in ,

Sözleşme – Belma Fırat | “Toplumsal Adalet Peşimi Bırakmadı”

Belma Fırat, “Sözleşme” kitabının doğuş aşamasını, eseri kaleme alma macerasını ve romanın perde arkasını Kayıp Rıhtım okurları için anlattı.

Sözleşme - Belma Fırat Yazarının Kaleminden

Belma Fırat ilk romanı Sözleşme hakkında merak edilenleri anlattı. Fırat, NotaBene Yayınları tarafından yayımlanan ve toplumsal adalet meselesini odağına alan eserinin ortaya çıkış sürecini Kayıp Rıhtım okurları için kaleme aldı.

 * * *

Sözleşme isimli romanımı 2019 yılının yaz aylarında yazmaya başladım fakat romanın zihnimdeki oluşum süreci 1995 yılına kadar geri gidiyor. O yıllarda ODTÜ’de ekonomi alanında yüksek lisansını tamamlamış genç bir ekonomist olarak özel bir kurumda çalışmaktaydım. Kurumun Ekonomik Araştırmalar bölümünün başında olan değerli hocam Hasan Ersel, doktora çalışmalarına devam etmemizi destekliyordu. Oysa ben akademik eğitimimi felsefe alanında sürdürmeyi arzu ediyordum ve bu düşüncemi nasıl açacağımı bilemiyordum. Bir gün tüm cesaretimi toplayıp kapısını çaldım. Hasan hocam tahminlerimin aksine isteğimi olumlu karşıladı. İnterdisipliner alanda yapılan çalışmaların önemini vurguladı ve sohbetimiz esnasında bana ekonomi, felsefe ve adalet teorilerini birleştiren John Rawls’un çalışmalarından söz etti. Böylelikle bir yandan Boğaziçi Üniversitesi’nde felsefe yüksek lisans eğitimimi sürdürürken bir yandan da Rawls’u araştırmaya başladım.

Sözleşme: Yıllar Boyu Süren Sorular

Rawls üç bakımdan dikkatimi çekiyordu. İlk olarak, adaleti tesis etmek üzere bir toplumsal sözleşme yapacak tarafların başlangıç durumunun eşit olmadığını ve bunun bakış açılarını etkilediğini vurguluyordu. Buna çözüm getirecek bir düşünce deneyi olarak “cehalet perdesi” ya da “cehalet peçesi” adını verdiği, kimsenin başlangıçtaki konumunu, toplumsal matristeki yerini, yeteneklerini; olumsal diyebileceğimiz avantaj ya da dezavantajlarını bilmediği bir başlangıç durumu tarif ediyordu. İkinci olarak toplumun dezavantajlı kesiminin yararına katkıda bulunan eşitsizliklere müsaade edilmesi gerektiğini savunan “fark ilkesini” getiriyordu. Son olarak “cehalet perdesi”nin, Kant’ın ahlak felsefesinin uygulanabileceği şartların zeminini oluşturduğunu savunuyordu. İşte benim romanımın fikri buradan doğdu.

Kant’ın ahlak felsefesi; evrenselleştirilebilirlik, özgürlük, saygı, bir insanın diğerine asla bir araç olarak değil hep bir amaç olarak göreceği şekilde davranması gerektiği düşüncesi üzerine kurulmuştur. Böylelikle, eğer bir bilimsel buluş “cehalet perdesi”ni mümkün kılsaydı ne olurdu diye düşündüm. O zaman herkes için daha adil bir toplum sözleşmesi yapabilir ve dahası ahlaki seçimlerimizde Kant’ın etiğini hayata geçirebilir miydik?

Öte yandan, Kant’ın “Koşulsuz Buyruk” adını verdiği ahlak ilkelerini böyle bir buluş sayesinde hayata geçirmenin kendisi etik bir tavır olur muydu? Neden bir “cehalet perdesi”ne ihtiyaç duyalım? “Cehalet perdesi” bilimsel buluş haline geldiğinde ayrıcalıklarımızı unutarak bir kenara bırakmamızı telkin ederken; mesela Emmanuel Levinas çerçevesinde, tam da ayrıcalıklarımızın bilincinde olmamızdan kaynaklanan sorumluluk etiği ya da “başkası için olmak” gibi düşünceleri tasfiye eden bir faydacılığa mı evirilmekte? Ve son olarak “cehalet perdesi” altında, daha adil bir sözleşme yapılacağı ya da yapılsa bile bunun toplumsal çatışmalara yol açmayacağı garanti edilebilir mi?

Bu romanı yazma hazırlığım uzun zaman aldı. Yıllar boyu belki yazmak üzere kalemi elime almadım ama bu sorular üzerine düşündüm. Okudukça fikirlerim olgunlaştı. Arada üç öykü kitabım çıktı ancak zihinsel sürecim ara ara kesintilere uğrasa da bu mevzu üzerine düşünmeyi hiç bırakmadım. Sonunda oturup yazmaya mecbur kaldım. Bu süreçte Sait Faik’in “yazmasaydım çıldıracaktım” derken ne kastettiğini anladım. Çıldırmayacaktım elbette ama roman fikri bana musallat olmuştu, yakamı bırakmıyordu.

Sözleşme - Belma Fırat

Tasarım Süreci

Romanı nasıl tasarladığıma gelince; öncelikle bilimkurgu türünün imkânlarından yararlanarak “cehalet peçesi/perdesi”nin bir bilimsel buluş sayesinde mümkün kılındığı bir dünya hayal ettim. Daha sonra, düşünce ve inanç özgürlüğü, toplumsal cinsiyet ve özel mülkiyeti temel alan bir toplumsal sözleşmenin nasıl olması gerektiği konusunda okuyucuyu etik bir tartışmaya davet eden Özgür, Hayat, Cihan ve Eylem adını verdiğim dört kişi kurguladım. Her birini düşünce evrenleri, hayata bakış açıları ve savundukları fikirler bağlamında yukarıda sözünü ettiğim üç soruyla ilişkilendirdim ve toplumsal sözleşme tartışmalarına kendi öznel fikirleri bağlamında dâhil ettim. Böylelikle romanda Özgür, düşünce ve inanç özgürlüğünü temsil ederken Hayat, toplumsal cinsiyet eşitliğini önceleyen, Cihan ise özel mülkiyeti sorunsallaştıran birer karakter olarak kuruldu. Eylem’i bu üç karakteri yorumlayan, onların düşüncelerini birbirine tercüme eden felsefe eğitimi almış bir akademisyen olarak kurguladım.

Roman kişilerinin arasındaki çatışmaları, iyi-kötü, doğru-yanlış, haklı-haksız dikotomilerinin dışına çıkarak, herkesin kendi bakış açısından haklı olduğu bir yerden kurmaya çalıştım. Kurguda, romanın merceğine aldığı problemin uzağına düşen, onunla bir yerden bağlantı kurmayan, anlatıyı yoğunlaştırmaya katkıda bulunmayan hiçbir unsura yer vermemeye gayret ettim. Yazarken esasen bir öykücü olmamın getirdiği yaklaşımla eksiltme tekniğine gönülden bağlı olduğumu fark ettim. Bu nedenle romanın kurgusu, metnin bir hayli kısalması ve okur için yorucu olması pahasına boşluklarla dolu, atlamalı ve parçalı oldu.

Yoğun felsefi tartışmalara dayalı bu metin bir roman mıdır diye sorulabilir. Editörüm Arzu Eylem ve romanın ilk halini okuyarak bana değerli önerilerde bulunan yazar arkadaşlarım Hakan İşcen ve Lal Hitay ile bu konuda görüş alışverişinde bulundum. Sonunda Hakan’ın felsefi kurmaca önerisini benimsedim. Öte yandan Cervantes’in Don Kişot’unu ilk roman kabul edersek, roman zaten melez bir türdür. Bu nedenle Sözleşme’yi, türlerarasında ikâmet eden, felsefi kurmaca tarzında bir roman şeklinde adlandırmayı uygun gördüm.

Basılma Süreci

Son olarak romanın basılma sürecinden söz edeyim. Her üç öykü kitabım da 2014 yılından bu yana birlikte çalıştığım NotaBene Yayınları’dan çıkmıştı. Bu nedenle romanımı öncelikle NotaBene’ye yolladım. Sağ olsunlar fazla bekletmeden kabul ettiler.

NotaBene’nin özellikle ilk roman ve öykü kitabını çıkarmak isteyenler için iyi bir adres olduğunu düşünüyorum. İlk kitabımın editörü Ayşe Akaltun, sonraki iki öykü kitabımın editörü Sibel Öz ve ilk romanımın editörü Arzu Eylem ile güzel bir dayanışma ruhuyla çalıştım. Kendilerine müteşekkirim. İleride başka projelerde yeniden bir araya gelmeyi umuyorum. “Yazarının Kaleminden” köşenize beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.

Belma Fırat


Sözleşme hakkındaki yorumlarınızı bizimle Kayıp Rıhtım Forum üzerinden paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki diğer yazar maceralarına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Konuk Yazar

Siz de Kayıp Rıhtım'da konuk yazar olabilirsiniz!

İletişim: [email protected]

Kambur - Şule Gürbüz | Haftanın Kitabı #202

Kambur – Şule Gürbüz | Haftanın Kitabı #202

matt reeves yeni batman kurt cobain benzeri

Matt Reeves: “Yeni Batman, Kurt Cobain Havası Taşıyacak”