in ,

Annemin Kaburgası – Burçin Tetik | Yazarının Kaleminden

Burçin Tetik, Annemin Kaburgası adlı ilk öykü kitabının ortaya çıkış macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Annemin Kaburgası - Burçin Tetik

Burçin Tetik, ilk kitabı Annemin Kaburgası hakkında konuşuyor. İletişim Yayınları etiketiyle okurla buluşan eserin kaleme alınış macerasını yazarından dinliyoruz.

* * *

Annemin Kaburgası’nı oluşturan ilk öykü hangisiydi, tamamladığım ilk parça neydi, anımsamak güç. Sarıyer’de üç yıl yaşadığımız evin penceresi duvara bakan küçücük bir odası vardı. Duvara bakan o camın önüne, “Artık öykü yazacağım!” umuduyla minik bir çalışma masası koymuştuk. Bir yandan uzun bir ara verdiğim yüksek lisans tezine son bir gayret gösterip yıllarca başıma sarılmış bu beladan kurtulmak istiyordum, bir yandan da klavyeye uzanan ellerim nedense tez yerine olmadık öyküler yazmaya karar veriyordu.

Tez için notlar alırken öykülerim için de notlar almaya, tez için bir çalıştıysam öykü için beş çalışmaya başladım. O esnada bambaşka bir kitap düşüncem vardı, yazdıklarımın çoğu da o eksende şekilleniyordu. Fakat neresinden tutarsam tutayım sanki tam oturmayan bir şeyler vardı, belki akademik bir tezin de bölüm sonu canavarı gibi sürekli kendini hatırlatmasının etkisiyle, bazı bölümler ne kadar içten olursa olsun bütünlüğü çok da sahici olmayan bir hikaye akıyordu. Ne zaman hatırlamıyorum, tez bitmiş miydi, yoksa daha var mıydı, öyküleri acımasızca kesip biçmeye başladım. İşe yaramadığını düşündüğüm yerleri çıkarttım, kalan parçalardan ilham alıp yeni öyküler kurgulamaya giriştim. Bu sırada ülke değiştirdim, Almanya’ya taşındım, ama yeniden bir hayat kurmaya çalışırken öykülerle ara ara da olsa ilgilenmeye devam ettim. Böyle oluştu ilk kitabımın birbirleriyle benzer bir evreni çağıran öyküleri.

Annemin Kaburgası – Yazma Süreci Nasıl İlerledi?

Yazma sürecinde çok planlı programlı ilerlemedim. Bir sahneyle, bir karakterle klavye başına oturup beni sürüklediği yerlere gitmeye çabaladım daha çok. Kime kolay bürünebilirsem, kim bana o anlatıyı açarsa onu yazarken buldum kendimi. Yazmak kendi içinizde bir asansörle sürekli bir kat aşağı, bir kat daha aşağı gitmek gibi. Tam yeterince derinleştiğinizi zannediyorsunuz, aşağıdan bir katman daha çağırıyor sizi. Madem Sarıyer’den bahsettim, İpler öyküsünde ilhamımın Sarıyer’ın tıklım tıkış yumaklarla dolu yüncüleri olduğunu da söyleyeyim. Her gidişimde odalar dolusu iplerin arasında küçüldüğümü hissederdim. 30’lu yaşlarımda YouTube’dan izleyerek örgü örmeyi öğrendim, hatta bu örgülerle kermeslere katılıp satışlar bile yaptım. Dönüp baktığımda nasıl bir emekmiş diyorum şimdi.

Annemin Kaburgası - Burçin Tetik

İşte o zamanlarda bilinçdışım benden önde gidiyordu adeta, bir baktım iplerin olduğu bir öykü dökülüyor elimden. Çoğumuzun hayatı görünmez iplerle çevrelenmiş, aşılmaz değil mi zaten? O duyguyu yün dükkanındaki hislerimle birleştirdim, ortaya İpler çıktı. Diğer öykülerde de zihnimin beni çağırdığı yere gidip oradan kendimi akışa bırakarak ilerledim. Hesaplı kitaplı yazılan öykülerin kendini belli ettiğini düşünüyorum, okurken seziyorum sanki. O yüzden o bahsettiğim katmanları yazarken kendi içimde de tek tek sıyırmak, altına bakmak benim için önemliydi.

“Yazarlık Türkçe Edebiyatta Bir Kariyer Değil”

Yazma sürecimde eşim Sinem Deniz kitabın tamamını okuyan tek kişi oldu. Henüz son haline ulaşmamış metinleri başkalarına göstermek çok büyük bir mahremi, belki bir tür doğumu açmak gibi geliyor. Yarım Saat öyküsü zaten 2018’de Kaos GL’den ödül aldığı için başka yerlerde de vardı, o yüzden onu birkaç kişiye gönderdiğimi anımsıyorum. İkinci dosyada belki daha cesur davranabilir, başkalarıyla da paylaşabilirim yazdıklarımı. Çünkü yazmak ve bir öykü kurmak çok yalnız bir deneyim. Bir dünyaya giriyor, orada kalıyor ve sonra sudan çıkmış balık gibi dışarıda buluyorsunuz kendinizi. Dışarıdan nasıl okunduğunu, nasıl anlaşıldığını anlamak için yapıcı eleştiriler çok önemli. Benim dosyamı eşimden sonra ilk görenler yayınevi çalışanlarıydı. Metin üzerine çalışma sürecimizin her anı benim için çok keyifliydi. Çok susamışım da kana kana su içiyormuşum gibi bir duygu. Zaten başka türlü yapılacak bir iş değil, zira yazarlık Türkçe edebiyatta bir “kariyer” değil. Ödün, çaba, zaman, ekonomik bağımsızlık istiyor.

Yayınevine yolladığım dosyada kitabın adı Yabanperi’ydi. Benim için gizemli, biraz çocuksu, biraz hırçın, tam da kitabın özünü veren bir isimdi. Fakat metin üzerinde çalışmamız nihayete erip de basım zamanı yaklaşınca editörümden meselesini daha açık anlatan bir isim bulmamız konusunda öneri geldi. Yabanperi güzeldi, ama biraz çocuk masalı adı gibi duruyordu. Kitabın içindekileri, yoğunluğunu, renklerini okura geçirecek bir isim aramaya başladık. Belki biraz da sonlara sakladığım bir öykü olan Annemin Kaburgası bu şekilde öne çıktı. Özgün, güçlü bir öyküydü ve yayınevim öyküyü kitabın başına çekip ismini kitaba vermeyi öneriyordu.

Korkular

Sanki bulunmaması için kuma gömdüğüm bir mektup ifşa olmuş gibi paniklediğimi anımsıyorum. Kitabın somut bir nesneye dönüşeceğini, raflara, evlere gireceğini o zaman idrak ettim. Kendi sesinizi kayıttan dinlemek rahatsız edicidir ya bazen, biraz öyle bir duygu belirdi içimde. Sarıyer’deki duvara bakan küçük odada yazdıklarım, bazen uçakta ya da otobüste not aldığım öyküler artık benden çıkıyordu. Zihnimin karanlık yerlerini harflere dökmek iyiydi, ama o kelimeleri benden başkalarının okuyacağını, üzerine laf söyleyeceğini, yargılayacağını yeni yeni anlıyordum. Kitabın da içeriğini sık sık oluşturan, ailemiz hakkımızda ne düşünür, bizi yine de sevmeye devam eder mi korkularını ben de yayın sürecinde yaşadım. Alison Bechdel’i ve kendi ailesi hakkında ürettiği otobiyografik işleri düşündüm. O bile bunu yapabiliyorsa, kendi ailesini böylesine masaya yatırabiliyor ve bunu yaparken bu kadar etkileyici bir iş çıkarıyorsa, ben de bazı bazı kendi yaşantılarımın izlerini taşıyan birkaç metni korkmadan dünyaya açabilirdim.

Bana kalsa öykülerin içinde yer almayan, ağaçlı, ormanlı bir isim alternatifi düşünmekteydim. Özgün olanı saklayıp jeneriğe uydurmaya çalışan bir haldi biraz. O yüzden yayınevinin yumuşak müdahalesi pek yerinde oldu. Bu kitabın özünü dışarı çıkarmama yardımcı oldular. Gerek aileyle çatışmaların gerek bağlılığın gerekse bazı mitlerle hesaplaşmanın yer aldığı bir isim oldu Annemin Kaburgası.

Burçin Tetik


Annemin Kaburgası hakkındaki yorumlarınızı bizimle Kayıp Rıhtım Forum üzerinden paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki diğer yazar maceralarını buradan okuyabilirsiniz.

Oyla!

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Rick and Morty 7. Sezon

Rick and Morty 5. Sezon Gelmeden 7’nin Senaryo Hazırlıkları Başladı

Van Gohg tablosu Montmartre’da Bir Sokak Manzarası

Van Gogh’un 100 Yıldır Gözlerden Uzak Kalan Tablosu Görücüye Çıkıyor: Montmartre’da Bir Sokak Manzarası