Yeni Tabular: Geleceğe Dair Kapsamlı Bir Uyarı

Kazanç uğruna ticari metaya dönüşümümüzün zorunlu mahkûmiyetine değinen John Shirley’nin “Yeni Tabular” adlı eserini inceledik.

Ayrıntı Yayınları Bilimkurgu Dizisi, yazar John Shirley’yi ağırlayarak bilimkurgunun kapsamını genişleten öncülleri tanıtmaya devam diyor. Kitapta yazarın Tutsaklık Hali adlı dört bölümlük uzun öykü, kitaba adını veren Yeni Tabular ve Diğer Yetkisiz Öneriler makalesi ile Kırk Yıllık Cehennem Neden Gerekli? makalesi ve Terry Bisson’la yaptığı söyleşi yer alıyor.

Tutsaklık Hali

Öykü, Amerika’nın Arizona Eyaleti’nin, devlet onayınca McCrue Şirketi’nin kontrolünde hapishaneye dönüştürülmesiyle gelişen olayları konu ediniyor. Şirkete verilen ödenekler mahkûm başına hesaplandığından, eyalete yayılan hapishane blokları Dünya’nın her köşesinden yollanan mahkûmlarla doldurulmaktadır. Üstelik hukuki boşluklar mahkûmların mahkûmiyetini kısır bir döngüde uzatıyordur; örneğin, borçları yüzünden ceza alan biri, mahkûmiyeti süresince borcunu ödeyemediği için (!) tekrar hapis cezası almaktadır. Bazı duyumlara göre, yasa dışı göçmenler bile alıkonulmaktadırlar ve hatta şirketin kazancı artırıp giderleri kısma gayreti hukuksuz uygulamalara sebebiyet vermektedir. Araştırmacı gazeteci Faye Adullah da bu iddiaları araştırmaya koyulmuştur. Şirketin sıkı politikaları sebebiyle doğru düzgün bilgiye ulaşamaz ve çareyi, kırgın olduğu nüfuslu bir dostundan yardım istemekte bulur…

Öykü, kötü şirket ve mevcut sistem karşısında ayakta kalmaya çalışan insanların hikâyesi biçiminde ilerliyor. Alışıla gelen bu kalıpla da, denetimden muafiyet kazanmış ve saf kâr amacı güden özel teşebbüslerin kontrolsüzce güçlendiklerinde neler olabileceği, sistemdeki boşluklardan faydalanarak ne gibi kirli işler çevirebilecekleri ve nasıl destek gördükleri, küçük ayrıntılarla anlatılıyor.

Öykünün hedefinde bu tehlikelere dikkat çekmek olduğundan, karakterlerin başına gelenlere ve psikolojilerine haddinden fazla değinilmiyor. Tüm olay, duygu ve durumlar, meselenin vahametini sezdirecek kadar uzun; öykünün haddinden fazla uzamasının önünü alacak kadar kısa. Bölümler de ana hikâyenin kırılma anlarının etrafında şekillenmiş; ilk iki bölüm giriş ve gelişme, son iki bölüm de gelişme ve sonuç mahiyetinde; bölümler de kendi içlerinde, etrafında şekillendikleri doruk noktalarının öncesini ve sonrasını kapsayan uzunluklara sahip. Bu tasarım sayesinde, dört bölüm arasındaki zaman atmalarına rağmen, okur hikâyede ne olup bittiğini hemen kavrayabiliyor.

Öyküdeki bu yapı, özellikle Faye’in psikolojisini ve hapishanedeki süreçler hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen okurların hevesini kursağında bırakabilir. Öykünün hedefinde, özelleştirmenin istenmeyen sonuçları ve öykü olması sebebiyle ayrıntı oranındaki artışın tempoyu düşüreceği dikkate alınınca, hikâyenin önemli anların kesitleri halinde sunumu, doğru bir tercih olmuş.

Öykü, kötüye kullanılan sistem ile ona karşı durmaya çalışanlar hikâyesinde umut ile umutsuzluk arasında git geller eşliğinde derdini aktarmakta. Bir yandan olası tehlikelere işaret edilirken, öte yandan bireysel olarak ne gibi mücadele yöntemlerine başvurulabileceğine de dikkat çekilmekte. Bu yönüyle öykü, pembe gözlük takınmadan, “gözünü dört aç ve umudunu da kaybetme” anlatısı, olarak nitelenebilir.

Yeni Tabular ve Diğer Yetkisiz Öneriler

Kısa öyküden sonra gelen bu yazıda, John Shirley, uygulaması çaba gerektiren ama iyi bir gelecek için gayet verimli olabilecek bir öneride bulunuyor. Devlet kurumları ve yetkili kişilerce uygulattırılan kanunların yürürlüğe koyulmasındaki eksikliklerden bahsederek, bireyin içselleştirdiği ve toplumun otomatik biçimde uygulattırdığı yazısız kanunlaşmaların benimsenmesini savunuyor.

Kırk Yıllık Cehennem Neden Gerekli?

John Shirley bu yazısında önümüzdeki yıllar için uyarılarda bulunuyor. Küresel ısınma ve sonuçları, göç, gelir adaletsizliği, kıtlık vb. konularına ve olası teknolojik gelişmelere atıflarla Dünya’nın sınırlı kaynakları ve paylaşımı hakkında neden dikkatli olunması gerektiğini açıklıyor.

Terry Bisson’la Söyleşi

Söyleşide, John Shirley’nin yazarlık kariyerinden internet üzerinden paylaşımla alakalı görüşlerine kadar çeşitli konulara değiniliyor. Bu vesileyle okur da, yazarın bakış açısı ve bunun yazımı üzerine tesiri hakkında belli başlı fikirler ediniyor.

Kapak, Çeviri, Editörlük,

Kitabın kapak tasarımı Gökçe Alper’e, kapak illüstrasyonu Berat Pekmezci’ye, çevirisi Efe Pötöy’e, son okuması Öykü Badur’a ait. Kitabın basım ve yayınında emeği geçen herkes, görevini layıkıyla yerine getirmiş.

Bitirirken

Yeni Tabular, Ayrıntı Bilimkurgu Dizisi’nin amacı olan yazarı ve Dünya’ya bakış açısını anlatma görevini layıkıyla yerine getiriyor. Bu 112 sayfacık kitap, John Shirley’le tanışmak ve tanımak için gerçekten güzel bir başlangıç.

  • 12
    Shares




1986 İstanbul doğumlu. Bilimkurgu, korku ve fantastiği uzun süre televizyondan takip edebilmiştir. Ailesinden habersiz aldığı ucuz VCD oynatıcıyı saklayıp, onlar yokken kullanarak, bu konularda film açıklarını kapatmaya çalışmıştır. Edebiyata sonradan bulaşması; bilgisizliği; bilgisizlik de, "Raftaydı ve ben onu alıp okumadım zamanında." pişmanlıkları getirmiştir. Lem ile Küvette Bulunan Günce'yle tanışması; okumaya yeni başlayan biri için hem talih, hem de talihsizlik olmuştur. Film, kitap, animasyon, çizgi roman olsun; kendi sınırlı bilgisiyle, eserleri iç dinamikleri içinde değerlendirmeye çalışır.

Yeni Tabular: Geleceğe Dair Kapsamlı Bir Uyarı

Kazanç uğruna ticari metaya dönüşümümüzün zorunlu mahkûmiyetine değinen John Shirley’nin “Yeni Tabular” adlı eserini inceledik.

  • 12
    Shares

 

 

Başa dönün