in ,

Zaman Çarkı 1. Sezon İncelemesi: Hayal Kırıklıklarından Bir Demet

Zaman Çarkı 1. sezon incelemesi sizlerle. Amazon Prime Video’nun iyi başlayan ancak hayal kırıklığıyla sonlanan dizi uyarlamasına detaylıca göz atıyoruz.

Zaman Çarkı 1. Sezon İncelemesi

Zaman Çarkı 1. sezon incelemesi yayında. Amazon Prime Video üzerinden yayınlanan ve uzun süredir heyecanla beklediğimiz dizinin kitaplardan son bölümlerde ne kadar farklılaştığına dair şikâyet etmektense dizinin kimi kararlarının izleyicinin seyir zevkini nasıl düşürdüğüne dair yazmaya karar verdim. Neden diye soracak olursanız, final bölümleriyle birlikte dizinin artık kitapların uyarlaması olduğunu söylemek Robert Jordan’a hakaret etmek olur.

Yıllardır beklediğimiz Zaman Çarkı 1. sezon ilk bölüm incelemesindeki umutlu halimi hatırlayarak hüzünle kaleme alıyorum bu yazıyı. O zaman çocukluk hayallerim paramparça edildi mi diye sorup hayır demiştim. Şimdiki cevabımın ne olduğunu incelemenin bunca zaman gelmemesinden anlamışsınızdır. Evet… Dizinin yapım ekibi modern fantastik kurgu klasiği sayılan seriyi var güçleriyle parça pinçik etmeyi başardı. Hadi gelin bu yazıda sadece son üç bölümün değil, tüm sezonun seyir zevkini düşüren temel sıkıntıları inceleyelim.

Zaman Çarkı 1. Sezon Mat ve Bitmeyen Çilesi – Barney Harris Krizi

zaman carki 1. sezon inceleme mat

Öncelikle ilk kitap boyunca hançer yüzünden pek de başına gelenleri umursama zahmetine girmediğim Mat’in, ilerleyen kitaplarda hançerin lanetinden kurtulduktan sonra dönüştüğü insana bayılanlardan biriyim. Bu konuda yalnız olduğumu da hiç sanmıyorum. Özellikle üçüncü kitaptan sonra Mat’in okuyucuların favorisi haline geldiğine eminim.

Ancak Zaman Çarkı 1. sezon 6. bölümdeki doğru düzgün açıklanmayan aceleye getirilmiş lanetten arındırılma sahnesinin ne hikâyeye düzgün hizmet ettiğini ne de görsel anlamda etkileyici olduğunu düşünüyorum. Serinin ilerleyen kısımlarında bu kadar önemli olan bir karakterin altıncı bölümün sonunda Tar Valon’da kalması ise inanılmaz rahatsız edici. Mat karakterini canlandıran Barney Harris’in aldığı ayrılma kararının dizinin ilk sezonunu bu kadar derinden etkileyeceğini düşünmemiştim. 2. sezonda farklı bir oyuncuyla hikâyenin kaldığı yerden devam edeceğine inanmıştım. Oysa serinin ana üçlüsü olan Rand, Perrin ve Mat’in arasındaki tüm dinamiği değiştiren bir karar Mat’in 6. bölümde geride bırakılması.

Brandon Sanderson’ın yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki senaristler Barney Harris krizi yüzünden dizinin son 3 bölümünü baştan yazmak zorunda kalmışlar. Ayrıca kendisinin senaryo konusunda söz hakkı yokmuş sadece gelen metinleri okuyup fikrini söylüyormuş, çoğu zamanda dinlenmiyormuş. Ne diyeyim, seriyi bitiren yazarın sözüne kulak asılmadığında demek ki bu kadar kötü bir iş çıkıyormuş.

Kimsenin canını sıkmak istemem ama sezon finalinden sonra ne serinin hayranlarının ne de Zaman Çarkı evreniyle dizi aracılığıyla tanışmış olanların favori karakteri Mat haline gelebilir. Öyle ki kendisinin tüm karakter gelişimine hizmet etmesi gereken Fal Dara ve Valere Borusu hikâyesi Perrin’e yamanmış. Evet evet baya yamamışlar hikâyeyi. Üstelik öyle kötü bir iş çıkarmışlar ki! Fain’in eline hançer nasıl geçti, Fain nasıl Soluklarla elini kolunu sallaya sallaya geziyor, ne ara karşılaştı Mat ile, nereden biliyor Mat’in Karanlık’a hizmet etmeye karar verdiğini? Tabii bir de Loial’i öldürmesi falan…! Diyecek söz bulamıyorum.

Bir kriz ancak bu kadar kötü yönetilebilirdi. Tebrikler en keyifli karakteri berbat etmeyi başardınız.

Covid ve CGI

Dizi 6. bölümün yarısında salgın yüzünden çekimlerine ara vermek zorunda kalmış. Ardından son 2 bölümde çalışan ekibin sayısının kısıtlanması gerekmiş. Bu nedenle de sezon finalindeki trolloclar ve Soluklar asla ilk bölümdeki gibi etkileyici değil çünkü her biri CGI. İlk bölümde seyirciyi yakalamayı başaran vahşi trolloc saldırısı nerede, Tarwin Geçidindeki sözde yıkım nerede… Nasıl bu kadar kötü bir iş çıkarmış olduklarına hâlâ inanamamakla birlikte gelecek sezonlarda kalitenin artacağına inanmak istiyorum. Çünkü zincir kuran kadın yönlendiriciler gibi son bölümü izlerken gözlerim yandı…

Bu arada Aes Sedai olmaya yetecek kadar yönlendiremeyen yalnızca çömezlikten Kabuledilmişliğe yükselebilmiş bir karakterin nasıl zincir kurmayı başarıp on binlerce trolloc’u şıp diye yok etmesine değinmek bile istemiyorum. Düpedüz saçmalık. Nynaeve’in ölümden döndürülmesi ise bambaşka bir saçmalık. Bütünüyle kitabın mantığına aykırı. O kadar aykırı ki dizinin o kısmını tamamen yok saymak, hiç olmamış gibi davranmak istiyorum. Yazıklar olsun.

Rahatsız Edici Kurgu

Zaman Çarkı Dizisi karakterler

Tüm sezon boyunca izleyenlerin seyir zevkini bozan en temel şeylerden birinin bölümlerin kurgusu olduğu kanaatindeyim. Öyle hızlı hızlı çözülüyor ki her şey… Öyle aceleye getirilmiş ki öykü ne zaman ne oluyor, nasıl bunca çabuk harekete geçilebiliyor asla anlaşılmıyor. 6. bölümü ele alalım. Bir an bakıyoruz Moiraine Mat’i tedavi ediyor, sonra bir bakıyoruz Kule’de Loial ile planlar yapıyor. Ardından Egwene ile Nynaeve’i Amyrlin Makamına tanıtıyor… Bir an sonra ise müthiş gereksiz bir şekilde yemin çubuğuyla Siuan onu çağırmadıkça kuleye dönmeyeceğine yemin ediyor.

Pardon sayın senarist, Moiraine zaten Aes Sedai, çoktan Üç Yeminle bağlanmış durumda. Zaten yalan söyleyemez, zaten Amyrlin Makamı’nın sözü onun için yasa. Dümdüz geri dönmeyeceğine yemin etse yeterdi. Ne diye işin içine Yemin Çubuğu’nu sokuyorsunuz? Hadi diyelim seyirciye tanıtmak istediniz Yemin Çubuğu’nu, anlıyorum. Devasa bir evren Zaman Çarkı. Küçük küçük göstermek istiyorsunuz kimi büyülü objeleri de neden bunları kendi bağlamından koparıp başkalaştırıp yapıyorsunuz?

Aynı şekilde sezon finalinde resmen fecaat bir kurgu izliyoruz. Zaman kaymaları mı dersiniz, yeşil perde önünde birden beliren nereden çıktıkları belli olmayan karakterler mi dersiniz, düş dünyasındayken döne döne ayaklanıp sözde Karanlık Varlık’ı saçma sapan ışıklar içinde hapishanesine geri göndermeler mi dersiniz. Bir an bakıyoruz Perrin Valere Borusunu çıkartıyor sonra bir bakıyoruz boş boş sarayda dolanıyor sonra bir bakıyoruz ki o da ne, Padan Fain Loial’ı bıçaklıyor… Senaryonun berbat oluşunu kabullendik ama bari çektiğiniz sahneleri düzgün birleştirseydiniz diye düşünmeden duramıyorum.

Kısacası bölük pörçük ve inanılmaz hızlı ilerleyen bölümler ne bize karakterleri doğru düzgün tanıtabiliyor ne de izlediğimiz dünyanın içine girmemize yardımcı oluyor. Bunca sevdiğim karakterleri bu kadar kötü bir yapım içerisinde görmek resmen canımı yakıyor.

Wheel of Time 1. Sezon Hikâye Akışı

zaman çarkı 1. sezon inceleme

Gelelim bir diğer akıl tutulmasına. Senaristlerimiz niyeyse tüm hikâye akışını kitaptan ayrı yapma kararı almışlar ve demişler ki o kadar ayrı olsun ki hikâye, kitabı okuyanları da ters köşe yapalım. Şimdi bunu yapmayı becerebilmiş olsalardı bugün sizlere hayal kırıklıklarından bir demet sunmak yerine 2. sezonu nasıl sabırsızlıkla beklediğimi yazıyor olurdum.

Öncelikle elinizde 14 kitap artı Yeni Bahar var. Bitmiş eksiksiz gediksiz tertemiz bir destan var. Dilediğiniz kadar bu çarkın başka bir dönüşü deyin. Ancak yaptığınız değişikliklerin neredeyse hiçbiri hikâyeye hizmet etmiyor. Neye hizmet ettiklerine dair de inanın hiçbir fikrim yok.

Misal Min ile 7. bölümde Fal Dara’da tanışmak yerine tıpkı kitaptaki gibi karakterlerimizin yolları ayrılmadan önce tanışsaydık; Min her birine bakıp gördüğü imgeleri yorumlasaydı. Biz de bölümler ilerledikçe tek tek o yorumların ne anlama geldiğini anlasaydık. Hem hayranları mutlu etmiş olurdunuz hem seriyle yeni tanışanlar karakterlerin kim olduklarını kime dönüşeceklerini idrak ederdi.

Kitapları okumayan biri mesela ne biliyor şu an Perrin hakkında? Eşini öldürdü, kurtlar bacağını yaladı, Yaprağın Yolu sanki bir aklını çeldi, bir de Egwene’den hoşlanıyor. Bu kadar. Kocaman bir şaka gibi. Peki Min ile diyelim ki 2. bölümde tanışmış olsalardı ve Min onun sarı gözlerinin olduğu bir imge görseydi ne olurdu? Ne olurdu biliyor musunuz, karakter gelişimi! Evet Perrin’in kurtlarla iletişime geçebildiğinin ipucunu verirdiniz, izleyiciler de ilerleyen bölümlerde hem kurtların niyetini anlardı hem de neden karakterimizin gözlerinin birdenbire sarardığını. O kadar travmadan felç olmuş bir hale soktular ki Perrin’i adamcağızın olduğu her sahnede ağıt yakasım geliyor.

Tar Valon zaman çarkı

Aynı şekilde ilk sezondan Tar Valon’u gösterme kararı aldınız madem, hakkıyla yansıtsaydınız Beyaz Kule’nin gücünü ekrana. Bomboş bir kule, dört duvar arasında sıkışıp kalıyoruz. Soğuk etkisiz ve işlevsiz gözüken Aes Sedailar, gücünü asla hissedemediğimiz bir Amyrlin Makamı. Siuan Sanche ile madem şimdiden tanıştık en azından bize entrikalarla dolu Beyaz Kule siyasetini gösterebilseydiniz. İnanın tüm bunlar yerine Andor Kraliçesiyle tanışmış olmayı tercih ederdim. Hiç değilse boş ve yavan bir Kule görmek yerine Caemlyn sokaklarının keşmekeşini izlerdik.

Koca bir bölüm bir daha karşımıza çıkmayacak muhafızın yası yerine İki Nehir’de bir beş dakika daha uzun kalsalardı ana hikâyeye bin kat daha fazla faydaları olurdu. Tar Valon’a gitmek yerine ana beşli herhangi bir yerdeki bir handa oturup muhabbet etseydi inanın dizinin gelecek sezonlarını umutla beklerdim.

Peki dizinin hiç mi iyi yaptığı bir şey yok?

Aklıma gelen ne yazık ki sadece üç şey var. Bir açılış jeneriği. Muazzam bir iş. Dokunan iplikler harika detay. 10/10.

Ve elbette Kan ve Kar sahnesi… Bu yıl izlediğim açık ara en iyi aksiyon sahnesiydi. Hatta dizinin tek soluksuz izlediğim anıydı. Tabii ki 7. bölümün harikulade açılış sahnesinden bahsediyorum. O kadar iyiydi ki! Tigraine Mantear’i canlandıran Magdalena Sittova muazzam bir performans sergilemiş. Doğum sancısı çekerken karşısına çıkan askerleri inanılmaz bir dövüş koreografisiyle alt ederken gözleri dolduruyor. Serinin hayranları en sonunda bu efsanevi anı gördükleri için tatmin olurken seriyi okumamış olanları da Mızrağın Kızları’nın dansıyla daha ne kadar iyi tanıştırabilirlerdi bilmiyorum. Aieller kitaplar boyunca yeryüzündeki en iyi savaşçılar olarak anlatıldıysa da Tigraine’in doğum sancısı içinde aynı anda üç adamı mızraktan geçirdiğini görmek… kesinlikte harikaydı.

wheel of time Lan ve Nynaeve

Son olarak Lan ve Nynaeve arasındaki ilişkinin ilk kitaptan daha iyi ele alındığını düşünüyorum. Daha önceki incelemelerde de belirttiğim gibi Lan ve Nynaeve arasındaki ilişki kitaplarda birdenbire oldu bittiye geliverir, bu ikisi de çift artık denilir geçilir. Elbette ilişkilerinin kıvılcımlandığı yerin Fal Dara olduğunu bilsek de kitap Rand’in perspektifinden yazıldığı için ve sevgili Rand insanların duygularını fark etmek konusunda inanılmaz kötü olduğu için bir bakarız Lan ve Nynaeve birliktedirler. Hatta bir şeyler olmuştur ayrılmışlardır. Ama ne ilişkilerinin nasıl başladığını biliriz ne de tam olarak neden yollarını ayırmaya karar verdiklerini. Sadece Rand aralarında bir tür kıvılcım ve gerginlik hisseder, biz de satır aralarını okuyarak ikilinin ilişkisini anlamlandırmaya çalışırız. Öte yandan dizi çifte aralarındaki ilişkinin gelişip büyümesi için kesinlikle daha iyi bir alan sağlarken ne yazık ki sezon finalindeki ayrılıklarını düzgün bir biçimde temellendirmeyi becerememiş.

Zaman Çarkı 2. Sezon Konusunda Hiç mi Umut Yok?

Evet biliyorum eleştirilecek sayısız şey var ama genel olarak kimi elde olmayan nedenler kimi de bilinçli kararlar yüzünden Zaman Çarkı’nın ilk sezonun tam bir fiyasko olduğunu söyleyebiliriz. Gönül isterdi ki teoriler hakkında konuşup Yalanların Babası’nın performansına değinelim. Yenidendoğan Ejder’in Tarwin Geçidinde nasıl bir katliam yaptığını görelim, Egwene’in Kabuledilmişlik testine Egwene girseydi de Joiya’yı onun gözünden görseydik… Keşke Lews Therin Telamon’un dünyayı nasıl kırdığına şahit olsaydık da anlasaydık Tek Güç’ün yapabileceklerini.

Moiraine Wheel of Time 1. sezon inceleme

Rosemund Pike hayalimdeki Moiraine olabilirdin. Ne diyeyim, kim yönlendirirken dans et dediyse keşke tavsiyesini dinlemeseydin. Açıkçası tüm bu olanlardan sonra Zaman Çarkı 2. Sezon konusunda pek de umutlandıracak bir şey kalmıyor. Umarım, Amazon Prime aynı hataları Yüzüklerin Efendisi dizisinde de yapmaz.

Ya sizler Zaman Çarkı 1. sezon hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce 2. sezon için hâlâ umut var mı? Yoksa benim gibi izlerim ama artık beklentiye girmek yalnızca yeni hayal kırıklıklarına sebep olur mu diyorsunuz? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’dan bizlerle paylaşabilirsiniz.

Oyla!

Merve Akartuna

1994, İstanbul doğumluyum, Galatasaray Üniversitesinde felsefe lisans eğitimimi aldıktan sonra Université de Strasbourg’da yüksek lisansımı tamamladım. Kendimi bildim bileli okumaktan ve yazmaktan muazzam keyif almışımdır. Aristoteles kadar Robert Jordan’a düşkünüm. Fantastik kurgunun zihni özgürleştirici gücüne inancım tam. Sevdiğim yazarların yarattıkları evrenlerde zaman algımı kaybetmeye bayılıyorum. Varlığım sürdükçe merak ettiklerimi sorgulamaya, arzu ettiklerimi okumaya ve düşündüklerimi yazmaya devam edeceğim.

3 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for muaet muaet dedi ki:

    Ellerinize sağlık, çok güzel noktalara değinmişsiniz. İmzamı atarım altına. Benim için çok büyük hayal kırıklığı idi bu dizi maalesef.

  2. Avatar for Epichan Epichan dedi ki:

    Zaman Çarkı dizisine de zaman ayırmamak gerekiyor demek ki. Sırf bu dizi için seriye başlayıp, diziyi öyle izlemek istiyordum. Fakat bir kaç yerden de aynı yorumları görünce vazgeçtim.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

1 cevap daha var.

Andrew Garfield Spider-Man Örümcek Adam

Andrew Garfield: “Gelecekte Spider-Man Rolüne Açığım”

Çatlaklar - Göktuğ Canbaba | Yazarının Kaleminden

Çatlaklar – Göktuğ Canbaba | “Tekinsize ve Tuhafa Kapımı Açmış Bekliyordum”