Çevirmenin Çemberi: Sekizinci Gece

Psikolojik gerilim türünde ülkemizde de oldukça öne çıkan Sebastian Fitzek'in, yeni yayımlanan "Sekizinci Gece" romanı Türkçeye nasıl kazandırıldı? Kitabın çeviri macerasını Anıl Alacaoğlu Kayıp Rıhtım okurları için anlattı.

2017’de yıllardır hayalini kurduğum işi yapmaya karar verip yayınevlerine başvurduğumda ilk dönenlerden biri Pegasus Yayınları olmuştu. Aslında o ana kadar Almancadan çevrilmiş ne çok kitap yayımladıklarından da haberim yoktu. Bütün çoksatanların İngilizce yazıldığı yanılgısıyla, onca İngilizce eserin arasında Almanca yazılmış günümüz eserleri de önemlidir umuduyla çıkmıştım yola. Andreas Gruber’dan İntikam Yazı, Michael Hübner’dan Dürtü derken sıra Sebastian Fitzek’e geldi. Fitzek, sekiz milyondan fazla satan ve haftalarca bir numaradan inmeyen, psikolojik gerilim türündeki ilk romanı Terapi’yle ne kadar başarılı bir yazar olacağının sinyallerini yıllar önce vermişti. Ben Fitzek çevirmeye 2014’te yazdığı ve daha sonra Alman televizyon kanalı RTL’nin filme uyarladığı Yolcu 23 romanıyla başladım.

Fitzek, beyin yakan kurguları, şoklardan şok beğendiren twist’leri, kan donduran katilleri ve insanda kulağını çekip tahtalara vurma isteği uyandıran psikolojik olarak sorunlu karakterleriyle kitapları elden bırakılmayan, okuma saati değil, okuma günü gerektiren, onca gerginliğin ve heyecanın arasında arada bir de esprileriyle güldüren çok zeki bir yazardı. Bir transatlantikte geçen Yolcu 23’ün çevirisi bittikten, Fitzek’le tanıştıktan sonra, bu yazının asıl konusunu oluşturan Sekizinci Gece geldi.

Yazar bu kitabında Arınma Gecesi filminden esinlendiğini daha ilk sayfada söylüyor. Hatta kitabın sonundaki teşekkür bölümünde daha detaylı bir açıklama da yapıyor. Ben önce spoiler vermeden konusundan bahsedeyim:

Almanya’da bir ölüm çekilişi düzenlenir, herkes nefret ettiği kişinin ismini on avro karşılığında bu listeye ekleyebilir, isim vermek değil yalnızca Av’a katılmak isteyenlerse sadece bir avro öder, 8 Ağustos gecesi saat 20.08’de yapılacak çekilişte çıkacak isim sabah saatlerine kadar öldürülebilecek, katili de ceza almayacaktır. Hatta seçilen ismi öldüren Avcı bir de on milyon avro ödül kazanacaktır. Durum buyken 82 milyon nüfusu olan Almanya’da ya da daha ziyade nüfusu 3,5 milyon olan Berlin’de neler yaşanır? Bu soruyu cevaplayan Fitzek’se çok şey yaşanır. İşte kitabın geri kalanında olanlar Arınma Gecesi’nden etkilenen Fitzek’in bu varsayım üzerine geliştirdiği olaylar.

Tatlı Zorluklar

Çeviriye başladığımda karşıma çıkan ilk sıkıntı kitabın ismi oldu. Çevrilmesi zor olduğundan değil aslında, çevrilince hoşluğunu kaybetmesinden. Kitabın orijinal ismi AchtNacht (Acht=sekiz, Nacht=gece) Öncelikle sekiz ve gece kelimeleri arasında böyle bir uyum var, ayrıca Almancada “birini sekizle cezalandırmak” diye bir deyim de var ki “kişiyi bütün hukuki korumaların dışında tutup onu savunmasız bırakmak” anlamına geliyor. Bu da romanın konusuna cuk oturuyor. Bir de Alman alfabesindeki sekizinci harfin H olduğu düşünülürse “Heil Hitler”in kısaltması olan HH dolayısıyla Almancadaki çağrışımı en kötü, en karanlık harf, rakam karşılığı 8 olan H. Zaten bu yüzden ana karakterimiz de önce Neonazilerden şüpheleniyor. Şimdi bu üç alakasız şeyi bünyesinde barındıran AchtNacht ismi çevrilince süslerini kaybediyor, geriye sadece 8. ayın 8. gecesi anlamı kalıyor. Yapılabilecek bir şey var mı? Maalesef yok.

GÖZ ATIN  The Witcher Serisinin Beşinci Kitabı Ön Siparişte

Peki Ya Diğer Dillerde?

Bu noktada kitabın isminin diğer dillere nasıl çevrildiğine baktım. Lehçe ve Letoncaya aynı şekilde “Sekizinci Gece”, Slovenceye “Sekizinci” olarak çevrilmiş. Koreliler ise canım serbest çeviri deyip “Ölmem Gereken Gece” ismiyle yayımlamışlar. Yani yan anlamlar diğer dillerde de kaybolmuş. Dolayısıyla kitabın ismi tarih dışındaki diğer bütün çağırışımlarını kaybetmesine rağmen bana Sekizinci Gece’den başka bir seçenek kalmadı. En azından bu yazıyı okuyanlar Almanca isminin çok anlamlılığını öğrenmiş olacaklar.

Kitabın ismiyle bağlantılı ikinci kelime “AchtNächter”dı, Sekizinci Gece için kurban olarak seçilen kişiye Fitzek bu ismi vermiş. Kitabın Türkçe isminden yola çıkarsam Sekizinci Gececi demem gerekirdi, bu kulak tırmalayan isim yerine yukarıda bahsettiğim Almanca deyimden yola çıkarak, biz Türkçede idamla cezalandırılan birine ne diyoruz diye düşündüm, idamlık diyoruz, dolayısıyla “sekizle cezalandırılan” da “Sekizlik”tir sonucuna varıp bu kelimeyi kullandım.

Tekerlemeler

Bu kısımda bahsetmek istediğim üçüncü tatlı zorluk, kitabın ortasında karşılaştığım bir çocuk tekerlemesi, oyunlarda ebe belirlerken kullanılan bir sayışma yöntemiydi: Eene meene Arezu – und tot bist du! Aslında hemen hemen bütün çocuk şarkılarının, tekerlemelerin, sayışmaların vs. Türkçe karşılığı var, ezgi ortak, sözler, imgeler, söz oyunları farklı. Eene meene’yle başlayan tekerleme gerçekte “und tot bist du”yla (“öldün sen”) devam etmiyor tabii. Ama açıp orijinalini dinleyince aklıma hemen çok yakın bir ezgiyle söylediğimiz “ya şundadır ya bunda” şeklindeki sayışma geldi. Arezu da romanda bir kadın karakter, yani bizdeki “helvacının kızı”na denk geliyor. Fitzek’in bu dizeye eklediği ikinci dizenin karakterimiz üzerinde travmatik bir etkisi var. Bu tekerlemeyle kendisi ilkokulda hor görülmüş, itilip kakılmış, korkuya kapıldığı anlarda zihninde bu tekerleme dönüyor, daha da korkuyor, dolayısıyla Türkçesinin de bu ürkütücü etkiyi uyandırması, gerilim romanını yersiz şekilde sulandırmaması gerekiyordu.

GÖZ ATIN  Savannah Cadıları Serisi İlk Kitabı "Sınır" İle Raflarda

Düşünüp taşındım, bu işi iki dizeyle çözemeyeceğime karar verdim. Tekerleme metinde tam 7 kere tekrarlanıyordu, dört dizeye çıkarsam iki dize iki dize kullanırım dedim. Sonuç olarak ilk iki dize, “ya şundadır ya bunda, Arezu denen kızda” oldu, tekerleme havası veriyor mu veriyor, karakterin adı geçiyor mu geçiyor, tamamdır. Şu iki dizeyi de ben ekledim: “bu kızı alsınlar, şu tabuta koysunlar” Aşina olduğumuz ezgiyle söyleniyor mu söyleniyor, bir çocuğu korkutmak için yeterli mi yeterli, tamamdır. Yani, en azından ben öyle düşündüm, umarım siz de katılırsınız.

Alt başlıkta da dediğim gibi bunlar tatlı zorluklar, işin eğlenceli, güzel tarafı. Benim gözümde kitap çevirisini sektör çevirisinden çok daha cazip kılan binlerce şeyden biri.

Sebastian Fitzek

Satır Aralarında Gizlenenler

Gerilim romanlarının sanıyorum ortak özelliği çok fazla diyalog içermeleri. Kitabı çevirmek üzere incelerken insan diyalog gördükçe rahatlıyor, çünkü diyaloglar betimlemelerden, içsel sorgulamalardan çok daha kolay çevriliyor, bunu kabul etmek lazım. Ama birazcık özensiz olunsa iki uzaylı konuşuyormuş gibi tuhaf diyaloglar çıkıyor ortaya. Espriler, imalar anlaşılmıyor, tehdit korkutmuyor, alay güldürmüyor. Eminim çeviri kitaplarda siz de sıklıkla karşılaşıyorsunuzdur. O yüzden diyaloglar nispeten kolay da olsalar çevirirken genelde pürdikkat oluyorum.

Burada özellikle zorluk çıkaran bir diyaloğu alıntılayamayacağım, çünkü unuttum. Kitabı çevireli aylar oldu, mazur görün. Ama konuşanın kim olduğuna, yani bir teyze mi (evet, Almanlar da yaşlı kadınlara teyze diyor), sokak serserisi mi, avukat mı, ergen mi ya da soğuk nevalenin teki mi, ona bakıp kelimelerin bire bir değil çağrışımsal anlamlarına göre Türkçeye uyarlıyorum. Bu arada söylemem gerek, Fitzek’in birçok gerilim romanı, belki şaşırtıcı gelebilir ama, Almanya’da tiyatroya uyarlanıyor ve diyaloglar aynen korunuyor. Bu da Fitzek’in sahnelenebilecek doğallıkta diyaloglar yazdığını gösteriyor, haliyle beş kelimelik bir tehdit on kelime olacak şekilde çevrildiğinde metin bu özelliğini kaybediyor. Ben de jeste mimiğe eşlik etmeyen, onlara dar ya da bol gelen diyaloglar yazmamaya çalışıyorum.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Ender’in Gölgesi

Bilgi Sıralaması

Gerilim romanlarında satır arası detay denebilecek bir diğer şey de bilgi sıralaması. Aslında bilgi sıralaması çeviri derslerinde, atölyelerinde özellikle zaman ayrılması gereken önemli bir nokta. Ama dillerin yapı kurallarına gereksiz riayet bu sıralamayı sıklıkla altüst ediyor. Kitabın en heyecanlı bölümlerinden alıntı yapmamak için tamamen uydurarak şöyle bir çeviri örneği vereceğim:

B. S.’yi öldürmek için ayakları işlemeli, yüzeyi cilalı, koyu kırmızı ahşap komodinin kulbu gevşek ikinci çekmecesinden silahı çıkardı.

Bu cümlede yapısal olarak hiçbir sorun yok, hatta kusursuz, sorun da burada zaten. Cümlenin yaratması gereken heyecan, vurguyla verilecek gerilim tamamen göz ardı edilip dümdüz bir cümle kurulmuş. Bu cümlenin Almancadan çevrildiğini varsayarsak orijinal bilgi sıralaması şöyle olur:

B çıkardı silahı çekmeceden kulbu gevşek, ayakları işlemeli, koyu kırmızı ahşap komodinin amacıyla S’yi öldürmek.

Görüldüğü gibi öznenin amacı en son söyleniyor, ama Türkçesinde amaç pat diye verilip ardından gereksiz detaylar sıralanıyor, ben B’nin S’yi öldürmek istediğini daha cümle başında öğrendikten sonra komodin işlemeli olsa ne olur, cilası solmuş olsa ne olur. Dizi izlerken sürekli beş saniye önceden spoiler yediğinizi düşünün, önemli bütün gelişmeleri beş saniye önceden birinin kulağınıza fısıldadığını. Dizi keyfiniz ne derece etkilenir, çeviride bilgi sıralamasının önemini oradan hesaplayın.

Yazarın Vermediği İpuçlarını Vermek

Bir de bu yazı vasıtasıyla insanların sıklıkla sorduğu bir şeyi cevaplamak istiyorum. Romanları önceden okuyup okumadığım soruluyor. Hayır, okumuyorum. Birincisi heyecanımı kaybetmek istemiyorum, ikincisi katilin, asıl psikopatın kim olduğunu bilen biri olarak karakterin gelişimine istemsizce müdahale etmekten korkuyorum. Henüz masum masum ortalıkta gezinen karakterden bahsederken gülümsedi yerine sırıttı deyip (Almancada çok sık kullanılan “grinsen” fiili hem gülümsemek hem sırıtmak anlamına geliyor) okuyucuya yazarın vermediği ipuçlarını vermekten çekiniyorum.

Çeviri hakkında ilk kez bir yazı yazdığım sanırım anlaşılıyordur. Bahsetmek istediğim her şeye iştahla atılıp özellikle son kısımda Sekizinci Gece’den somut örnekler veremedim. Bu ilk yazı böyle olsun, sonuna kadar okuduysanız çeviri konusu bayağı ilginizi çekiyor demektir. Görüşmek üzere.

Anıl Alacaoğlu

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Çevirmenin Çemberi: Sekizinci Gece için 3 yorum

  1. Çok keyifli bir yazı olmuş eline sağlık :blush: çeviri konusunda da ayrıca çok bilgilendirici olmuş.


  2. Forum’u tavsiye ettiğin için teşekkürler Aslı, sanal olarak da olsa biraz insan içine karışmış oldum :smile:


Çevirmenin Çemberi: Sekizinci Gece

Psikolojik gerilim türünde ülkemizde de oldukça öne çıkan Sebastian Fitzek’in, yeni yayımlanan “Sekizinci Gece” romanı Türkçeye nasıl kazandırıldı? Kitabın çeviri macerasını Anıl Alacaoğlu Kayıp Rıhtım okurları için anlattı.

 

 

Başa dönün
Daha fazla Kayıp Köşeler
İçeriğin Peşinde #5: Kral Tekrar Dönüyor | Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü

İçeriğin Peşinde adlı serimizin beşinci bölümüne "Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü" filmini konuk ediyoruz.

Kapat