Londra Nehirleri

Çevirmenin Çemberi: Demir Altın

Pierce Brown’un distopya serisi Kızıl İsyan'ın dördüncü kitabı "Demir Altın"ı dilimize kazandıran Tuğçe Kayıtmaz, eserin çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için anlattı.

NASA’nın, Mars keşif aracı Insight’ı Kızıl Gezegen’e indirdiği ve tarihte ilk kez insanlığın bu görüntülere naklen şahit olduğu son günlerde akıllarda bir kez daha, Mars’ta ve genel olarak Güneş Sistemi’nde, Dünya’dakine alternatif yaşam alanı soruları uyanırken Demir Altın çok da yakın olmayan bir gelecekte belki o zamanın bilimkurgu kategorisinde incelenmeyecek. Ancak Pierce Brown 2000’li yıllardan 700 yıl sonrasına uzanarak distopya ve bilimkurguyu mitoloji, edebiyat ve çeşitli kültürel unsurlarla örmeye serinin dördüncü kitabında da devam ediyor.

Doğrusu çeviri teklifini kabul etmek ve deyim yerindeyse seriye “ortadan dalmak” cesaret işiydi ama heyecan yine endişeyi susturdu ve bir cesaretle beni üç buçuk aylık garip bir serüvene sürükledi. “Ortadan dalmak” konusuna da baştan açıklık getireyim: Kızıl İsyan serisinin ilk üç kitabının çevirisini Selim Yeniçeri üstlenirken; editörlüğünü Begüm Berkman Padar, düzelti süreciniyse Çiçek Eriş omuzlamış ve hiç de kolay olmayan bu görevi layığıyla yerine getirmişlerdi. Benden önceki sürece de hâkim olması bakımından çeviriyi bu kez editörlük koltuğundaki yetkin ve emin ellere, Çiçek Eriş’e, teslim etmek de benim şansım olsa gerek. Keza, söz konusu serinin çevirisine büyük katkılarını asla unutamayacağım Berna Sirman da öyle. Mesleğe başladığımdan bu yana içime dert olan ve adlarını anmayı hep istediğim kadroya minnetimi bir kez de buradan ilettikten sonra gelelim asıl merak ettiğiniz “serüvenin” iç yüzüne.

Serinin öncüllerindeki anlatım diline hâkim olanlar Demir Altın’da küçük bir şaşkınlık yaşayabilirler. Henüz çok taze olduğu için Türkiye’deki okurların konuya ilişkin fikirlerini bilmesem de yurtdışında epey olumlu karşılanan bir değişikliğe başvurmuş Pierce Brown bu kitabında çünkü artık sadece Darrow’un sesini duymayacaksınız. Onunla birlikte üç karakterin daha penceresinden bakabileceğiz olayların geçmiş ve süregelen akışına.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Tanrılardan Krallara Vikingler

F.S. 753 yılında, Güneş Savaşı’nın onuncu yılından başlıyoruz hikâyeye. İsyanın kahramanı Darrow burada yer yer anti-kahramana dönüşürken, hikâyenin üzerine kurulu olduğu renklere dayalı kast sistemini yıkma çabalarında okurun zihninde belirecek sorulardan birkaçı belki de şunlar olacak:

1- Özgürlüğü elde ettikten sonra ona sahip olmayı nasıl sürdürürsün?

2- İsyan tek bir adamın öncülüğünde başlasa da tek adamla devam edebilir mi?

Serinin öncülleri bir ayaklanma, aydınlanma hikâyesini konu alırken; Demir Altın’da karakterlerin daha ayrıntılı tasvirleri ile Güneş Sistemi’ndeki düzen değişikliğine daha fazla rastlayacak ve Altınlar’ın iç dünyasına, kökenlerine biraz daha yakından bakacağız.

Kitap, serinin en uzunu. Türkçe baskısı 672 sayfa. Yazara metnin uzunluğu ima edildiğinde orijinal taslağın 800 sayfa civarında olduğunu, 200 sayfa kadar kırpıldığını söylüyor. Buna ne dersiniz, sayın okur?

Ancak çeviri sürecinde beni sıkıntıya sokan metnin uzunluğu değildi. Öncüllerinden de aşina olduğumuz kullandığı argo ve kurgu terimlerdi beni benden alan. Bu kitaba özel değil, ilk çevirimden bu yana düzelti süreci için çeviri metniyle birlikte hem “editöre notlar” hem de “terminoloji” listesi hazırlamak âdetimdir. Ancak bu kez onunla paralel işlemem gereken ve işimi büyük oranda kolaylaştırdığı kadar yer yer süreci yavaşlatan bir Excel dosyası da sunuldu çeviriye hazır metinle birlikte. Karakterler, Renkler, Klanlar, Unvanlar, Mekânlar, Nesneler, Kavramlar başlıkları altında sayısız terimi koltuğumun altına alarak ilerlemem gerekiyordu bu akıntılı kurgu denizinin içinde. Çevirinin sonunda 33 sayfalık bir “Karma Terminoloji” listesi ve 330 maddelik bir “Editöre Notlar” dosyası çıktı ortaya.

Yazarın sadece hayal gücü değil, hafife alınmayacak bir araştırma safhası da söz konusu bu kurgusal inceliklerde. Örneğin Kızıllar’ın toplum içindeki dilini oturtmak için 19. yüzyılda ABD’ye göçen İrlandalı mültecilerin hazırladıkları el ilanları ve broşürleri araştırdığını, İrlanda argosuna dair ayrıntılı araştırmalar yaptığını biliyor muydunuz?

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Goblin Kral

Demir Altın’da dikkatinizi çekecek ve bir bölümüne önceki kitaplardan aşina olduğunuz kurgusal terimler yine az değil. HoloDeneyim, hayalet teknoloji mağazası, Tozyürüyenler, Lunalı biyo-değiş manyağı Yeşiller vb. terimler bağlamdan uzak okunduğunda yavan durabilse de, metnin içinde bütünüyle bakıldığında taşlar yerine oturuyor. Örneğin, siyasal jargonda “savaş kışkırtıcısı” anlamında kullanılan “war hawk” buradaki kurgu dünyasında “warhawk” olarak farklı bir maske takınıyor ve kendisine “savaş şahini” demekten başka şans bırakmıyor.

Bir yapbozun parçalarını bütünlediğiniz hissi veren keyifli ve “ince” göndermeli kurgu terimler de yok değil. Bunlardan biri “pachelbel kuşları”. Gerçek dünyada böyle bir kuş türü yokken, Alman Barok müzik bestecisi Johann Pachelbel’in re majör kanon’una gönderme yaparak göz kırpılıyor okura. Keza, Raa Hanesi’ni tasvir ederken Japon kültürüne öykündüğünü de gizlemiyor yazar. Ancak burada da kurgusal bir evrim söz konusu. Japoncada “yabancı” anlamına gelen “gaijin” sözcüğü kitapta yerini “gahja”ya bırakıyor.

Apollonius’un ve Alexandar’ın, ünlü İngiliz şair John Milton imzalı “Kayıp Cennet”ine yaptığı göndermeler de edebiyat ve araştırmayı sevenlerin yüzünü gülümsetecektir diye tahmin ediyorum. Bunlar, çevirmen olarak en sevdiğim, en mutlu eden detaylardan.

Savaş, ödenen bedeller, sonuçları ve parçalanışın ardından gelen yeniden inşa süreci gibi günümüzde de fazlasıyla alışık olduğumuz gerçekler kölelik, kast sistemi ve Cumhuriyet kavramlarıyla eklemlenirken hikâye aslında okurun tabağına distopik bir masalsılıkla sunuluyor. Bilimkurgu severleri farkına varmadan mitoloji unsurlarıyla eğlendirip siyaset ve felsefe göndermeleriyle daha derin düşünmeye sevk ediyor.

Ben bu yorucu ama sonunda fazlasıyla tatmin edici çeviri sürecinden yine bir sürü bilgi ve edinimle ayrılırken siz okurların görüşlerini ve bu serüvendeki yolculuk deneyimlerinizi de çocuksu bir heyecanla merak ediyorum. Başka maceralarda görüşmek dileğiyle…

Tuğçe Kayıtmaz

Son Savaş




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Çevirmenin Çemberi: Demir Altın

Pierce Brown’un distopya serisi Kızıl İsyan’ın dördüncü kitabı “Demir Altın”ı dilimize kazandıran Tuğçe Kayıtmaz, eserin çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için anlattı.

Başa dönün