Çevirmenin Çemberi: Roma Savaş Sanatı

Romalı yazar Flavius Vegetius'un büyük eseri "Roma Savaş Sanatı"nın, Latince aslından Türkçeye çeviri serüvenini Samet Özgüler anlattı.

Roma İmparatorluğu, antik dünyanın en istikrarlı ve büyük imparatorluklarından biriydi. 3 kıtaya yayılan hükümdarlık toprakları farklı dinamiklere sahip birçok toplumu bünyesinde barındırıyor olmasına karşın merkeziyetçi bir yönetim sistemine sahipti. Bu sistemi ayakta tutan en önemli unsur cebri güç, yani orduydu. İmparatorluktan önce bugün cumhuriyet dediğimiz fakat aslında oligarşiden başka bir şey olmayan bir sistemle yönetilen Roma topraklarında güvenlik ve asayiş, kentin kuruluşundan itibaren askerlerle sağlanıyordu.

Çok uzun bir askerî geleneğe sahip olan Roma’nın sürekli olarak sınırlarını ve topraklarını koruyacak askerlere ihtiyacı vardı. Bu yüzden birçok bilgin askerîye üzerine denemeler, kılavuzlar ve rehber metinler yazmış, birçok komutan da şahsi deneyimlerini yazıya geçirerek hem propaganda yapmış hem de geleneğin devamını sağlamıştı.

Roma Savaş Sanatı

Hakkında pek bilgi sahibi olmasak da Flavius Vegetius da bu yazarlardan biriydi. Kendisi büyük ihtimalle önemli bir makamda yöneticilik yapmamış, askerî deneyimi de olmayan biriydi. Buna rağmen yazdığı eser, tahayyül bile edemeyeceği kadar ünlenmiştir. Latince olarak yazılan bu küçük kitap, diğer bütün klasik metinlerde olduğu gibi belli başlı dinamiklere sahiptir.

Eski Yunanca ve Latince Yazım Geleneği

Eski Yunanca edebî metinleri yaklaşık M.Ö. 8. yüzyıldan, Latince metinleri ise M.Ö. 3. yüzyıldan başlayarak takip edebiliriz. Alfabeyi Fenikelilerden, dildeki birçok kelimeyi de doğulu toplumlardan alan Yunanlar birçok alanda yazdıkları metinlerle Romalıların da dikkatini çekmişti. Birkaç farklı İtalya dilinin konuşulduğu bir bölgede yaşayan Romalılar Latince konuşuyordu, kendilerine has bir kayıt geleneğine sahip olsalar da Roma’da edebiyatı da bir Yunan köle, Yunanca metinlerden ders vererek ve çeviri yaparak başlatmıştı. Bundan sonra Romalılar Yunan edebiyatından birçok metni inceleyerek benzer tekniklerle yazılar kaleme almıştır.

Yunan edebiyatı, edebî ve retorik unsurlarla bezeli bir yazım geleneğine sahipti. Yazılan her metnin mutlaka bir amacı oluyordu; sözlü geleneğin devamı, bir tarafı ikna etmek, propaganda yapmak, felsefi tartışmaları ele almak, kendinden önceki yazarlardan daha iyisini yapmak ve birçoğu bunlardan biriydi. Latin edebiyatında da aynı etmenler, bazıları çok daha şiddetli olacak şekilde devam etmiştir. Felsefe, tiyatro, askerî, siyasî, tıp, mühendislik, gastronomi, şiir gibi birçok alanda verilen eserlerin arasında askerî alanda M.S. 4-5. yüzyıllarda yaşamış Vegetius, metninden öğrendiğimize göre kendisinden önceki büyük yazım birikimini ve geleneğini devam ettiren biriydi fakat o da metnini bir amaç uğruna yazmıştı: Zayıflayan Roma ordusunun yeniden güçlenmesini sağlayabilmek.

Vegetius ve Roma Savaş Sanatı

Roma Savaş Sanatı, Flavius Vegetius

Hepimiz Batı Roma İmparatorluğu’nun M.S. 476 yılında çöktüğünü biliriz. Buna sebep olan şey artık Roma’nın bütün sınırlarının göç hareketleri sebebiyle saldırı altında olması ve bu saldırılara karşı koyamamasıydı. Özellikle askerî alanda sayısız başarıya sahip bir ordu olan Roma ordusu uzun süren savaşlar, asker eksikliği, yönetim ve ikmal yetersizlikleri, mali ve stratejik sıkıntılar sebebiyle eski ihtişamından çok uzaktı.

Bunu gören Vegetius, büyük ihtimalle imparator I. Theodosius’a bir nevi uyarı mahiyetinde eski Roma ordusunun güçlü yanlarını anlatan, bunları dönemindeki Roma ordusunda yeniden uygulamak için gerekli olan tavsiyeleri veren bir eser yazdı. Latince asıl ismi De Re Militari / Epitoma Rei Militaris (Askerîye Üzerine Bir Derleme) olan bu kılavuz, kendi döneminde büyük etki yapmasa da özellikle sonraki asırlar ve çağlarda, bilhassa Batı dünyasında çok popüler olmuştu. Hatta yüzyıllar sonra matbaada basılan ilk kitaplardan biri olan eser, Machiavelli’nin bile baş ucu kitabıydı. Hâlen birçok kez çevirisi yapılan ve okunan eserlerden biridir.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Taşradan Öyküler

Roma Savaş Sanatı Kitabının Çeviri Macerası

Her çevirmen, her çeviride birçok zorluk yaşar elbette. Çeviri maceramı, Latin Dili ve Edebiyatı alanında İstanbul Üniversitesi lisans dönemimde Iulius Caesar’ın (Jül Sezar) ünlü Galya Savaşları kitabını Latince okurken değerli hocam Bedia Demiriş’in beni çeviriyi yapmaya teşvik etmesiyle başlamıştı. Caesar’ın dilini herkes bilir: Latincenin en sade, akıcı ve basit metinlerinden birisidir Galya Savaşları. Hatta Caesar’ın dil ve akıcılık hakkında ünlü bir deyimi de vardır: “Alışılmadık kelimelerden kaçının!” der ve daha çok bilinen, kullanılan kelimeleri kullanmanın gerekli olduğunu savunur. 2017 yılında bu çeviriyi tamamladıktan sonra bir çevirideki önemli noktaları görmeye başladım.

Roma Savaş Sanatı

Lisans döneminde Latince ve Eski Yunanca okuduğumuz ve çözmeye çalıştığımız metinlerin hepsi Caesar kadar basit değildi. Aslında hemen burada Caesar’a da bir not daha eklemek istiyorum, çünkü o hem en çok bilgi sahibi olduğum kişi hem de benim kılavuzumdur. Caesar son derece kurnaz ve zeki bir siyasetçidir. Yaşadığı dönemde Roma siyaseti de belki de tarihi boyunca en rekabetçi ve önemli dönemini yaşamıştı. Siyasetçiler, kariyerleri ve şanları için mümkün olan her yola başvururdu. Caesar’ı da bu dönem yontmuştu belki, fakat öylesine hırslı ve zekiydi ki, siyasî becerilerini edebî alana da aktardı.

Caesar Çevirileriyle Başlayan Süreç

Evet, Galya Savaşları oldukça basit bir metindir fakat bu basitliğin altında Caesar’ın propagandası yatar. Özellikle Galya’dan sonraki metni İç Savaş’ta bu edebî ve retorik üslubu zirveye ulaşır. Caesar, siyasi rakiplerini yermek, eksiklerini ve kusurlarını göstermek, kendisini çok tepki ve dikkat çekmeden yüceltmek ve övmek, başarılarını bir nevi milli bir ruhla anlatarak Romalıları coşturmak konularında neredeyse rakipsizdi. Bu yüzden çeviriyi yapmak nispeten basit olsa da Caesar’ın tam olarak aktardıklarını çeviriye aktarabilmek, onu ve düşünce yapısını anlamadan mümkün değildi. İşte her metin, özellikle bu tür amaçlarla yazılmış metinler böylesine dinamiklere sahiptir.

Yukarıda anlattığım Latince ve Eski Yunanca metinlerde bize aşılanan ve bizden istenen şey, hâliyle metindeki gramer yapılarını anlamak, metni analiz etmek ve çözümlemek, bütün cümle ögelerini kavramak ve kelimeleri bilmekti. Bu yüzden edebî bir çeviri yapmak ikinci planda kalıyordu. İşte çeviriye dair yaşadığım büyük şoklardan biri bu olmuştur. Mesela Caesar’ın eserlerinde Caesar’ın üslubunu mu koruyacaktım, yoksa hedef dilde akıcılığı mı sağlayacaktım?

Bir çeviride ana dil ve hedef dil olmak üzere iki dil vardır. Eğer metni yayımlatacaksanız her iki dili de mümkün mertebede eksiksiz ve kusursuz bilmeniz gerekir. Latinceden Türkçeye yapılan çevirilerde karşılaşılan en büyük zorluk, iki dilin farklı cümle yapılarına sahip olmasından kaynaklanır. Latincede, özellikle klasik metinlerde uzun cümleler meşhurdur: Yan cümleler, nitelemeler, örneklemeler uzayıp gider.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Kayıp Aydınlanma

Roma Savaş Sanatı

Biz de hâliyle ilk başlarda, “Ne kadar zor cümleler bunlar,” diyerek, zar zor çevirdiğimiz uzun cümleleri olduğu gibi hedef dile yani Türkçeye aktarırdık. Fakat daha sonra fark ettim ki Türkçe kesinlikle bu kadar uzunluğu kaldıran bir dil değil. Cümle yapısı ve dizimi çok daha basit ve kısa olan Türkçede, özellikle okuyucunun kaçıp gitmeyeceği bir çeviri yapmak gerekiyordu. Bu yüzden Latincedeki cümle yapılarını, özünden ve üslubundan mümkün olduğunda uzaklaşmadan kısaltmam gerektiğini anlamıştım.

Terminoloji Problemi

Her çevirmenin karşılaştığı en büyük zorluklardan ikincisi de ana dildeki terminolojidir. Klasik Latince uzmanlığı kazanmaya çalışan birisi olarak Orta Çağ Latincesi bana her zaman daha karmaşık ve yabancı gelir. Dili bilmediğimden değil. Fakat o kadar çok yeni, kurumsal, idarî, dinî ve felsefi terim vardır ki, bazen dili bildiğimden bile şüphe ederim. Bu, Latinceye mahsus bir özellik olmasa da bütün yabancı diller arasında en çok Latincede görülen bir husustur. Çünkü Latince yaklaşık olarak 2.500 yıllı bir dildir. Ölü dil kategorisinde olsa bile birçok alanda birçok dönemde kullanılmıştır. Ayrıca dili kullanan kişinin üslubuna, uzmanlığına ve yazım amacına göre dil her zaman eğilip bükülebilmektedir. Mesela şimdi Türkçe bilen birisi olarak Kutadgu Bilig’i veya Osmanlı Divan Edebiyatı yazarlarını okuduğunuzu düşünün. O kadar çok terim ve kavram vardır ki bilmediğimiz, anadilimizde bile olsa elimizdeki kitabı bırakmak isteriz. İşte bu, bir de ana dilimiz olmayan, ayrıca konuşulmayan bir dilde olunca daha da bir ağırlaşmaktadır.

Vegetius’un Roma Savaş Sanatı başlığını verdiğimiz eserini değerli dostum Kutsi Aybars Çetinalp ile çevirdik. Tek başına çeviri yapmak başlı başına zorken iki kişiyle çeviri yapmak daha da bir zor gibi görünüyor fakat bariz bir şekilde biz bu konuda şanslıydık.

Çeviri konusunda aynı dili bilen bir başkasını ikna ve tatmin etmek çok zordur diye düşünüyorum. Ayrıca bu konuda zorluk çıkarmasa da bir cümle farklı açılardan en az iki şekilde çevrilebilir, böyle olunca ortak bir çeviri bulmak çok zorlaşır. Öyle anlar oldu ki, elimizde iki güzel çeviri var, hangisi kullanacağız diye boş boş birbirimize baktık. Ne var ki en büyük şansımız uyuşmamız oldu. Kutsi zaten Vegetius’u bilen ve üstüne çalışan biriydi, ayrıca dostları ve hocaları nezdinde de her zaman saygı gören mantıklı bir kişiydi. Konuşmadan önce düşünür ve en iyisini söyleyip konuşmayı çok oyalamamak isterdi. Bu yüzden çeviri esnasında ondan hep mantıklı şeyler duydum ve çevirimiz onun mantıklı önermeleriyle şekillendi.

İki Çevirmen Tek Metin: “Roma Savaş Sanatı”

Birden fazla kişinin dahil olduğu bir çeviriyi daha önce de denemiş, bu konuda girişimlerde bulunmuştum. Fakat yayımlanacak bir eser olunca iki kişiden tek metin çıkması gerekiyor. Bunun için ikimiz de metni önceden çevirdik, ortaklaşa okuyup düzeltmeler yaptık ve en iyi metni ortaya çıkardık. Karşılaştığımız en büyük sorun terminolojiydi elbette. Kendime en güvendiğim terminoloji alanı askerî yazım olsa da yine de bilmediğim birçok terimle karşılaşacağımı biliyordum.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Yıldız Gemisi Askerleri

Hele hele Vegetius, Roma’nın pagan dinî geleneklerinden Hristiyanlığa geçiş sürecinin yaşandığı bir dönemde yaşamış ve yazmıştı. Bu dönemin değişen dinamikleri eserine yansımıştır. Ayrıca ordu da büyük değişim geçirmişti onun çağında. Yeni askerî birimler yeni terimler getirmişti. Zaman zaman bu terimlerin Türkçeleşmesi mümkün olmaz, olduğu gibi bırakıp açıklarsınız. Zaman zaman Türkçeleşmesi mümkündür fakat tam anlamını veremez, o yüzden yine olduğu gibi bırakıp açıklayabilirsiniz. Zaman zaman da Türkçeleşmesi mümkündür fakat alanında uzman olan kişi, şayet terimin Türkçe karşılığının verdiğiniz terim olduğunu fark edemezse diye yine de ana dildeki terimi vermeniz gerekebilir. Bu konu en hassas noktalardan biridir ve Türkçede terminoloji konusunda bir standart olmadığı için karışıklık ve çeşitlilik yaşanabilmektedir. Bir çevirmen en çok bu konuda zorlanır kanımca.

Latince Çeviri Üzerine

Ana dilin hedef dile uyarlanması, üslup ve biçemin mümkün olduğunca aktarılıp muhafaza edilmesi, terminoloji gibi konular en önemli konulardır fakat bir çeviriyi yapmak için dil bilmek çoğu zaman yeterli olmaz. Düşünün, İngilizceyi biliyorsunuz fakat bu dalla uğraşmıyorsanız nöroloji alanında bir makale veya kitap çevirmeye kalkışabilir misiniz? Bu pek mümkün değildir, olsa bile çeviri çok büyük ihtimalle sırıtacaktır.

Latince öğrenen birisi de her alanda Latince çeviriyi hakkıyla yapacak diye bir şey yoktur. Kilise tarihi başka iş, doğa tarihi bambaşka bir iştir. Formula-1 aracını, pistlerini ve işleyişini bilmeyen biri bırakın çeviri, İngilizce anlatımın olduğu bir canlı yayını dahi tam olarak anlayamaz. Bu konuda örnekler neredeyse sonsuzdur. Bu yüzden çeviri yapılacak alanda en azından ana hatlarıyla bilgi sahibi olmak elzem bir noktadır. Bu maalesef ülkemizde atlanan bir husus.

Roma Savaş Sanatı

Çeviri üzerine birçok şey söylenebilir, fakat bu yazıyı şunu söyleyerek bitirmek istiyorum. Çeviri ve dil insan hayatında hep var olacak bir şeydir. Yapay zekâ, kısa vadede gelecekte çok daha gelişmiş bir yapıda çeviri yapacak hiç şüphesiz. Fakat dili oluşturan ve geliştiren şey insandır. Bu yüzden insanı bilmek ve anlamak, dil ve çevirinin esaslarındandır. Dünyada İngilizcenin egemen olduğu bir ortam olsa da dil öğrenmek kaçınılmaz bir gerekliliktir ve görüldüğü kadar zor değildir.

“Korkmayın!” demek isterim dil öğrenen herkese. Ayrıca hatasız kul olmaz. Her çeviride illa ki bir eksiklik ve yanlışlık olacaktır, bunu mümkün olduğunca azaltmak bizim elimizde. Bunun için de yapıcı eleştiri, tavsiye, bil paylaşımı ve samimiyet gerekir. Dil ve çeviri sonu gelmeyen bir yolculuktur. Bilginin paylaşılarak öğrenildiği gibi dil de okunarak, konuşarak ve onunla uğraşılarak geliştirilir.

Samet Özgüler

* * *

Roma Savaş Sanatı hakkındaki görüşlerinizi paylaşmayı unutmayın.

Çevirmenin Çemberi Yazıları



Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Çevirmenin Çemberi: Roma Savaş Sanatı

Romalı yazar Flavius Vegetius’un büyük eseri “Roma Savaş Sanatı”nın, Latince aslından Türkçeye çeviri serüvenini Samet Özgüler anlattı.

Başa dönün