in ,

Joker Artık Emekli Olmalı: Çizgi Roman Kültürüne Eleştiri

Joker artık emekli olmalı. Sadece Gotham şehrinin değil aynı zamanda suçluların bile korktuğu karakterin artık kenara çekilmesi gerekmiyor mu?

joker emekli olmalı

Gotham şehrinin palyaço kılıklı suç dehası, Batman ile hiç bitmeyen kavgasında biraz daha derinden tanıdığımız Joker karakterinin artık mor ceketini bir kenara asmasının vakti gelmedi mi? Suç dehasının 1940 yılından beri çizgi roman panellerindeki ya da beyaz perdedeki ve ekranlardaki mücadelesine bir son vermesi gerekmez mi? Bütün bunlar biraz zor gibi gözüküyor, çünkü çizgi romanların hâlâ ondan alacağı var.

Joker karakteri ilk olarak 1940 yılında Bill Finger, Bob Kane ve Jerry Robinson tarafından hazırlanan Batman’in 1. sayısında karşımıza çıktı. Her ne kadar karakteri ilk defa panellere taşıyanın kim olduğu konusunda bazı fikir ayrılıkları olsa da, kötü karakterimizin geniş kitleler üzerinde bıraktığı etkisini kesinlikle azaltmıyor. Çılgın palyaçomuz ilk görüldüğü andan itibaren yorulmadan Gotham Şehri’ne kötülüğü ve yıkımı getirmeye çalışıyor. Gecenin kanatlı şövalyesi ise her defasında bu psikopat caninin karşısına geçiyor. Joker için ilk sayıdan bugüne pek çok şey değişti. 80 yıl süren bu uzun macerasında arka planı, görünüşü ve motivasyonları değişiklik gösterdi. Kötümüz artık doygunluğa ulaştı. Belki de yüzlerce farklı versiyonunu gördük ve okuduk. Gelecekte ve geçmişte, alternatif gelecekte ve ana zaman diliminde, insan ya da farklı mistik yaratıklar suretinde defalarca gördük. Ancak sektör ısrarla Joker’ı hayatta tutarak yeni hikâye örgüleri çıkartmaya çalışıyor. Ama neden?

Suç Dehası Çılgın Palyaço Joker ve Bitmeyen Döngüsü

Joker

Joker’ın hikâye döngüsünün devam etmesi “gerektiği” için emekli olmamasını anlıyorum. Fakat eski konuları eski kahramanlar üzerinden irdelemeye devam etmenin okuyucunun ağzında mayhoş ve kekremsi tatlar bıraktığını inkâr edemeyiz. Defalarca kez iğdiş edilmiş, her motivasyonunun değişik kaynaklardan beslendiğini gördüğümüz karakterin yeni okuyuculara farklı hissettirmesi mümkün olmuyor. Hele bu durum Joker gibi farklı filmlerde işlenmiş ve toplumun bir kesimi tarafından sırf “ana akım” içinde yer aldığı için içi boşaltılana kadar kullanılmışsa göze daha çok batıyor. Yeşil saçları ve mor ceketiyle suç dehası kötümüzü gördüğümüz anda o tanıdık hisse kapılmak dışında bir şey hissetmiyoruz. İzleyici ya da okuyucu için hoş bir nostalji esintisinden ileri gidemiyor. Çünkü “tek bir kötü gün” geçirmiş Joker için anlatılabilecek ne kaldı? Batman’i tamamlayan, elmanın çürük tarafını temsil eden kısmı çoktan tükenmedi mi? DC’nin artık kendisine yıllar boyu hizmet etmiş Joker’i saygıyla bir köşeye koymalı, çünkü bunu yapabilmek için hâlâ vakti var.

Joker sinema

Fakat tabii ki ne çizgi roman devi ne de sinema bunu yapmayacak. Karakterin suyu en son damlasına kadar sıkılacak, elde edilebilecek en küçük şey bile kullanılacak. Ardından kurumuş kabuğu yeniden ıslatılacak, sonrasında üzerine küçük iplikler konularak bir kez daha karşımıza çıkacak. Çünkü artık Joker’ın kendisine ait bir isim takipçileri oluşmaya başladı; karakterin ne anlattığını umursamayan sadece maddesel manifestosunu görmek isteyenler. İçi çoktan boşaltılmış karakteri kendi farklı yorumlarla ve dönüşüme uğramış garip fikirlerle doldurdular. Karakterin zaman içerisinde farklılaşması ve yeni özellikler kazanması tabii ki olması gereken bir şey. Fakat bunu karakterin döngü içerisinde kendi kendine karar vermesi ve doğal bir şekilde kazanması gerekiyor. Ve şimdi buraya kocama bir gülen surat koyalım, çünkü neden olmasın demek çizgi roman üreticilerine, okurlara, karakterin sevenlerine yapılmış büyük bir haksızlık.

Çizgi Romanlar: Korkak Hayal Gücünün Tekrarlayan Eserleri

Üstelik bu durumun sadece Joker karakteriyle sınırlı kalmadığının artık farkındayız. Sinema ve çizgi roman sektörünün “geek” kitlesinin bazı konularda ne kadar kalın kafalı olduğunu anlaması uzun sürmedi. Çizgi roman okurları sevdikleri ve uzun yıllar boyunca bağ kurdukları karakterleri canlı şekilde görmenin heyecanını yaşadılar. Sürekli bundan bahsettiler, böylelikle yapımcıları bunun doğru bir karar olduğuna ikna ettiler. Ancak karşılarına yorumlama adı altında garip adaptasyonlar, değiştirilmiş karakter motivasyonları ve başkalaşım geçirmiş kahramanlar konuldu. Konunun yokuş aşağı kontrolsüzce hızlandığı nokta da tam olarak burası. Tüketici kitlesi ise önüne konulan bu garip bulamaca tepki göstermek yerine göğsüne bastı. Spider-Man’in sokakta dans etmesinden Amazon’un milyonlar akıtıp çektiği The Wheel of Time garabetine kadar doğru dürüst bir şeyler söyleyemedik. Dolayısıyla masaya aynı bulamaç konmaya devam etti.

Joker - Öldüren Şaka - Alan Moore

Bunlardan dolayı çizgi roman devleri, yapımcılar eski karakterleri ve eski konuları sanki yeni şeyler anlatıyormuş gibi önümüze koymaya devam ediyor. Joker on yıllardır Batman ile mücadele ediyor. 2020 yılında çıkan Batman: Three Jokers serisi farklı zaman dilimlerinden Joker’ları getirerek aslında çizimlerdeki ufak tefek değişimler dışında ne kadar aynı olduklarını gösterdi. Karakterlere katılan doğal değişimlerin ne kadar ufak olduğunu gördük. Sektörün ufak tefek kalan kısımları dışında yeniliklere karşı bu kadar korkak kaldığını görmek eminim okurların da canını sıkıyordur. Dahası yeniliğe karşı takınılan bu korkak tavrı her yerde görüyoruz.

Süper kahramanların her zaman altında yatan yüce bir amacı vardı. Superman’in bu kadar sevilmesinin sebebi muhteşem güçlü olması ya da gözlerinden ışın atabilmesi değildi. Bunlar karakteri temsil ettiği cesur hayal gücüne götüren ufak tefek ayrıntılardı. Superman, Batman ya da Captain America okur için her zaman bir umut olmuştu aslında. Romatik bir bakış açısından iyiliği ve güzelliği temsil ediyorlardı. Dünya’nın gerçekten kötülükten temizlenebileceğini ve önünde sonunda iyiliğin galip geleceğini anlatıyorlardı. Fakat onlar da zamanın çarkları arasında eriyip gitmekten kendilerini koruyamadılar. İyiliğin koruyucuları bile en sonunda kötülüğün eline düşüp iplerini göremeyen kuklalara dönüştüler. Ancak bizler bu ipleri görüyoruz ve üzülüyoruz.

Hiçbir Şey Asla Son Bulmaz

Joker batman

Joker asla emekli olmayacak, Robin hiçbir zaman istediği babayı bulamayacak ya da Bruce Wayne yatağında huzur içinde yatarken paneller sona ulaşmayacak. Onlarca sinema filmi, yan öykülere konu edilen çizgi romanları, çizgi filmleri, oyuncakları ve oyunlarıyla anlamsızca doldurulmuş yaşamları patlayana kadar şişirilecek. Ardından patlayacak ve parçaları yeniden dikilip sanki farklı bir şeymiş gibi tekrar canlanacaklar. Belki de süper kahraman olmak bunu gerektiriyordur. Yüzlerce farklı zihin tarafından defalarca sökülüp takılmaktır. Belki de asıl kahramanlık buradadır; parçalara ayrılırken bile hangi temel üzerine kurulduğunu unutmamaktır, kim bilir?

Yine de bütün bunlardan sonra aklıma bir soru takılıyor: Joker’in emekli olması gerekmiyor mu artık?

Çizgi roman sektörün bu konudaki tutumu konusunda ne düşünüyorsunuz? Eski karakterlerin yeni yazar ve çizerler tarafından ele alınması eserin arkasındaki ekibi tanımak için bir şans yaratıyor olabilir mi? Kayıp Rıhtım Forum üzerinden yazacağınız fikirlerinizi merakla bekliyoruz.

Oyla!

Oğuzhan Açıkalın

Gedikli bir çizgi roman geek’i olmasam da beyaz sayfalara doluşmuş renkli resimleri her zaman ilgiyle takip ettim. Çünkü resimlerin ve kelimelerin bizi olduğumuzdan daha iyi bir yere taşıyacağına inanıyorum. Kısa kısa hikâyeler yazıyorum, edebiyatın her türlüsüne ilgi duysam da bilimkurgu konusunda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

The Boys 3. Sezon Çıkış Tarihi

The Boys 3. Sezon Çıkış Tarihi Duyuruldu: Amazon’un “Çarpık” Süper Kahramanları Dönüyor

Scott Pilgrim animesi netflix

Scott Pilgrim Animesi Netleşiyor: Ünlü Çizgi Roman Netflix Uyarlaması Olacak