in ,

Zaman Çarkı 3. Bölüm İncelemesi: Güvenli Bir Yer

Zaman Çarkı 3. bölüm incelemesi sizlerle. Amazon Prime dizisi ilerledikçe kimin gölgenin kimin ışığın yanında olduğunu anlamak gittikçe zorlaşıyor.

Zaman Çarkı 3. Bölüm İnceleme

Zaman Çarkı 3. bölüm incelemesi sizlerle. Amazon Prime’ın The Wheel of Time dizisinin yeni bölümünde Logoth’da yolları ayrılan karakterlerimiz, ıssızlıkta başlarının çaresine bakmaya çalışırken bizde yavaş yavaş genişleyen dünyayı yakından tanımaya başladık. Kurtlar, Tenekeciler, Aieller, Karanlık Dostları ve bir Ozan. Kimin gölgenin kimin ışığın yanında olduğunu anlamak gittikçe zorlaşırken akıllarda tek bir soru var.

Acaba karakterlerimiz soluklanabilecekleri güvenli bir yer hiç bulabilecek mi?

Zaman Çarkı 3. Bölüm: Moiraine, Lan ve Nynaeve

Bölüm Nynaeve’in kendisini kaçıran trolloc’u nasıl alt ettiğini keşfetmemizle açılıyor. Daha önceki bölüm incelemelerinde değinme fırsatım olmamıştı. (1. bölüm ile ilgili hazırladığımız inceleme için buraya, 2. bölüm incelemesi için ise buraya tıklayabilirsiniz.) Dizinin, Karanlık Varlık’ın yaratıklarını çok iyi şekilde ekrana aktardığını düşünüyorum. Hem pratik efektlerle hem de CGI ile desteklenmiş muazzam bir makyaj ve kostüm tasarımıyla bu yaratıkların hayvansı vahşiliği oldukça iyi yansıtılmış. Özellikle Nynaeve’i sürükleyen trolloc’un karşılaştığı yaralı bir diğer trolloc’u hiç acımadan parçalara ayırdığı sahne, karşı karşıya olduğumuz yaratıkların en can alıcı güdüsünün avlanmak olduğunu seyirciye aktarabilmiş. Ardından ilk bölümde gördüğümüz kutsal havuzda saklanan Nynaeve’in peşindeki trolloc’u öldürdüğü kare de hem karakterimizin gözü pekliğini hem de trollocların doğru koşullarda alt edilebilecek canavarlar olduğunu gösteriyor.

Nynaeve’in şifacılığından faydalanmak isteyen Lan’in, onun nasıl izlerini sürdüğünü merak ettiği sahnede de ikilinin arasındaki tansiyon oldukça iyi yansıtılmış. Her ne kadar koşulları belirleyen Lan gibi dursa da ipleri elinde tutanın Nynaeve olduğu gayet açık. Devamında Moiraine’nin yarasına hikmetliğinden gelen bilgileriyle çare olmaya çalışırken, muhafız ve Aes Sedai arasında bağa dair kitaba yabancı olan izleyiciye yeni bir bilgi daha veriliyor. Öyle bir bağ ki bu yalnızca birbirlerinin düşüncelerinin ve hareketlerinin farkındalığı değil mevzu bahis olan. Gayet fiziksel bir şekilde birbirlerinin acılarını da hissedebiliyorlar. Bu da aslında izleyiciye Lan’in bir önceki bölümdeki aldığı kimi tehlikeli kararları nasıl bir zihin beden durumu içinde aldığını göstermiş oluyor. Geriye Moiraine’nin yaralarını saran Nynaeve’e minnetini nasıl ifade edeceğini bilemeyen Lan ile muhafız ve Aes Sedai arasındaki ilişkiyi nasıl yorumlayacağını bilemeyen Nynaeve kalıyor.

Zaman Çarkı 3. Bölüm İncelemesi

Nynaeve’in topladığı bitkilerle hazırladığı karışım bir nebze yardımcı olsa da trolloc zehrini bütünüyle temizleyebilmek için Aes Sedai’lara ihtiyaçları olacağını bilen Lan, kısa bir keşiften sonra ormanın ilerisindeki kırmızı ajah çadırlarını fark ediyor. Derin uykusundan Yeni Bahar’ı okuyanların yüzünü gülümsetecek bir ismin adını mırıldanarak uyanan Moiraine, ihtiyacı olduğu şifayı alabilmek için kız kardeşlerinin çadırlarına doğru yola çıkıyor. Üçlüyü bekleyense yalnızca kırmızı ajah değil… Kendine “yenidendoğan ejder” diyen bir adamı hapsetmiş olan Kırmızılar!

Rand, Mat ve bir Ozan

Rand ve Mat Shadar Logoth’dan sonra nereye gitmeleri gerektiğine karar vermeye çalışırken, ikilinin arasındaki çatışma oldukça güzel yansıtılmış. Bir önceki bölümde inatçı bir şekilde eve dönmek isteyen Rand iken şimdi işler değişmiş durumda. Gördüklerinden sonra kız kardeşlerine dönmek isteyen Mat, Egwene’in Moiraine’nin peşinden Tar Valon’a gitmek isteyeceğini düşünen Rand’i isteksizce takip ediyor.

Karakterlerimizin yolu bir madenci kasabasına düşüyor. Minik köylerinden sonra karşılarına çıkan her yeni yeri şaşkınla keşfeden ikili, kasabanın girişindeki kafeste sergilenen- ne olduklarını bilmedikleri- Aiel’den rahatsız bir şekilde gördükleri ilk hana giriyor. Hanı idare eden güzel ve cana yakın kadına dostlarını sorduklarında kasabadaki tek yeni yüzün bir Ozan olduğunu öğreniyorlar. Ve ilk bölümden beri beklediğimiz Thom Merrillin (Alexandre Willaume) tüm hanı hüzne boğan şarkısıyla yürekleri sızlatıyor.

“Sabahının renkleri

Gecesinin karanlığı,

Beklenmedik küçük mezarlar

Işık saçmayan bir güneş

Gördü tüm dünyanın kırılışını

Tanıdığım o azap içindeki ruh,

Kendi yarattığı hapishanede

Unutamayan adam,

Hâlâ kulağımda haykırışı özlediklerine.

Hâlâ kulağımda haykırışı yitirdiklerine.

Onları nehirde gördü.

Yağmurda içine işledi.

Rüyalarında fısıltılarını duydu.

Acısı hakikatti.”

Thom karakteri daha ne kadar karizmatik bir şekilde diziye dahil edilebilirdi inanın bilemiyorum. Willaume’nin sesi, ortamı ele geçiren havası kesinlikle bölümün en güzel detayıydı. Moiraine’nin aralarından birinin Yenidendoğan Ejder olduğunu söyledikten sonra, dünyanın kırılışına neden olan bir önceki Ejder’e dair şarkıyı dinlerken karakterlerimizin gözlerinin dolması da takdire şayandı. İçlerinden birinin böylesine bir güce sahip olup, medeniyetlere son veren bir yıkımı getirebilecek olma ihtimali bile insanın tüylerini ürpertiyor.

Zaman Çarkı 3. Bölüm İncelemesi

İkili paraya sıkışık oldukları için geceyi geçirebilecekleri yataklara karşılık han sahibine çalışmayı teklif ediyor. Rand tek başına kışlık odun keserken Mat de garsonluk yapıyor. Rand’in işi bittiğinde cana yakın han sahibi Dana yanına gelip ikili için ayırdığı odayı ona gösteriyor. Laf lafı açıyor ve izleyenler Dana’nın sıkışıp kalmışlığını, Çark’ın ona ve etrafındakilere ne kadar bahtsız bir hayat verdiğini fark ediyor. Hayallerinin peşinden gidip dünyayı keşfetmek isteyen genç kadının, sıkışıp kaldığı maden kasabasındaki hayatına üzülmeden edemiyoruz.

O sırada Thom, Mat’i kafesteki Aiel’in yanında yakalıyor. Her ne kadar nasıl kafese düştüğüne anlam veremesem de -kitaplar boyunca amansız savaşçılar olarak tanıtılan Aiellerden birinin madenci köyündeki üç beş adam tarafından yakalanıp öldürüldüğüne inanmak zor- Thom’un seyirciye Aiel kültürüne minik bir giriş dersi vermesini izlemek yine de keyifliydi. Mat kız kardeşlerine dönebilmek için ihtiyacı olan parayı Aiel’in üstünde bulabileceğini düşünerek adamı soyuyor. Ardından Thom’un en azından gömülmesine yardımcı olmalısın deyip adamı kendi kültürüne uygun bir biçimde uğurluyorlar. Ruhu su ve gölgeye ersin. Bu sahneyle Thom ve Mat arasındaki ilişkinin temeli sağlam bir şekilde atılmış oluyor.

Dana, Rand ile yakınlaşmak isteyip reddedilince “Saçlarım yüzünden değil mi? Egwene’e çok benzedim. Örmemeliydim,” deyince ne yalan söyleyeyim bir tüylerim ürperdi. Ve evet, işte karşımızda dizinin bize açıkça tanıttığı ilk Karanlık dostu! Gecenin karanlığından onları koruyacak bir sığınak veren güzel kadın, esasında Gözsüzlerden biri gelinceye kadar karakterlerimizi hapsetmek niyetindeymiş. Rand şoku atlatamadan yay ve kılıcına uzanmak istiyor ancak Dana ondan önce davranıp kılıcını ele geçiriyor. “Denemen boşuna senden üç tane olsa bile o kapıyı kırılmaz,” dese de Rand bir şekilde kapıyı kırıp kaçmaya başlıyor. O sırada hana yaklaşan Mat’i de yanına alıp Dana’nın tüm hayatını geçirdiği kasabanın sokaklarında koşturmaya başlıyorlar.

Zaman Çarkı 3. Bölüm İncelemesi

Dana bir kestirme bulup karşılarına çıktığında seyirci de bir insanı Karanlık dostu olmaya nelerin itebileceğini karakterlerimizle birlikte öğreniyor. En son biri Karanlık Varlık’a Ejderi götürdüğünde adını üç bin yıl boyunca aklımıza kazıdık diyor Dana, “Ishamael”. Karanlık Varlık’ın balıkçılardan kraliçelere, ne kadar fazla destekçisi olduğunu da eklemeden geçmiyor. Karanlık Varlık’ın onları öldürmek istemediğini, asıl bunu yapmak isteyenin Aes Sedailar olduğunu, onun niyetinin aslında tüm insanlığı azaptan kurtarmak olduğunu söylüyor. Çark dönmeye devam ediyor ve insanlar zarar görüyor. Seller, kuraklık, savaş. Birbirlerini öldüren kardeşler, ebeveynlerini katleden çocuklar. Bir yanda insanları ezenin Çark ve öbür yanda onlara kurtuluşu vadeden Karanlık Varlık. Ejder ise Karanlık Varlık’a hizmet ettiği takdirde Çark’ı kırıp tüm bu acının önüne geçebilir. Bu noktada karşılarındaki tehditle nasıl baş edeceklerini bilemeyen ikilimizin yardımına Thom ve kadının boğazına saplanan bıçağı yetişiyor. Gözsüzlerden biri onları yakalamadan kasabayı terk etmeleri gerektiğini söyleyen ozanımız, ikiliyi kanatları altına alıp Doğu’ya doğru yola koyuluyorlar.

Egwene, Perrin ve Kurtlar

Bölümde takip ettiğimiz hikâye arkları içeresindeki ne yazık ki en zayıf olanı Egwene ve Perrin’ninkiydi. Öte yandan serinin hayranları çeşitli teoriler ortaya atmaya başladı bile. Bu nedenle incelemenin bu kısmında kitaplara dair tat kaçırıcı kimi şeylerden bahsedeceğim o nedenle isterseniz bu bölümü okumadan geçebilirsiniz.

İlk olarak kurtların tanıtılması için inanılmaz mühim olan bir karakter dizide yer almıyor. İleriki bölümlerde kendisiyle tanışır mıyız bilmiyorum. Ama şu aşamada çoğu izleyicinin ne kurtların niyetini ne de karakterlerimizin bir oradan bir buraya kaçışmalarına pek anlam verebildiklerini zannetmiyorum. Oyuncular kendilerine tanınan alanı iyi kullanıyor olsa da kurtları bize tanıtması gereken kişinin hikâyeden atılması, Egwene’in birkaç cümlesiyle kurtlara dair niyet okumasıyla yetinilmesini oldukça zayıf buldum.

Aynı şekilde Perrin’in kitaplarda yer almayan ve ilk bölümde trajik bir şekilde canına kıydığı eşinin rüyasında bir kurt tarafından yeniliyor oluşu pek çoklarının aklını daha da karıştırdığına eminim. E madem kurtlar sizi takip etmenizin daha iyi olacağı yola götürdü, neden adamın rüyasında eşini yiyorlardı? Elbette buna serinin hayranlarının ilginç bir teorisi var. Laila Dearn’ın altta gözüken karede elindeki silahı başının üstünde tutuşu ve odadaki tek canlı olan Perrin’e doğru yönelmiş olmasından bir karanlık dostu olabileceği iddia ediliyor.

the wheel of time 3. bölüm inceleme

Özellikle aynı bölüm içeresindeki diğer arkın ana odağının da Karanlık dostlarının hiç beklemediğiniz insanlar olabileceği olduğu düşünülürse mantıklı gibi duruyor. Kurtların Egwene tarafından ortaya atılan iyi niyetliliği de göz önünde bulundurulunca, rüyasında eşini yiyen bir kurt görüşü, Perrin’in rüyasının kurtlara dair korku ve endişeleriyle birleşmiş travma sonrası depresyonun bir ürünü değil de esasında kurtların ona Laila iyi biri değildi deyişinin simgesi olabilir. Kitaplar boyunca rüyalarında ve zihnin arkasında böylesine imgelerle uğraşan Perrin’in seyirciye biraz daha net aktarılabilmesini dilerdim. Ellerinde harika bir oyuncu, Jeff Bezos’un sınırsız kaynakları ve muazzam kitaplar var. Çok çok daha iyisi yapılabilirdi. Olsun, gelecek bölümlerde kurtlarla olan ilişkisini nasıl yansıtacaklar hâlâ merak ediyorum.

Bölümün bir diğer Zaman Çarkı Kültürü 101 dersi gibi hissettiren kısmı da Egwene ve Perrin’in Tuatha’an namı diğer tenekecilerle karşılaştığı sahneydi. Eski dilde gezgin anlamına gelen Tuatha’an, şiddeti reddederek Yaprağın Yolu’nu izleyen, ömürlerini kayıp bir şarkının izini arayarak geçiren barışçıl bir topluluktur. Yaprağın Yolu’nu izlemeyi kabul eden herkes aralarına katılabilir. Barış içinde olan herkese ateşleri başında yer vardır. Shadar Logoth’dan güç bela canlarını kurtarıp, korku içinde peşlerindeki kurtlardan kaçan Egwene ve Perrin, bu bölümde rahatça soluklanabilecekleri tek güvenli yeri bulanlar olabilir.

Yaprağın Yolu barıştır. Bir sonraki bölüm incelemesinde görüşmek üzere.

Sizler de Zaman Çarkı 3. bölüm için yorum ve teorilerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz. Işık sizinle olsun!

Oyla!

Merve Akartuna

1994, İstanbul doğumluyum, Galatasaray Üniversitesinde felsefe lisans eğitimimi aldıktan sonra Université de Strasbourg’da yüksek lisansımı tamamladım. Kendimi bildim bileli okumaktan ve yazmaktan muazzam keyif almışımdır. Aristoteles kadar Robert Jordan’a düşkünüm. Fantastik kurgunun zihni özgürleştirici gücüne inancım tam. Sevdiğim yazarların yarattıkları evrenlerde zaman algımı kaybetmeye bayılıyorum. Varlığım sürdükçe merak ettiklerimi sorgulamaya, arzu ettiklerimi okumaya ve düşündüklerimi yazmaya devam edeceğim.

Netflix Aralık 2021 takvimi

The Witcher’dan Lost in Space’e… Netflix Türkiye’nin Aralık 2021 Takvimi Belli Oldu

Jodorowsky's Dune Kitabı

Jodorowsky’s Dune Kitabı Rekor Fiyata Satıldı: Hiç Çekilmeden Sinema Tarihini Değiştiren Proje