Londra Nehirleri

Çevirmenin Çemberi: Devrim, Yeniden

Perihan Sevde Nacak, genç idealizmin kaçınılmaz yolsuzluğun karşısında duruşunu işleyen "Devrim, Yeniden" kitabının çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Devrim, Yeniden ilk okuduğumda son derece keyifli, aynı zamanda da vurucu bir eserdi. Çevirisinin kolay olmayacağı belliydi ama böyle bir kitabı aktaracak kişi olma fikri beni çok mutlu etti.

Ekvador’un Guayaquil şehrinde beraber büyümüş, aynı okula gitmiş üç gencin zaman içinde ekonomik durumlarına ve ailelerinin ideolojilerine göre nasıl farklı yetişip birbirinden ayrıldığını; herkesin bir değişimin, bir devrimin peşinde olmasına rağmen farklı rotalar izlemeyi seçip kendi yollarını izlemesini konu alıyor bu kitap.

Karakterlerin oldukça üç boyutlu ve derinlikli olmanın yanısıra her bir karakteri hem kendi gözlerinden hem de diğer iki karakterin gözlerinden görmek insanlık tecrübesinin ne kadar kompleks olduğunu ortaya koyuyor. Sosyal değişime duyulan ihtiyaç ve her bir karakterin bunun için son derece farklı yollar görmesi de hayat tecrübesinin insanı nasıl şekillendirdiğini, bazen insanı diğerlerine yakınlaştıran ya da onlardan koparan şeyin nasıl çoğu zaman elimizde olmadan hayatımızı şekillendiren olaylar veya içine doğduğumuz sosyal konum olduğunu göz önüne seriyor.

Devrim, YenidenBütün karakterlerin son derece gerçek olması, kendi kusurlarına çoğunlukla kör ama başkalarının kusurlarına öfkeli ya da mesafeli olmalarını, kendi iç dünyalarında kendilerini nasıl savunduklarını görmek gerçekten bir okuyucu olarak beni çok etkiledi. Bütün bunların arkasında değişim arzusu, devrim ve devrimin aldığı farklı şekiller olması; konuyu ve karakterleri merak ve heyecanla takip etmemi sağladı.

Çevirinin Zorlukları

Ancak son derece eğlenceli olmasına rağmen kolay çevrilebilecek bir kitap değildi. Karakterlerin iç dünyalarına giren yazar gerçekten insanın düşünme tecrübesini olduğu gibi sayfalara dökmeyi başarmış; yani bilinç akışı tekniğini kullanmış ama bunu da son derece gerçekçi bir şekilde yapmış. Bu teknik bu kitapta karakterin düşüncelerinin noktalarla ayrılmadan, sadece virgüllerle ya da tirelerle geçiş hissi verilmesi; bazı kelimelerin yaptığı çağrışımlar sebebiyle düşüncelerin bir yerden başka ve alakasız bir yere atlamasının kağıda o şekilde dökülmesi demek oluyor. Bu sebeple hiç bitmeyen bir cümleler bütünü oluşuyor. Bazen sayfalarca bir nokta görmeden, düşünce akışından kopmadan ve cümleyi bitirmeden ama her bir yarım cümleyi ya da düşünceyi de anlaşılacak düzeyde çevirmem gerekti. Bu kısımları bir okur olarak okumayı çok sevdim. Çünkü nefes almadan akıp gidiyormuş gibi geliyordu. Ama bir çevirmen olarak o akıştan kopmadan her şeyi anlatmak oldukça zordu.

GÖZ ATIN  Kendi Ritmiyle Hareket Eden Bir Dünya: Matias Faldbakken'in Kaleminden "Garson" [Ön Okuma]

Bir başka zorluğu ise yazarın Ekvador’un politik durumunun yanında kültürel duruşuna yaptığı göndermeleri anlayıp aktarmaktı. Oradaki televizyon programları, yerel yemekler, yerel dil; bir kısmı İspanyolca kalsa da ne dediğini tam anlamadan cümlenin İngilizce kısmını çevirmek mümkün olmuyor malum. Böylece biraz İspanyolca ne denmek istediğini araştırıp durdum, biraz da birbirinden bir türlü ayrılmayan cümleleri koparmadan aktarmaya çalıştım.

Güney Amerika Kültürü

Mauro Javier Cárdenas

Mauro Javier Cárdenas

Ancak çok farklı olduğunu zannedebileceğimiz bir Güney Amerika ülkesinin kültürünü üç ayrı insanın açısından görebilmek, kişilere özgü olduğunu düşünebileceğimiz tecrübe ve hislerin ne kadar evrensel olduğunu okumak bu kitabı bana çok sevdirdi. İnsanların acı tecrübelerinden, travmayla nasıl başa çıktıklarından, lisedeki gençlerin kendi aralarındaki eğlenceli muhabbetlere ve eski dostların biraraya geldiklerindeki samimiyete, ailelerin birbirlerini desteklemelerinden birbirlerinden kopmalarına kadar her şey son derece gerçek anlatılıyor. Karakterlerin hepsi gerçekmiş gibi bir his uyandırdığı için; ister istemez hepsine garip bir sempati ile yaklaştım ve onların kişisel hikayelerini anlatıyormuş gibi bir hisse kapıldım. Bu sebeple oldukça zor olmasına rağmen çevirmesi eğlenceli bir kitaptı. Bambaşka bir ülke ve kültür hakkında çok şey öğrenmek de bu kitabı benim için eğlenceli hale getirdi.

Bilinç akışı tekniği çeviriyi gerçekten çok zorlaştırıyor olsa da başka bir anlatım biçimi kullanılsaydı karakterlerin bu kadar yakın ve gerçek geleceğini zannetmiyorum. O yüzden gerekli bir zorluktu diye düşünüyorum.

Devrim, Yeniden isimli böyle bir kitabın olabildiğince çok kişiye ulaşmasında bir araç olmak benim için bu işin en güzel kısmıydı sanırım.

Perihan Sevde Nacak

* * *

Devrim, Yeniden: Latin Amerika’dan Yükselen Coşkulu Bir Anlatı

Son Savaş




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Çevirmenin Çemberi: Devrim, Yeniden

Perihan Sevde Nacak, genç idealizmin kaçınılmaz yolsuzluğun karşısında duruşunu işleyen “Devrim, Yeniden” kitabının çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Başa dönün