Nöropolis – Eylül İdemen Doğramacı | Çevirmenin Çemberi

Robert Newman'ın Nöropolis adlı romanını dilimize aktaran Eylül İdemen Doğramacı, eserin çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Eylül İdemen Doğramacı, usta komedyen Robert Newman’ın Nöropolis adlı Türkçeye yeni çıkan romanının çeviri sürecini anlattı.

* * *

Mizahı severim. Gerçi, “Ben mizahtan hazzetmem,” diyene de rast gelmiş değilim 28 yıllık hayatımda. Ancak, birisi bana, “Bir komedyen bilimsel bir kitap yazmış, duydun mu?” dese, aklıma kavaktaki balıklar gelirdi herhalde. En azından Robert Newman ile tanışana kadar.

Nöropolis, sevgili editörüm Ayşe Tuba’nın (Ayman) o çok sevdiğim tabiriyle, öyle ‘katır kutur’ bir bilim kitabı değil. Aslında, ait olduğu popüler bilim kategorisinin hakkını fazlasıyla veriyor bence, sonuçta yazarı bir komedyen ve politik aktivist olarak yeterince ‘popüler’. Ancak bu popüler bilim kitabı ders kitabı soğukluğunda bir bilimsellik içermediği gibi, Newman’ın dilbazlığını kullanıp mizah sosuyla sunduğu kişisel fikirlerinden oluşan bir günlük de değil. Nöropolis, Newman’ın Steven Pinker, David Eagleman ve V. S. Ramachandran gibi bilim insanları ve yazarların çoksatanlarını sivri bir dille sorguladığı, sorularını da bilimsel çalışmalara dayandırdığı bir düello daveti.

Çeviribilim eğitimi almış herkes, ideal bir çeviri sürecinin çeviri amaçlı metin çözümlemesi ile başlaması gerektiğini bilir. Çevrilecek metnin çevrilmeye başlanmadan en az bir kez baştan sona okunup değerlendirilmesini kapsayan bu süreç, çeviri sürecinin hayatın farklı dinamikleriyle çakışması sonucu ne yazık ki feda edilir veya hızla geçilir. Açıkçası, Nöropolis’in çeviri öncesi süreçleri için benim de çok fazla vaktim olamadı. Ben de bu sınırlı vakti öncelikle yazarı araştırmaya ayırmak istedim ve karşıma eğitimini bilim üzerine almamış bir aktivist ve komedyen çıktı!

Nöropolis’in Nörobilime Karşı Duruşu

Bu durum aslında kitaba ön yargıyla yaklaşmama neden olabilirdi. Çünkü uzmanlık alanlarının sınırlarının daha da keskin hatlarla çizildiği ve dolayısıyla yepyeni uzmanlık alanlarının oluştuğu bu çağda; profesyonel bağlamda bilimle hiçbir ilişki kurmamış bir insanın yazacağı bir kitap ne kadar ‘bilimsel’ olabilirdi ki? Sonra Giriş bölümüne göz attım ve Newman’ın bizzat muhatap olduğu bu soruya verdiği cevabı okudum. The Brain Show adlı bir stand-up dizisi hakkında sohbet etmek üzere çağrıldığı bir radyo programında sorulmuştu bu soru ona. Newman bu soruya programda cevap verememiş olsa da ‘beyin bilimine ilişkin beyinsiz yorumların’ aslında nörobilimsel gelişmelerden ziyade felsefeye dayandığına yönelik inancı, Nöropolis’in nörobilime karşı duruşunu özetliyor.

GÖZ ATIN  Haftanın Kitabı #113 – Frankenstein Bağdat'ta

‘Bir de beyin biliminin insan davranışlarına ilişkin tüm bilgileri kendine mal etmiş gibi görünmesi var ki insan o alana dalmadan duramıyor,’ diyor Newman ve Giriş bölümünü şöyle bitiriyor: ‘Haydi arka kapının merdivenlerinden çıkalım ve evimizde neler yaptıklarına bir bakalım’. İşte o zaman beynimde bir şimşek çaktı. Öyle ya, beyin biliminin özneleri olarak bizler de, beyin üzerine söylenenleri sorgulayabilirdik.

Nöropolis: Robert Newman

Newman, çoksatan kitapları olan alan uzmanlarına iddialarının gündelik deneyimlerimizle, mantıkla ve kaynak gösterdiği bilimsel makalelerle örtüşmeyen yönlerini hem bize hem de onlara mizahi ve biraz da kışkırtıcı bir dille gösteriyor. Politik aktivistliğinin bir izdüşümü olduğuna inandığım iğneleyici üslubunu, komedyenliğinin verdiği dilbazlıkla birleştirerek, beyin bilimi üzerine söylenegelmiş şeyleri yirmi dört bölümde, yirmi dört farklı açıdan irdeliyor. Aslında bu çeviriyi en keyifli deneyimim haline getiren de bu oldu; ciddi bir konuya, konunun yaklaşık yedi milyar öznesinden biri olarak el koyan ve beyinlerimize ilişkin öne sürülenleri sorgulayabilen bir komedyenin Türkçedeki sesi olmak muazzam bir keyif.

Çevirideki Güçlükler

Bu keyif, çeviri sürecinde bazı ufak güçlükler yaratmadı desem yalan olur. Bunları bir popüler bilim kitabından beklenmeyen güçlükler olarak nitelemek daha doğru aslında. Edebi metin özelliği taşımadıklarından teknik metinler kapsamına dâhil edilen popüler bilim kitapları, ait oldukları türün bir özelliği olarak, edebi metinlere göre genellikle daha net ve objektif ifadeler içerir. Amaçları okuru etkilemekten ziyade bilgi vermek olduğundan, hele de içeriği gündelik deneyimlerle veya çevirmenin ilgi alanıyla benzeşiyorsa, daha ‘kolay baş edilebilecek’ metinler olarak görülürler. Benim de bilimsel metinlerin daha sade ve berrak bir çeviri süreci vaat ettiğine inanmamı sağlayan deneyimlerim oldu. Ancak Nöropolis bana ele aldığı konuyla bilimsel, yazarının üslubuyla da edebi bir metin çevirmenin hazzını yaşattı. Çünkü Newman, bize beyin biliminden sağ salim çıkarmayı vaat ederken mizahını da konuşturuyor.

GÖZ ATIN  Çevirmenin Çemberi: Demir Altın

V. S. Ramachandran’ın insan kahkahasının aslında atalarımızın potansiyel düşmanlarına sergiledikleri hırlamanın yarıda kesilmiş hali olduğu iddiasına, Louis Armstrong’un What a Wonderful Life adlı şarkısından bir örnekle cevap veriyor, örneğin. Tabii şarkının Newman versiyonu birazcık farklı. Armstrong etrafında birbiriyle tokalaşan insanları görmekten ne kadar mutlu olduğunu anlatıyor. Fakat aslında bu insanların birbirlerine içten içe ‘hırladığını’ fark ediyor ve hüzünlere gark oluyor. Bu da benim şarkının sözlerini Türkçeleştirirken araya birkaç küfür serpiştirmemi gerektirdi. Ayrıca, kafasına bir demir çubuğun saplanmasıyla bambaşka bir kimliğe bürünen Phineas Gage’i anlatan bölümün sonunda yer alan Amerikan demiryolu sözlerini Türkçeleştirme şerefine eriştiğimi de gururla belirtmek isterim. Yani şiir çevirisine Newman sayesinde ucundan kıyısından giriş yaptığımı söylemek hiç de yanlış olmaz.

Bu noktada özellikle belirtmek istediğim bir şey daha var.

Çeviri sürecinin en önemli aktörlerinden biri de editör ve yayınevidir. Çevrilen metin, editörün filtresinden geçtikten sonra yayımlanır. Çevrilecek metni seçen de yayınevi olduğundan, yayınevi aslında çeviri sürecinin başlangıç ve bitiş noktasıdır ve her metin yayınevinin çizgisini yansıtır. Ben çeviri sürecinde de, metni editöre aktardıktan sonra da çevirime ilişkin hiçbir eleştiriyle karşılaşmadım. Burada kastım cümle düşüklükleri gibi ufak tefek hatalardan çok, yazarın üslubundan kaynaklı kaba ve argo ifadelerin kullanımı aslında. Bu tür ifadelerin çoğu durumda hoş karşılanmaması oldukça makul. Ancak kaynak metindeki ifadelerin çıkarılmasının ve erek, yani çeviri metnin yayınevinin stratejisine uygun şekilde düzenlenmesinin de çeviri sürecinin ve yayınevinin objektifliğine vereceği zarar aşikâr.

Nöropolis’in çevirisi sırasında, Newman’ın üslubunun önemli bir parçasını oluşturan ve aslına en yakın şekilde aktarmaya çalıştığım kaba ve argo ifadelere yayınevinin nasıl bir tepki göstereceği beni endişelendiren bir meseleydi. Böyle bir durumda metnin yeniden düzenlenmesi gerekecek ve bu metinde kaçınılmaz kayıplara sebebiyet verecekti. Sevgili editörüme ve Timaş Yayınları’na bana süreçte verdikleri desteğin yanı sıra sağduyuları için de teşekkür ederim.

GÖZ ATIN  Dede Korkut'un Kayıp 13. Destanı Kitap Olarak Raflarda

Newman’ın vaadi beni beyin biliminden sağ salim çıkardı. Bilimsel bir metin çevirmenin gereği olarak pek çok paralel metin araştırması da yaptığım bu süreçte; karmaşık ve bilimsel görünen her şeyin, özellikle de gündelik deneyimlerle karşılaştırılarak değerlendirilebilecek nitelikteki iddiaların, farklı kaynaklardan edinilen bilimsel bilgiler ve mantıkla nasıl da şaşırtıcı bir sadeliğe bürünüverdiğini öğrendim. Newman’ın tabiriyle, arka bahçemizde birtakım işler karıştıranların sizi hapsettiği beyin bilimi labirentinden çıkmak isterseniz, Nöropolis’e göz atabilirsiniz.

Eylül İdemen Doğramacı

Nöropolis kitabına dair görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşabilirsiniz.

* * *

Sitemizde bulunan tüm Çevirmenin Çemberi yazıları için tıklayın!




Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz! İletişim: info@kayiprihtim.com

Nöropolis – Eylül İdemen Doğramacı | Çevirmenin Çemberi

Robert Newman’ın Nöropolis adlı romanını dilimize aktaran Eylül İdemen Doğramacı, eserin çeviri macerasını Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

Başa dönün