yarattığı endişe ve yazarların da kalemlerine yansıdığı dönem tabii ki asıl olarak 20. yüzyılda kendini gösterdi. Ulaşımdan sağlığa ‘gelişmenin’ birçok alanda yaşandığı bu dönemde yazarlar da distopik gelecek tasvirleriyle uyarı niteliğinde, edebî eserleriyle karşımıza çıktılar: Edebiyatta kapıyı açanlardan H.G Wells’le birlikte, Aldous Huxley, Robert A. Heinlein, Karin Boye, George Orwell, Ray Bradbury ve daha nicesi…

Beyazperdeye ve ekranlara da çokça yansıdı. Özellikle günümüzde teknofobi dendiğinde birçok kişinin aklına her bölümüyle, ileride olabilecek teknolojik gelişmelerin, günümüzdekilere de göz kırparak işleyen Black Mirror geliyor. Burada yapay zekâdan sosyal medyasına kadar birçok konu irdelendi ve hâlâ devam ediyor.

Teknofobi kavramı günümüzde şüphesiz çooook daha fazla yer ediyor. Gelişmeler bir yana, sosyal medyanın insan yaşamında kapladığı alan, iletişim gibi olumlu etkilerinin yanı sıra toplu ‘linç’, siber zorbalık, internet ortamında toksik davranış gibi unsurları da hayatımızın normu hâline getirdi. Görüyoruz ki şu günlerde deprem gibi tarifsiz ve acımasız bir trajik doğa olayıyla cebelleşirken bile bu platformların karanlık tarafından kaçamıyoruz.

Watch Dogs: Legion İncelemesi

Teknolojinin olumlu taraflarını yok sayıyor değilim ve biliyorum çok karamsar bir giriş oldu. Ama bunun nedeni de ilgili kavramın oyun dünyasındaki örneğine gelecek olmam, yani bildiğiniz üzere üçüncü şahıstan oynadığımız, aksiyon-macera yapımı açık dünyada geçen Watch Dogs serisine. Teknofobinin içinde yaşanılan; internet ağları, internet korsanlığı, acımasız devlet kontrolü, düşük yaşam koşulları, özelin kaybolması gibi unsurların yer aldığı seriye tatlı bir başlangıç yapamazdım. Yakınlarda da bu distopya oyun serisinin son halkası Watch Dogs: Legion çıkışını gerçekleştirdi. Nasıl olmuş bakalım?

Oyunların Vazgeçilmez Mekânı: Londra

Londra birçok oyuna konu oldu. Örneğin Assassin’s Creed: Syndicate’de Viktorya dönemine gittik, yine aynı dönemde geçen Vampyr ile bambaşka bir yapıda karşılaştık. Eh, doğal olarak Sherlock Holmes oyunları da bu şehirde geçiyordu… Kısacası oyun dünyasının çok tanıdık olduğu bir şehir.

Watch Dogs: Legion’daysa bu sefer Londra’nın yakın geleceğine gidiyoruz. Teknolojik açıdansa epey gelişmiş bir dönemdeyiz. Şimdiden söylemem gerekir ki şehri gerçekten güzel tasarlamışlar. Kente ait has dokuyu teknolojik gelişmelerle iyi harmanlamış, bununla birlikte grafiksel açıdan da başarılı olarak ortaya güzel bir sonuç çıkartmışlar. Şehirde gezmek, yapılara bakmak gayet keyifli. Tek sıkıntı karanlıkta su bir tuhaf görünüyor.

Özellikle bu oyunda teknolojik değişim iyice ayyuka çıkıyor: Yapay gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR), yapay zekâ, her yerde uçan dronelar, teknoloji şirketi Blume tarafından geliştirilen bilgisayar ağ sistemi. Distopyayı iliklerimize kadar ilk iki oyunda da hissediyorduk, fakat Legion ile teknolojinin insanlığı kontrol amacıyla kullanılması çok artmış. Bizse otoriter rejime kafa tutan, sahaya çıkmaktan korkmayan, yeri geldiğindeyse savaşını sanal olarak veren hacker grubu DedSec’le birlikteyiz yine.

Sağım Solum Drone

Oyun çok şaşalı bir şekilde açılıyor. Seride en beğendiğim başlangıç olduğunu söyleyebilirim. Yönettiğimiz karakter parlamento binasındaki bombayı etkisizleştirmek üzere gizli görevde. Başarılı olmasına oluyoruz ancak hesaba katmadığımız bir detay DedSec’i arkasından vuruyor ve onlarca devi yıkabilmiş sevdiceğimiz hacker grubunu çökme noktasına getiriyor. Bu detayın sebebi kimliğini bilmediğimiz ürpertici Zero Day adlı hacker grup. Siz kime çattığınızı bilmiyorsunuz diye hava atamıyoruz, lakin karargâhımıza kadar basıyorlar. Bununla birlikte Londra’nın çeşitli noktalarını da patlatıyorlar.

Watch Dogs: Legion İncelemesi

Hükümetten ne beklenir, bunun suçlusu olarak kimi görüyor dersiniz? Zaten parçalanmakta olan halkın koruyucusu DedSec’i. Biz de halktan herhangi birisi olarak yıkılmakta olan anka kuşunu küllerinden doğuruyoruz. Halktan herhangi birisini açmak istiyorum. Öyle ki bu oyunun başından beri tanıtılan ana mekaniğinden söz ediyorum. Oyunun baş karakteri herkes. Yoldan geçerken birisine yardım ederek onu gruba dahil edebiliyor ve yönetebiliyorsunuz. Bu mekaniğe daha sonra oynanış kısmında geleceğim.

Birkaç ay sonraysa Albion, hukuksuz yasayı öne sürerek istihbarat ajansı Signals Intelligence Response (SIRS) ile şehri gözetim altında tutuyor. Yuh. Söz ettiğim distopyanın seviyesinin artması da tam bu noktada devreye giriyor. Her yerde tutuklamalar, dövülen halk, havada uçan dronelar…  Hem DedSec’i yeniden hayata kavuşturuyor hem de devletin hedefi oluyoruz. Tabii ki diğer birçok düşmanımıza ek olarak. Bu arada kontrol de edebildiğimiz drone çeşitliliği fena değil ve oyuna farklılık katıyor. Bunların bazısı gözetim, bazısı kargo, bazısı savaş aleti. Görevlerde bize zorluk ya da kontrolünü aldığımız zaman kolaylık sağlıyorlar.

Herkes Olabilme Mekaniği Neden İşlemiyor?

Oynanışta herkesin merak ettiği ve serinin, hatta piyasadaki diğer oyunlara göre farklılığıyla dikkat çeken mekanik herkesi kontrol edebilmek. Herkes gibi ben de oyunu beklerken “Nasıl yapacaklar acaba?” sorusuyla heyecanlanmıştım. Açıkçası bu mekanik serinin genel yapısı için iyi seçim. Çünkü otoriter devlet karşısında ana mesaj, ilk oyundan beri halkı farkındalığa kavuşturmak, onlara direnme gücü vermek. Yani herkes DedSec olabilir, bu direnişe katılabilir. Buradan hareketle, mekanik seçiminin oyun yapısıyla çok uyumlu olduğunu düşünüyorum.

Peki işliyor mu? Asıl soruysa tabii ki bu. Ne yazık ki hayır. Tamam, iyi deneme fakat yapısından bağımsız olarak oynanış dizaynı konusunda sınıfta kaldığını söylemem gerekli. Birçok farklı karakteri saflarınıza katabiliyorsunuz, bunların özel yeteneklere sahip olanları da var. Fakat üç ana sorunda bunun neden işlemediğini özetlemek istiyorum. İlki oyunun sahip olduğu mekanik yapısının görevlere yansımaması. Yani içeriğini görevlerini zenginleştirmede kullanmamışlar. Birçok görevi yaparken şu ajanı, şu özelliğinden dolayı kullanmalıyım gibi düşünce oluşmuyor. Görev tasarımlarında daha çok emek ve özen verilmeliymiş.

İkincisi her ne kadar birçok farklı tipte karakteri takıma alsanız da çoğunun yeteneği benzer, bazılarınınki pek kullanışlı değil ve oyunu ana olarak 2-3 tanesini kullanarak bitiriyorsunuz ve değiştirme motivasyonunuz da olmuyor. Yani kısacası mekanik oyun dizaynı içinde yok oluyor bir bakıma. Hatta ben çoğunlukla özel becerilere sahip casusla oynadım. Aracı görünmez oluyor ve füze atıyor! Her ne kadar füze atmayı pek kullanmasam da başka bir sebep söylememe gerek yok sanırım… Ha, bir de en çok kullandığım susturuculu silahı var, ama onu hep görüyoruz zaten.

Watch Dogs: Legion İncelemesi

Üçüncüsüyse belki de en önemlisi: Spider-bot. Nam-ı diğer bu oyunun asıl ana karakteri.

Yukarıda herkes olduğunuzu söylediğim mekaniği boşverin. Siz örümcek robotsunuz. Avengers: Endgame’de evreni nasıl fare kurtarıyorsa, Watch Dogs: Legion’da Londra örümcek robotun maharetli becerilerinde. Siz birçok görevi görünmezlik becerisi de olan bu robotla tamamlayabilirsiniz, bu imkân var. Çünkü yapay zekâ çok sorunlu. Hikâyesinde bu teknoloji çok gelişmiş, ancak oyunda gelişmemiş. Örümcek robotla bir yerin arkasına saklandığınızda, düşman alarm vermesine ve gittiğiniz yeri görmesine rağmen saklandığınız yeri kontrol etmiyor. Daha birçok örnek sayılabilir. Kontrolün had safhaya çıktığı sokaklarda polisin dibinde terör estirince bile herhangi bir şey olmuyor. Ama etrafta bulduğunuz topları sektirebiliyorsunuz. Teşekkürler bu ek detay için… Kısacası tüm bunlar mekaniğin işlememesine neden oluyor.

Her şeye rağmen güzel şehir tasarımının yanı sıra oyunu oynamak sıkıcı değil. Ana mekaniğin işlevsizliği ve yapay zekâ problemleri tabii ki önemli kusurlar, fakat bu demek değil ki bu oyunu oynanmaz kılıyor. Sadece potansiyeline kavuşamamasına neden oluyor. 1-2 ajan ve örümcek robot etrafında dönse bile görevlerden belli bir keyif alıyorsunuz. Ayrıca yine özenli, ağız açık bıraktıracak görevler de mevcut. Örneğin insanlığı yapay gerçekliğe taşıma konusunu işleyen State of Mind’la benzeşen bir görev dizisi var. Hem çok etkileyici hem de tüyler ürpertici.

Watch Dogs: Legion Hakkında Son Olarak

Watch Dogs: Legion’ın standart versiyonu, PC’de Ubisoft Connect ve Epic Games’te 270 TL gibi bir fiyatla çıkışını gerçekleştirdi. Aynı zamanda konsollarda da yer alıyor ve yeni nesil konsollara da çıkacak. Kabul edelim, fiyatı yüksek. Fakat muadilleri düşünüldüğünde üzülerek de olsa daha düşük fiyattan çıktığını görüyoruz. Çünkü benzer fiyatlandırmaya sahip oyunları artık ülkemizde 500 lira bandında görmeye başladık, hatta (özellikle yeni konsol oyunlarında) daha yüksek fiyatlarda oyun görme ihtimalimiz de var.

Serinin yeni halkası çıkmadan önce yeni ve ilginç mekaniğiyle dikkat çekti. Ne yazık ki yazıda bahsettiğim üç ana nedenden dolayı bu mekanik işlevsiz kalıyor. Yine de yeni denemeler görmek güzel. Diğer yandan serinin sevenleri için bazı olumsuzluklarına rağmen yine keyifli deneyim sunabiliyor. Watch Dogs 2 seviyesinde olmasa bile geçireceğiniz vakit sizi üzmeyecektir.

Oyunu sizler nasıl buldunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum‘da paylaşabilirsiniz.

* * *

* Liberated İncelemesi: Çizgi Roman Panellerinde Yolculuk

Oyla!

Cem Altınışık

1993 yılında Ankara’da doğdu. Çocukluğunun bir kısmını İzmir’de geçirdi ve şu an İstanbul'da yaşamakta. Psikoloji bölümünde eğitim gördü. Edebiyat, sinema, bilgisayar oyunları, müzik ilgisi ve bunları paylaşma sevgisiyle çeşitli kültür-sanat sitelerinde yazdı.

Yapay Zekâ Öksürük Sesi Covid-19 Tespit

Yapay Zekâ, Öksürük Sesinden COVID-19 Tespiti Yapabilecek

Ezan - Bir Yeniçeri Romanı - İvana Şoyat

Ezan – Bir Yeniçeri Romanı: Hırvat Edebiyatının Önemli Yazarı İvana Şoyat Türkçede