DEV ÇEKİLİŞ: Timaş Yayınları Dünya Edebiyatı Seti

Kayıp Rıhtım ve Timaş Yayınları ortaklığında 6 farklı okurumuza, yayınevinin Dünya Edebiyatı Dizisi'nden 8 kitaplık birer set hediye ediyoruz. Toplam 48 kitaplık bu dev çekiliş için yapmanız gerekenler çok basit!

Facebook, Twitter, Instagram ve Forum sayfalarımız üzerinden Timaş Yayınları ortaklığında 6 şanslı okurumuza, 8 kitaplık Timaş Modern ve Çağdaş Dünya Edebiyatı seti hediye ediyoruz. (Çekilişlere aşağıdaki bağlantılara tıklayarak katılabilirsiniz.)

Timaş Yayınları bu seti tanımlarken şöyle diyor:

Edebiyatın iki nokta arasındaki en kısa mesafe olduğuna inanarak dünyanın dört bir tarafından inandığımız edebiyat metinleriyle yeni hayallere davet ediyoruz okurumuzu.

TÜM ÇEKİLİŞLER İÇİN SON KATILIM TARİHİ: 28 Mayıs 2019 – 23.59

Twitter çekilişine katılmak için TIKLAYIN.

Instagram çekilişine katılmak için TIKLAYIN.

Facebook çekilişine katılmak için TIKLAYIN.

Forum çekilişine katılmak için TIKLAYIN.

NOT: Forum çekilişi için bu başlık altında “Çekilişe Katılmak İstiyorum” yazmanız yeterli olacaktır.

Peki listede hangi kitaplar var? 8 kitaplık bu setin detaylarına birlikte bakalım:

Bütün Bir Ömür

Küçük yaşta annesini kaybeden Andreas Egger, uzak akrabası olan zalim bir çiftçinin yanında büyür. Zorlu çocukluğunun ardından az konuşan, fiziken güçlü ve çok çalışkan, ama bir o kadar da kırılgan ve içine kapalı bir adama dönüşür. Dünyanın hızına, insanların hırsına ve öfkesine yetişemez, aslında bunu istemez de. Dağların kocaman boşluğu içinde kaybolmak ona iyi gelir. Avusturya Alpleri’nde kendi dünyasında yaşayan Andreas, günün birinde Marie’ye âşık olur. Marie ilk çocuklarına hamileyken çığ altında kalarak hayatını kaybedince Egger her şeyi bırakıp evini terk eder ve savaşa katılır. Savaşta esir düşer, çalışma kampına gönderilir ve aradan yıllar geçer… Dağlarına, evine döndüğünde kurulan teleferik hattıyla modernizmin o yalın kırsalı nasıl ele geçirdiğiyle yüzleşmek zorunda kalır.

Kendini yalnızlığıyla kuşatarak içindeki gerçeğe sığınan bir adamın hikâyesi bu.

Basit olduğu kadar çarpıcı ve etkileyici, gücünü yalınlığından alan bir ömür…

2016 yılında Man Booker International Ödülü finalistleri arasına giren Bütün Bir Ömür, Feza Şişman’ın çevirisiyle…

Sis Hırsızı

Bir insanın geçmişte olanların gölgesiyle ve asla gerçekleşmeyecek şeylerin kuruntusuyla nasıl yaşayabileceğini hep merak ettim. Bunu kimse yapamaz. İşte bu yüzden ölüyoruz. Yaşamı sürdürdüğümüz için yaşlanmıyoruz biz, onu sürekli hatırladığımız için ihtiyarlıyoruz.

Ünlü yazar Antonio M. Fonte için ne servetin ne de şöhretin bir önemi vardır. Napoli’deki eski ve tuhaf evinde kedisi Calliope’yle, hayalle gerçeğin belirsiz sınırında kaybetmek üzeredir kendini. Bir gün öyle bir şey olur ki, başına bela olan binlerce hayran mektubu arasından birini görmezden gelemez: On beş yıl öncesinin tarihini taşıyan bu mektubun göndereni kendisi, alıcısıysa tanımadığı bir kadındır! Satır aralarında kaybettiği anılarına ve bir adamı öldürdüğüne dair ipuçları olsa da Antonio hiçbirini hatırlayamaz…

Bir akşam Napoli sokaklarında kaybolur ve kendini insanların kaybettiği çoraplar ve rüyalar dahil her şeyi toplamaya adamış garip bir adamın mekânında bulur. Antonio kaybettiği anılarına ulaşmak ve gizemli mektubun bilmecesini çözebilmek için işe buradan başlaması gerektiğini anlar. Ancak burası sadece başlangıçtır: Akıl almaz gizemler, şekil değiştiren şehirler, gözyaşından denizler, sisten ve gölgelerden müteşekkil adamlar, sayısız kayıp anı ve her adımda biraz daha uzağa savrulan bir aşk…

Metinlerarası göndermeleriyle Dante, Italo Calvino ve Lewis Caroll’dan izler taşıyan ve İtalya’da bestseller listelerinden inmeyen Sis Hırsızı; unutmak, hatırlamak, gerçeklik ve zaman üzerine baş döndürücü bir roman…

Kar, Köpek, Ayak

İtalyan Alplerinde bir vadi.

Kar fırtınaları, ormanlar ve taşlar.

Bu vadinin en uzak köşesinde, unutulmuş, yıkık dökük bir baraka.

Aksi, yaşlı, kafası hayli karışık ve yalnız –ama gerçekten çok yalnız– bir adam.

Ve bir gün, beklenmedik bir şekilde kapısında peyda olan, düşük çeneli, biraz müstehzi, çokbilmiş bir köpek.

Sığınılacak tek liman doğa, bir anda nasıl en ölümcül düşmana dönüşebilir?

İnsan aklına, hafızasına gerçekten ne kadar güvenebilir?

Yalnızlık bir adamı ne kadar delirtebilir?

Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, biraz hüzünlü yalnızlık, çılgın halüsinasyonlar ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor: Masal olamayacak kadar gerçek, gerçek olamayacak kadar büyülü bir roman Kar, Köpek, Ayak.

Unutmanın Genel Teorisi

Angola bağımsızlığını kazanmadan hemen önce, Ludo yaşadığı apartman dairesinin kapısına bir duvar örer. Burası onun otuz yıl boyunca ayrılmayacağı yuvasıdır artık. Terasında yetiştirdiği birkaç sebze ve yakaladığı güvercinlerle beslenir. Isınabilmek için kitapları, mobilyaları yakar. Ve evin duvarlarını kendi hikâyesiyle kaplar, satır satır işler yalnızlığını.

Ancak dış dünya bırakmaz Ludo’nun yakasını, yavaş yavaş sızar hayatına: Radyoda bir cızırtı, yan daireden bir ses, peşindekilerden kaçan bir adam, ayağına not bağlı bir güvercin. Ta ki bir gün küçük Sabalu, yan binaya kurulan inşaat iskelesine tırmanarak Ludo’nun terasına çıkana kadar…

Angola’nın bağımsızlık öyküsüyle birlikte akan Ludo’nun öyküsü bu, evinden dışarı çıkmayan bir kadının duvarlarında yankılanan gerçek bir hikâye.

Frankenstein Bağdat’ta

ABD işgali altındaki Bağdat’ın yıkıntıları arasındaki tuhaf sakinlerinden Hadi boş zamanlarını kahvehanelerde hikâyeler anlatarak geçiren bir eskicidir. Yıkık evlerden, çöp yığınlarından, patlama alanlarından topladığı döküntülerin yanında çok tuhaf şeyler de vardır aslında: Ceset parçaları…

Bu parçaları bir ceset yaratmak için bir araya getirmekteki asıl amacı -iddiasına göre- hükümetin bunları insan olarak tanıması ve hak ettikleri bir defin vermesidir. Fakat bir gün ceset kaybolur ve hemen ardından ürkütücü cinayetler dalgası şehri kasıp kavurmaya başlar. İfadelere göre katil vurulsa da yaralanmaz, ölmez; üstelik korkunç görünümlü bir canavara benzemektedir. Ve işte böylece Hadi, hayatta kalabilmek için insan vücuduna ihtiyaç duyan bir canavar yarattığının farkına varır – geçmiş hesapların peşine düşen bir intikam makinesi.

Terk Edenler

Deming’in annesi, yasadışı bir Çinli göçmen olan Polly, bir sabah güzellik salonundaki işine gider ve bir daha evine dönmez. Ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmuştur adeta. On bir yaşındaki Deming, cevaplanamayan sorularıyla şaşkın ve yalnız kalır. Sonunda iyi niyetli bir profesör çift tarafından evlat edinilen Deming, Bronx’tan küçük bir kasabaya taşınır. O artık Daniel Wilkinson’dır. Peki adını değiştirmek yeni bir başlangıç için, geçmişini silmek için, geride bıraktığı annesini unutup yeni ebeveynlerine bağlanmak için yeter mi?

Hikâye boyunca Deming köksüz bir genç adama dönüşürken Polly de dünyanın en yalnız, kayıp annelerinden birine evrilir. Sevgi dolu ve bencil, kararlı ve korkmuş olan Polly, birbiri ardına yaptığı anlık tercihlerle bir kader çizer kendine.

Terk Edenler’in bir yarısı New York’ta, bir yarısı Çin’de. Biraz Deming anlatıyor, biraz Polly. Bu, aile, aidiyet, kökler ve göçmenlik üzerine “öteki”nin dilinden bir hikâye. Bu, bir çocuğun sevdiği her şeyi yitirdiğinde kendini nasıl bulduğunun, bir annenin geçmişin hatalarıyla yaşamayı nasıl öğrendiğinin hikâyesi.

Taşlar

Küçük İtalyan köyü Sostigno’da her yer taşlarla dolmaktadır. Tarlalarda, sokaklarda, evlerde açıklanamaz bir şekilde ortaya çıkan ve gün geçtikçe sayıları artan taşlar canlı varlıklarmış gibi hareket ederler. Fısıldadıklarını duyanlar bile olmuştur…

Jeologlar, taşların bölgedeki yer kabuğu yapısının bir sonucu olduğunu öne sürseler de köyün taşlarla dolmasına bir açıklama getiremezler. Böylece köylüler, inanışları ve tecrübeleri ışığında yaşadıklarını anlamlandırmanın ve taşlarla mücadele etmenin yollarını aramaya başlarlar. Olayların nedeni gibi başlangıç noktası da söylentilere göre değişir. Hayaletlerin ya da kötü ruhların işi midir bu? Yoksa doğa yılların intikamını mı alıyordur? Belki köy halkının sakladığı sırlardır sebebi?..

Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, doğayla insan arasındaki çatışma ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor.

Garson

Hills isimli asırlık bir Avrupa restoranında, orta yaşlı bir garson işinin değişmez yönleriyle gurur duyuyor: Kusursuz bir üniforma, bir örnek masa örtüleri, müdavimleri ve düzenli akşam yemekleri. Hınzır ve onun kalburüstü konukları, alkolik aktör ve arkadaşları, bir sanat simsarı, Garson’un yegâne arkadaşı Edgar ve küçük kızı Anna. Ve tabii ki Şef Garson, Bar Sorumlusu, Aşçı. Bu kendi istikrarlı ritmiyle yaşayan evrende, masalar arasında herhangi bir temas yoktur… Ta ki güzel ve bakımlı bir genç kadın kapıdan içeri girip restoranın ve temsil ettiği her şeyin hassas dengesini bozana dek…

Garson Avrupa’nın son yüzyılını, o büyük resmi tek mekân ve sakinleriyle özetleyen büyüleyici bir hikâye. Her şey olması gerektiği haliyle olması gerektiği yerdeyken -en azından Garson’a göre- bir şeyler değişmeye başladığında yükselen endişe, bütün düzeni altüst etmeye yetiyor. Aslında, koşullar göz önünde bulundurulduğunda, endişe belki de en mantıklı tepki…

Bütün okurlarımıza bol şans dileriz!

Stranger Things Kitap

DEV ÇEKİLİŞ: Timaş Yayınları Dünya Edebiyatı Seti için 148 yorum

  1. ikeowia dedi ki:

    “Çekilişe Katılmak İstiyorum”


  2. Ishamael dedi ki:

    Çekilişe katılmak istiyorum.


  3. Kitsune dedi ki:

    Çekilişe katılmak istiyorum.:star_struck:


DEV ÇEKİLİŞ: Timaş Yayınları Dünya Edebiyatı Seti

Kayıp Rıhtım ve Timaş Yayınları ortaklığında 6 farklı okurumuza, yayınevinin Dünya Edebiyatı Dizisi’nden 8 kitaplık birer set hediye ediyoruz. Toplam 48 kitaplık bu dev çekiliş için yapmanız gerekenler çok basit!

 

 

Başa dönün
Daha fazla Geek, Kayıp Rıhtım
Kitap
Neden Okuyabileceğimizden Daha Fazla Kitap Alırız?

"Önüm, arkam, sağım, solum kitap," mı diyorsunuz? Bu makale, gereğinden fazla kitap alıyor oluşunuzu dert...

Kapat