in ,

Spider-Man ve Organik Ağ Fırlatıcıları: Nereden Çıktılar, Nereye Gittiler?

Spider-Man organik ağlarına nasıl kavuştu? Sonrasında bundan neden vazgeçildi? Çizgi Roman Günlükleri yazı dizimizin yeni bölümünde işte bu sorular soruluyor!

Çizgi Roman Günlükleri Spider-Man

Çizgi Roman Günlükleri yazı dizisinde, çizgi romanlarda okuduğumuz saçma, ilginç, komik, eğlenceli veya trajik; özetle birisine anlatmaktan karşılıklı keyif alınacağını düşündüğümüz olay ve hikâyeleri sizlerle paylaşıyoruz. Üçüncü bölümün konusu Spider-Man ve ağ fırlatıcılarının organik oluş öyküsü!

Spider-Man karakterinin ağ fırlatıcıları her zaman karakterin en ikonik parçalarından biri olageldi. Bilime ilgisi ve kabiliyeti ortalama bir lise öğrencisinin çok yukarısında olan Peter Parker, okur karşısına henüz ilk kez çıktığı Amazing Fantasy (1962) #15 sayısında odasına kurduğu laboratuvar düzeneğinde sentetik örümcek ağı üretmeyi başarmıştı.

Hepimizin bildiği gibi Peter, bu maddeyi aksiyon halinde kullanabilmesine olanak veren ağ fırlatıcılara sahip. Bileklerine taktığı bu hassas mekanizmalar, elin ufak bir hareketiyle haznedeki ağı serbest bırakıyor. Bu pratik ve dâhiyane ağ fırlatıcılarının çalışma mantığına ilişkin temiz bir açıklama olarak 1964 yılında çıkan Amazing Spider-Man Annual #1 sayısında konuya değinilen sayfa örnek gösterilebilir.

Ağ fırlatıcılar uzun yıllar boyunca Spider-Man’e tüm maceralarında eşlik ettiler. Hatta ihtiyaç duyduğu anlarda haznedeki sıvının bitmesiyle zor durumda kalması karakter için çok sık kullanılan bir klişe haline geldi.

Çizgi Romandan Sinemaya, Sinemadan Çizgi Romana

Sene 2002’yi gösterdiğinde ise Spider-Man’in Sam Raimi yönetmenliğindeki dev sinema filmi vizyona girdi. Bu hikâyede de kader Peter Parker için ağlarını bir kez daha örüyordu. Örümcek ısırıyordu, Ben Amca ölüyordu, kaderin ağları büyük oranda aynıydı yani. Ancak bu kez Peter’ın ağları daha bir farklıydı, organikti. Ağlar kahramanımızın bileğinden öylece çıkıveriyorlardı. Özellik, paketin içinde yüklü olarak gelmişti, bir lise öğrencisinin geliştireceği tarihi bir icada ihtiyaç yoktu.

Sam Raimi

Uyarlama işlerde kaynak materyalden ayrılan kreatif kararlar illaki olur. Bu örnekteki de karakterle ilgili her şeyi etkileyecek ölçüde radikal bir değişiklik değil. Kısacası ortada sevip sevmemenin ötesinde çok da dert edilecek bir durum yok, aynısını getirip çizgi romanlarda önümüze koymadıkları sürece tabii ki.

Kahramanlarının sinemaya veya televizyona aktarılması sürecinde bu uyarlama işlerin çizgi romanları kaynak olarak kullanması hayatın doğal akışı. Bu tam tersine işlediğinde ise orada sorunlar doğmaya başlıyor. Editörler, karakterlerin çizgi roman versiyonlarını potansiyel yeni okurlara daha tanıdık kılmak gibi beyhude bir çaba uğruna filmlerde yapılan bazı değişiklikleri çizgi romanlara da eklemeye karar verebiliyorlar. Bu da her zaman beraberinde güzel sonuçlar getirmiyor elbette. Spider-Man’in ağ atıcılarının başına gelenler bunun en can sıkıcı örneklerinden biri olmasa da uygulanışı ve sonrasında da vazgeçilişi itibarıyla akıllıca olmaktan uzak.

Çilek Dudaklarına…

Spectacular Spider-Man (2003) #15, bu dönüşümün başladığı sayı. Paul Jenkins, genel anlamda güzel geçen Spider-Man yan serileri yazma serüveninin son çeyreğinde. 2000’li yılların başları için Spider-Man’le ilgili bilinmesi gereken bir şey, ana seri Amazing Spider-Man’in o dönemki yazarı J. Michael Straczynski’nin karakterin kökenine mistik bir taraftan yaklaşarak örümcek totemi ve kadercilik çerçevesinde anlattığı hikâyeler. Paul Jenkins de mevzubahis sayımızda Spidey’nin karşısına bu akımdan bir karakter çıkarıyor. Kendisini Queen olarak adlandıran bu karakter bir anda ortaya çıkıp şehri birbirine katıyor, zihin kontrolüne aldığı onlarca kişiyi de beraberinde sürüklüyor. Olay yerine intikal eden Peter, burada Captain America’nın da orada olduğunu görüyor ve kahramanlarımız team-up yaparak günü kurtarmaya soyunuyorlar.

Ne var ki Spider-Man, düşman ile yüz yüze geldiğinde Queen’in kendisini de kontrol edebildiğini acı bir şekilde öğreniyor ve bedeninin hâkimiyetini kaybediyor. Peki ablamız bundan nasıl istifade ediyor? Elbette Spider-Man’in dudaklarına yapışarak.

Spider-Man
Sayı: Spectacular Spider-Man (2003) #15

Şehrin ortasında gerçekleşen bir kargaşadan söz ettiğimiz için haliyle basın da orada ve bu görüntü de canlı olarak ulusal televizyonlarda yer buluyor. Bir sonraki sayıda Peter’ın Queen karşısındaki çaresizliği sürse de Cap, ablamızı binanın tepesinden aşağıya atarak herkese rahat bir nefes aldırıyor.

Sayı: Spectacular Spider-Man (2003) #16

Bu biraz fazla acımasız bir çözüm gibi görünse de merak etmeyin, Queen bu düşüşü zarar görmeden atlatıyor. Daha sonrasında isminin Ana Soria olduğunu öğrendiğimiz bu karakter hakkındaki gerçekler ortaya dökülmeye başlıyor. Cap’in onu durdurmak için koşup gelen ilk kahraman olması tesadüf değil, İkinci Dünya Savaşı yıllarından bir geçmişleri var.

Devletin Bekası

Savaş zamanı kadınların alındığı bir birliğe katılan Ana, devletin yeni bir süper asker daha yaratmak için başlattığı bir programa alınmış. Üzerinde yapılan bir ton deneyden sonra başarı gözlemlenemeyince de devlet baba, Ana’yı bir hücreye tıkıp öylece bırakmayı uygun görmüş. Hapiste geçirdiği günlerde Ana’nın gizli mutant gücü aldığı radyasyonların etkisiyle uyanmış, böylece kendisi böceklere ve böcek geni taşıyan insanlara hükmedebilme yeteneği kazanmış. Bi’ dakika, böcek geni mi dedik? Evet, hikâyede gereksiz bir şekilde böyle saçma bir fikir ortaya atılıyor. Buna göre yaşayan insanların yaklaşık üçte biri insan ile böceğin DNA’sının ayrıldığı noktaya ait bir gen taşıyormuş, Queen de bu insanları kontrol edebilmekte. Bir de ortada koca bir şehri yok edebilecek tesirde bir bomba var, yine Amerikan devleti tarafından geliştirilmiş, Queen bunu da ele geçirmiş ve patlatacak. Ya şuraya bakar mısınız, bu devlet kendi başına ne de güzel bir kıyamet senaryosu örmemiş mi?

Biz bir yandan bunları öğrenirken bir yandan da başlangıçta gerçekleşen öpücük Spidey’nin üzerinde değişik etkiler göstermeye başlıyor. Peter, Gregor Samsa gibi aniden olmasa da günler içinde kademeli olarak dev bir örümceğe dönüşüyor.

Önce soldaki gibi oluyor ve zamanla sağdakine dönüşüyor. Sayılar: Spectacular Spider-Man (2003) #17 ve 19

Dönüşümle beraber kontrolünü kaybedip kendini Queen’in kollarına bırakan Peter, dev bir örümcek formunda acı çekerken burada korkunç gerçeği öğreniyor.

Spider-Man
Sayı: Spectacular Spider-Man (2003) #20

Spider-Man Hamile!

Queen, komünün adı üstünde kraliçesi olarak çiftleşmek için kendine eş olarak Peter’ı belirlemiş ve bunun için ağzından salgıladığı enzimle Peter’ı hamile bırakmış! Neyse ki bu noktadan sonra işler daha da fazla tuhaflaşmıyor ve bünyesi dönüşüme ayak uyduramayınca Peter öylece ölüveriyor. Buna üzülelim mi sevinelim mi bilemezken bir süre sonra örümcek kabuğunun içinden insan formuyla tekrar diriliyor!

Spider-Man organik ağ fırlatıcısı Çizgi Roman Günlükleri
Sayı: Spectacular Spider-Man (2003) #20

Bu yeniden doğuş birkaç değişikliği de beraberinde getiriyor.

Spider-Man organik ağ fırlatıcısı Çizgi Roman Günlükleri
Sayı: Spectacular Spider-Man (2003) #20

Eveeet, organik ağlar. Bunların niçin el bileklerinden salgılandığı sorgulamasına girmeyeceğim. Emin olun başka türlüsü bizi daha mutlu yapmayacaktı. Spidey, bu sayıyla beraber böceklerle psişik bağ kurabilme gibi neredeyse hiç kullanmayacağı bir iki yetenek daha elde ediyor. Gerisi bildiğiniz gibi, kahramanımız Queen’i yeniyor, bombayı durduruyor, New York bir kez daha yok olmanın eşiğinden dönmüş oluyor, mutlu son.

Organik ağların çizgi romanlara geliş öyküsü işte bu şekilde. İşin daha da kötü yanı, bundan tam bir yıl sonra 2005 senesinde “The Other: Evolve or Die” adında o sırada yayında olan üç Spider-Man serisini birden kapsayan 12 sayılık kocaman bir crossover hikâye başlıyor. The Other’da karakterin başından bunun neredeyse tamamen aynısı bir süreç geçiyor. Hikâyede Peter hastalanıp ölüyor, morgda yatarken eski derisini geride bırakarak dirilip kendini bir kozanın içine sarmalıyor ve bir süre sonra bu kozanın içinden tümüyle iyileşmiş ve yeni yetenekler elde etmiş halde çıkıyor! Eh, yani abiciğim bu fikrin bu denli muazzam olduğunu size ne düşündürttü de bir kere yetmedi, bir de üstüne koskoca bir crossover öyküsü olarak ikinciye uyguladınız anlamak gerçekten güç.

Biz Bu Ağı Niye Yedik?

Günün sonunda tüm bu değişikliklerin hiçbiri kalıcı olamadı. Son yıllarda herhangi bir Spider-Man çizgi romanı okuduysanız karakterin yine ağ fırlatıcı mekanizmalarını kullanıyor olduğunu zaten görmüşsünüzdür. Peki bu organik ağ işine ve diğer yeteneklere ne oldu? One More Day oldu. 2007’de yayınlanan One More Day, retcon kavramını dağarcıklara sokmuş, yıllar sonra hala tartışılmaya devam eden bir hikâye. Bir gün başlı başına bu yazı dizisinin konuğu olarak da görebilirsiniz.

Spider-Man organik ağ fırlatıcısı Çizgi Roman Günlükleri

Peter Parker’la Mary Jane Watson’ın evliliğini tamamen silmesi başta olmak üzere Spider-Man’le ilgili pek çok şey One More Day aracılığıyla Marvel editörlerinin keyfine göre tekrar düzenlendi, ağ fırlatıcılar da bu şekilde geri gelmiş oldu. Yazıda anlatılan olaylardan hangi ögelerin mevcut durumda gerçekleşmiş olarak kabul edildiği ise muallakta. Sonuç olarak sinema uyarlamalarının etkisiyle Spider-Man’in başından böyle gereksiz bir süreç de geldi geçti.

Çizgi Roman Günlükleri yazı dizisi devam edecek! Siz de bu bölümün konusu ve yazı hakkındaki görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da paylaşabilirsiniz.

* * *

* Çizgi Roman Günlükleri #2: Gangster Skrull’lar Nelerdir, Nerede Bulunurlar?

Oyla!

İsmail Can Bağbozan

1994 doğumlu, ODTÜ’den endüstri mühendisi olarak sağ kurtulmayı başarmış bir azim örneği. Asıl uzmanlığı ise başka alanda. Amerika’nın çizgi romanlarına, Japonya’nın mangalarına ömür harcadı. Çocukluk ve gençliğinde okuduğu oyun dergilerinin ona ilham olmasıyla da bu tutkusunu başkalarıyla paylaşmaya karar verdi. Sinema, fantastik edebiyat, anime ve elbette video oyunlarıyla da hayatının çeşitli dönemlerinde bolca haşır neşir olmuşluğu var.

black panther 2

Black Panther 2 Çekim Tarihleri Belli Oldu

Türk Halk Anlatmalarında Olumsuz Tipler - Dr. Mustafa Duman

Türk Halk Anlatmalarında Olumsuz Tipler: Kötülüğün Temsilcileri İncelendi