in ,

Nuri Sevsem Gürvardar: “Canavarların Hikâyelerini Anlatmaktan Daha Doğal Ne Olabilir?”

Yazar ve eğitmen Nuri Sevsem Gürvardar, ilk kurmaca kitabı “Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler”in ortaya çıkış serüvenini Kayıp Rıhtım için kaleme aldı.

Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler | Yazarının Kaleminden

Nuri Sevsem Gürvardar, Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler adlı yeni kitabının doğuş sürecini, ilham kaynaklarını ve eserin son hâlini nasıl aldığını anlattı.

* * *

İlk kitabım Hikâye Anlatıcısının Yolculuğu: Ateş Başından Cam Kulelere Homo Narran’ın Kadim Hikâyesi pandeminin gölgesinde 2020 yılında yayımlandıktan hemen sonra eğitmen olarak katıldığım çevrim içi bir atölyede henüz üniversite öğrencisi bir katılımcı meydan okurcasına ve gayet cesurca şöyle bir yorumda bulunmuştu: “Nuri Hocam, nasıl hikâye tasarlanır konusunu pek güzel anlatıyorsunuz lakin sizin kendi hikâyelerinizi de bir ara dinlemek isteriz!”

Hoppala!

Nereden çıkmıştı şimdi bu? O çok kıymetli katılımcıya en ikna edici ses tonumla “yakında sizi şaşırtabilirim” diye cevap verirken kendimce ve uzun uğraşılarla inşa ettiğim konfor alanımın güvenlik duvarlarını terk etmeye hiç de gönüllü değildim aslında. Yıllardır “hikâye anlatıcılığı” ve “hikâyeleştirme” eğitimleri vermeme, şirket ve kurumlara danışmanlık yapmama rağmen hikâyelerin sihriyle olan ilişkim nicedir iş dünyasının klimalı toplantı odalarıyla sınırlı kalmıştı. Dahası, okur benim biraz tuhaf çalışan hayal gücümün mahsullerine nasıl bir tepki verecekti? Bir süredir Harvard Business Review Türkiye ve Campaign Magazine TR gibi önemli dergilere makaleler yazıyor, hikâyelerin iş yaşamında nasıl büyük etkiler yarattığından bahsediyordum ve dahası basılı bir “iş dünyası” kitabım vardı ama “hikâyeleştirme” başka bir şey eline kalem alıp kendi hikâyelerini okuyucunun beğenisine sunmak başka bir şeydi. Zanaatla sanat arasındaki sınırı geçmem gerekiyordu ve acaba değer miydi bu riski almaya?

“Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler” ile Yıllar Öncesinden Kalma Defterler Ortaya Çıkıyor

Evden çıkamadığımız o uzun günlerde yapacak başka iş bulamadığım için eski defterleri kurcalamaya başladım. Neredeyse yıkılmak üzere olan kütüphanemin en alt rafında seneler öncesinden karalayıp bir yana koyduğum öykülere rastladım. Sonra yarım kalmış bir roman buldum. İki de acemice yazılmış senaryo taslağı… Üşenmeyip hepsini bir kez daha okudum. İnsan beyni çok tuhaf şekillerde çalışır. Bunu ilk kitabım için araştırma yaparken öğrenmiştim. Ben yıllar önce şevkle yazdıklarımın üzerinden geçerken çocukluğuma, ilk gençliğime ve genç adamlığıma döndüm. Her hikâye bir duyguyu tetikledi… Her duygu bir anıyı… Tam da benim eğitimlerimde anlattığım gibi: “Hissetmezsen, hatırlamazsın!” İşin içine hisler girince de ne konfor alanı kalıyor ne de güvenlik duvarı.

Gecenin kör bir vakti geçtim çalışma masama ve ilk hikâyeyi yazmaya başladım…

Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler - Nuri Sevsem Gürvardar

“Neden gizem hikâyeleri?” diye soran çok oldu ilk taslağı bitirdiğimde. On bir yaşında ebeveynlerinin kütüphanesinden William Peter Blatty’nin kült romanı Şeytan‘ı aşırıp yaban üzümlerinin arasında gizlice okuyan biri için aklı başında bir cevap vermek güç. Ama diyebilirim ki bilinen ve bilinmeyen dünyaların arasındaki o ince çizgi her zaman ilgimi çekmiştir. Eğer kurgu okuyacaksam korku, gizem ve fantazya daima favorim olmuştur. Stephen King (hâlâ “kral”dır gözümde), Peter Straub (gizemin Dostoyevski’sidir), Richard Laymon (korku ustaları içerisinde ahlak çizgisi olmayan efsanedir) gibi isimler çok erken yaşlarda düş tarlama tohumlarını döke saça girdikleri için olsa gerek her zaman bu türde bir şeyler yazmak vardı aklımda. Çok sonraları Shirley Jackson, Poe, Lovecraft, Shelley ve en nihayetinde de Neil Gaiman ve Kelly Link gibi ustalarla tanıştım ve biraz önce bahsettiğim o ince çizginin aslında ne kadar esnek olduğunu öğrendim. Bilinmeyeni bilinen dünyaya taşımak ilginç olduğu kadar içerisinde ciddi bir eleştiriyi de barındırıyordu. Kurt adamların İstiklal Caddesi’nde kalabalığa omuz atarak dolaştığı, kan emici vampirlerin fenomen kılığında yeni yetme gençlerin duygularıyla beslendiği veya Azazel’in ayrıldığı karısını çocuğunun gözü önünde on sekiz yerinden bıçakladığı bir dünyada yaşıyoruz. King’in dediği gibi, canavarlar gerçek ve her yerdeler. O zaman onların hikâyelerini anlatmaktan daha doğal ne olabilirdi ki?

Ayrıntıları Ayıklamak

Çalışma masama oturduğumda elbette ortaya nasıl öykülerin çıkacağını tam olarak kestiremiyordum. Ben de makale hazırlarken çok faydasını gördüğüm metodu kullandım ve “oluruna bıraktım”. Tabii, bunun “sonuçları” oluyor. Her biri kırk A4 sayfasını geçen öykülerden oluşan beton gibi bir taslaklar yığınıyla masadan kalkıyorsunuz ve ardından çoğu yazarın en nefret iş başlıyor: Murder your darling! Günlerce üzerinde kafa patlattığınız ama hikâyenize aslında hiçbir şey katmayan ayrıntıların ayıklanması gerekiyor. Bir makalede saatler içerisinde bitirebileceğiniz bu katliam, iş kitaba gelince günler sürüyor. Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupéry’in dediği gibi, “Mükemmelliğe ekleyecek değil, çıkaracak bir şey kalmadığında ulaşıyorsunuz,” ama bu süreç epey bir zahmetli oluyor.

Aylar sonra nihai taslağı elime aldığımda o ana dek aklıma gelmeyen ama çok önemli bir soru kalmıştı cevaplanmayan: “Bu kitabı kim basacak?” Ya da daha doğru cümlelerle ifade etmek gerekirse: “Bu öyküleri kim basmaya değer bulacak?”

Bir önceki yayınevim öykü basmadığı için kütüphanemde sayısız kitabı olan ve her kitabını zevkle okuduğum İthaki Yayınları ile irtibat kurmaya karar verdim. Şansıma Devrim Horlu gibi işinin profesyoneli, müthiş bir editörle çalışarak kitaba son şeklini verdik ve işin belki de en keyifli kısmı olan kapak seçimini yaptık. Bu vesileyle kapak tasarımını yapan Hamdi Akçay’a da ayrıca teşekkür etmek isterim. Özellikle kapağın sırt kısmındaki minik “mırnav” detayı okurların en çok hoşuna giden şeylerden birisi oldu.

Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler - Nuri Sevsem Gürvardar

Özetle sevgili Kayıp Rıhtım okuyucuları, bir meydan okumayı kabullenip konfor alanını terk eden acemi bir öykücüyle karşı karşıyasınız. Ben kitabın özünü oluşturan yedi öykünün her birini çok severek anlattım. Okuyanlardan da, ilkokul öğretmenim sevgili Seval Hoca dahil, şu ana dek çok güzel ve cesaret verici dönüşler aldım. Dilerseniz ben burada lafı fazla uzatmadan bitireyim ve sizi bir okurumun Linkedin’de kitabım için yazdığı kısa yorum ile baş başa bırakayım.

“Kitap, gizem ve tuhaflıklar içeren, birbiriyle ilintili olmayan yedi öyküden, öyküler öncesinde yazarın okuruyla samimi bir iletişime ve kendine dair kısa ipuçları verdiği girizgahlardan, önsöz niteliğinde bir giriş yazısından ve sonsözden oluşuyor. Her bir öyküden önce çeşitli edebiyatçı ve sanatçılardan kısa alıntılar da kitaba ayrı bir zenginlik katıyor.

Öykülerin her biri gerek kurgu gerekse de sosyo-kültürel, güncel ve kısmen yakın tarihsel temaların ele alınış biçimleri açısından çok katmanlılık barındırıyor. Yazar, parmağını gözümüze sokmadan, mesaj kaygısı gütmeden (ya da belki güderek) okurun sezgiyle kavrayabileceği bir amacı sanatsal yapıyı feda etmeden ince ince dokuyup karşımıza bir motif gibi çıkarıyor. Kaygı bu olunca da doğal olarak öykülerin gizemi, tuhaflığı, gerçekliği ya da gerçek dışılığı okuyan için belli bir aşamadan sonra özellikle de öykünün sonunda bir anlam ifade etmiyor. Çünkü bizler yani düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlar* için sonların bir önemi yok.

Biz o hikâyeleri, içinde kaybolmak için okuyoruz.

Bir yandan da olay örgüsüne dağıtılmış şiir, mitoloji, edebiyat, müzik, popüler kültür ve daha pek çok destekleyici öğe her bir öyküye ayrı bir kıvam ve çeşitlilik katıyor ve öykülerin çok katmanlı yapısını perçinliyor.

Bu öykülerin yazarı, sadece iyi bir hikâye anlatıcısı değil aynı zamanda sanatçının ya da edebiyatçının tarihin, çevrenin, yaşamın özellikle de yaşadığı çağın tanığı olması gerekliliğine dair misyonu fazlasıyla üstlenmiş bir duyarlılıkta bir öykücü ve her öyküde bu duyarlılıkla çıkıyor karşımıza.

Özetle, ben kitabı çok beğendim. İyi bir öykü okuru olarak da son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim.”

*E.A. POE

Ersin Engin

Nuri Sevsem Gürvardar


Kadınlar, Erkekler ve Tuhaf Öyküler hakkındaki yorumlarınızı bizimle Kayıp Rıhtım Forum üzerinden paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki diğer yazar maceralarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Çürüme - Cem Kalender

Cem Kalender, Palu Ailesi’nden İlhamla Kaleme Aldığı “Çürüme” Romanıyla Raflarda

İnkaların Kurban Ritüellerinde Çocukları Kokainle Sakinleştirdikleri Ortaya Çıktı