in , ,

Hikâye Anlatımı Konusunda Diziler Sinemadan Daha mı Başarılı?

Hikâye anlatımı konusunda diziler sinemadan daha mı başarılı? Dijital yayın mecralarının artışı, sinema sektörünün geleceğini nasıl etkileyecek?

Hikâye Anlatımı: Dizi Sinema

Hikâye anlatımı, son yıllarda gittikçe artan görsel içerik sonrası daha da önem kazandı. Özellikle sinema perdesindeki kaliteye yakın içerikli diziler sayesinde izleyiciler konuya da dikkat etmeye başladılar. Dijital platformların Koronavirüs sonrası daha çok değer kazanması da şu soruyu sormamıza neden oldu: Dizi yapımları, sinema filmlerinden hikâye anlatımı açısından daha mı başarılı?

Sinema, popüler kültürün en önemli parçalarından biri. 1895 yılında çıkan L’arrivée d’un train en gare de La Ciotat (Bir Trenin La Ciotat Garına Varışı) adlı ilk filmden itibaren, yavaş yavaş sinema izleyicisi kavramı oluştu. Fakat sessiz filmlerden Blu-Ray’e kadar evirilen sinema kültürü, son dönemde önemli bir sorun ile yüzleşiyor: Hikâye anlatımı problemi! 3 saat civarı filmler izleyicileri, yapıma şans verme konusunda şüpheye düşürebiliyor. Çünkü ne kadar sinemasever olursak olalım, iki buçuk saatten uzun filmler izleyicinin dikkatinin dağılmasına sebep olabiliyor.

İşte tam burada, filmin bir kitap uyarlaması mı yoksa özgün bir senaryo mu olduğu sorusu devreye giriyor. Eğer filminiz orijinal bir konuysa hikâye kontrolü tamamen sizde olacaktır. Böylece hikâyeyi farklı filmlere bölerek sürelerini ayarlayabilirsiniz. Fakat uyarlama eserlerde, seriyi parçalar halinde bölmek yeterli gelmeyebilir ve önemli detaylar kırpılabilir. Düzgün hikâye anlatımı bu durumda zora girecektir. Bu noktada devreye diziler ve bölüm/sezon mantığı giriyor.

Hikâye Anlatımı Konusunda Dizilerin Avantajlı Yanları

Harry Potter ve Felsefe Taşı 20. Yıl Özel

Dizilerin en büyük avantajı, hikâyeyi detaylandırma konusunda süre sınırlamasının çok esnek olması. Bu detay aklıma, Harry Potter’ın dizisinin çekileceğinin dedikodularını okuyunca geldi.
Büyücülük Dünyası gibi çoğu fantastik evrene kıyasla kısıtlı çerçeveleri olan bir evren bile, 8 filme rağmen bütün detayları ile sinemaya yansıtılamamıştı. Özellikle Zümrüdüanka Yoldaşlığı ve Melez Prens filmleri, kitapların belki de %60’ını ancak yansıtabildiler. Süre sınırlaması sebebiyle, çok fazla detayın kesilmesi gerekmişti. Bu yüzden, kapanış kitabı olan Ölüm Yadigârları beyaz perdeye daha sağlıklı yansıtılabilmek için 2 parçaya bölündü. Böylece ayakları yere daha iyi basan bir kapanış izledik, tabii yine değiştirilen detaylar vardı. Ancak sebebi süre sınırlaması değil, yönetmen tercihiydi.

Harry Potter eğer bir dizi olarak çekilmiş olsaydı, 4 ila 12 bölüm arası 7 sezon ve 45 – 50 dakika arası bölümler ile bütün kitapları hakkıyla yansıtılabilirdi. Çoğu hayran için filmlerin ve oyuncuların özel bir yeri olsa da, özellikle dizi haberi bile heyecanın artmasına yol açmış durumda. Hikâye anlatımı konusunda dizi ekibinin eli film ekibinden çok daha rahat olacaktır.

Warcraft’ın film uyarlaması ile Witcher’ın dizi uyarlaması arasındaki detay ve başarı farkı uyarlama eserlerde dizilerin daha başarılı olabileceğine dair başka bir örnek. İki saatlik bir süre Warcraft için kesinlikle yeterli değildi. Benim gibi Warcraft ile büyümüş pek çok insan için tanıdık yer ve isimleri beyaz perdede görmek muhteşem hissettirse de, kesilen/değiştirilen detaylar gerçekten üzücüydü. Öyle ki, hikâye guruları filmi “alternatif evren” olarak görüyor. Sanki rastgele bir stüdyonun canı sıkılmış da bir What If? filmi çekmiş gibiydi. Yapımcılar film yerine dizi yapımına odaklanmış olsalardı, her oyun (hatta kitap) sezonlara bölünebilir ve özgürce detaylandırılabilirdi. Yani zaman sınırlaması cidden büyük fark yaratan bir durum.

yeni warcraft filmi

Sinemanın Artıları

Dizilerin avantajlarından bahsettik. Peki yılların köklü sinema kültürünün, filmlerinin avantajları yok mu? Tabii ki var. Ancak teknik ve işlevsel olmaktan daha çok manevi ve kültürel avantajlar bunlar. Çok daha köklü bir tarihe sahip olduklarından dolayı kült filmler çok daha fazla. Heyecanla beklediğiniz bir filmi biletini alıp salon koltuğuna yaslanıp, karartılmış ortamda izlemenin hissini evinizde (eğer çok lüks değilse) almanız mümkün değil. Ya da film arasında mısır/yiyecek alma alışkanlığı da bir çeşit ritüel. Filmin uygun anlarında salonun çevresindeki hoparlörlerin alçalıp yükselen desibelleri de atmosfere eşsiz bir katkı sağlıyor.

Ben yeni bir film çıktığında, fırsatım olursa onu sinemada izlemeyi tercih edenlerdenim. Ama eğer dikkat ettiyseniz, sinemanın avantajı aslında burada bitiyor, en azından benim açımdan. Yani sinema daha çok kültürel gücü ve köklü bir kavram olması ile hâlâ dizilerin karşısında durabiliyor. Ayrıca, dizilerden süre olarak daha uzun olmalarının bir avantajı, anlattıkları konuyu (içeriği ne kadar kırparlarsa kırpsınlar) tek seferde toparlamaları. Neticede dizilerin tamamı, tek seferde bütün sezonu yayınlamayı henüz adet edinmediler.

Bütün bu “kültürel avantaj”larına rağmen maalesef filmlerin hikâye anlatımında dizilerin gerisinde kalmaya başladığını tekrarlamam gerekiyor. Tabii bu, genelde uyarlama eserler için geçerli. Yoksa, örneğin The Conjuring gibi tamamen sinema için oluşturulmuş ve büyümeye devam eden bir evrenin varlığını göz ardı edemeyiz.

Dijital Yayın Platformları Hikâye Anlatımı: Dizi Sinema

Kapatırken

Neticede, hikâyeyi detaylandırmak açısından dizilerin şu an daha avantajlı olduklarını düşünüyorum. Ancak bu, sinemanın devrinin sona yaklaştığı gibi bir anlama kesinlikle gelmiyor ve öyle algılanmamalı. Sinema, geçmişten gelen bir kültür olarak (teknolojinin yön verdiği şekilde) var olmaya devam edecek. Diziler ise, bana göre uyarlama eserler için en uygun anlatım şekli olacaklar.

Sizler hikâye anlatımı konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu konuda dizler gerçekten daha mı başarılı? Yorumlarınızı Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

Murathan Özlü

1995 yılında dünyaya geldim.Hep biraz hayalperest ve düş dünyalarına ilgili oldum. Yeditepe Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. Küçüklüğümden beri buna iten şey Warcraft evreni oldu, son dönemde tanıştığım Witcher evreni de kalbimde onun yanına yerleşti. Felsefe, psikoloji ve korku kitaplarını da fırsat buldukça -Lovecraft başta olmak üzere- okurum. Okumak, yazmak, fikirlerimi paylaşmak ve bunlar üzerine tartışmak benim için bir rahatlama yöntemidir.

2 Yorum BULUNUYOR


  1. Avatar for Gwynbleidd Gwynbleidd dedi ki:

    Ne yani, sadece hikayeyi daha detaylı anlatabiliyor diye mi hikaye anlatımı konusunda diziler daha başarılı yani?

  2. Avatar for Pardus Pardus dedi ki:

    Dizilerin üstünlük gösteremediği bir diğer husus da bütçe dolayısıyla -örneğin günümüzde- görsel efekt kalitesizliği olabilir. Bu yüzden dizilerde hiç de göze hoş gelmeyen efektlere maruz kalabiliyoruz ama sinemada -iyi yapılmışsa- harika görseller izleyebiliyoruz.

Söyleyeceklerin mi var? Forum'a gelip sohbete katıl.

Venom 2​: Let There Be Carnage Fragman

Venom 2 için Yeni Fragman: Carnage ile Katliam Dolu Bir Macera Geliyor

Boşluğa Savrulan - Hakan U. Öztürk

Şaman Dedektif Romanı “Boşluğa Savrulan” Raflardaki Yerini Aldı